Syk Gümrük Müşavirliği


Syk Gümrük Müşavirliği

Arayıp bulamadığınız soruların cevapları

İthalatta Gözetim Uygulamasında Sular Durulmuyor

Özet

İthal edilen gözetim uygulamasına tabi eşyanın fatura değeri ile gözetim kıymeti arasındaki farkın “yurtdışı gider” olarak beyanı sonucu fazladan ödendiği ileri sürülen Gümrük ve Katma Değer Vergileri 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 211’inci maddesi uyarınca geri verilmesi Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı ile açılan davalar sonucunda çoğunlukla kazanılmaktaydı. Gümrük Kanunu’nun 211’inci maddesinde yapılan değişiklik ile gümrük kıymetini kendiliğinden artırarak gözetim uygulamasına dahil olmayanların, ithalat işlemi tamamlandıktan sonra kendiliğinden artırılan gümrük kıymeti sonucu ödedikleri fazla vergileri geri almalarının önüne geçilmek istenmiştir. Ancak Ticaret Bakanlığına tebliğ edilen Danıştay 7’nci Dairesinin kararı ile 2019/1 sayılı "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu Genelge`nin 3’üncü maddesini değiştiren 31/3/2021 tarihli, 2021/13 sayılı Genelge`nin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği bildirilmiştir. Ortaya çıkan gelişmeler bu makalemizin konusunu teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler

İthalat, gözetime tabi eşya, gümrük kıymeti, yürütmenin durdurulması, ihtirazi kayıtla beyan.

 

  1. Giriş

Türkiye’de ithalatlara karşı uygulanmakta olan gö- zetim belgesi uygulaması, Ticaret Bakanlığı tarafın- dan yayımlanan tebliğler aracılığı ile belirlenmekte- dir. Uygulama genelde vergi toplanması amacıyla yapılmakta olup, Türkiye’deki yerli üreticilerin ko- runması amaçlanmaktadır.

Uygulamada, herhangi bir malın ithalatı için gözetim belgesi yükümlülüğünün getirilmesi halinde, ilgili malın ithalatçıların üç seçeneği bulunmaktadır;

  • İthal edilen malların gümrük değerinin ilgili tebliğ- de belirlenen asgari değere eşit veya bu değerden yüksek olması gerekir,
  • İlgili malın gümrük değerinin asgari değerden düşük olması halinde, yerel ithalatçıların gözetim belgesi almak için Bakanlığa başvuruda bulunması
  • İthal edilen malın gümrük değerinin, gümrük beyannamesinde yapılacak değişiklikler ile değişti- rilmesi ve bu kapsamda yurtdışı giderler kalemi al- tında ek harcama eklenerek gümrük değerinin as- gari değere eşit seviyeye veya bu değerin üstüne çekilerek işbu gözetim belge yükümlülüğünün berta- raf edilmesi Bakanlık genelde başvurucula- ra gözetim belgesi vermekten kaçınmakta ve baş- vuruları reddetmektedir.

Bakanlığın çoğu başvuruyu reddetmesi sonucunda, uygulamada birçok ithalatçı üçüncü seçenekte belir- tilen yolu izleyerek, ithal edilen malın gümrük be- yannamesindeki gümrük değerini arttırarak gözetim belgesi yükümlülüğünü bertaraf etmeye çalışır. Bu şekilde yapılacak ve gerçek olmayan değer artışla- rında her ne kadar artırılan miktarın doğrudan itha- latçılar tarafından ödenmesi gerekmese de gümrük idaresi ithalat kapsamında alınacak tüm vergi ve ücretleri, artırılmış değer üzerinden hesaplamakta ve dolayısıyla bu şekildeki atışlar ithalatçıların vergi yükünü artırmaktadır. Bu kapsamda, birçok ithalat- çı, gözetim belgesi yükümlülüğünü bertaraf edebil- mek amacıyla normalde ödemesi gerekenden daha yüksek vergi ve ücretlerle karşı karşıya kalmaktadır. Danıştay’ın içtihadı birleştirme kararı ve Mersin 2. Vergi Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Bakanlı- ğın söz konusu gözetim belgelerine ilişkin başvuru- larını genelde reddettiği de göz önüne alındığında, ithalatçılar, gözetim belgesi yükümlülüğünü bertaraf etmek amacıyla ek ve yüksek oranda vergi ödeme- leri halinde, sonrasında ödenmiş ek vergilerin iadesi ve iptali için vergi mahkemeleri önünde dava açarak fazla ödemeleri iade alma şansına sahip olmuşlar- dır. Gelinen son noktada yükümlülerce açılan geri verme ya da kaldırma davalarının pek çoğunda Gümrük İdaresi aleyhine sonuçlar çıkmaya başla- mıştır. Bunun üzerine Ticaret Bakanlığı bu istenme- yen gelişme karşısında Gümrük Kanunu’nun 211’inci maddesinde bir değişikliğe gitmenin uygun ve gerekli olacağına karar vermiştir. Yapılan deği- şiklik ile gümrük kıymetini kendiliğinden artırarak gözetim uygulamasına dahil olmayanların, ithalat işlemi tamamlandıktan sonra kendiliğinden artırılan gümrük kıymeti sonucu ödedikleri fazla vergileri geri almalarının önüne geçilmesinin amaçlanmıştır. Bu değişiklik, 28.07.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gümrük İdareleri bu tarihi esas alarak artık geriye yönelik ödeme yapmamıştır. İthalatçıların yürürlük tarihinden itibaren gümrük vergisi ve katma değer vergisinin iadesini talep etmeleri önlenmiştir. Ancak ilerleyen aylarda gözetim uygulaması yeni hukuki gelişmelere sahne olmuştur. Şimdi aşağıdaki mad- delerde mevzuat hükümlerine göz atarak, bu yeni oluşumları inceleyelim.

 

  1. Gümrük Kanunu’nun maddesinde Yapılan Değişiklik 28.07.2021 tarihli Resmî Gazete ‘de yayımlanan 7333 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Ka- rarnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un
  2. maddesi ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun

 

  1. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapıl- mıştır. Bu değişiklik, 28.07.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu 211. maddenin birinci fıkrasının yeni hali aşağıdadır.

“MADDE 211- 1. Kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergileri geri verilir. Kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerek- tiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergileri kaldırı- lır.

Ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk etti- rilmemesi gereken gümrük vergileri ilgili kişinin kas- ten yaptığı bir tahrifat veya ticaret politikası önlem- lerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri veril- mesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.”

Yapılan bu değişiklikle gümrük kıymetini kendiliğin- den artırarak gözetim uygulamasına dahil olmayan- ların, ithalat işlemi tamamlandıktan sonra kendili- ğinden artırılan gümrük kıymeti sonucu ödedikleri fazla vergileri geri almalarının önüne geçilmesinin amaçlanmıştı.

 

3.     2019/1 Sayılı Genelge

Gümrükler Genel Müdürlüğü 22.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı Genelge ile kıymet kriterli gözetim konusunda Genelge çıkarmıştır.

Söz konusu Genelgede özetle;

2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar’ın 4’üncü maddesinde yer alan “İle- riye yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında güm- rük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra ‘Gözetim Belgesi’de aranır.” hükmü gereğince yü- kümlüler, İthalat Genel Müdürlüğü’nden ilgili eşya için alacakları gözetim belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadırlar. 2004/7304 sayılı Karar ve ilgili gözetim Tebliğleri kapsamında gümrük ida- relerinde yapılan işlemlerle ilgili olarak gümrük ida- relerince aşağıda belirtilen esaslara göre işlem ya- pılması uygun bulunmuştur: Eşya kıymetinin göze- tim tebliğinde belirtilen kıymetten düşük olması du- rumunda, eşya kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen düzeye çıkmasını sağlayacak şekilde yurtdışı diğer gider beyan edilmesi halinde yükümlüden gözetim belgesi ibrazı istenilmez. Gümrük Yönet- meliği’nin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrollerde, gözetim belgesinin beyan edilmediği ve beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmadığının tespit edilmesi halinde, yü- kümlünün talebi üzerine beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen gözetim kıymetine yükseltilmesine yönelik beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir. Söz konusu ek beyan, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 61/3’üncü maddesi ile Yönetmeliğin 113’üncü maddeleri çerçevesinde yükümlüyü bağ- layan esasları kapsamakta olup; BİLGE programın- da usulüne uygun olarak “Yurt Dışı Diğer Giderler” altında yapılır. Yükümlünün ek kıymet beyanı sonu- cu oluşan kıymet, eşyanın nihai kıymeti olarak de- ğerlendirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanır. Teslimden sonra yapılan kontroller sonucunda, eş- yanın gözetime tabi olduğunun ve bu şartın karşı- lanmadığının anlaşılması halinde, gümrük idaresin- ce yükümlüye bu husus bildirilir. Bildirimin ulaştığı tarihten itibaren, yükümlü tarafından otuz gün içinde farklılığa ilişkin vergilerin ödenmesi durumunda, ilave herhangi bir işlem tesis edilmez. Aksi takdirde, Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelgede belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.

Ancak davanın idare aleyhine sonuçlanması sebebiyle, yargı kararı mucibince geri verme işleminin yapılması durumunda, yükümlünün gözetim belgesi sunulmaksızın işlem yapmasına izin verilmesini temin eden ek beyanın ortadan kalktığı ve beyanın başlangıcındaki duruma dönüldüğü izahtan vareste bir husustur. Bu durumda, Gümrük Yönetmeliği'nin

181 inci maddesi kapsamında yapılan bildirimler sonucunda, ilgili kurum tarafından belgenin düzen- lenmesinin mümkün olmadığı hususunun gümrük idaresince yükümlüye bildirildiği tarihten itibaren 30 (otuz) gün içinde, yargı kararına istinaden geri veri- len vergi ve varsa fer’i alacakların, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte ödenmesi durumunda, her- hangi bir işlem tesis edilmez. Aksi takdirde, Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usullere devam edilerek alına- cak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.

Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge’ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımlara dair itirazlardan vazgeçilmesi veya da- va aşamasında olanlarla ilgili olarak da davadan feragat edilmesi halinde; yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve varsa fer’i alacakların, feragat veya itirazdan vazgeçme tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun hüküm- leri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte ödenmesi koşuluyla idari yaptırımlar iptal edilir.

Serbest dolaşıma giriş rejimi, kısmi muafiyet sure- tiyle geçici ithalat rejimi, dahilde işleme rejimi kap- samı geri ödeme sistemi ile şartlı muafiyet sistemi kapsamı işletme malzemesi ithali hariç olmak üze- re, sair gümrük rejimlerinin kullanımına yönelik tes- cil edilen gümrük beyannamelerinde beyan edilen eşya kıymetinin ilgili gözetim tebliğinde belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, gözetim belgesi ve ilave yurtdışı gider şartı aranmaksızın işlemler tamamlanır.” hususlarına yer verilmiştir.

 

4.     2021/13 Sayılı Genelge

31.03.2021 tarihli bu Genelge ile 2019/1 sayılı Ge-

nelgenin 3’üncü maddesi değiştirilmiştir.

  1. Beyanın tescili aşamasında gözetim tebliğinde yer alan kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde veyahut eşyanın tesliminden önce ya da sonra ger- çekleştirilen kontroller sonucunda yurtdışı gider beyan edilerek buna tekabül eden ithalat vergileri- nin ödenmesi sonrasında, Gümrük Kanunu uyarın- ca geri verme başvurusunda bulunulması, bu baş- vurunun idarece reddi işlemine karşı dava açılma- sını müteakiben davadan yükümlüsünce feragat edilmesi halinde, herhangi bir işlem tesis edilmez.

 

Ancak davanın idare aleyhine sonuçlanması sebebiyle, yargı kararı mucibince geri verme işleminin yapılması durumunda, yükümlünün gözetim belgesi sunulmaksızın işlem yapmasına izin verilmesini temin eden ek beyanın ortadan kalktığı ve beyanın başlangıcındaki duruma dönüldüğü izahtan vareste bir husustur. Bu durumda, Gümrük Yönetmeliği'nin

181 inci maddesi kapsamında yapılan bildirimler sonucunda, ilgili kurum tarafından belgenin düzen- lenmesinin mümkün olmadığı hususunun gümrük idaresince yükümlüye bildirildiği tarihten itibaren 30 (otuz) gün içinde, yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve varsa fer’i alacakların, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte ödenmesi durumunda, her- hangi bir işlem tesis edilmez. Aksi takdirde, Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usullere devam edilerek alına- cak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.

Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge’ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımlara dair itirazlardan vazgeçilmesi veya da- va aşamasında olanlarla ilgili olarak da davadan feragat edilmesi halinde; yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve varsa fer’i alacakların, feragat veya itirazdan vazgeçme tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun hüküm- leri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte ödenmesi koşuluyla idari yaptırımlar iptal edilir.

2021/13 Sayılı Genelge ile gözetim uygulaması kapsamında fazla ödenen vergileri mahkeme yoluy- la geri alan firmalar vergileri tekrar iade eder ise Gümrük İdaresi Gümrük Kanunu’nun 235’inci mad- desi çerçevesinde ceza uygulamayacağını ifade etmektedir. Ancak firmalar vergileri geri alır ise gözetim belgesi almadan ithalat yapıldı diye Gümrük İdaresi Gümrük Kanunu’nun 235’inci maddesindeki cezayı uygulamaya devam etmektedir.

 

  1. Danıştay 7’nci Dairesinin Yürütmenin Durdurulması Kararı Ticaret Bakanlığına 9/12/2021 tarihinde tebliğ edi- len Danıştay 7’nci Dairesinin E:2021/1268 sayılı dosyasında açılan davada verilen 21/9/2021 tarihli karar gözetim uygulamasına ilişkindir.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan 22.01.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Ge- nelge'nin 3‘üncü maddesi 31.03.2021 tarih ve 2021/13 sayılı Genelge ile değiştirilmişti.

2021/13 sayılı Genelge ile yapılan bu düzenlemele- rin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açı- lan davada, Danıştay 7’nci Dairesi’nce tesis edilen kararla, yukarıda aktarılmış olan düzenlemelerin hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, hukuk devleti, ölçülülük, eşitlik ve suç ve cezaların kanuni- liği ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ve yükümlüler açı- sından telafisi güç veya imkânsız zararlara neden olacağı gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Böylece, kıymet kriterli gözetim uygulamasında ortaya çıkan ihtilaflara ilişkin olarak;

  • Gözetim uygulaması nedeniyle fazladan ödenen gümrük vergilerinin geri verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davadan ithalatçı tarafından feragat edilmesini,
  • Gümrük vergilerinin dava yoluyla geri verilmesi halinde, İdarece talep edilecek gözetim belgesinin ibraz edilememesi üzerine, bu vergilerin faiziyle birlikte İdareye iade edilmesini,
  • Gümrük vergilerinin geri verilmesi ve idari yaptı- rım olarak para cezasının uygulanması halinde ise ithalatçı tarafından cezaya dair itirazdan vazgeçil- mesi veya davadan feragat edilmesi ve yargı kara- rına istinaden geri verilen alacakların öngörülen usulde İdareye ödenmesini, aksi takdirde, cezai işlemler de dahil olmak üzere, ithalatçılar hakkında bir takım idari işlemler tesis edileceğini öngören düzenlemelerin yürütmesi durdurulmuştur. Danıştay Kararında ayrıca gözetim belgesi sunmayanlara Gümrük Kanunu’nun 235. maddesinin uygulanma- sının hukuka aykırı olduğuna vurgu yapılmaktadır.

 

6.     Gümrükler Genel Müdürlüğünün 04.01.2022 Tarihli Yazısı

Genel Müdürlük bu yazısında;

“...Bakanlığımıza 09.12.2021 tarihinde tebliğ edilen Danıştay 7’nci Dairesinin E:2021/1268 sayılı dosya- sında açılan davada verilen 21.09.2021 tarihli karar ile, 2019/1 sayılı "Kıymet Kriterli Gözetim Uygula- ması" konulu Genelge'nin 3’üncü maddesini değişti- ren 31.03.2021 tarihli, 2021/13 sayılı Genelge'nin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş...” oldu- ğunu Bölge Müdürlüklerine ileterek, Danıştay Kara- rının gereğinin yapılması talimatını vermiştir.

 

  1. Dava Kazanan Firmaların Takibi Gözetime tabi eşyanın ithalat işlemlerinde ihtirazi kayıtla yurtdışı gider beyanında bulunmak suretiyle ithal edilen eşyanın gümrük kıymetini artıran, aka- binde söz konusu işlemi dava konusu yaparak bu davayı kazanan firmaların takibi için gümrük müdür- lükleri nezdinde (üçer aylık periyotlarla) listeler oluş- turulmuştur.

Bu listeler Bölge Müdürlükleri koordinasyonunda Gümrükler Genel Müdürlüğüne iletilmekte hazırla- nan listeler ise Hazine ve Maliye Bakanlığına iletil- mektedir. Bu konuya ilişkin Gümrükler Genel Mü- dürlüğü 08.04.2019 tarihli yazısı çıkarmıştır. Bu dönem zarfında dava kazanan firmaların takibi ya- pılmıştır.

 

8.     Gümrükler Genel Müdürlüğünün 15.02.2022 Tarihli Yazısı

Genel Müdürlüğün bu yazısı gözetim uygulamasına ilişkin 2019-1 sayılı genelgenin 1 ve 2’nci maddelerinin uygulanabileceği hakkındadır.

Yazıda özetle; “...Danıştay Kararının uygulanması- na ilişkin olarak muhtelif Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerinden intikal eden tereddütler, 18.1.2022 tarihli ve E-85593407-165.99-70987073

sayılı yazımız ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlü- ğüne intikal ettirilerek görüş sorulmuş olup, karşılık olarak alınan 11/2/2022 tarihli 71874649 sayılı ya- zıda özetle;

  • 2019/1 sayılı Genelgenin 3’üncü maddesini değiştiren 2021/13 sayılı Genelgenin yürütülmesinin

durdurulmasına istinaden 2019/1 sayılı Genelgenin değişiklikten önceki (mülga) 3’üncü maddesine göre işlem yapılamayacağı,

  • Söz konusu yargı kararının uygulanmasını etkisiz hale getirmemek kaydıyla, 2019/1 sayılı Genelgenin
  1. maddesi dışındaki maddelerine ilişkin bir yargı kararı bulunmaması hasebiyle, anılan Genelgenin 1 ve 2’nci maddeleri kapsamlarına giren başkaca somut olaylara uygulanabileceğinin düşünüldüğü...” yer almaktadır.

2019-1 sayılı genelgenin 1 ve 2’nci maddelerine göz atar isek uygulanabileceği iletilen 1 ve 2. mad- de hükümleri aşağıda sunulmaktadır.

  1. Gözetim belgesi gümrük beyannamesinin tesci- linde ilgili gümrük idaresince aranır. Elektronik or- tamda düzenlenen gözetim belgeleri için Tek Pen- cere Sistemi tarafından verilecek 23 haneli belge numarası ile belge tarihi yükümlü tarafından beyan- namenin 44 nolu kutusunda "Belge Referans No" ve "Belge Tarihi" alanlarında beyan

Eşya kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen kıymet- ten düşük olması durumunda, eşya kıymetinin gö- zetim tebliğinde belirtilen düzeye çıkmasını sağla- yacak şekilde yurtdışı diğer gider beyan edilmesi halinde yükümlüden gözetim belgesi ibrazı istenil- mez. Gümrük Yönetmeliği'nin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrollerde, gözetim belgesi- nin beyan edilmediği ve beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmadığının tespit edilmesi halinde, yükümlünün talebi üzerine beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen gözetim kıy- metine yükseltilmesine yönelik beyannamede dü- zeltme yapılmasına izin verilir. Söz konusu ek be- yan, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 61/3’üncü maddesi ile Yönetmeliğin 113’üncü maddeleri çer- çevesinde yükümlüyü bağlayan esasları kapsamak- ta olup; BİLGE programında usulüne uygun olarak "Yurt Dışı Diğer Giderler" altında yapılır. Yükümlü- nün ek kıymet beyanı sonucu oluşan kıymet, eşya- nın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanır. Yükümlünün bu şekilde işlem yapılmasını talep etmemesi halinde, Gümrük Yönetmeliği'nin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı

Genelgede belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.

  1. Teslimden sonra yapılan kontroller sonucunda, eşyanın gözetime tabi olduğunun ve bu şartın karşı- lanmadığının anlaşılması halinde, gümrük idaresin- ce yükümlüye bu husus bildirilir. Bildirimin ulaştığı tarihten itibaren, yükümlü tarafından otuz gün içinde farklılığa ilişkin vergilerin ödenmesi durumunda, ilave herhangi bir işlem tesis edilmez. Aksi takdirde, Gümrük Yönetmeliğinin 181 inci maddesi ve 2016/9 sayılı Genelgede belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül

 

9. Gümrükler Genel Müdürlüğünün 23.02.2022 Tarihli Yazısı

Genel Müdürlüğün bu yazısı Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması kapsamında, 2019/1 sayılı Genelgenin 3’üncü maddesine göre düzenlenen ceza kararları ile ilgili olarak yapılacak işlemler ile ilgilidir.

Yazıda özetle; “...hakkında yürütmenin durdurulma- sı kararı verilen 2019/1 sayılı Genelge`nin 2021/13 sayılı Genelge ile değişik 3’üncü maddesi çerçeve- sinde düzenlenen ceza kararları ile ilgili olarak yapı- lacak işlem konusunda tereddüt hasıl olduğu anlaşılmaktadır.

Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 11/2/2022 tarihli 71874649 sayılı yazısında, '...Bir iptal dava- sında verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması kararı, henüz ortada bir iptal kararı bulunmadığı halde, iptali istenen idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdurur ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar.' ve 'Düzenleyici işlemler hakkında yürütmenin durdurulması kararı verildiği takdirde de artık bu düzenleyici işleme dayanılarak işlem tesis edilmesi mümkün değildir.' ifadelerine yer verilmektedir.

Bu çerçevede, Danıştay 7’nci Dairesinin söz konusu yürütmenin durdurulması kararı uyarınca 2019/1 sayılı Genelgenin 3’üncü maddesine göre;

  1. Ceza kararı düzenlenmemesi,
  2. Düzenlenmiş ve henüz tebliğ edilmemiş cezaların iptal edilmesi,
  1. Tebliğ edilmekle birlikte itiraz yoluna başvu- rulmuş ceza kararlarına ilişkin itirazların kabul edilmesi,
  2. Mahkemeye intikal eden uyuşmazlıklarda yargı kararının beklenilmesi ve bu kararlar çerçevesinde işlem yapılması,

Gerekmektedir. Kesinleşmiş bulunan ceza kararları ile ilgili tahsil işlemleri, ilgili mevzuatına göre devam edecektir...”. hususlarına yer verilmiştir.

 

10.   Gözetim Tebliğlerindeki CİF Kıymet İbaresinin Kaldırılması ve Tekrar Eklenmesi

İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğlerde yeni düzenlemeye gidilmiştir.

18 Ocak 2022 tarihli ve 31723 sayılı Resmî Gaze- te’de yayımlanan Tebliğler ile İthalatta Gözetim Uy- gulamasına İlişkin Tebliğler ile yürürlükteki kimi teb- liğlerde değişiklikler yapılmıştır.

Yapılan değişiklikler ile bazı Tebliğlerde yer alan “yalnız karşısında gösterilen CIF kıymetin altında birim kıymetleri haiz olanlarının” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak 24 Ocak 2022 tarihli ve 31727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğler ile bazı gözetim Tebliğlerinde Tebliğ’in 1 inci maddesi- nin birinci fıkrasına “eşyanın” ibaresinden sonra gelmek üzere “(yalnızca karşısında gösterilen güm- rük kıymetlerinin altında olanlarının)” ibaresi eklen- miştir. Bu minvalde ilgili Tebliğlerde yer alan “(yalnız karşısında gösterilen CIF kıymetin altında birim kıymetleri haiz olanlarının)” ibaresinin yürürlükten kaldırılması sonucunda gerek gümrük idaresi gerek de yükümlülerce tereddüt hasıl olmuş olması sebe- biyle, uygulamada yeknesaklığın sağlanmasını te- minen mezkûr ibarenin yeniden ilgili tebliğlere ek- lendiği görülmüştür.

 

11.   Gelinen Son Noktada İhtirazi Kayıt ile Gözetime Tabi Eşya Çekme

Girişimi

Gözetim Konusunda Danıştay Kararı ile 2019/1 sayılı "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu

Genelge'nin 3’üncü maddesini değiştiren 31.03.2021 tarihli, 2021/13 sayılı Genelge'nin yü- rütmesinin durdurulması sonrasında Genel Müdür- lükçe 2019/ 1 sayılı Genelgenin 1. ve 2. maddeleri- nin uygulanabileceğinin bildirilmesi ve sonrasında ise 2019/1 sayılı Genelgenin 3. maddesi konusunda yeni uygulamaya geçilmesi sağlanmıştır. Bütün bu gelişmeler sonrasında ithalatçılardan bazıları itiraz ile ilgili Gümrük Kanunu’nun 242. maddesine göre beyan sırasında ihtirazi kayıtla ithalat beyanında bulunmaya başlamışlardır.

İhtirazi kayıt, yükümlü ile idare arasındaki uyuşmaz- lığa ilişkin yükümlülerin, idareye karşı yapmış olduk- ları beyanlarda dava hakkının saklı olduğunu belir- ten bir şerhtir. İhtirazi kayıtla beyanda yükümlü idarenin yorumu nedeniyle ortaya koyduğu bir en- geli aşmak amacıyla irade beyanında bulunmaktan kaçınmakta ve idarece uygulamaya konmuş işlemin gerekliliği nedeniyle ve idarenin görüş ve uygulama- ları çerçevesinde, kendi iradesini saklayarak bir beyan yapmaktadır. Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği hükümlerinde ihtirazı kayıt veya ihtirazı kayıtla beyan kavramı bulunmamakla beraber, yargı kararlarında esas alındığı görülmektedir.

Yargı kararları çerçevesinde, ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen vergilere karşı dava yoluyla düzeltme yoluna başvurulabilmesi için; yükümlü- nün beyannamenin tescil edildiği günde, beyanna- me ile birlikte bir dilekçeyi idareye vermesi ve ayrıca beyanname üzerine ihtirazi kayıtla beyan yaptığını belirtir bir şerhi düşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, beyannamenin tescil edildiği tarihten sonraki bir tarihte verilen ihtirazi kaydın veya ihtirazi kayıt içe- ren dilekçenin itiraz hakkı vermeyeceği yargı karar- ları ile kesinleşmiştir. Gümrükler Genel Müdürlüğü bu tür ihtirazi kayıt ile yapılmak istenen ithalat olup olmadığı hususunda Gümrük İdareleri nezdinde bu aralar inceleme ve çalışma yapmaktadır.

 

12. Sonuç ve Değerlendirme

Gümrük Kanunu’nun 211’inci maddesinde yapılan değişiklik ile gümrük kıymetini kendiliğinden artıra- rak gözetim uygulamasına dahil olmayanların, ithalat işlemi tamamlandıktan sonra kendiliğinden artırılan gümrük kıymeti sonucu ödedikleri fazla vergileri geri almalarının önüne geçilmek istenmişti.

Bu değişiklik, 28.07.2021 tarihinde yürürlüğe girmişti. Gümrük İdareleri bu tarihi esas alarak artık geriye yönelik ödeme yapmamaya başlamışlardı.

İthalatçıların Kanun maddesinin yürürlük tarihinden itibaren gümrük vergisi ve katma değer vergisinin iadesini talep etmeleri önlenmiştir.

Ancak ilerleyen aylarda gözetim uygulaması yeni hukuki gelişmelere sahne olmuştur.

Gümrükler Genel Müdürlüğü 22.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı Genelge ile kıymet kriterli gözetim konusunda Genelge çıkarmıştı. Bu Genelgede neler yapılacağı tek tek anlatılmıştı.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan 22.01.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Ge- nelge'nin 3‘üncü maddesi 31.03.2021 tarih ve 2021/13 sayılı Genelge ile değiştirilmişti.

2021/13 Sayılı Genelge ile gözetim uygulaması kapsamında fazla ödenen vergileri mahkeme yoluy- la geri alan firmalar vergileri tekrar iade eder ise Gümrük İdaresi Gümrük Kanunu’nun 235’inci mad- desi çerçevesinde ceza uygulamayacağını ifade etmektedir.

Ancak firmalar vergileri geri alır ise gözetim belgesi almadan ithalat yapıldı diye Gümrük İdaresi Güm- rük Kanunu’nun 235’inci maddesindeki cezayı uygulamaya devam etmekteydi.

Ticaret Bakanlığına 9/12/2021 tarihinde tebliğ edilen Danıştay 7’nci Dairesinin E:2021/1268 sayılı dosyasında açılan davada verilen 21/9/2021 tarihli karar gözetim uygulamasına ilişkindir.

2021/13 sayılı Genelge ile yapılan bu düzenlemele- rin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açı- lan davada, Danıştay 7’nci Dairesi’nce tesis edilen kararla, yukarıda aktarılmış olan düzenlemelerin hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, hukuk devleti, ölçülülük, eşitlik ve suç ve cezaların kanuni- liği ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ve yükümlüler açı- sından telafisi güç veya imkânsız zararlara neden olacağı gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Böylece, kıymet kriterli gözetim uygulamasında ortaya çıkan ihtilaflara ilişkin olarak;

Nisan 2022 215

  • Gözetim uygulaması nedeniyle fazladan ödenen gümrük vergilerinin geri verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davadan ithalatçı tarafından feragat edilmesini,
  • Gümrük vergilerinin dava yoluyla geri verilmesi halinde, İdarece talep edilecek gözetim belgesinin ibraz edilememesi üzerine, bu vergilerin faiziyle birlikte İdareye iade edilmesini,
  • Gümrük vergilerinin geri verilmesi ve idari yaptı- rım olarak para cezasının uygulanması halinde ise ithalatçı tarafından cezaya dair itirazdan vazgeçil- mesi veya davadan feragat edilmesi ve yargı kara- rına istinaden geri verilen alacakların öngörülen usulde İdareye ödenmesini, aksi takdirde, cezai işlemler de dahil olmak üzere, ithalatçılar hakkında bir takım idari işlemler tesis edileceğini öngören düzenlemelerin yürütmesi durdurulmuştur.

Danıştay Kararında ayrıca gözetim belgesi sunma- yanlara Gümrük Kanunu’nun 235’inci maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna vurgu ya- pılmaktadır. Öte yandan; Gümrükler Genel Müdür- lüğü 08.04.2019 tarihli yazıyı çıkararak, bu dönem zarfında dava kazanan firmaların takibini Gümrük Müdürlüklerince her üç ayda bir gönderilen istatis- tikler yolu ile yapmıştır.

Gümrükler Genel Müdürlüğünün 15.02.2022 tarihli yazısı gözetim uygulamasına ilişkin 2019-1 sayılı genelgenin 1. ve 2. maddelerinin uygulanabileceği hakkındadır.

Genel Müdürlüğün 23.02.2022 tarihli yazısı ise Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması kapsamında 2019/1 sayılı Genelgenin 3’üncü maddesine göre düzenlenen ceza kararları ile ilgili olarak yapılacak işlemler ile ilgilidir. Bu yazıyla Danıştay 7’nci Daire- sinin söz konusu yürütmenin durdurulması kararı uyarınca 2019/1 sayılı Genelgenin 3’üncü maddesi- ne göre;

  1. Ceza kararı düzenlenmemesi,
  1. Düzenlenmiş ve henüz tebliğ edilmemiş cezaların iptal edilmesi,
  1. Tebliğ edilmekle birlikte itiraz yoluna başvurul- muş ceza kararlarına ilişkin itirazların kabul edilme- si,
  2. Mahkemeye intikal eden uyuşmazlıklarda yargı kararının beklenilmesi ve bu kararlar çerçevesinde işlem yapılmasının gerektiği ve kesinleşmiş bulunan ceza kararları ile ilgili tahsil işlemlerinin ilgili mevzu- atına göre devam edeceği kararlaştırılmıştır.

Bütün bu gelişmeler sonrasında ithalatçılardan ba- zıları itiraz ile ilgili Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesine göre beyan sırasında ihtirazi kayıtla ithalat beyanında bulunmaya başlamışlardır.

Gümrükler Genel Müdürlüğü bu tür ihtirazi kayıt ile yapılmak istenen ithalat olup olmadığı hususunda Gümrük İdareleri nezdinde bu aralar araştırma ve çalışma yapmaktadır. Sonuç olarak gözetim konu- sunda yaşanan hukuki gelişmelere bakıldığında, Kanun koyucunun Gümrük Kanunu’nda bu konuda yaptığı değişiklikte amaçladığı sonuçları tam olarak elde edemediği müşahede edilmektedir.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünce gözetim konusunda çıkarılan Genelgeler sonrasın- da Danıştay Kararı ile Genelge maddesinde kısmen yürütmenin durdurulması şeklindeki gelişmeler ve Genel Müdürlüğün Danıştay Kararını uygulaması ithalatta gözetim uygulamasını yeni bir boyuta taşı- mıştır. Bu arada gözetime tabi eşya ithalatçılarının bazılarının dava açma /ihtirazi kayıtla beyanda bu- lunma yoluna gitmek istedikleri görülmektedir. Anla- şılacağı üzere İthalatta Gözetim Uygulamasında halen sular durulmamıştır. Gözetim ve kayıt belge- sinin istatistiki bir belge ve özünde istatistik tutulma- sı olduğunu ve ayrıca vergi artırıcı bir uygulama olmadığını ve gözetime tabi tutulan bir eşyaya Ticaret Bakanlığınca gözetim belgesi verilmesinin esas olduğu kanaatindeyiz.

 

 

Yazar:

Savaş Özdoğan

Gümrük Müşaviri

 

Kaynakça

  • 4458 Sayılı Gümrük Kanunu
  • Gümrük Yönetmeliği
  • 2019/1 sayılı Genelge
  • 2021/13 sayılı Genelge
  • GGM’ün 04.2019 tarihli yazısı
  • GGM’ün 02.2022 tarihli yazısı
  • GGM’ün 02.2022 tarihli yazısı
  • Danıştay vergi dava daireleri kurulu 2020-1 sayılı Kararı
  • Danıştay 7’nci Dairesinin 09.2021 tarihli Kararı

Gümrük Tarifesi ve Tarifelerde her yıl yapılan Korelasyon

Özet

Ticaret Bakanlığı her yıl GTİP numaraları ve açıklamalarının yer aldığı Gümrük Tarife Cetvelini yayımlamakta ve bazı yıllar oldukça fazla olmak üzere, her yıl bu tarifelerde değişiklikler olmaktadır.

Bu değişiklikler tarifeler arasında karışıklıklara yol açmaktadır.

Bir yıl önce tarife cetvelinde görünen gümrük tarifesinin yeni yılda başka bir tarifede olması beraberinde eşyanın gümrük rejimlerine tabi tutulmasında birtakım sıkıntıları da getirebilmektedir.

Bu bağlamda Gümrük Tarifesi ve Tarifelerde her yıl yapılagelen Korelasyon bu makalemizin konusunu teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler

Korelasyon, GTİP, tarife sınıflandırması, tarife cetveli, armonize sistem nomanklatür kodu, ab kombine nomanklatür kodu.

 

 

 

  1. Giriş

Korelasyon kelimesi günlük hayatta sıklıkla kullanılan kelimelerden bir tanesidir. Korelasyon, Fransızca dilinden Türkçe'mize geçmiştir. Korelasyon kelimesinin TDK sözlüğündeki anlamı şu şekildedir:  ‘’Bağıntı’’.Daha çok matematik ile ilgili ve istatistiki veriler üzerinden değerlendirilen bir anlama sahiptir.

Korelasyonun anlamı; olasılık kuramı ile beraber istatistikte iki ya da daha fazla değişken arasında doğrusal ilişkinin yönünü ve gücünü göstermek amaçlı tabir edilebilir. Korelasyon çeşitleri basit veya çoklu korelasyon seçeneği kapsamında ele alınır. Bu doğrultuda basit yani ikili korelasyon sistemi; bir miktara ait iki ölçüm olduğu zaman bu iki değişken arasındaki ilişkiyi belirleme anlamı taşıdığını söylemek mümkündür. Bu bağlamda bir değişkenin iki veya daha çok değişken ile olan bağlantısı çoklu korelasyon şeklinde bilinir. Tarife Cetvelinde yapılan korelasyona gelince normal korelasyon tanımından hareketle Gümrük Tarifesinde yapılan korelasyonu “BAĞLILAŞIM” şeklinde tanımlayabiliriz.

Şimdi aşağıdaki maddelerde Gümrük Tarifesi ve Gümrük Tarifelerinde Korelasyon ile Sonuçlarını inceleyelim.

 

  1. Türk Gümrük Tarife Cetveli

Tarife Cetveli; 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’na bağlı Gümrük Yönetmeliğinin 32. maddesinde; “Eşyanın cins ve niteliklerine göre sistematik bir şekilde numaralandırılarak sınıflandırıldığı ve 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanunda yer alan gümrük vergisi oranlarının gösterildiği Bakanlar Kurulunca kabul edilen cetveli ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır

Gümrük Tarife Cetveli, uluslararası ticarete konu olan eşyayı, Bölüm, Fasıl ve Tali Fasıllara ayırarak sistematik bir şekilde göstermektedir. Peki, bu sistematik sıralama yapılırken nelere dikkat edilmiştir.

Öncelikle, birbirine benzeyen aynı nitelikteki veya çoğunlukla aynı hammaddeden yapılan eşyalar21 Bölümde toplanmış, daha sonra bölümlere nazaran daha çok birbirine benzeyen eşyalar 99 Fasıl kapsamında gruplandırılmıştır. Fasıllar da kendi içlerinde toplam 1.224 Tarife Pozisyonuna ayrılmıştır.

Gümrük Tarife Cetvelinde77. Fasıl“Armonize Sistem Nomanklatüründe ileride kullanılmak amacıyla saklı tutulmuştur. ” Yani, Dünya Gümrük Örgütü ileride 77. Fasılda bir eşya sınıflandırdığında, Armonize Sisteme üye olan tüm ülkeler buna uymak zorundadır.

Diğer taraftan;98 ve 99. Fasıllar“Akit taraflarca, özel amaçlarda kullanılmak üzere saklı tutulmuştur”. Yani, Armonize Sisteme üye olan ülkeler, kendi özel amaçları için bu fasıllarda istedikleri bir eşyayı sınıflandırabilirler, Armonize sisteme üye olan diğer ülkeler buna uymak zorunda değildir.

Nitekim Ülkemiz 2012 yılında “Yerleşim yerini nakleden gerçek kişilere ait şahsi eşyayı, Evlilik nedeniyle serbest dolaşıma giren eşyayı, Miras yoluyla intikal eden eşyayı, Öğrenim amacıyla gelen öğrencilere ait eğitim malzemeleri ve ev eşyasını, Ölü ihtiva eden tabutlar, ölülere ait kül ihtiva eden kaplar ve dekoratif cenaze eşyasını, Kamu kurumları, hayır veya insani yardım kuruluşları tarafından getirilen eşyayı, Malul, sakatlar ve diğer engellilerin kullanımına mahsus eşyayı, Kriz hallerinde zarar görenlere gönderilen eşyayı, Kişisel eşya, yolcu beraberi eşya ve Deniz ve hava taşıtlarına verilen eşya ile Açık denizde bulunan yapılardaki mürettebata veya yapılardaki motor, makine, cihaz gibi ekipmanın çalışması için verilen eşyayı”99. Fasılda sınıflandırmıştır.

 

  1. Gümrük Tarife Cetvelindeki Eşya-

ların Sıralanışı

Eşyalar, Gümrük Tarife Cetvelinde, genel bir kural olarak üretim süreci sonunda aldıkları şekle göre sıralanmışlardır. Bu sıralanış; hammaddeler, yarı mamul maddeler ve mamul maddeler şeklindedir.

İlk bölümlerde hammaddeler ve yarı mamul ürünler yer alırken, mamul ürünler ve işlenmiş ürünler daha sonraki bölümlerde yer alırlar yani bölüm numarası arttıkça eşyanın gördüğü işlem derecesi de artmaktadır.Örneğin, canlı büyük ve küçükbaş hayvanlar I. Bölümde (01. Fasıl) yer alırken, bunların derileri VIII. Bölümde (41. Fasıl), deriden yapılmış ayakkabılar XII. Bölümde (64. Fasıl) yer almaktadır.Fasıllarda ise, mamul olduğu maddeye göre, kullanım yerine göre ve kullanım amacına göre sıralama yapılmıştır. Fasıl içerisinde eşyaların pozisyonlara bölünmesinde de yine genel mantığa uygun olarak hammaddeden mamul ürüne doğru bir diziliş benimsenmiştir.Bu çerçevede;

Örnek 1: 39. Fasıl mamul olduğu maddeye göre gruplandırma prensibine bir örnek teşkil etmektedir. “Plastikler ve mamulleri” başlığı altında; İlk Şekillerde bulunan plastik hammaddeleri faslın başlarında yer alırken (39.01ila39.14), yarı mamul ürünler (çubuklar, profiller, plakalar, levhalar, şeritler vb.) faslın ortalarında (39.15ila39.21), plastikten mamul ürünlerse faslın sonlarında olacak şekilde sınıflandırılmıştır. (39.22ila39.26).

Örnek 2: 94. Fasıl kullanım yerine göre gruplandırmaya belirgin bir örnek teşkil etmektedir. Bu Fasıl kapsamında sınıflandırma bakımından eşyanın mamul olduğu madde önemini kaybetmektedir. Bunun yerine örneğin oturmaya veya yatmaya mahsus mobilya olma özelliği ürünü bu fasıl kapsamına sokmaktadır. Oturmaya mahsus mobilyalar (94.01), Tıpta, cerrahide, diş hekimliğinde ve veterinerlikte kullanılan mobilyalar (94.02), Diğer mobilyalar (Bürolarda, Mutfaklarda, Yatak Odalarında, Mağazalarda kullanılan mobilyalar) (94.03).

Örnek 3: 95. Fasıl kullanım amacına göre gruplandırmaya örnek gösterilebilir. Bu Fasıl, çocukların veya büyüklerin eğlenmesi için dizayn edilmiş her tür oyuncakları kapsar (95.03). Ayrıca bu Fasıl, kapalı veya açık hava oyunlarına mahsus levazımatı; jimnastik veya atletizm ve diğer sporlara

mahsus alet ve cihazları  (95.06), Balıkçılık, avcılık veya atıcılık için bazı eşyayı  (95.07), Atlıkarıncaları ve panayır eğlencelerine mahsus diğer eşyayı (95.08) içine almaktadır.

Yukarıda belirtilen gruplandırma kurallarına uymayan, hatta belirli bir kuralı olmayan sadece96. Fasıldır. Bu Fasıl, birbirinden farklı özellikte eşyayı kapsayan bağımsız tarife pozisyonlarının toplamından meydana gelmektedir.

 

  1. 4. Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonun (GTİP) Belirlenmesi

Eşyaların Tarife Cetvelindeki yeri belirlenirken öncelikle hangi Bölümde yer aldığı, daha sonra bu bölümde yer alan Fasıl Numarası (ilk iki rakam), daha sonra bu fasılda yer alan Tarife Pozisyonu (dört rakam) belirlenmelidir.

Tarife Pozisyonu belirlendikten sonra, eşyayı bu tarife pozisyonunda en özel şekilde niteleyen tek tireli (-) Tarife Alt Pozisyonu (altı rakam) seçilmelidir. Seçilen bu alt pozisyon kendi içerisinde iki tireli (- -) alt pozisyonlara ayrıldığında hangi iki tireli alt pozisyonun seçilmesi gerektiği yine bu iki tireli (- -) alt pozisyonların içeriği dikkate alınarak belirlenmelidir. Son olarak bu iki tireli (- -) alt pozisyonunun altında yer alan on iki rakamlı Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP)tespit edilmelidir.Sınıflandırma yapılırken; İki tireli (- -) alt pozisyon kapsamı, ait olduğu tek tireli (-) alt pozisyon kapsamının dışına çıkmamalıdır; keza tek tireli (-) alt pozisyon kapsamı da, ait olduğu pozisyon kapsamı dışına çıkmamalıdır.Bir sınıflandırmanın tam anlamıyla sağlıklı olabilmesi, ticarete konu olan her bir eşyanın tek bir GTİP’ da sınıflandırılmasına bağlıdır. Doğru bir sınıflandırma yapabilmek için; Tarifenin Yorumuna İlişkin Genel Kurallar ile birlikte Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan Pozisyon Metinleri, Bölüm ve Fasıl Notları ve Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesinde yer alan Açıklama Notlarını mutlaka göz önünde bulundurmalıyız.

Diğer taraftan, DGÖ Sınıflandırma Görüşleri (Aviler) ve Sınıflandırma Kararları ile AB Sınıflandırma Kararları (Tüzükleri) ve AB Kombine Nomanklatür Açıklama Notlarını da göz ardı etmemeli mutlaka bunlardan da faydalanmalıyız

Gümrük Tarifesi “Yoruma” göre değil “Kurallara” göre belirlenir.

Bir sınıflandırma sisteminin tam anlamıyla sağlıklı olabilmesi, ticarete konu olan her ürünün tek bir pozisyon içinde gösterilebilmesine bağlıdır. Böylesine düzenli bir sistemin kurulabilmesi ve eşyaların doğru pozisyonda sınıflandırılabilmesi için bazı kuralların önceden belirlenmesi gerekmektedir. İşte bundan dolayı, sınıflandırmanın temel kurallarını kapsayan ve hukuksal açıdan tek bir yorumu olan bir dizi kurallar serisi oluşturulmuştur. Bu kurallar altı adet olup, kısaca Genel Yorum Kuralları (GYK) olarak anılmaktadır.

Eşyanın Gümrük Tarife Cetvelindeki sınıflandırılması yapılırken Gümrük Vergisi, İlave Gümrük Vergisi (İGV), Ek Mali Yükümlülük (EMY), KDV oranı veya KKDF oranı ya da Ticaret Politikası Önlemleri göz önünde bulundurulmaz. Sınıflandırma; Genel Yorum Kuralları, Pozisyon Metinleri, Bölüm ve Fasıl Notları ile Alt Pozisyon Notlarına göre yapılır.

İthalatta alınan Gümrük Vergileri yürürlükte bulunan İthalat Rejim Kararına Ek Kararda yer alan oranlar üzerinden hesaplanır.

Avrupa Birliği veya diğer Ülkeler tarafından verilen Bağlayıcı Tarife Bilgilerinin (BTB) bizim mevzuatımızda bir bağlayıcılığı yoktur.

Gümrük Tarife Pozisyonu, Dünya Gümrük Örgütü tarafından hazırlanmış olan Uyumu Sağlanmış (Armonize) Mal Tanımı ve Kodlama Sistemine göre belirlenmekte olup, ilk altı rakam (tarife alt pozisyonu) Armonize Sistem Sözleşmesine taraf olan tüm ülkelerde aynıdır. Tarife pozisyonları aynı olmakla birlikte, gümrük vergi oranları her ülkeye göre farklılık gösterebilir.

 

 

 

 

Yurt dışında düzenlenen faturalarda yazan Gümrük Tarife Pozisyonları bağlayıcı değildir.

Gümrük Tarife Pozisyonu sadece rakamlardan oluşan ve ezberlenmesi gereken bir sayı dizisi değildir. Gümrük beyanlarının ve gümrük işlemlerinin doğru bir şekilde yapılması ve risklerin en aza indirilebilmesi için Gümrük Tarife Pozisyonunun doğru bir şekilde öğrenilip, uygulanması gerekir.

Eşyalar, Gümrük Tarife Cetvelinde sadece mamul olduğu maddeye göre değil, kullanım amacına ve kullanım yerine göre de sıralanmışlardır. Bir eşyanın sınıflandırmasını yaparken, mamul olduğu madde, kullanım yeri ve kullanım amacı sürekli göz önünde bulundurulmalıdır

Son şeklini almamış veya tamamlanmamış (natamam) ürünler, gümrüğe sunulduğunda, imali bitirilmiş ve aksamı tamamlanmış ürünün ayırt edici niteliğini içeriyorlarsa, imali bitirilmiş ürünün tarife pozisyonunda sınıflandırılırlar.

Doğru bir sınıflandırma yapabilmek için; Gümrük Tarife Cetveli, Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesi, Alfabetik Eşya Fihristi, AB Açıklama Notları, Ulusal Açıklama Notları, Armonize Sistem Sınıflandırma Karaları, DGÖ Sınıflandırma Görüşleri, AB Sınıflandırma Tüzükleri, Tebliğler, Genelgeler ve Bağlayıcı Tarife Bilgileri kullanılmalıdır.

Oniki rakamdan oluşan GTİP’in;

İlk 4 Rakam Eşyanın Pozisyon Numarasını,

İlk 6 Rakam Dünya Gümrük Örgütü'ne üye tüm ülkelerce kullanılan Armonize Sistem Nomanklatür kodunu,

7-8 inci rakamlar Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kullanılan Kombine Nomanklatür kodunu,

9-10 uncu rakamlar farklı vergi uygulamaları nedeniyle açılan pozisyonları gösteren kodları,

11-12 inci rakamlar ise Gümrük Tarife İstatistik (GTİP) kodlarını

oluşturmaktadır.

Örneğin;

08.08.10.80.00.13 GTİP nolu "Golden cinsi elma" tarife cetveli yapısı

080810

80

00

13

AS Nom.Kodu

CN Kodu

Milli alt açılım kodu

İstatistik kodu

 

  1. Eşyanın Tarife Sınıflandırması Yapılırken Yararlanılan Kaynaklar

Eşyanın tarife sınıflandırması yapılırken aşağıdaki mevzuat ve kaynaklara başvurulur.

5.1. Uygulanması zorunlu olan yasal mevzuat:

Türk Gümrük Tarife Cetveli,

Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesi,

Alfabetik Eşya Fihristi,

Avrupa Birliği Açıklama Notları,

Ulusal Gümrük Tarife Cetveli Açıklama Notları,

Armonize Sistem Sınıflandırma Kararları,

DGÖ Sınıflandırma Avileri,

Avrupa Birliği Sınıflandırma Tüzükleri,

Tebliğler, Genelgeler ve Bağlayıcı Tarife Bilgileri.

5.2. Yararlanılabilecek diğer kaynaklar

Avrupa Birliği Bağlayıcı Tarife Bilgileri,

DGÖ Eşya Veri Tabanı,

Avrupa Birliği Veri tabanları (EBTI, TARIC, ECICS),

 

Avrupa Birliği Sınıflandırma Kararları (Resmî Gazete’de yayımlanmamış olanlar).

Bir eşyanın tarife sınıflandırmasının yapılması uzmanlık gerektiren bir konudur.

Eşyanızın tarife sınıflandırmasının yapılması için gümrük müşavirliği ve gümrük danışmanlığı hizmeti veren şirketlere başvurabileceğiniz gibi, gümrük idaresinden tarife tespiti talep etmeniz ve tarife bilgisi almanız da mümkündür.

 

  1. Gümrüğe Beyan Edilen Tarife Sınıflandırması Bilgisinin Gümrük İdaresince Doğrulanması

Türkiye’ye ithal edeceğiniz veya Türkiye’den ihraç edeceğiniz malınızla ilgili gümrük beyanınızı yaptıktan sonra, gümrük idaresi bu beyanın doğruluğunu kontrol eder.

Gümrük idaresi beyanın doğruluğunu kontrol ederken, gümrük beyannamesinde kayıtlı bilgileri ve beyannameye ekli belgeleri inceleyecek; gerek gördüğü hallerde beyan kapsamındaki eşyanızı muayene edecektir.

Gümrük idaresi, gümrük beyannamesi ve kapsamındaki eşya üzerinde yapacağı kontroller ve eşyanın muayenesi sonucunda eşyanın sizin beyan ettiğiniz tarife pozisyonunda sınıflandırılmadığını; başka bir tarife pozisyonunda sınıflandırılması gerektiğini tespit edebilir.

Bu durumda, belirlenen farklılığın niteliğine göre değişen şekilde işlem yapılır. Bazı farklılıklar için ceza uygulanmazken, bazı farklılıklar için gümrük mevzuatı ile belirlenen farklı cezalar uygulanır.

Beyan ve muayene arasındaki farklılıklar, belirli durumlarda kaçakçılıkla mücadele mevzuatı uyarınca işlem yapılmasını gerektirebilir.

Bu nedenle, eşyanızın tarife sınıflandırmasının ve gümrük beyanının doğru yapılmaması halinde önemli yaptırımlara maruz kalabileceğinizi hatırlatmak isteriz.

 

  1. Gümrük Tarifelerinde Korelasyon

Tarife Cetvelinde yapılan korelasyona gelince normal korelasyon tanimından hareketle Gümrük Tarifesinde yapılan korelasyonu “BAĞLILAŞIM” şeklinde tanımlayabiliriz.

Ticaret Bakanlığımız her yıl GTİP numaraları ve açıklamalarının yer aldığı Gümrük Tarife Cetvelini yayımlamakta ve bazı yıllar oldukça fazla olmak üzere, her yıl bu tarifelerde değişiklikler olmaktadır.

Bu değişiklikler tarifeler arasında karışıklıklara yol açmaktadır.

Bu tür sorunlara çözüm olması amacıyla geliştirilen ve bugüne kadar kullanılan Korelasyon uygulaması bulunmaktadır.

iki ardışık yıl için Korelasyon yapılmasını sağlamaktadır.

Tarife değişikliklerinin takibini kolayca yapabilmeniz için Yıllara göre Korelasyon uygulamaları bulunmaktadır.

Önceki yıllarda gümrük tarife pozisyonu değişen bir maddenin bugün hangi tarifede sınıflandırıldığını ve hangi yıl veya yıllarda nasıl bir değişikliğe uğradığını kolayca bulma imkânınız bulunmaktadır.

Örneğin; 2006yılında 8525.20 pozisyonu altında sınıflandırılan cep telefonları bu yıl yani 2022yılında 8517.12 altında sınıflandırılmaktadır.

 

  1. 2021-2022 Yılları Korelasyon Karşılaştırma Tablosu

Dünya Gümrük Örgütü (WCO) tarafından hazırlanan ve Uluslararası ticarette malların sınıflandırılması için dünya çapında küresel bir standart olan Uyumu Sağlanmış (Armonize) Mal Tanımı ve Kodlama Sisteminin 2022 versiyonun yayımlanmasının ardından,İstatistiklere Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelimizde buna uyumlu olacak şekilde, 30 Aralık 2021 tarihli 31705 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede 5045 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı olarak yayımlanmış ve 1 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Armonize Sistem Nomanklatürü’ndeki yapılan düzenlemelere paralel olarak, yürürlüğe giren Türk Gümrük Tarife Cetvelimizde, bazı tamamlayıcı değişiklikler de dahil olmak üzere, 351 farklı grupta önemli değişiklikler yapışmıştır.

Bu değişikliklerin; 77’si  tarım  sektörü, 58’i  kimya

sektörü, 31’i ağaç sektörü, 21’i tekstil sektörü, 27’si metal sektörü, 63’ü makine sektörü, 22’si ulaştırma sektörü ve 52’si diğer sektörlerle ilgili olup, bazı gümrük tarife pozisyonları kaldırılmış, bazı yeni tarife pozisyonları eklenmiş ve bazı tarife pozisyonlarının kapsamı genişletilmiştir.

Yapılan bu değişikliklerle birlikte Türk Gümrük Tarife Cetvelimiz toplam 1.265 tarife pozisyonu ve 5.612 alt tarife pozisyonundan oluşmaktadır.

İstatistiklere Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelimizde yer alan önemli değişikliklere ve “2021-2022 Yılları Korelasyon Karşılaştırma Tablosu” na aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

https://tarifemevzuati.com/2022-yili-turk-gumruk-tarife-cetvelindeki-degisiklikler-ve-karsilastirma-tablosu/

 

  1. Korelasyonun Sonuçları

2022 Yılı için İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5052 Sayılı Karar 31.12.2021 tarih ve 31706 sayılı 3.mükerrer R.G. de yayımlanmıştır.

31.12.2021 tarihli Resmî Gazetede aşağıda yer alan 2022 yılı İthalat Tebliğleri yayımlanmıştır.

Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Eşyanın İthalatı Hakkında Tebliğ (İthalat: 2022/20)2 -Tıbbi Tanı Kitlerinin İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/19)3 -Askıya Alma Sistemine İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/18)4 -Kimyasal Silahlar Sözleşmesi Ekinde Yer Alan Kimyasal Maddelerin İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/17)5 -Gübre İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/16)6 -Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Yapılacak İthalatta Alınacak İzin Hakkında Tebliğ (İthalat: 2022/15)7 -Ozon Tabakasını İncelten Maddeler ve Florlu Sera Gazlarının İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/14)8 -İş Sağlığı ve Güvenliğini Etkileyen Bazı Maddelerin İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/13)9 -Çift Kullanımlı Malzeme ve Teknolojilere Dair Belgelerin Onaylanmasına İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/1210 -Bazı Patlayıcı Maddeler, Ateşli Silahlar, Bıçaklar ve Benzeri Aletlerin İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/11)11 -Banknot ve Benzeri Kıymetli Evraka Mahsus Kağıtların İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/10)12 -Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Eşya İthalatına İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/9)13 -Sivil Hava Taşıtlarının İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/8)14 -Karayolu Taşıt Araçlarının İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/7)15 -Genelleştirilmiş Tercihler Sistemine İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/6)31.12.20216- Haritalar ve Harita Bilgisi İçeren Eşyanın İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/5)17 -Yüksek Yoğunluklu Tadlandırıcıların İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/4)18 -Radyoaktif Maddeler ile Bunların Kullanıldığı Cihazların İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/3)19 -Harp Silahları ile Bunların Aksam ve Parçalarının İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/2)20 -Yurt İçinde Düzenlenen Uluslararası Fuarlara İlişkin Tebliğ (İthalat: 2022/1)

Öte yandan; Yine 31.12.2022 tarihli Resmî Gazetede aşağıda gösterilen Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliğleri yayımlanmıştır.

Araç Parçalarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/25)2 -Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Metal Hurdaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/23)3 -Bazı Tarım Ürünlerinin İhracatında ve İthalatında Ticari Kalite Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/21)4 -Tıbbi Cihazların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/16)5 -Sağlık Bakanlığınca Denetlenen Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/20)6 -Bazı Tekstil, Konfeksiyon ve Deri Ürünlerinin Denetimine İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/18)7 -Pil ve Akümülatörlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/15)8 -Yapı Malzemelerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/14)9 -7223 Sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının Yeni Değerlerinin Duyurulmasına İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/13)10 -Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/12)11 -Kişisel Koruyucu Donanımların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/11)12 -Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/10)13 -CE İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/9)14 -Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/8)15 -Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Katı Yakıtların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/7)16 -Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Kimyasalların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/6)17 -Tarım ve Orman Bakanlığının Kontrolüne Tabi Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/5)18 -Sağlık Bakanlığının Özel İznine Tabi Maddelerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/4)19 -Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/3)20 -İthalatta Standartlara Uygunluk Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/1)

2022 yılında Türk Gümrük Tarife Cetvelimizde bazı tamamlayıcı değişiklikler de dahil olmak üzere 351 farklı grupta önemli değişiklikler yapılır iken bazı gümrük tarife pozisyonları kaldırılmış, bazı yeni tarife pozisyonları eklenmiş ve bazı tarife pozisyonlarının kapsamı genişletilmiştir.

İşte bu değişiklikler yapılır iken bir önceki yıl yani 2021 yılı içinde alınan bazı belgeler (Yatırım Teşvik Belgesi, Dahilde İşleme İzni, Dahilde İşleme İzin Belgesi v.b) içeriği GTİP’ler korelasyona uğramıştır. Ayrıca CE işaretine tabi değil iken 2022’de tabi olan eşyalar da olmuştur.

Örneğin; 2021 yılı içinde alınan Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan 8462.99.80.90.00 GTİP’li eşya 2022 yılı Tarife Cetvelinde Korelasyona uğrayarak 8462.62.90.90.00 olmuş ve CE denetimine tabi olmuştur. Bu teşvik belgesinde revize gerektirmektedir.

Ayrıca 2022 yılı İthalat ve Ürün Güvenliği Tebliğleri ekinde yer alan listelerde bir önceki yıl yani 2021 yılında yasak olan ancak 2022 yılında yasak olmayan ve Tarife Cetvelinde Korelasyona tabi tutularak yer alan bazı GTİP’li eşyalar için Ticaret Bakanlığımız BİLGE Sisteminde gerekli ve hızlı bir şekilde güncellemeler yapılmadığı için yükümlüler eşyalarını gümrük rejimlerine tabi tutmakta sıkıntı yaşamışlardır.

Örneğin; Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Kimyasalların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2022/6) ‘nin Ek-1 ‘nde ithali yasak GTİP ler yer almaktadır.

6812.99.10.00.00 GTİP 2021 yılında ithalatı yasak görünmekte iken 2022 yılı itibariyle EVRİM yazılım sisteminde ilgili 2022/6 sayılı Tebliğin yasaklı EK-1 listesinde yer almadığını görmemize karşın Bakanlık BİLGE Sistemine kontrole gönderildiğinde ithalatının yasak olduğu görülmüştür.

Bakanlık ile yapılan görüşmeler sonucunda BİLGE Sisteminde bu konuda GTİP bazında düzenlemeler yapılacağı ifade edilmiştir.

Görüleceği üzere Korelasyon fevkalade önem arz etmektedir. Tarife pozisyonlarının kaldırılmış, eklenmiş veya kapsamının genişletilmiş olabileceğini göz önüne alarak, öncelikle eşyamızın GTİP’nin Korelasyona uğrayıp uğramadığını çok iyi kontrol etmemiz, bunu yapar iken İthalat, Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliği Eklerinde yer alan listelere iyi bakmamız, BİLGE Sistemine kontrole göndererek şayet bir sıkıntı yok ise yapmak istediğimiz gümrük rejimlerine tabi tutmamız gerekmektedir.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

Bir yıl önce tarife cetvelinde görünen gümrük tarifesinin yeni yılda başka bir tarifede olması beraberinde eşyanın gümrük rejimlerine tabi tutulmasında birtakım sıkıntıları da getirebilmektedir.

Korelasyon kelimesinin TDK sözlüğündeki anlamı şu şekildedir: - Bağıntı

Tarife Cetvelinde yapılan korelasyonu normal korelasyon tanımından hareketle “BAĞLILAŞIM” şeklinde tanımlayabiliriz.

Gümrük Tarife Cetveli, uluslararası ticarete konu olan eşyayı, Bölüm, Fasıl ve Tali Fasıllara ayırarak sistematik bir şekilde göstermektedir.Eşyalar, Gümrük Tarife Cetvelinde, genel bir kural olarak üretim süreci sonunda aldıkları şekle göre sıralanmışlardır. Bu sıralanış; hammaddeler, yarı mamul maddeler ve mamul maddeler şeklindedir.

Eşyaların Tarife Cetvelindeki yeri belirlenirken öncelikle hangi Bölümde yer aldığı, daha sonra bu bölümde yer alan Fasıl Numarası (ilk iki rakam), daha sonra bu fasılda yer alan Tarife Pozisyonu (dört rakam) belirlenmelidir. Bir sınıflandırmanın tam anlamıyla sağlıklı olabilmesi, ticarete konu olan her bir eşyanın tek bir GTİP’ da sınıflandırılmasına bağlıdır. Doğru bir sınıflandırma yapabilmek için; Tarifenin Yorumuna İlişkin Genel Kurallar ile birlikte Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan Pozisyon Metinleri, Bölüm ve Fasıl Notları ve Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesinde yer alan Açıklama Notlarını mutlaka göz önünde bulundurmalıyız. Türkiye’ye ithal edeceğiniz veya Türkiye’den ihraç edeceğiniz malınızla ilgili gümrük beyanınızı yaptıktan sonra, gümrük idaresi bu beyanın doğruluğunu kontrol eder. Gümrük idaresi beyanın doğruluğunu kontrol ederken, gümrük beyannamesinde kayıtlı bilgileri ve beyannameye ekli belgeleri inceleyecek; gerek gördüğü hallerde beyan kapsamındaki eşyanızı muayene edecektir. Gümrük idaresi, gümrük beyannamesi ve kapsamındaki eşya üzerinde yapacağı kontroller ve eşyanın muayenesi sonucunda eşyanın sizin beyan ettiğiniz tarife pozisyonunda sınıflandırılmadığını; başka bir tarife pozisyonunda sınıflandırılması gerektiğini tespit edebilir. Bu durumda, belirlenen farklılığın niteliğine göre değişen şekilde işlem yapılır. Bazı farklılıklar için ceza uygulanmazken, bazı farklılıklar için gümrük mevzuatı ile belirlenen farklı cezalar uygulanır. Beyan ve muayene arasındaki farklılıklar, belirli durumlarda kaçakçılıkla mücadele mevzuatı uyarınca işlem yapılmasını gerektirebilir.

Önceki yıllarda gümrük tarife pozisyonu değişen bir maddenin bugün hangi tarifede sınıflandırıldığını ve hangi yıl veya yıllarda nasıl bir değişikliğe uğradığını kolayca bulma imkânınız bulunmaktadır.

 

 

Örneğin; 2006yılında 8525.20 pozisyonu altında sınıflandırılan cep telefonları bu yıl yani 2022yılında 8517.12 altında sınıflandırılmaktadır.

Bu değişikliklerin; 77’si tarım sektörü, 58’i kimya sektörü, 31’i ağaç sektörü, 21’i tekstil sektörü, 27’si metal sektörü, 63’ü makine sektörü, 22’si ulaştırma sektörü ve 52’si diğer sektörlerle ilgili olup, bazı gümrük tarife pozisyonları kaldırılmış, bazı yeni tarife pozisyonları eklenmiş ve bazı tarife pozisyonlarının kapsamı genişletilmiştir.

Yapılan bu değişikliklerle birlikte Türk Gümrük Tarife Cetvelimiz toplam 1.265 tarife pozisyonu ve 5.612 alt tarife pozisyonundan oluşmaktadır.

2022 yılında Türk Gümrük Tarife Cetvelimizde bazı tamamlayıcı değişiklikler de dahil olmak üzere 351 farklı grupta önemli değişiklikler yapılır iken bazı gümrük tarife pozisyonları kaldırılmış, bazı yeni tarife pozisyonları eklenmiş ve bazı tarife pozisyonlarının kapsamı genişletilmiştir.

İşte bu değişiklikler yapılır iken bir önceki yıl yani 2021 yılı içinde alınan bazı belgeler (Yatırım Teşvik Belgesi, Dahilde İşleme İzni, Dahilde İşleme İzin Belgesi vb.) içeriği GTİP’ler korelasyona uğramıştır. Ayrıca CE işaretine tabi değil iken 2022’de tabi olan eşyalar da olmuştur.

Korelasyon fevkalade önem arz etmektedir. Tarife pozisyonlarının kaldırılmış, eklenmiş veya kapsamının genişletilmiş olabileceğini göz önüne alarak; öncelikle eşyamızın GTİP’nin Korelasyona uğrayıp uğramadığını çok iyi kontrol etmemiz, bunu yapar iken İthalat, Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliği Eklerinde yer alan listelere iyi bakmamız, BİLGE Sistemine kontrole göndererek şayet bir sıkıntı yok ise yapmak istediğimiz gümrük rejimlerine tabi tutmamız gerekmektedir. Aksi takdirde istemediğimiz durumlar ile karşılaşabiliriz.

Yazar: Savaş ÖZDOĞAN

 

Kaynakça

4458 Sayılı Gümrük Kanunu,

Gümrük Yönetmeliği,

Türk Gümrük Tarife Cetveli,

Tarifenin Yorum Kuralları,

https://ticaret.gov.tr.

https://tarifemevzuati.com.

https://www.mevzuat.net.

Giderek Önemi Artan Mikro İhracat

Özet

Belli değerde ve belli ağırlıktaki ürünlerin yurt dışındaki farklı ülkelere satışını ifade eden mikro ihracat son yıllarda giderek önemi artan bir ihracat türüdür.

Günümüz her türlü alışveriş ve işlemin online ’a döndüğü bir dönemde yurt dışından gelen veya yurtdışına giden ürünlerin gümrük işlemleri elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir.

Bu işlemlerde Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi (ETGB) kullanılmaktadır.

Makalemizde bu konu işlenmektedir.

 

  1. Giriş

Günümüzün en yaygın alışveriş yöntemleri arasında yer alan internet alışverişi sırasında firmaların işlemlerini daha profesyonel ve hızlı şekilde gerçekleştirmek için kullanabileceği çeşitli evrak ve beyannameler bulunuyor. Günümüzde EGTB olarak belirtilen, Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi de firmaların internet üzerinden satışını gerçekleştirdiği tüm ürünlerin gümrüklerden geçişinin kolaylaşması için kullanılmaktadır. Deniz yolu, demiryolu ya da karayolu gibi farklı transferler sırasında gümrüklerden geçmesi gereken eşyaların her biri, Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi sayesinde gümrük sırasında beklemeden yoluna devam edebiliyor. Tamamen elektronik ve dijital ortamlarda hazırlanan EGTB bu sayede firmaların dijital ortamlarda bürokratik işlemlerini halletmelerine imkân sunuyor.

Şimdi bu konuyu ilgili mevzuatından da bahsederek aşağıda maddeler halinde işleyelim.

 

  1. Mikro İhracatın Gümrük Mevzuatındaki Yeri

Mikro İhracatın Gümrük Mevzuatındaki yeri incelendiğinde 2009/15481 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının 126., 127. ve 128. maddelerinde yer almakta olduğu görülmektedir.

 

  1. 2009/15481 Sayılı Kararın 126. Maddesi

Kararın ONUNCU KISMI Posta İdaresi ya da Hızlı Kargo Taşımacılığı Yapan Şirketlerin Dolaylı Temsilci Olarak Yetkili Kılınmasına İlişkin Şartlar başlığı altında Dolaylı temsil yetkisi verilmesine ilişkin koşulları anlatmaktadır.

Öte yandan 126 nolu maddenin uygulama usul ve esasları Gümrük Genel Tebliğinde (Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4) (10.03.2013 t. 28583 s. R.G.) yer almaktadır.

MADDE 126-(1) Kanunun225 inci maddesi uyarınca, posta yolu ve hızlı kargo taşımacılığında gelen ya da gönderilen;

  1. a) Önemli değeri olmayan eşyanın,
  2. b) Miktarı brüt 30 kilogramı ve değeri 1500 Avro'yu geçmeyen ihracat rejimine konu eşyanın,

Gümrük Genel Tebliği’nin (Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4) (10.03.2013 t. 28583 s. R.G.) 9/6 maddesinde; "miktarı brüt 300 kilogramı ve değeri 15000 Avro’yu geçmeyen ihracat rejimine konu eşyanın beyanı bu Tebliğ hükümleri çerçevesinde operatör tarafından yapılır." hükmü yer almaktadır.

  1. c) Değeri 1500 Avro'ya kadar olan ve diplomatik eşya ve yolcu eşyası hariç olmak üzere (b) bendinde belirtilen miktarı geçmeyen serbest dolaşıma giriş rejimine konu ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyanın,

ç)Kanunun 167’nci maddesinin sekizinci fıkrasının(d) bendi kapsamı numunelik eşya ve modeller ile (e) bendi kapsamı inceleme, analiz veya test amaçlı eşyanın,

d)58’inci madde kapsamındaki eşyanın,

e)100 üncü maddenin birinci fıkrasının (ö) bendi kapsamı kitap veya basılı yayının,

gümrük beyanı dahil tüm gümrük işlemlerine ilişkin faaliyetlerinin takip edilip sonuçlandırılmasında, posta idaresi ile Bakanlıkça belirlenen koşulları taşıyan hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler dolaylı temsilci olarak yetkili kılınabilir. Bu yetkiyi kullanan hızlı kargo şirketleri gümrük müşaviri çalıştırır. İhracat rejimine konu eşya için miktar veya değer limitlerini ayrı ayrı on katına kadar artırmaya Bakanlık yetkilidir. Hükmü yer almaktadır.

 

  1. 2009/15481 Sayılı Kararın 127’nci Maddesi

İşlemlerin ücretlendirilmesi başlıklı bu maddede;

Madde 127-(1) 126’ncı madde uyarınca yetkilendirilen posta idaresi veya hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler, Bakanlıkça kolaylaştırılan gümrük beyanı kapsamında takip edip sonuçlandırdıkları gümrük işlemleri için verilen hizmet karşılığında;

  1. a) Gümrük müşavirliği, ordino, terminal vb. isimler altında ilave ücret alamaz.
  2. b) 126’ncı maddenin birinci fıkrasının (a) ve (ç) bentleri kapsamı eşyaya ilişkin işlemler için hiçbir surette; (b) ve (c) bentleri kapsamı eşyaya ilişkin işlemler için gönderinin geldiğine dair bildirimin alıcıya yapıldığı tarihten itibaren ilk üç gün için ardiye ücreti alamaz. Hükümleri yer almaktadır.

 

  1. 2009/15481 Sayılı Kararın 128’inci Maddesi

Sorumluluk ve yetkinin iptali Başlığını taşıyan bu Maddede ise;

MADDE 128-(1) 126’ncı madde uyarınca dolaylı temsilcilik yetkisi verilen posta idaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketlerin, aynı maddede belirlenmiş nitelikleri taşıyan personelinin düzenleyip imzaladığı gümrük beyannamesi veya beyanname olarak kabul edilen diğer belgelerden dolayı gümrük mevzuatı uyarınca vergi kaybına neden olan bir fiilin işlendiğinin, eşyanın beyanına ilişkin yurt dışından gönderilen belgelerde yer alan bilgiler doğrultusunda bilindiği veya bilinmesi gerektiği hallerde, ortaya çıkan kamu alacağından dolaylı temsilci yetkisi verilen posta idaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tüzel kişilik olarak, gelen eşyada alıcı, gönderilen eşyada ise gönderici ile birlikte müteselsilen sorumludur.

(2) 126’ncı madde kapsamında yetkili kılınan posta idaresi ya da kargo taşımacılığı yapan şirketlerin yönetim kurulu üyeleri, sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişiler ile şirket temsil ve ilzama yetkili çalışanlarının 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda yer alan suçlardan dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması durumunda 126’ncı madde kapsamında verilen dolaylı temsil yoluyla beyanda bulunma yetkisi iptal edilir ve iptal tarihinden itibaren üç yıl geçmedikçe 126’ncı madde uyarınca dolaylı temsil yoluyla beyanda bulunma yetkisi verilmez.

(3) Müsteşarlıkça belirlenen koşulları sonradan kaybettiği ya da şartlara uymadığı tespit edilen posta idaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketlere, bu koşulları yeniden sağlayıncaya kadar ya da şartları yerine getirinceye kadar bu yetkiden yararlanmalarına izin verilmez.

(4)126ncı madde uyarınca yetkilendirilen posta idaresi veya hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketlerin, bu Kısımda yer alan hükümlere aykırı davrandıklarının tespiti halinde, fiilin daha ağır bir cezai yaptırımı gerektirmemesi durumunda usulsüzlüğe konu her bir gönderi için Kanunun241inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılır. Hükümleri yer almaktadır.

 

  1. Elektronik Ticaret Konusunda Ticaret Bakanlığınca Yapılan Düzenlemeler

Halen ne yazık ki bitmediği gibi yaşamakta olduğumuz pandemi nedeniyle elektronik ticaret önemini giderek artırmıştır.

Elektronik Ticaret Fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyeti ifade etmektedir.

İnternette bir ara yüz vasıtasıyla bir ürünün siparişi verilebiliyorsa veya söz konusu ürüne ilişkin sözleşme yapılabiliyorsa bu ürünler e-ticaretin kapsamında değerlendirilmelidir. Ödemenin elektronik ortamda yapılması işlemin e-ticaret kapsamına girdiği anlamına gelmez. Sipariş veya sözleşme telefon faks, kısa mesaj, e-mail veya yüz yüze verilmişse işlem e-ticaretin kapsamında değildir. Ödeme kapıda fiziki olarak veya havale/EFT ile yapılabilir ancak işleme ilişkin sipariş veya sözleşme elektronik ortamda yapıldıysa işlem e-ticaret kapsamındadır. Elektronik ticarete ilişkin istatistiklerin oluşturulması ve politikalar üretilebilmesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlardan veri toplanmasına ilişkin çalışmalar Ticaret Bakanlığınca yürütülmekte olup e-ihracat ve e-ithalat verilerinin sağlıklı bir şekilde takip edilebilmesini teminen Detaylı Beyan ve Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesinde elektronik ticaret yapıldığının tespit edilebilmesini teminen teknik düzenleme yapılmıştır.

Gümrükler Genel Müdürlüğü (GGM) bu konuda 15.05.2020 tarihli yazısıyla yapılması gereken işlemleri izah etmiştir.Yazıya göre; "..Detaylı Beyan tarafında, elektronik ticaret yapıldığına yönelik olarak mükelleflerin beyanının alınmasına imkan tanıyan "Beyanname kapsamı işlem münhasıran elektronik posta, telefon araması, kısa mesaj veya elektronik ortamda doğrudan iletişime imkân veren benzeri bireysel iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmeleri kapsamayan ağ üzerinden mal veya hizmet satışına yönelik sözleşme yapılmasını veya sipariş verilmesini sağlayan işlemler mi?" şeklinde cevaplanması zorunlu bir mesaj tanımlanmıştır.Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi tarafında ise beyanname kapsamı işlemin elektronik ticaret şeklinde yapılması halinde "ET" kodu elektronik ticaret şeklinde değil ise "ETD" kodu kullanılmak üzere "beyan3" alanında zorunlu olarak beyan edilmesi gerekmektedir."

Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 06.05.2020 tarihli yazısıyla; "Detaylı Beyan tarafında, elektronik ticaret yapıldığına yönelik olarak mükelleflerin beyanının alınmasına imkân tanıyan bir mesaj konulmuştur. Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi tarafında ise işlemin elektronik ticaret ile yapıldığına dair bilgi almak üzere "beyan3" alanında zorunlu olarak "ET kodu" alınabilmesi amacıyla bir güncelleme gerçekleştirilmiş." olduğu GGM'ne iletilmiştir.

Detaylı Beyan ve ETGB'de yapılan teknik düzenlemeler 28/05/2020 tarihinde devreye alınmıştır. "Elektronik Ticaret İşlem Rehberi" yayımlanmıştır.

 

  1. Mikro İhracat

Şimdi Mikro İhracatın gümrük mevzuatındaki yerinden sonra anlatımına geçelim. Mikro ihracat nedir sorusunda kısaca “mini ihracat” cevabı verilebilir.

Mikro ihracat; “yurtdışı ihracat gönderilerinin yetkilendirilmiş hızlı kargo firmaları tarafından elektronik ortamda yapılabilmesine olanak sağlayan ihracat modeli” olarak tanımlanabilir.

Bu ihracat modeli, yurt dışında küçük ebatlarda ve düşük ağırlıklarda ürün satışını kolaylaştırmaktadır. Klasik ihracattan farklı olarak mikro ihracatta yurt dışında satış yapmak için İhracatçılar Birliği kaydına gerek yoktur.

Ayrıca, gümrük müşavirliği hizmetleri veren bir firma ile çalışmak gerekmez. Bu sebeple küçük çaplı ihracat gönderileri için yaygın olarak tercih edilen bir ihracat modelidir. Mikro ihracat, 300 kilogram ağırlığı ve 15 bin avro değeri geçmeyen, kat-i ve satış amacıyla yapılan (ticari olan), kısıtlaması olmayan ve farklı bir rejimi gerektirmeyen ihracat işlemlerinin, Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı (ETGB) ile yapılmasıdır.

Bu sınırlar içindeki bir ürün, sadece yetkili teslimat firmaları tarafından düzenlenen ETGB ile yurt dışındaki bir müşteriye gönderilebilir.

Mikro ihracat mevzuatı, binlerce firmanın yurt dışına açılmasını sağlamıştır. Mikro ihracat, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Mikro ihracat kapsamındaki limitli ürünler dışında kapsam dışından kalan ürünler vardır. Tamire, sergiye ya da fuara giden ürünler, ülkeye geri dönecek eşyalar, bedelsiz numuneler ve hediyeler mikro ihracat kapsamı dışındadır. Denetime tabi bazı ilaç ve kimyasal ürünler de mikro ihracat ile yurt dışına gönderilemez.

 

  1. Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi ( ETGB)

ETGB, havayolu ve karayolu ile posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen/giden eşyanın gümrük işlemlerinde kullanılan ve gümrük beyanına ilişkin tüm işlemlerin elektronik ortamda yürütüldüğü, kâğıt çıktı aranmayan bir uygulamadır.

ETGB beyanını alıcılar ve göndericiler adına yetkilendirilmiş hızlı kargo operatörleri yapmaktadır.

Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi (ETGB) Uygulaması kapsamında;

Bireysel kullanım için satın aldığınız eşyanızın gümrük işlemlerinin, yetki verilen kişilerce (hızlı kargo operatörleri) yapılması mümkündür. Böylece yurtdışından satın aldığınız ürüne herhangi bir prosedürle uğraşmaksızın yurtiçinden satın almış gibi kolayca ulaşabilirsiniz.

Mikro ölçekte ihracat yapan ihracatçılarımızın gümrük beyanı maliyetleri azaltılarak ihracat yapmaları ve vergi iadesi almaları sağlanır.

ETGB, “ürünün pasaportu” niteliğinde bir gümrük beyannamesidir. Mikro ihracat kapsamındaki mikro ihracat gönderileri için gümrük prosedürlerini azaltan ETGB, PTS gibi yetkili ve lisanslı mikro ihracat kargo şirketleri tarafından düzenlenen resmi bir belgedir. ETGB sayesinde geleneksel ihracat prosedürlerinde gerekli olan gümrük müşavirliği hizmetlerine gerek kalmaz.

E-Ticaret Gümrük Beyannamesi ile yurt dışına satılan ürünlerin gümrük beyannamesi için aracı bir gümrük firması ile anlaşma yapmak gerekmez. Bu belge sayesinde mikro ihracat yapmak isteyen firmalar ürünü yetkili mikro ihracat kargo şirketine teslim eder.

Kargo firması da ürün için ETGB düzenler ve resmi makamlara gönderir. Mikro ihracat firması, ETGB sorgulama yaparak ürünün gümrükle ilgili süreçlerini görebilir.

 

  1. ETGB E-Ticaret İlişkisi

Günümüzde e-ticaret sadece iç pazarda değil dış pazarda da büyük bir potansiyele sahiptir. Yurtdışına satış yapmak için mikro ihracat süreçleri online ticaret yapan işletmelerin de işini kolaylaştıran bir yoldur. ETGB yoluyla yurtdışına satış yapan yani e-ihracat gerçekleştiren işletmeler için elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemler oldukça kolaylık sağlamaktadır. Aşağıda birkaçını sıraladık.

ETGB e-ihracatı mümkün kılmaktadır.

E-ihracat yapan e-ticaret firmalarının gümrük işlemlerinin kolaylaşmasını sağlamaktadır.

Uluslararası arenaya ürün satışını kolaylaştırmaktadır.

E-ihracat yapan işletme ya da bireylerin güvenli bir şekilde satış yapmasını mümkün kılmaktadır.

Evrak işlemlerinin azalmasını ve hızlı bir şekilde işlemlerin halledilmesini sağlamaktadır.

 

  1. Mikro İhracat İçin Gerekli Olan Bilgiler ve Belgeler

Mikro ihracat için fatura kesmek ve vergi bildirimleri gerekir. Bunun için şirket kurulmalıdır.

Mikro ihracat için şahıs şirketi kurmak yeterlidir. Diğer şirket türleri ile de mikro ihracat yapılabilir.

Maliyeye vergi bildirimi yapmayan gerçek kişiler kanunen mikro ihracat yapamaz. Aksi durumda kanuni yaptırımlar uygulanır.

Mikro ihracat ile geleneksel ihracat arasındaki en temel fark, yurt dışına gönderilecek ürünlerle ilgili limitlerdir. Geleneksel ihracatta limit yoktur; mikro ihracat gönderileri limitlidir.

Mikro ihracat kargo prosedürleri, lisanlı ekspres kargo şirketine aittir. Yani mikro ihracat ile ilgili tüm lojistik süreci yetkili kargo şirketi yürütür.

Mikro ihracat kapsamı dışında kalan ve farklı prosedürler gerektiren ürün ya da hizmetler şunlardır; fuar ve sergi, tamire giden eşyalar, bedelsiz ürünler, hediye, dahilde işleme, hariçte işleme gibi ihracatlar (tamir amaçlı, geçici, fuar, vb.); kısıtlamalı, izne tabi, kayda ve denetime bağlı ürünler (gıda, ilaç, kimyasal ürünler vb.).

Yurt dışı gönderilerin mikro ihracat kapsamında gönderilmesi için gerekli Belgeler aşağıda gösterilmektedir.

Dolaylı Temsil Yetki Belgesi (Bir kez verilir.)

İhracat Bilgi Formu

E-Arşiv Fatura veya Maliye Onaylı Fatura (E-fatura kabul edilmez. Faturada detaylı içerik tanımı ve GTIP kodu olması gerekir.)

İngilizce Fatura (Proforma / Commercial Invoice)

Öte yandan, gönderici firmanın, gümrük sisteminde “ihracatçı” olarak kayıt yaptırması gerekir. Kayıt işlemleri E-Devlet üzerinden online olarak yapılabilir.

Mikro ihracat kapsamında yurt dışına gönderilecek ürünler için E-Arşiv Fatura veya Maliye Onaylı Fatura düzenlenmesi gerekir. Mikro ihracat faturasında bulunması zorunlu olan bilgiler ise aşağıdadır.

Gönderici firmanın tam unvanı, adresi, vergi dairesi, vergi numarası

Alıcı firmanın tam unvanı, adresi, vergi dairesi, vergi numarası

İmza ve kaşe-Fatura tarihi-Fatura numarası

Fatura tipi

Düzenlenme tarihi ve zamanı

Gönderinin teslim şekli (DAP gibi)

Ürünün menşei. Ürünlerin menşei farklı ülkeler ise her ürün için ayrı ayrı belirtilmeli.

Mikro ihracat faturasında zorunlu olan bilgiler ile birlikte dikkat edilmesi gereken bazı noktalar ise aşağıda yer almaktadır.

Adres bilgilerinde ülke adı mutlaka belirtilmelidir.

Sisteme entegre imza ve kaşe yoksa fatura çıktısı üzerine ıslak imza ve kaşe iletilmesi zorunludur.

Faturanın logo kısmında e-fatura yazıp, senaryo kısmında e-arşiv fatura yazılması halinde de fatura kabul edilecektir.

Navlun ve sigorta gönderici tarafından ödendiyse faturada ayrı ayrı kalemlerde belirtilmelidir.

Mikro ihracatlarda E-Arşiv Fatura ya da matbu fatura ile mikro ihracat çıkışı yapılmalıdır. E-fatura ile mikro ihracat çıkışı yapılamaz. E-fatura ile gönderim yapılması için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ETGB sistemi ile E-Fatura sisteminin entegrasyon çalışması yapıldıktan sonra ETGB ile mikro ihracatlar da e-fatura kullanabilir.

Faturada “gümrükleme hizmet bedeli” gibi ek kalem yazılamaz; sadece eşya bedeli, navlun, sigorta, banka komisyonu ile paketleme bedelleri yazılabilir.-Faturada GTIP ve menşei bilgileri ile birlikte Türkçe tanımı da mutlaka belirtilmelidir.

İhracat faturalarında KDV eklenmemelidir.-Gönderi ile birlikte verilecek resmi fatura ile proforma faturanın değer ve içerikleri uyumlu olmalıdır.

Mikro ihracat faturası, çıktısı alındıktan sonra ıslak kaşe ve imzalı olarak teslim edilmelidir.

 

  1. ETGB İşlem Prosedürü

ETGB belgesi almak için eşyaların gönderileceği lojistik firmasına EGTB beyanı vermeniz yeterlidir. Bunun ardından talebiniz üzerine lojistik firması eşyalara dair Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesini e-posta ya da çeşitli yollar ile firmanıza gönderecektir. Bununla birlikte talebiniz üzerine lojistik firması sadece ETGB belgesini değil aynı zamanda talimatların tamamını da e-posta ile göndermektedir. Sürekli olarak aynı lojistik firmasını tercih etmeniz halinde ise tüm EGTB beyanlarını otomatik olarak alabilir, böylece doküman eksikliği gibi sorunların önüne geçebilirsiniz.

ETGB belgesi genel olarak eşyaların kargo ya da çeşitli yollar ile gönderilmesi sırasında geçerlidir. Bu sayede hızlı ithalat işlemlerinizde avantaj elde edebilir, ürünlerinizin mümkün olan en hızlı sürede istediğiniz adrese teslim edilmesini sağlayabilirsiniz. Firma tarafından sizden istenilen evrakları teslim etmenizin ardından ilgili eşyalar için bir Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi oluşturulacak ve eşyanın gümrüklerden zaman kaybetmeden ilerlemesi sağlanacaktır. ETGB Sorgulama İşlemleri ise transfer için tercih ettiğiniz lojistik ya da kargo firmasının kendi internet sitesi üzerinden gerçekleşmektedir.

 

  1. Mikro İhracatın Başlıca Avantajları

Gümrük müşavirliği hizmet bedeli oluşmaz.

Çıkış ambar ücreti oluşmaz.

Noter tasdikli vekaletname gerekmez.

İhracatçılar Birliği kaydı aranmaz.

KDV iadesi alınabilir.

Mikro ihracat ile gümrük müşavirliği, çıkış ambar ücreti, vekaletname için noter ücreti gibi masraflardan tasarruf sağlanabilir. Masraf tasarruflarına ek olarak KDV iadesi teşvikinden faydalanabilir. Ayrıca, işlemler elektronik ortamda yapıldığından zamandan tasarruf edilir ve dosya saklama sorunu da çözülür.

E-ihracat işlemlerinde pazar riskleri oldukça düşük seviyelerdedir. Diğer ihracat yöntemlerine kıyasla satıcıların e-ihracat işlemlerinde aldıkları risk seviyesi minimum düzeydedir.

E-ihracat işlemleri, artık günümüzün klasikleşen diğer ihracat işlemlerine kıyasla firmalara uygun maliyetler ve düşük harcamalar sunmaktadır. E-ihracat işlemlerinde firmaların harcamaları daha düşük olacağı için daha az miktardaki yatırım maliyetleri ile de aynı işleri ortaya çıkarabilirsiniz.

Geleneksel ithalat ve ihracat yöntemlerinde hedeflenen pazara ulaşmak oldukça zordur. Firmaların daha başarılı reklam çalışmaları ve pazar araştırmaları yapması gereklidir. Ancak e-ihracat işlemlerinde pazar araştırması çok daha kolay yapılabilir ve çeşitli platformlar üzerinden milyonlarca hedef müşteriye ulaşmak daha kolaydır.

E-ihracat işlemlerinde firmaların uyumluluk belgeleri ya da çeşitli belgeler teslim etmesine gerek yoktur. Bunun yerine ihracat işlemlerinin devam edebilmesi için EGTB belgesi yeterlidir.

Ekonomik dalgalanmalar, klasik ihracat ve ithalat işlemlerinde firmaların yaptıkları büyük yatırımları oldukça olumsuz etkiler. Özellikle yurtdışı ülkelere daha kolay satış gerçekleştirebilmek için döviz kurları ile yapılan yatırımlarda bu dalgalanmalar firmanın çok daha büyük zararlar ile karşılaşmasına neden olacaktır. Ancak e-ticaret işlemlerinde hedeflenen müşterilere ülke içerisinden de ulaşmak kolay olduğu için zararlar daha düşük seviyelerde olacaktır. Bununla birlikte atacağınız doğru adımlar ile bu dalgalanmaları avantaja çevirme ihtimaliniz de bulunuyor.

E-ihracat işlemlerinde Türkiye sınırları içerisinde üretimini gerçekleştirdiğiniz bir ürünü, yurtdışı müşterilere satarak döviz kuru farklarından yüksek kazançlar elde edebilirsiniz

Diğer taraftan; Beyannamenin kapanma durumu Gümrük ve Ticaret Bakanlığına ait https://uygulama.

 

gtb.gov.tr/Beyanname Sorgulama/ adresinden sorgulanabilir. Mikro ihracata ilişkin güncellemeler (yasak, kısıtlama, izin vs.) de bu web sitesinden takip edilebilir.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

Mikro ihracat; “yurtdışı ihracat gönderilerinin yetkilendirilmiş hızlı kargo firmaları tarafından elektronik ortamda yapılabilmesine olanak sağlayan ihracat modeli” olarak tanımlanabilir.

ETGB, havayolu ve karayolu ile posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen/giden eşyanın gümrük işlemlerinde kullanılan ve gümrük beyanına ilişkin tüm işlemlerin elektronik ortamda yürütüldüğü, kâğıt çıktı aranmayan bir uygulamadır. ETGB, “ürünün pasaportu” niteliğinde bir gümrük beyannamesidir. Mikro ihracat kapsamındaki mikro ihracat gönderileri için gümrük prosedürlerini azaltan ETGB, yetkili ve lisanslı mikro ihracat kargo şirketleri tarafından düzenlenen resmi bir belgedir. ETGB beyanını alıcılar ve göndericiler adına yetkilendirilmiş hızlı kargo firmalar ve posta idaresi yapmaktadır. Günümüzün en yaygın alışveriş yöntemleri arasında yer alan internet alışverişi sırasında firmaların işlemlerini daha profesyonel ve hızlı şekilde gerçekleştirmek için kullanabileceği çeşitli evrak ve beyannameler bulunuyor. Günümüzde EGTB olarak belirtilen, Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi de firmaların internet üzerinden satışını gerçekleştirdiği tüm ürünlerin gümrüklerden geçişinin kolaylaşması için kullanılmaktadır. Deniz yolu, demiryolu ya da karayolu gibi farklı transferler sırasında gümrüklerden geçmesi gereken eşyaların her biri, Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi sayesinde gümrük sırasında beklemeden yoluna devam edebiliyor. Tamamen elektronik ve dijital ortamlarda hazırlanan EGTB bu sayede firmaların dijital ortamlarda bürokratik işlemlerini halletmelerine imkân sunuyor. Mikro İhracatın Gümrük Mevzuatındaki yeri incelendiğinde 2009/15481 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının 126., 127. ve 128. maddelerinde yer almakta olduğu görülmektedir. Mikro ihracatta mevcut mevzuatımıza göre brüt ağırlığı 300 kilogramdan az ve değeri 15.000 Euro’yu geçmeyen ihracatlar mikro ihracat olarak gümrük beyannamesi açmadan ETGB dediğimiz belge ile ihraç edilebiliyor.

Mikro İhracatın Gümrük Mevzuatındaki yeri incelendiğinde 2009/15481 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının 126., 127. ve 128. maddelerinde yer almakta olduğu görülmektedir.

Elektronik ticarete ilişkin istatistiklerin oluşturulması ve politikalar üretilebilmesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlardan veri toplanmasına ilişkin çalışmalar Ticaret Bakanlığınca yürütülmekte olup e-ihracat ve e-ithalat verilerinin sağlıklı bir şekilde takip edilebilmesini teminin Detaylı Beyan ve Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesinde elektronik ticaret yapıldığının tespit edilebilmesini teminin teknik düzenleme yapılmıştır.

Mikro ihracat modeli, yurt dışında küçük ebatlarda ve düşük ağırlıklarda ürün satışını kolaylaştırmaktadır. Klasik ihracattan farklı olarak mikro ihracatta yurt dışında satış yapmak için İhracatçılar Birliği kaydına gerek yoktur.

Ayrıca, gümrük müşavirliği hizmetleri veren bir firma ile çalışmak gerekmez. Bu sebeple küçük çaplı ihracat gönderileri için yaygın olarak tercih edilen bir ihracat modelidir. Mikro ihracat, 300 kilogram ağırlığı ve 15 bin avro değeri geçmeyen, kat-i ve satış amacıyla yapılan (ticari olan), kısıtlaması olmayan ve farklı bir rejimi gerektirmeyen ihracat işlemlerinin Hızlı Kargo Firmaları ve Posta İdaresi tarafından Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı (ETGB) ile yapılmasıdır.

Günümüzde e-ticaret sadece iç pazarda değil dış pazarda da büyük bir potansiyele sahiptir. Yurtdışına satış yapmak için mikro ihracat süreçleri online ticaret yapan işletmelerin de işini kolaylaştıran bir yoldur. ETGB yoluyla yurtdışına satış yapan yani e-ihracat gerçekleştiren işletmeler için elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemler oldukça kolaylık sağlamaktadır.

Mikro ihracat mevzuatı, binlerce firmanın yurt dışına açılmasını sağlamıştır. Mikro ihracat, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.

Mikro İhracatta;

Gümrük müşavirliği hizmet bedeli oluşmaz.

Çıkış ambar ücreti oluşmaz.

Noter tasdikli vekaletname gerekmez.

İhracatçılar Birliği kaydı aranmaz.

KDV iadesi alınabilir.

Bu bağlamda mikro ihracat bir anlamda ihracat teşviki durumundadır. Mikro ihracat ile gümrük müşavirliği, çıkış ambar ücreti, vekaletname için noter ücreti gibi masraflardan tasarruf sağlanabilir. Masraf tasarruflarına ek olarak KDV iadesi teşvikinden faydalanabilir. Ayrıca, işlemler elektronik ortamda yapıldığından zamandan tasarruf edilir ve dosya saklama sorunu da çözülür.

Öte yandan; Mikro ihracat sonrasında müşterilerin yurtdışından gelecek iade gönderileri geri gelen eşya statüsü kapsamında ETGM ile ithalatı Hızlı Kargo Firmaları ve Posta İdaresince de yapılmaktadır.

E-ihracat işlemlerinde pazar riskleri oldukça düşük seviyelerdedir. Diğer ihracat yöntemlerine kıyasla satıcıların e-ihracat işlemlerinde aldıkları risk seviyesi minimum düzeydedir. E-ihracat işlemleri, artık günümüzün klasikleşen diğer ihracat işlemlerine kıyasla firmalara uygun maliyetler ve düşük harcamalar sunmaktadır. E-ihracat işlemlerinde firmaların harcamaları daha düşük olacağı için daha az miktardaki yatırım maliyetleri ile de aynı işleri ortaya çıkarabilirsiniz.

E-ihracat işlemlerinde Türkiye sınırları içerisinde üretimini gerçekleştirdiğiniz bir ürünü, yurtdışı müşterilere satarak döviz kuru farklarından yüksek kazançlar elde edebilirsiniz. Anadolu’daki el işçiliği ile üretip kendi ürünlerini satmak isteyenler dahi mikro ihracatı kullanabilirler. Ülkemizde mikro ihracat yapma potansiyeli sahip olan pek çok KOBİ bulunmaktadır.

E-ticaret işlemlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan bir tanesi ise eşyaların istenilen zamanda olması gereken adrese teslim edilmesidir.

E-ticaret platformlarındaki yüksek rekabet ile birlikte müşteri memnuniyetinin azalması, firmanın kısa süre içerisinde müşteri kitlesini kaybetmesine neden olacaktır. Bu nedenle tüm siparişlerin zamanında teslim edilmesi, transferler sırasında eşyaların zarar görmeden taşınması gereklidir. Tedarik zinciri e-ticaretin büyümesine katkı sağlamıştır. Hızlı Kargo alanındaki dijital dönüşümlere ve yeni uygulamalara paralel olarak Gümrük mevzuatında yapılacak yeni düzenlemeler ile mikro ihracatın giderek öneminin daha da artacağı öngörülmektedir.

 Yazar : Savaş ÖZDOĞAN / Gümrük Müşaviri

 

Kaynakca

4458 Sayılı Gümrük Yönetmeliği,

Gümrük Yönetmeliği,

2009/15481 Sayılı Karar,

Gümrük Genel Tebliği Seri No;4,

Ticaret Bakanlığı web sitesi,

ETGB vermeye yetkili Hızlı kargo ve Posta İdaresi Firmaları web sitesi.

Gümrük İdarelerinde Beyan Edilen İskontoların Dikkate Alınmayarak Ceza Uygulanması

Özet

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler bulunmaktadır.

Gümrük İdaresi ile yükümlüler arasında bu konuda açılmış çok sayıda dava vardır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesi çerçevesinde Katma Değer Vergisi matrahı kapsamında iskontolar girmemektedir.

Ticaret Bakanlığına bağlı Gümrükler Genel Müdürlüğünce 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı İskontolar konulu Genelge’nin günümüz şartlarına uyum sağlayıp sağlamadığı ile yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda süphe hasıl olduğunda uygunluk araştırmasının nasıl yapılmakta olduğu bu Makalemizin konusunu teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler

Eşyanın kıymeti, matrah, peşin ödeme, miktar iskontosu, risk analizi, peşin ödeme iskontosu, özel iskonto, mutat olmayan iskonto

 

  1. Giriş

Dış ticaret işlemlerinde, dış ticarete konu eşyanın kıymeti önemli bir unsurdur. Bu önem, eşyanın kıymetinin gümrük vergilerinin(KDV dahil) hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisindeki payından kaynaklanmaktadır.

Eşyanın kıymeti bu kadar önemli olduğunda da kıymete etki eden unsurlar kendiliğinden ön plana çıkmaktadır. Bu konuda üzerinde özelikle durulması gereken unsurlardan en önemlileri ticari iskontolardır.

İskontolar, dış ticarete konu eşyanın satışına ilişkin olarak alıcı ve satıcı arasındaki nihai anlaşmada hassas ve önemli bir etkendir. Bunun nedeni, satıcının, belirli bazı koşulların gerçekleşmiş olması halinde, anılan eşyanın satış fiyatından alıcı lehine yaptığı bir indirimin söz konusu olmasıdır.

İskonto’nun, dış ticarete konu eşyanın satış fiyatı üzerinden alıcı lehine yapılan bir indirim olması ve ithal eşyasının gümrük kıymetinin de, ilgili gümrük vergilerinin hesaplanmasında esas unsur olması hususları dikkate alındığında konunun gümrük işlemleri açısından önemi de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

  1. 2001/38 Sayılı ve 14.11.2001 Tarihli Genelge

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler ile idare ve yükümlüler arasında davalar var iken Gümrükler Genel Müdürlüğü 2001 yılında sadece İskonto konulu özel bir genelge çıkarmıştır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede peşin ödeme ve miktar iskontolarına yer verilmiştir.

Genelgede;

“1-. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta, Gümrük Kanunu’nun 27 ve 28 inci maddelerine göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır. Bu kapsamda, gerekli koşullara uygunluk sağlayan iskontoların satış bedeli yöntemine göre gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Satış bedeli yöntemine göre ithal eşyasının gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınacak iskontolar "peşin ödeme iskontosu" ve "miktar iskontosu"dur.

Bu konuda, öncelikle yapılan iskontonun peşin ödeme veya miktar iskontosu tanımına girip girmediği, bu çerçevede gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında iskonto oranları da gözönünde bulundurulmalıdır.

  1. a) Satışa konu eşyanın sevk edilmesinden önce alıcı tarafından eşya bedelinin ödenmesi uluslararası ticarette "peşin ödeme" olarak tanımlanmaktadır.

"Peşin ödeme iskontosu" ise mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya tanınan bir fiyat indirimidir.

Dolayısıyla, peşin ödeme iskontosu yapıldığı belirtilen işlemlerde, öncelikle ödeme şeklinin ne olduğu araştırılmalı, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce peşin ödeme iskontosunun yapıldığı ve buna göre mal bedeline ilişkin ödemenin de gerçekleştirilmiş bulunduğu tespit edilmelidir.

Ayrıca peşin ödeme iskontosunun ticarette "mutat iskonto" olarak kabul edilen oranlarda ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari muamelelerde uygulanan oranlara yakın olması gerekmektedir.

  1. b) "Miktar iskontosu," satıcının alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre fiyattan yaptığı indirimdir. Miktar iskontosu yalnızca satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak önceden belirlenen bir ödeme planına göre fiyat uygulandığı durumlarda söz konusudur.

Bu iskontonun da ticarette mutat olarak kabul edilen oranlarda bulunması ve aynı miktarda mal alan tüm alıcılara uygulanması gerekmektedir.

  1. 1 ve 2 nci maddelerde belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar eşyanın gümrük kıymetini azaltıcı bir unsur olarak kabul edilmez...”

hususlarına yer verilmiştir.

  1. Eşyanın Gümrük Kıymeti

4458 sayılı Kanunu’nun 24. maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti, eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının, satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır. Bu fiyat, ithal eşyasının satış koşulu olarak, alıcının satıcıya veya satıcının bir yükümlülüğünü karşılamak üzere üçüncü bir kişiye yaptığı veya yapacağı tüm ödemeleri kapsar. 24. madde hükümlerine göre gümrük kıymeti belirlenirken, ithal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatına 27. maddede belirtilen ilaveler yapılır.

Gümrük Kanunu’nun 24. maddesi hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, Kanun’un 25. maddesinde belirtilen diğer yöntemlerin sırasıyla uygulanması suretiyle belirlenir. 25.madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, Kanun’un 26. maddesinde belirtilen hükümlere göre belirlenir. 24, 25 ve 26. madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymeti ise, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)’ın VII’ncı Maddesi, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygu-

lanmasına İlişkin Anlaşma, Bu Anlaşmaya göre oluşturulan Gümrük Kıymeti Teknik Komitesi’nin Kararları, Gümrük Kıymeti Yorum Notları, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği’nin eşyanın gümrük kıymetine ilişkin diğer hükümleri ile bu hükümlere uygun prensip ve yöntemlerle ve Türkiye’de mevcut veriler esas alınarak belirlenir.

  1. Peşin Ödeme İskontosu

Dış ticarete konu eşya bedelinin, eşyanın sevkinden önce alıcı tarafından ödenmiş olmasını “Peşin Ödeme” olarak tanımlayabiliriz. Nitekim, peşin ödeme iskontosu da, mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya uygulanan bir indirimdir.

Peşin ödeme iskontosunun, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı şart ve gereklidir.

  • Peşin ödeme iskontosu, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce yapılmış olmalıdır.
  • -İskonto faturada yer almalıdır.
  • Mal bedeli, eşyanın sevkinden önce ödenmiş olmalıdır.
  • Peşin ödeme iskontosu, mutat ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari işlemlerde uygulanan oranlarda olmalıdır.
  • İskonto, alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmış olmamalıdır.
  1. Miktar İskontosu

Satıcının, alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre eşya fiyatından yaptığı indirim olarak tanımlayabileceğimiz “Miktar İskontosu”, gümrük işlemleri çerçevesinde, satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak, basamaklı bir şekilde belirlediği satış planına uygun olarak alıcıya uyguladığı bir indirim olmalıdır.

  • Miktar iskontosunun eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi diğer bir ifade ile gümrük kıymetine dahil edilmemesi için aşağıda yazılı koşulların varlığı gerekmektedir.
  • -İskonto faturada yer almalıdır.
  • İskonto ticarette mutat kabul edilen oranlar içinde olmalıdır.
  • Miktar iskontosu aynı miktarda mal alan bütün alıcılara uygulanabilir olmalıdır.
  • İskonto alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmamış olmalıdır.
  • -Satıcı satılan eşya miktarına bağlı olarak belli bir şemaya göre fiyat uygulamalıdır.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, söz konusu iskontonun ithalattan önce yapılmış olması gereğidir.

  1. İskontoların Katma Değer Vergisi Yönünden Durumu

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre; aşağıda belirtilen unsurlar KDV’nin matrahına dâhil değildir. 3065 sayılı Kanun’un 25/a.maddesi ile teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların, KDV matrahına dâhil olmadığı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, faturanın düzenlenmesini gerekli kılan mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak yapılan iskonto, aynı faturada yer alması ve ticari teamüllere uygun miktarda olması şartlarına bağlı olarak KDV matrahına dahil edilmez.

İskontoların KDV matrahına dâhil edilmemesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekmektedir:

1) Söz konusu iskontolar mal teslimi veya hizmet ifasının gerçekleştirildiği tarihte yapılmış ve fatura veya benzeri vesikalarda gösterilmiş olmalıdır.

2) İskontolar ticari teamüllere uygun miktarda olmalıdır.

Bu iki şartın bir arada bulunmaması halinde iskontoların matrahtan indirilmesine imkân bulunmamakta, yani KDV tahsili gerekmektedir. İskontoların KDV matrahına dahil edilmemesi için mutlak

suretle, mal teslimi ve hizmet ifasına ilişkin olarak düzenlenen fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmesi gerekir. Vergiyi doğuran işleme (mal teslimi ve hizmet ifası) ilişkin olarak düzenlenen fatura veya benzeri belgelerde gösterilmeyip, sonradan ya da yılsonlarında bazı şartların gerçekleşmesine bağlı olarak (örneğin belli bir cironun aşılması, bedelin vadeden önce ödenmesi vb.) yapılan veyahut ticari teamülleri aşan bir miktarda iskonto yapılması hallerinde, bu iskontoların KDV matrahından indirilmesi mümkün değildir.

6.1. Ayni İskontolar

Uygulamada ayni iskontolar; bedelsiz mal/eşya verilmesi ve bedelden indirim olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilmektedir.

6.1.1. Bedelsiz Mal/Eşya Verilmesi Şeklinde Gerçekleştirilen Ayni İskontolar

Doğrudan bedelsiz mal/eşya verilmesi suretiyle yapılan ayni iskontolar KDV’ye tabi bulunmaktadır. Bedelsiz mal verilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilse dahi, KDV Kanunu’nun 3/a maddesine göre vergiye tabidir. Bu şekilde gerçekleştirilen ayni iskontolarda verginin, bedelsiz verilen mal da dahil toplam/kümülatif bedel üzerinden hesaplanması gerekir.

6.1.2. Bedelden İndirim Şeklinde Gerçekleştirilen Ayni İskontolar

Doğrudan bedelsiz mal verilmesi şeklinde değil, bedelsiz verilecek malın be­delinin satış bedelinden indirilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, faturada ayrıca gösterilmeleri ve ticari teamüllere uygun miktarda olmaları şartıyla KDV matrahına dahil olmayacaktır.

6.2. Bedeli Bir Tarifeye Göre veya Serbest Meslek Faaliyetleri İçin İlgili Meslek Teşekküllerince Tespit Edilmiş Bir Tarifeye Göre Belirlenen Hizmet Bedellerine Uygulanan İskontolar

Bedeli bir tarifeye göre tespit edilen veya serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz. Yani tespit edilen tarife ücreti üzerinden iskonto düşülemez (KDV matrahı, tespit edilen tarife ücretinden az olamaz).

6.3. Küsurat Giderme Amacıyla Yapılan İskontolar

Taraflar (mükellefler), fatura bedeli ve KDV’nin küsüratsız olmasını sağlayabilmek için, küsüratı giderecek miktarda indirimde bulunabilirler. Bu şekilde yapılacak bir iskontonun KDV matrahından düşülebilmesi için iskontonun faturada ayrıca gösterilmesi ve ticari teamüllere uygun olması gerekmektedir. Küsüratı giderici iskontonun, KDV hesaplandıktan sonra, vergi dahil toplam bedelden indirim suretiyle gerçekleştirilmesi KDV Kanunu’nun 25. maddesine uygun değildir. Bu nedenle, iskonto tutarının, küsüratı önleyecek şekilde belirlenerek KDV hariç satış bedelinden indirilmesi ve KDV’nin bu şekilde tespit edilecek bedel üzerinden hesaplanması gerekir.

6.4. Belli Bir Dönem Sonunda veya Ciro Aşıldığında Yapılan İskontolar

Hazine ve Maliye Bakanlığı, mal ve hizmet ithalatları nedeniyle yurt dışında yerleşik satıcı firmalar tarafından Türkiye’deki alıcı firmalara ciro primi (iskontosu) adı altında yapılan ödemeleri -(ki bu ödemeler genellikle fiyat indirimi şeklinde gerçekleşmekte)- Katma Değer Vergisi’ne tabi tutmaktadır.

Bu tür iskontolar doğrudan satılan malla ilgili değildir. Burada söz konusu olan iskonto, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın ya da çabanın sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş, satıcı firmaya verilen bir hizmettir. Satıcı firma ile alıcı firma arasında düzenlenen yazılı veya sözlü bir sözleşmeye göre, alıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir çabayı göstermiştir ki, (belli bir hizmeti vermiştir ki) ek ödemeye yani iskontoya hak kazanmıştır.

Danıştay 11.Dairesi’nin 15.05.1996 tarihli Kararında özetle: “Yıl sonunda yapılan iskontolar, mal ve hizmet satışı ile ilgili olmayıp, teşvik amacıyla yapıldığından, KDV’ye tabi olmayacaktır” denilmektedir.

  1. İskontolarda Şüphe Hasıl Olduğunda Uygunluk Araştırması Yapılması

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede ayrıca;

Yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda 2000/13 sayılı 8.2.2000 tarihli Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlüden ek bilgi ve belge istenilerek, uygunluk araştırması yapılacaktır denilmektedir.

Yapılan incelememizde 2000/13 sayılı Genelge’nin 2006 yılında 6 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, 2006/6 sayılı genelgenin ise 2012 yılında 1 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve en nihayet 2012/1 sayılı genelgenin 1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 ün yürürlükten 2012/29 sayılı genelgesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.

  1. 2012/1 Sayılı ve 16.02.2012 Tarihli Genelge

AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2012/1 sayılı ve 16.02.2012 tarihli genelgesi yurt dışı taleplerin nasıl yapılacağına ilişkindir.

Halen iskonto ile ilgili olarak 16.02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge (1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 yürürlükten kalkmış) yürürlükte görülmektedir.

Yurt dışı bilgi talebi konulu bu genelge incelendiğinde artık iskonto ile ilgili özel bir genelge olmaktan çok kıymet tereddütlerinde yurt dışı sorgularının yapılma şekil ve şartlarının yer aldığı görülecektir.

 

  1. 2012/29 Sayılı Kıymet Genelgesi

Bu Genelge Kıymet araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağını açıklayan önemli bir Genelgedir.

Genelge’deki konular şu şekilde sıralanabilir.

9.1. Gümrük Kıymetinin Araştırılması

Gümrük Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, beyan edilen gümrük kıymetinin gerçekliği veya doğruluğu konusunda şüpheye düşülmesi halinde, gümrük idarelerince yükümlülerden ilave bilgi ve belge talep edilmesi de dahil olmak üzere, konunun incelenmesi ve araştırılması neticesinde şüpheye sebebiyet veren hususlar giderilmediği takdirde eşyanın gümrük kıymeti satış bedeli yöntemine göre tespit edilemeyecektir. Bu durumda, ithal eşyasının beyan edilen kıymetinin gerçeklik ve doğruluğunun tespit edilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların karşılanması durumunda yurt dışı kıymet araştırmasına gidilebilecektir.

9.2. Kıymet Araştırmasına Yönelik Ön İnceleme Yapılması

Bu kapsamda ilk olarak, gümrük kıymeti araştırılacak eşya ile ilgili aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymeti tespit edilecektir. Aynı veya benzer eşya kıymetlerine ilişkin araştırmalarda öncelikle Gümrük Veri Ambarı Sistemi (GÜVAS)’nde yer alan Kıymet Veri Tabanı kullanılacaktır. Araştırmada tespit edilen beyannameler içerisinde gerekli görülenlere ilişkin fatura bilgileri ve örneklerinin Bölge Müdürlükleri kanalıyla ilgili idareden talep edilmesi ve konunun elde edilen bilgiler çerçevesinde ilgili İdarece değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, inceleme sırasında veri tabanında sorgulamanın GTİP bazında yapılabildiği durumlarda, bir GTİP’in birden fazla eşyayı içermesi durumunda, eşyaların kalite, marka ve sair farklılıklarının da eşyanın kıymetini değiştirmesi söz konusu olduğundan, aynı GTİP için farklı kıymetler elde edilmesi mümkündür. Bu nedenle, ilgili beyanname ve faturalar temin edilerek bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. İkinci olarak, ithal edilen eşyaya ilişkin banka transferlerinin ilgili bankadan sorularak teyit edilmesi gerekmektedir.

9.3. Risk Analizlerinin Yapılması

Kıymet araştırmasına yönelik yapılan ön incelemenin tamamlanmasından sonra kıymet araştırmasına gidilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların, kıymeti araştırılacak eşya için geçerli olması gereklidir.

9.3.1. Kıymet araştırmasına gidilecek eşyanın kıymetinin düşük olmasına yönelik ekonomik gerekçeler bulunmalı (eşyanın yüksek gümrük vergisine veya özel tüketim vergisine tabi olması gibi) ve aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymetinin beyan edilen eşyanın gümrük kıymetinden en az %10 oranında yüksek olmalıdır. Vergilerin tecil ve terkine tabi tutulması veya vergiyi doğuran olayın eşyanın ilk iktisabında gerçekleşmesi (otomobil ithalatlarında olduğu üzere) durumunda da ekonomik gerekçenin gerçekleştiği varsayılacaktır.

9.3.2. Beyan edilen eşyanın katma değer vergisi dışında diğer ithalat vergilerine tabi olması gerekir. Kıymet araştırmasına gidilmesi için KDV tek başına yeterli sebep değildir. Bununla birlikte, sadece KDV yönünden kıymet araştırmasına gidilebilmesi için, beyan edilen eşya kıymetinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin ciddi şüphe veya emarelerin bulunması gerekir.

9.3.3. Beyan edilen eşyanın ithalatta gözetim uygulanmasına ilişkin tebliğler uyarınca gözetim belgesine tabi olması veya beyan edilen kıymetin gözetime ilişkin tebliğlerde belirtilen kıymetlerden yüksek olması durumunda kıymet araştırmasına gidilmemesi esastır. Ancak, ciddi şüphe ve emarelerin bulunması ve bu durumun araştırma talebinde açıkça belirtilmesi durumunda kıymet araştırmasına gidilebilecektir. Gözetim belgesine tabi eşya için beyan edilen kıymet ile ilgili olarak gümrük idarelerine itirazda bulunulması ve eşyanın fatura da kayıtlı tutarın (yurtdışı diğer giderler adı altında beyan edilen tutar dahil) gözetim için belirlenen fiyattan düşük olması halinde de kıymet araştırmasına gidilebilir.

9.4. Yurt Dışı Kıymet Araştırmasına Yönelik Yapılacak İşlemler

Yukarıda belirtilen şartlardan birinin varlığının tespiti durumunda, kıymet araştırmasına gidilebilmesi için aşağıdaki işlemler yapılacaktır.

9.4.1. Yükümlüden ilave bilgi ve belge istenilmesi: Gümrük İdaresince, Ek-1’de örneği yer alan ve asgari hangi bilgileri içereceği belirtilen yazı, beyan sahibine tebliğ edilir. Bu talep yazısında, istenilen ilave ispatlayıcı belgeler ve/veya kıymet konusunda açıklanması istenilen hususlar açıkça belirtilir.

9.4.2. Yükümlüye verilecek süre: Yapılacak tebligatta 45 gün cevap süresi verilir. Sürenin bitiminden önce beyan sahibince yazılı ve gerekçeli talepte bulunulması durumunda 45 günü aşmamak kaydıyla ek süre verilir.

9.4.3. Kıymet incelenmesi sonuçlanmadan eşyanın çekilmek istenmesi: Eşya gümrüğün gözetimi altındayken yükümlü tarafından çekilmek isteniyorsa, Gümrük Yönetmeliği’nin 587 nci maddesinde belirtilen koşullarla talep kabul edilir.

9.4.4. İlave bilgi-belge talebinin karşılanması ve ibraz edilen bilgi-belgelerin uygun bulunması: İbraz edilen bilgi ve belgeler, kabul edilebilir nitelikte ve beyan edilen kıymetin fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğunu kesin olarak ortaya koyuyorsa, gümrük kıymeti satış bedeli yöntemine göre tespit edilir.

9.4.5. İlave bilgi-belge talebinin karşılanmaması: Süresi içinde ilave bilgi-belge talebinin karşılanmaması durumunda, beyan edilen gümrük kıymetinin gerçeklik ve doğruluğunun ispatlanamaması, Gümrük Kanunu’nun 65 inci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde talep edilen bilgilerin sunulmaması ve Kıymet Bildirim Formunun “Taahhütname” bölümünde belirtilen taahhüde uyulmadığı gerekçeleriyle beyan reddedilerek kıymet araştırmasına gidilir. Ancak, İdarece bu çerçevede kıymet araştırmasına gidilmeden önce söz konusu belgelerin sunulması halinde, bu belgeler süresi içinde sunulan bilgi-belgeler gibi değerlendirmeye alınacaktır.

9.4.6. İbraz edilen bilgi ve belgeler uygun ve yeterli bulunmaması: Verilen bilgi ve belgeler kabul edilebilir nitelikte değil ve/veya fiilen ödenen veya ödenecek fiyatın belirlenmesine imkan sağlamıyor ya da beyan edilen kıymetin doğruluğunu ispat için yeterli değil ise; kabul edilmeme veya yeterli bulunmama gerekçeleri açıkça ifade edilerek beyan reddedilir ve bu genelgedeki esaslar çerçevesinde kıymet araştırmasına gidilir.

9.4.7. Yurt dışı kıymet araştırması ve Bölge Müdürlüğünce Yapılacak İnceleme Yurt dışı kıymet araştırmasına gidilmesi durumunda, idarece “Yurt Dışına Gönderilecek Bilgi Talep Formu” düzenlenerek Bölge Müdürlüğüne gönderilir. Mezkur formun “II-Bilgi talebenin nedeni” bölümünde, kıymet araştırmasına gidilmesine ilişkin ekonomik gerekçeler, aynı veya benzer eşyaya ilişkin beyannamenin sayı ve tarihleri, aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymeti, aynı veya benzer eşyanın hangi oranda beyan edilen kıymetten yüksek olduğu, bankalar nezdinde yapılan araştırma sonucu ve varsa ciddi şüphe ve emareler açıkça belirtilir. Söz konusu hususların açıkça belirtilmediği durumlarda Bölge Müdürlüğü’nce araştırma talebi resen reddedilir. Bölge Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda, araştırma yapılmasına gerek bulunur ise mütalaasıyla birlikte Bakanlığa (AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) gönderilir. Aksi halde, yapılacak işlem gümrük idaresine bildirilir. Beyana göre hesaplanan vergiler toplamı 5.000 TL’yi aşmayan eşya için yurt dışından bilgi talebinde bulunulmaz. Ancak, araştırma konusu eşyanın birden fazla beyanname ile ithal edildiği durumlarda, hesaplamada bunlar toplu olarak dikkate alınır.

9.4.8. Yurt dışı araştırması sonucuna göre yapılacak işlem: Yurt dışı Araştırması sonucunda;

  1. a) Yükümlü tarafından beyan edilen kıymetin gerçek ve doğru olduğu tespit edilirse, bu çerçevede gerekli işlemler yapılır.
  2. b) Alınan yanıtta ilgili ülke tarafından talebin karşılanamayacağı ya da bilgi bulunamadığı bildirilmiş ise, gümrük idaresince mevcut verilere göre değerlendirme yapılır.
  3. c) Beyan edilen kıymetin gerçek veya doğru olmadığı tespit edilir ise, ilgilendirdiği yönüyle Gümrük Kanunu, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli adli ve idari işlemler yapılarak sonucundan ilgili belge suretleri ile birlikte Bakanlığa (Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü) bilgi verilir. Beyana göre yapılan tahakkuklar ile idarece tahakkuk ettirilen vergiler arasındaki farkın, yükümlüsünce Gümrük Yönetmeliği’nin 587 nci maddesinde belirtildiği şekilde teminata bağlanarak eşyanın çekilmesi veya referans/veri kıymetler göz önünde bulundurularak teminat alınması durumlarında, talepte bulunulduğu tarihten itibaren bir yıl içerisinde Yurt Dışı Araştırmasının sonuçlanmaması halinde, gümrük idaresinde mevcut verilere göre değerlendirme yapılır ve işlem sonuçlandırılır. Bu süreden sonra cevaplar çerçevesinde vergi farkı ortaya çıkan hallerde, gerekli işlemler yerine getirilir. Gerek yurt dışı araştırması sonucunda talebin karşılanamayacağının veya bilgi bulunmadığının bildirilmesi, gerekse bir yıllık sürenin geçmesi nedeniyle mevcut verilere göre değerlendirme yapılacak olması durumlarında; öncelikle beyanın kabul edilip edilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede; yükümlüden temin edilen bilgi ve belgeler (beyanname ve ekleri ile varsa ilave bilgi-belgeler), Bakanlıktan bildirilen veriler, varsa benzer konulara ilişkin denetim raporları, ithal tarihinden sonraki süreç de dahil olmak üzere aynı ve benzer eşya ithalatlarında tespit edilen kıymetle, GÜVAS’tan temin edilen bilgiler gibi konuya ilişkin tüm bilgiler dikkate alınır. Yapılan değerlendirme sonucunda beyanın kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılırsa, işlemler buna göre sonuçlandırılır. Aksi durumda, Gümrük Kanun’un 24 üncü maddesinin (a), (b), (c), ve (d) bentlerinde belirtilen koşullarının varlığı halinde eşyanın gümrük kıymeti, gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin esaslar çerçevesinde tespit edilir. Söz konusu koşulların bulunmaması durumunda, kıymet araştırması temin edilen verilere göre sonuçlandırılır.

hususlarına yer verilmektedir.

20.10.2020 Tarihli Kıymet Araştırma Çalışması

Gümrük Kanunu’nda eşyanın kıymeti konusu 23-31 nci maddelerde ve Gümrük Yönetmeliğinde 43-57 nci maddelerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kıymet ve beyan edilen kıymetin araştırılması konusunda Ticaret Bakanlığımızın ilgili Genel Müdürlüklerince bugüne değin değişik tarihlerde Tebliğ, Genelge ve tasarruflu yazılar çıkarılmıştır.

GGM yayınlamış olduğu 20.10.2020 tarihli ve 58341131 sayılı yazısıyla kıymet araştırması çalışmaları konusunda Bölge Müdürlüklerine talimat vermiştir.

BİLGE Sisteminde belirlenen bir kısım eşya için risk bazlı kıymet araştırmasının devreye alınmış olduğu bildirilmiştir.

Uygulamaya tüm Gümrük İdarelerinde geçilmiştir.

Bu bağlamda gelen uyarı mesajı sonrasında teminatın alınması ve kıymet araştırmasına 2012/ 29 sayılı Genelge hükümlerine göre geçilecektir.

Bu bağlamda “belirlenen bir kısım eşyanın” ne olduğu konusu bilinmemektedir.

Ancak;

  • Referans kıymet uygulamasına tabi eşyalar (muz vb.) Kıymet Veri Bankasında yayınlanmaktadır. Bu tür referans kıymete tabi eşyalar,
  • Müfettişlerin yazdığı Cevaplı Raporlar ve Soruşturma Raporlara konu eşyalar,
  • GGM ve RYTDSGM tarafından Bölge Müdürlüklerine bildirilen eşyalar,
  • Kıymet esaslı Gözetime tabi eşyalar,
  • Bölge Müdürlükleri nezdinde faaliyet gösteren Risk Şubelerince yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen eşyalar,
  • 5607 Sayılı Kanun kapsamında yapılan soruşturmalara konu eşyalar,
  • Yüksek vergisi nedeniyle kaçakçılık yapılma imkanı olan yüksek riskli eşyalar,

olabileceği tahmin edilmektedir.

Öte yandan 20.10.2020 tarihli yazıda; “.Risk bazlı kıymet araştırması çalışması kapsamında olan veya olmayan herhangi bir eşyanın kıymetinden şüphe edilmesi halinde, sistem uyarısı beklenilmeksizin 2012/29 sayılı Genelge gereğince gümrük idaresince gerekli işlemler yerine getirilmeye devam edilecektir.

Hükmü ve Gümrük Yönetmeliği’nin 44/5 nci fıkrasında yer alan;

“.Beyan edilen gümrük kıymetinin gerçekliği veya doğruluğu konusunda şüpheye düşülmesi halinde, gümrük idarelerince yükümlülerden ilave bilgi ve belge talep edilmesi de dahil olmak üzere, konunun incelenmesi ve araştırılması neticesinde şüpheye sebebiyet veren hususlarda gümrük idaresinin makul şüpheleri giderilmediği ..”

Hükmü uyarınca Gümrük İdaresi eşyanın kıymetinden her zaman şüphe edebilir.

Ayrıca kıymet beyanları 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 10 uncu ve 73 üncü maddeleri hükümlerine dayanılarak düzenlenen Sonradan Kontrol ve Riskli İşlemlerin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine Bakanlık Denetim elemanları ve İdare tarafından Sonradan Kontrol İşlemlerine tabi tutulmaktadır.

İhracatta kıymet araştırmasında ise 2018/23 Sayılı Genelge hükümlerine göre işlem yapılmaktadır.

Kıymet ihtilaflarında Gümrük Kanunu’na göre idari para cezası, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre adli para cezası ile hapis cezası ve TCK’daki evrakta sahtekarlık fiilleri söz konusu olabilmektedir.

Genelde kıymet mevzuatını hataen takip edememe nedeniyle mükelleflere idare tarafından kıymet araştırması yapılabilmektedir.

Ancak kasten ve hiç vergi vermemek yada eksik vergi vermeye yönelik olarak da idare gerekeni yapma durumunda kalmaktadır.

Genelde noksan kıymetler beyan aşamasında eşya cinsi, miktarı, adedi, ve tarifesinden kaynaklanmaktadır.

Beyan aşamasında ise düşük kıymetle beyan söz konusu olmaktadır.

Bu durumda kıymet araştırmasına gidilmekte, eksik vergilerin yanında idari yaptırım uygulanmaktadır.

Teminat alımı yanında numune bırakma veya eşyaya el koyma söz konusu olabilmektedir.

Kıymet konusunda en önemli husus hizmet verilen firmanın ithale ve ihracata ilişkin kıymet ile ilgili evrak ve belgelerini doğru olarak ibraz etmesidir.

Son dönemde menşe esaslı ticaret politikası yanında İGV ve EMY gibi ek mali yükümlülüklerinde uygulanmaya konulması ile kıymet konusu daha da önemli hale gelmiştir.

  1. İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneğinin 21.03.2018 Tarihli Yazısı

21.03.2018 tarihine gelindiğinde İGMD tarafından Genel Müdürlüğe faturalarda iskonto bedellerinin beyanı konusunda yazı yazma gereği ortaya çıkmıştır.

Çünkü Gümrük İdarelerince yükümlü beyanlarında iskonto beyanı yapılmasına ve faturalarda gösterilmesine karşın Gümrük İdarelerinde beyan edilen iskontoların dikkate alınmayarak ceza uygulandığı iletilerek, 2001/38 sayılı genelgenin günümüz şartlarına göre güncellenmesi ya da bu konuda tasarruflu bir yazı çıkarılması talep edilmiştir.

Gümrükler Genel Müdürlüğü 10.04.2018 tarihinde Derneğe vermiş olduğu yazıda mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığını bildirmiştir.

  1. Sonuç ve Değerlendirme

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler ile idare ve yükümlüler arasında davalar var iken Gümrükler Genel Müdürlüğü 2001 yılında sadece İskonto konulu özel bir genelge çıkarmıştır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede peşin ödeme ve miktar iskontolarına yer verilmiştir.

Genelgede; “..1.4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta, Gümrük Kanunu’nun 27 ve 28 inci maddelerine göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır.Bu kapsamda, gerekli koşullara uygunluk sağlayan iskontoların satış bedeli yöntemine göre gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Satış bedeli yöntemine göre ithal eşyasının gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınacak iskontolar "peşin ödeme iskontosu" ve "miktar iskontosu"dur.

Bu konuda, öncelikle yapılan iskontonun peşin ödeme veya miktar iskontosu tanımına girip girmediği, bu çerçevede gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında iskonto oranları da gözönünde bulundurulmalıdır.

  1. a) Satışa konu eşyanın sevk edilmesinden önce alıcı tarafından eşya bedelinin ödenmesi uluslararası ticarette "peşin ödeme" olarak tanımlanmaktadır.

"Peşin ödeme iskontosu" ise mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya tanınan bir fiyat indirimidir.

Dolayısıyla, peşin ödeme iskontosu yapıldığı belirtilen işlemlerde, öncelikle ödeme şeklinin ne olduğu araştırılmalı, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce peşin ödeme iskontosunun yapıldığı ve buna göre mal bedeline ilişkin ödemenin de gerçekleştirilmiş bulunduğu tespit edilmelidir.

Ayrıca peşin ödeme iskontosunun ticarette "mutat iskonto" olarak kabul edilen oranlarda ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari muamelelerde uygulanan oranlara yakın olması gerekmektedir.

  1. b) "Miktar iskontosu," satıcının alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre fiyattan yaptığı indirimdir. Miktar iskontosu yalnızca satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak önceden belirlenen bir ödeme planına göre fiyat uygulandığı durumlarda söz konusudur.

Bu iskontonun da ticarette mutat olarak kabul edilen oranlarda bulunması ve aynı miktarda mal alan tüm alıcılara uygulanması gerekmektedir.

  1. 1 ve 2 nci maddelerde belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar eşyanın gümrük kıymetini azaltıcı bir unsur olarak kabul edilmez...”

hususlarına yer verilmiştir.

Konu incelendiğinde;

Peşin Ödeme İskontosu;

Dış ticarete konu eşya bedelinin, eşyanın sevkinden önce alıcı tarafından ödenmiş olmasını “Peşin Ödeme” olarak tanımlayabiliriz. Nitekim, peşin ödeme iskontosu da, mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya uygulanan bir indirimdir.

Peşin ödeme iskontosunun, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı şart ve gereklidir.

  • Peşin ödeme iskontosu, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce yapılmış olmalıdır.
  • İskonto faturada yer almalıdır.
  • Mal bedeli, eşyanın sevkinden önce ödenmiş olmalıdır.
  • Peşin ödeme iskontosu, mutat ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari işlemlerde uygulanan oranlarda olmalıdır.
  • İskonto, alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmış olmamalıdır.

Miktar iskontosu;

Satıcının, alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre eşya fiyatından yaptığı indirim olarak tanımlayabileceğimiz “Miktar İskontosu”, gümrük işlemleri çerçevesinde, satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak, basamaklı bir şekilde belirlediği satış planına uygun olarak alıcıya uyguladığı bir indirim olmalıdır.

Miktar iskontosunun eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi diğer bir ifade ile gümrük kıymetine dahil edilmemesi için aşağıda yazılı koşulların varlığı gerekmektedir.

  • İskonto faturada yer almalıdır.
  • İskonto ticarette mutat kabul edilen oranlar içinde olmalıdır.
  • Miktar iskontosu aynı miktarda mal alan bütün alıcılara uygulanabilir olmalıdır.
  • İskonto alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmamış olmalıdır.
  • Satıcı satılan eşya miktarına bağlı olarak belli bir şemaya göre fiyat uygulamalıdır.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, söz konusu iskontonun ithalattan önce yapılmış olması gereğidir.

Söz konusu koşulları taşıyan iskontolar, dış ticarete konu eşyanın gümrük kıymetine dahil edilmeyecektir. Keza, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesi çerçevesinde Katma Değer Vergisi matrahı kapsamında da yer almayacaktır.

Belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar ise, ilgili eşyanın gümrük kıymetinden yapılabilecek bir indirime konu olamayacaklardır.

İskontolara yönelik olarak yapılacak tespitte esas alınacak temel belgeler ise, fatura ve satış sözleşmeleri olacaktır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede ayrıca; yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda 2000/13 sayılı 8.2.2000 tarihli Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlüden ek bilgi ve belge istenilerek, uygunluk araştırması yapılacağı belirtilmektedir.

Yapılan incelememizde 2000/13 sayılı Genelge’nin 2006 yılında 6 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, 2006/6 sayılı genelgenin ise 2012 yılında 1 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve en nihayet 2012/1 sayılı genelgenin 1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 ün yürürlükten 2012/29 sayılı genelgesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.

Halen iskonto ile ilgili olarak 16.02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge (1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 yürürlükten kalkmış) yürürlükte görülmektedir.

Yurt dışı bilgi talebi konulu bu genelge incelendiğinde artık iskonto ile ilgili özel bir genelge olmaktan çok kıymet tereddütlerinde yurt dışı sorgularının yapılma şekil ve şartlarının yer aldığı görülecektir.

Gümrükler Genel Müdürlüğü en son olarak 2012/29 sayılı genelge sonrasında 20.10.2020 tarihli kıymet araştırma çalışması konusunda talimat yazı çıkarmıştır.

Öte yandan; 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 25 nci maddesi uyarınca, Teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontolar KDV matrahına dahil değildir.

Diğer taraftan; Danıştay Yedinci Dairesi K:2001/1965, E:2000/1588 sayılı Kararı ile Kıymet tespiti sırasında eşyanın gümrük vergisine esas değerine iskontonun ilave edilemeyeceği hakkında karar vermiştir.

21.03.2018 tarihine gelindiğinde İGMD tarafından Genel Müdürlüğe faturalarda iskonto bedellerinin beyanı konusunda yazı yazma gereği ortaya çıkmıştır.

Çünkü Gümrük İdarelerince yükümlü beyanlarında iskonto beyanı yapılmasına ve faturalarda gösterilmesine karşın Gümrük İdarelerinde beyan edilen iskontoların dikkate alınmayarak ceza uygulandığı iletilerek, 2001/38 sayılı genelgenin günümüz şartlarına göre güncellenmesi ya da bu konuda tasarruflu bir yazı çıkarılması talep edilmiştir.

GGM 10.04.2018 tarihinde Derneğe vermiş olduğu yazıda mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığını bildirmiştir.

2001/38 Sayılı genelgenin son maddesinde yazılı olan; yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda uygulanması gereken genelgelerin ard arda yürürlükten kaldırılmış olduğu ve en son 2021/1 ve 2012/29 sayılı genelgelere göre iskontolar konusunda yurt dışı uygunluk araştırması yapılmaktadır.

2001/38 sayılı Genelge halen yürürlükte olduğundan iskontoların beyan edilmesi yükümlülerin hakkıdır.

Ancak fatura ile satıcı ve alıcı arasında yapılacak sözleşmelerin çok sağlıklı olması gerekmektedir.

Peşin ödeme ve miktar iskontoları şayet şartları taşımıyor ise ithale konu eşyanın gümrük kıymetine dahil edilmelidir.

Bu koşulları taşımayan alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan Özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontoların kabul edilmeyeceğinden beyan edilmemesi gerekir.

Gelinen son noktada; iskonto ile ilgili olarak 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı Genelge halen yürürlüktedir ancak günümüz şartlarına göre ne yazık ki Gümrükler Genel Müdürlüğünce güncellenmemiştir.

Genelge’nin güncellenmemiş olması uygulamada yükümlü ile Gümrük idaresi arasında beyan edilen iskontoların geçerliliği ve uygunluk araştırması konusunda ihtilafların da çıkmasına sebep olmaktadır.

Beyan Edilen İskontoların Dikkate Alınmayarak Ceza Uygulanmasının önüne geçilmesine yönelik olarak İstanbul Gümrük Müşavirleri Dernek Başkanlığının Gümrükler Genel Müdürlüğünden bulunmuş olduğu talebin yerine getirilerek, 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı Genelge’nin günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak güncellenmesinin ve ayrıca İskontoların uygunluk araştırmasının nasıl yapılacağının çıkarılacak bir Talimat yazı ile açıklanmasının uygun ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

 

Yazar: Savaş ÖZDOĞAN

Gümrük Müşaviri

 

Kaynakça

  • 4458 Sayılı Gümrük Kanunu
  • Gümrük Yönetmeliği
  • 3065 Sayılı KDV Kanunu ve Tebliğleri
  • 2001/38 Sayılı ve 14.11.2001 Tarihli Genelge
  • 2000/13 sayılı ve 8.2.2000 tarihli Genelge
  • 02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge
  • 2012/29 Sayılı Kıymet Genelgesi
  • 10.2020 Tarihli Kıymet Araştırma Çalışması
  • İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneğinin 21.03.2018 Tarihli Yazısı

Gümrükte ve Maliyede Yapılan Uzlaşma Uygulamalarına Bakış

Özet

Yükümlüler (Mükellefler) ile Gümrük İdaresi ve Vergi İdaresi arasında çıkan uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenme yöntemlerinden birisi “Uzlaşma” müessesesidir.

Yükümlü/Mükellef uzlaşmayla konuyu uzun ve sonu belirsiz bir yargı sürecine sokmadan ihtilafı sonlandırmayı ve ödeyeceği tutarı azaltmayı amaçlarken; İdare, kesin olmayan alacağın yargıya intikal ettirilmeden tahsilatının hızlandırılmasını hedefler.

Aslında temel amaç, uyuşmazlığı yargıya intikal ettirmeden herkesi tatmin edecek bir orta yolun bulunmasıdır.

Bu Makalemizde Gümrük İdaresi ile Vergi İdaresindeki Uzlaşma uygulamalarına kısa bir bakış yapar iken uygulama farklılıklarına da değineceğiz.

Anahtar Kelimeler

Tarhiyat, uzlaşma, gümrük vergileri, para cezası, mükellef, yükümlü, vergi ziyaı, İkmalen, re'sen, idarece tarh.

 

 

  1. Giriş

Vatandaş açısından uzlaşmada amaç, ‘ne kadar daha az öderim’ ve ‘davalık olmama iken Gümrük ve Maliye açısındansa hem zaman kazanılıp kısa sürede vergi-ceza tutarının tahsili imkânı doğuyor, hem de dava açıldığında verginin-cezanın azalması veya silinme ihtimali ortadan kalkmış olmaktadır. Bu bağlamda Uzlaşma Müessesi son derece önem arz etmektedir.

Kanun koyucu bu amaçlarla uzlaşma müessesesini Gümrük Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenleme gereği duymuştur.

Aşağıdaki maddelerde Gümrük Mevzuatında ve Vergi Mevzuatında yer alan Uzlaşma Müessesesine değinilecektir.

 

  1. Gümrük Kanunu’nun 242. Maddesine Göre Yapılan İtiraz

4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesinde İtiraz konusu yer almaktadır.

Buna göre; Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.

İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir

 

  1. Gümrük Kanunu’nun Uzlaşma ile İlgili 244. Maddesi

244’ncü madde 24.10.2019 tarihli 7190 Sayılı Yasa ile değişmiştir

Buna göre Gümrük idarelerince düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararı muhteviyatı alacaklar için yükümlü veya ceza muhatabı tarafından uzlaşma başvurusu yapılabilir. Uzlaşmanın kapsamına;

  • Beyan ile gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları,
  • Gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları,
  • Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idaresi tarafından düzenlenen idari para cezaları,

girer.

Uzlaşma talebi, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılır. Uzlaşma talebinde bulunulması hâlinde, itiraz veya dava açma süresi durur, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde süre kaldığı yerden işlemeye başlar, ancak sürenin bitimine beş günden az kalmış olması hâlinde süre beş güne tamamlanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz.

Gümrük vergileri ve cezalarına ilişkin fiilin, 5607 sayılı Kanun’da yer alan kaçakçılık suçları ile ilişkili olması hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu madde kapsamında yapılan uzlaşma talepleri, gümrük uzlaşma komisyonları tarafından değerlendirilir. Gümrük uzlaşma komisyonlarının kurulması, çalışması ile bu madde kapsamında yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esaslar Yönetmelikle düzenlenir.

Gümrük uzlaşma komisyonlarının çalışmaları gizlidir. Uzlaşma tutanakları kesin olup gereği idarece derhal yerine getirilir. Vergi yükümlüsü veya ceza muhatabı, üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunamaz.

Uzlaşılan gümrük vergileri ve cezalar, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Uzlaşılan vergilere ilişkin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde, genel hükümlere göre işlem yapılır.

 

  1. 27.08.2011 Tarihli Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği 27.08.2011 tarihli ve 28038 sayılı R.G. de yayımlanmıştır.

244’ncü maddedeki usul ve esasları düzenlemek için çıkarılmış olup 28 Madde ve 7 ekten ibarettir.

Yönetmeliğe göre;

  • Gümrük vergileri: İlgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya ihracında uygulanan ve gümrük idarelerince tahsili gereken gümrük vergisi, eş etkili vergiler ve mali yüklerin tümünü,
  • Para cezaları: Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idarelerince kesilen tüm para cezalarını,
  • Uzlaşmanın temin edilememesi: Yükümlünün uzlaşma komisyonunun davetine katılmaması, komisyona geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya tutanağı ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi durumunu,
  • Uzlaşmanın vaki olmaması: Uzlaşma komisyonu teklifinin yükümlü tarafından kabul edilmediği durumu,
  • Vergi aslına bağlı olmayan para cezası: Vergi tutarının sadece idari para cezasının hesaplanmasında dikkate alındığı, bir vergi alacağının söz konusu olmadığı para cezası ile gümrüklenmiş değer üzerinden belirlenen para cezasını,
  • Vergi aslına bağlı para cezası: Para cezası tutarı belirlenirken, para cezasına dayanak bir vergi alacağının söz konusu olduğu durumdaki para cezasını,
  • Yükümlü: Kendisine gümrük vergileri ve para cezaları borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili kişileri,

tanımlamaktadır.

Yönetmelik ekindeki 1’nci ekte yer alan gümrük vergileri ile 2’nci ekte yer alan para cezaları alacakları uzlaşmaya konu olabilir.

Bunlar ise aşağıda gösterilmektedir.

Gümrük Vergileri

-        Gümrük Vergisi

-        İlave Gümrük Vergisi

-        Tek ve Maktu Vergi

-        Dampinge Karşı Vergi

-        Subvansiyona Karşı Telafi Edici Vergi

-        Katma Değer Vergisi

-        Özel Tüketim Vergisi

-        Ek Mali Yükümlülük

-        Toplu Konut Fonu

-        Tütün Fonu

-        Ek Fon

-        Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu

-        Çevre Katkı Payı

-        Telafi Edici Vergi (İhracat)

-        TRT Bandrol Ücreti (Ticari olmayan eşya için)

 

 

Para Cezaları

Kanun Adı

Maddeleri

4458 sayılı Gümrük

Kanunu

234, 235, 236, 237, 238, 239, 241

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesine Hakkında Kanun

4

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

51

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

16

 

  1. Uzlaşma Yönetmeliği’nde Yapılan 14.01.2020 Tarihli Değişiklik

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde 14.01.2020 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler ile;

  • Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinde, aynı gün görüşülecek birden fazla uzlaşma talebinin tümü için bir uzlaşma komisyonu oluşturulurken; Yönetmelik ile birlikte, aynı gün yapılacak uzlaşma görüşme sayısının yirmi veya üzerinde olması halinde, en fazla iki adet uzlaşma komisyonunun oluşturulacağı,
  • İthalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilen kişisel kullanıma mahsus taşıtlarla ilgili olarak, aracın Türkiye’den çıkışı sırasında rejimine ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde, çıkış gümrük idaresince düzenlenecek ceza kararı içeriği alacaklar için uzlaşma talebinde bulunulması durumunda yedinci fıkra hükmünün uygulanamayacağı ve yükümlünün uzlaşma talebinin derhal sonuçlandırılacağı,
  • Yönetmelik’in 9’uncu maddesinde yer alan tutarların 500.000 TL yerine 750.000 TL olarak değiştirildiği,
  • Uzlaşma talepleri, gümrük vergilerinin ve vergi aslına bağlı olsun ya da olmasın tüm para cezalarının yükümlüye veya ceza muhatabına tebliği tarihinden itibaren Kanunun 242’nci maddesinde belirtilen onbeş günlük itiraz süresi içinde yapılacağı,
  • Uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş karar gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı,
  • Yönetmelik’in 14’üncü maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek, uzlaşmanın vaki olmaması, temin edilememesi veya uzlaşma talebinin reddedilmesi halinde, sürenin kaldığı yerde değil; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam edeceği, ayrıca süre bitimine üç gün yerine beş günden az kalmış olması halinde sürenin beş güne tamamlanacağı,
  • Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlünün, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, kendisine uzlaşma davetiyesi yazısı tebliğ edilmeden önce, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine, bir dilekçe ile başvurarak uzlaşma başvurusundan feragat edebileceği,
  • 25’inci maddesi ise uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği, itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği,

Hüküm altına alınmıştır.

 

  1. Uzlaşma Başvuru ve Kılavuzu

Ticaret Bakanlığınca Uzlaşma Başvuru Ekranı Kullanım Kılavuzu yayınlanmıştır.

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde belirtildiği şekilde yapılan uzlaşma başvurularının, öncelikle, ilgili mercie web üzerinden on-line olarak gönderilmesi gerekmektedir.

Başvuru, uzlaşma talebinde bulunacak firmanın vergi numarasına gümrük veri tabanında tanımlı temsilcilerce BİLGE şifresi kullanılarak yapılacaktır. BİLGE şifresi olmayanlar, şifreyi gümrük idarelerinden temin edebileceklerdir. Ancak, BİLGE şifresi kullanılarak yapılan on-line başvuruların olası yükümlü mağduriyeti ve aksaklıklara sebebiyet vermemesi için Bölge Müdürlüklerinde yükümlü başvurularının memur tarafından sisteme girilebilmesi de mümkün kılınmıştır.

Kılavuzda aşama aşama neler yapılacağı ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

 

  1. Gümrükler Genel Müdürlüğünün 02.11.2020 Tarihli Yazısı

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Değişikliği ile ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğü 02.11.2020 tarihinde tüm Bölge Müdürlüklerine dağıtımlı bir yazı çıkarmıştır.

Yazıda; “Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinin 13/6 maddesinde uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş kararın gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı; görüşme sonucunda uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yapılacak itiraz başvurusunun düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı düzenlenmiştir.

Bu kapsamda anılan madde uyarınca gümrük idaresince düzenlenen ek tahakkukun/ ceza kararının hatalı düzenlendiği her durumda uzlaşma başvurusuna konu kararın düzeltilmesi gerekmektedir. Yükümlü tarafından dilekçe ile kararın hatalı düzenlendiğinin öne sürülmesi durumunda kararın hatalı olduğu gümrük idaresinin bilgisi dahilinde olacağından aynı şekilde işlem tesis edilmelidir.

25’inci maddesinde yükümlünün, kendisine tebliğ edilen alacaklar için Kanunun 242’nci maddesinde düzenlenen itiraz hakkı ile 244’üncü maddesinde düzenlenen uzlaşma hakkının aynı anda kullanılamayacağı; uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği; itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği düzenlenmiştir.

Gümrük Kanunun 244/1 maddesinde yer alan uzlaşma talebinin, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılacağı hükmü dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren 15 gün geçmesi halinde uzlaşma talebinin reddedilmesi gerektiği; süresinde yapılmış bir itiraz başvurusunun olması durumu hariç olmak üzere Kanunun 242’nci maddesinde yer alan 15 günlük süre geçmiş olacağından yükümlünün itiraz hakkının da bulunmadığı dikkate alınmalıdır.

Aynı şekilde 244/1 uyarınca itiraza konu edilerek itirazı sonuçlandırılan kararlar için uzlaşma başvurusunda bulunulamaz. Bu nedenle:

  • Kararların mevzuata uygun olarak düzenlenmesinde azami dikkatin gösterilmesi,
  • Yükümlünün uzlaşmaya başvurmak istediği ancak kararın hatalı düzenlendiğini ileri sürdüğü durumlarda itiraz yerine 13/6 hükmü dikkate alınarak hatalı kararların düzeltilmesi,

İtirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde uzlaşma talebinde bulunulması durumunda yükümlü itirazından vazgeçmiş olacağından Tahsilat Takip Programına işlenen itiraz kararlarının iptal edilmesi,

  • Uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 244/1 maddesi uyarınca 242’nci maddede yer alan süre kaldığı yerden işlemeye başlayacağından yükümlünün itiraz etmek istemesi halinde yeni bir itiraz başvurusunda bulunması gerekmekte..” olduğu hususlarına yer verilmiştir.

 

  1. Maliyede Vergide Uzlaşma

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen uzlaşma müessesi ise tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası olmak üzere ikiye ayrılmakta olup, detayları iki ayrı yönetmelikle düzenlenmiştir.

Tarhiyat; Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve oranlar üzerinden hesaplanarak miktarının belirlenmesidir. Verginin tarhını vergi daireleri yapmaktadır.

İkmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarında uzlaşma söz konusu olabilir.

Her iki uzlaşma türü içinde genel hükümler, Vergi Usul Kanunu ve “Uzlaşma Yönetmeliği“nde düzenlenmiş olmakla birlikte, tarhiyat öncesi uzlaşmaya ilişkin detaylı açıklamalar ise 31.10.2011 tarihli 28101 sayılı resmi gazetede yayınlanan “ Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği” nde düzenlenmiştir.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği 03.02.1999 tarihli 23600 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan tarhiyat öncesi uzlaşmaya ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Tarhiyat öncesi uzlaşma daha vergi ve ceza mükel-

lefe tebliğ edilmeden yapılan uzlaşma başvurusu iken diğeri ise vergi ve ceza kesilip tebliğ edildikten sonraki uzlaşmadır.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma “vergi incelemesi devam ederken talep edilebilecek, “Tarhiyat Sonrası Uzlaşma” ise adında da anlaşılabileceği üzere İnceleme sonrası yapılan tarhiyatlar nedeni ile talep edilebilecek uzlaşma yoludur. Bu iki tür uzlaşma arasındaki temel fark da uzlaşmanın vergi inceleme raporlarının vergi dairesine intikalinden önce veya sonra yapılmasıdır.

Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Her ikisinde de mükelleften istenen vergi ve cezanın miktarı üzerinde bir nevi pazarlık yapılmaktadır.

Kaçakçılık suçları ve cezalarını düzenleyen maddeler kapsamındaki işlemler kaynaklı tarhiyatlar için uzlaşma talep edilemiyor.

Tarhiyat öncesi uzlaşmada, vergi inceleme raporları vergi dairesine gönderilmeden önce mükellefe Vergi Denetim Kurulu’nun ilgili birimlerince tebliğ edilir, uzlaşma VDK bünyesinde oluşturulan uzlaşma komisyonlarında yapılır ve uzlaşma sonrasında düzenlenen uzlaşma tutanakları vergi dairesine gönderilerek bu tutanaklara göre vergi borcu tahakkuk ettirilir.

Tarhiyat sonrası uzlaşmada ise vergi inceleme raporları önce vergi dairesine gönderilir, vergi dairesi bu raporlara göre vergi/ceza ihbarnamesi düzenler ve mükellef bu ihbarnameleri tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde vergi dairesine başvurarak tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunur.

Uzlaşılacak vergi ve cezanın büyüklüğüne göre uzlaşma; vergi dairesi, vergi dairesi başkanlıkları/defterdarlıklar veya Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde oluşan uzlaşma komisyonlarında gerçekleştirilir.

Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde uzlaşılan tutarlar üzerinden tahakkuk yapılır. Mükellefler iki uzlaşma türünden istediklerini seçebilirler. Tarhiyat öncesi uzlaşma seçilmişse, uzlaşma gününden önce dilekçe verilip tarhiyat önce uzlaşma talebi geri çekilip tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilmesi de

mümkündür. Ancak tarhiyat öncesi uzlaşmaya girilip uzlaşma vaki olmazsa, artık tarhiyat sonrası uzlaşmaya gidilemez.

Vergi Usul Kanunu’na (VUK) göre ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları uzlaşma kapsamındadır.

Uzlaşma talebinde bulunabilmek için ; vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya VUK’ta yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veyahut yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumlarının bir veya birkaçının mevcut olması gerekmektedir.

Uzlaşmanın tebliğ edilen vergilerin tamamı üzerinden yapılması şart değildir. Uzlaşma konusu verginin matrah farkları itibariyle bölünebildiği durumlarda, uzlaşma sadece toplam matrah farkının bu bölümüne isabet eden vergi kısmı için de yapılabilir.

Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa İdarenin nihai teklifi yazılır. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır. Mükellef, uzlaşma görüşmelerinde, bağlı olduğu meslek odasından bir temsilci ve meslek odasından bir meslek mensubu (SMMM veya YMM) bulundurabilir.

Uzlaşmanın vaki olması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa dahi her ikisine); adına sadece ceza kesilmiş bulunan, üzerinde uzlaşılan cezaya karşı dava açamaz.

Kanun koyucu 2019 yılında yaptığı değişiklikle, uzlaşılan cezalar için ikinci bir indirim imkanı tanımıştır. Buna göre, uzlaşmanın vaki olması durumunda, üzerinde uzlaşılan vergi veya vergi farkı ve vergi ziyaı cezasının %75'i, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenirse üzerinde uzlaşılan cezanın %25'i indirilmektedir.

Uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün uzar. Diğer bir ifadeyle, uzlaşma dava açma süresini durdurmamakta, ancak süre dolmuşsa veya 15 günden az kalmışsa süreyi 15 güne uzatmaktadır.

 

  1. Değerlendirme ve Sonuç

Yükümlüler (Mükellefler) ile Gümrük İdaresi ve Vergi İdaresi arasında çıkan uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenme yöntemlerinden birisi “Uzlaşma” müessesesidir.

Yükümlü/Mükellef uzlaşmayla konuyu uzun ve sonu belirsiz bir yargı sürecine sokmadan ihtilafı sonlandırmayı ve ödeyeceği tutarı azaltmayı amaçlarken; İdare, kesin olmayan alacağın yargıya intikal ettirilmeden tahsilatının hızlandırılmasını hedefler.

Aslında temel amaç, uyuşmazlığı yargıya intikal ettirmeden herkesi tatmin edecek bir orta yolun bulunmasıdır.

Uzlaşma Müessesesi uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmeden çözülmesi açısından önemlidir.

Kanun koyucu bu amaçlarla uzlaşma müessesesini Gümrük Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenleme gereği duymuştur.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde ise “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.Bu bağlamda Gümrük Kanunu Vergi Usul Kanununa nazaran Özel bir Kanun statüsünde bulunmaktadır.

Her iki Kanunu’nda yer alan Uzlaşma Müessesi incelendiğinde farklılıkların yanında birbirine benzer düzenlemelerin de yer aldığı anlaşılmaktadır.

Uzlaşma kapsamına giren vergi cezalar farklılık gösterir iken genel olarak Uzlaşma süreci, sonuçları ve ödeme safhalarında bazı benzer hükümlerin ve şartların yer aldığı görülmektedir.

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde 14.01.2020 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişiklikler ile yükümlüye Uzlaşma konusunda daha geniş imkanlar ve fırsatlar tanınmıştır.

  • Uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş karar gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı,
  • Yönetmelik’in 14’üncü maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek, uzlaşmanın vaki olmaması, temin edilememesi veya uzlaşma talebinin reddedilmesi halinde, sürenin kaldığı yerde değil; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam edeceği, ayrıca süre bitimine üç gün yerine beş günden az kalmış olması halinde sürenin beş güne tamamlanacağı,
  • Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlünün, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, kendisine uzlaşma davetiyesi yazısı tebliğ edilmeden önce, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine, bir dilekçe ile başvurarak uzlaşma başvurusundan feragat edebileceği,
  • 25’inci maddesi ise uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği, itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği,

gibi yeni düzenleyici hükümler yükümlüler için dikkat çekici olmuştur.

Maliyede ise tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası Uzlaşma imkanlarının iki ayrı Uzlaşma Yönetmeliği ile mükellefin istifadesine sunulmuş olduğunu görmekteyiz.

Gümrük Uzlaşmalarında ve Maliye Uzlaşmalarında Uzlaşma Komisyonları oluşturulmaktadır.

Mükellef/Yükümlüler ve Uzlaşmaya katılabilecekler Komisyon Başkan ve Üyeleri karşısında Uzlaşma görüşmesine katılmaktadırlar.

Uzlaşma görüşmeleri sonrasında ya Uzlaşma gerçekleşmekte ya da gerçekleşmemektedir.

Bu durumlarda Maliyede ve Gümrükte Uzlaşma Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre işlem yapılmaktadır.

Her ikisinde de mükelleften/Yükümlüden istenen vergi ve cezanın miktarı üzerinde bir nevi pazarlık yapılmaktadır.

Ancak burada Gümrükte yapılan Uzlaşma görüşmesinin Maliyede yapılan Uzlaşma görüşmesinden bir farkı ortaya çıkmaktadır.

Maliyede yapılan Uzlaşma görüşmelerinde Vergi miktarı üzerinde pazarlık ile indirim yapma imkanı olabilir iken Gümrükte yapılan uzlaşma görüşmelerinde Ek Tahakkuk miktarları üzerinde pazarlık ile indirim yapma imkanı bulunmamaktadır.

Gümrük İdaresi Ek Tahakkukun Yükümlü tarafından ödenmesini istemektedir. Sadece kesilen para cezası üzerinden uzlaşma pazarlığı yapmaktadır.

Uzlaşma Yönetmelikleri Uzlaşma Komisyonlarına vergi ve cezalarda uzlaşılacak tutar konusunda takdir yetkisi vermekte ve tanımaktadır.

Bu anlamda Komisyonlar isterler ise uzlaşma konusu vergive cezaları sıfırlayabilirler. Ancak uygulama farklıdır. Komisyon Başkan ve üyeleri bir yandan mükellef/yükümlü uzlaşma taleplerini karşılamaya çalışır iken bir yandan da hazineye girecek paranın hesabını yapma durumundadırlar.

Bu nedenle uygulamada yazılı olmayan pazarlık oranları devreye girmektedir. Bu uygulama yazılı bir hukuki metin ile değildir.

Maliyede bu oran değişik iken Gümrükte de değişmektedir.

Gümrükte Uzlaşma müessesesinin ilk uygulamalarında verginin de indirilmesinin yapıldığını hatırlamaktayız. Ancak bugünlerde sadece para cezaları konusunda indirim yapılmaktadır. Bunda ise genelde %40 ödeme %60 indirim oranının uygulanmaya çalışıldığı görülmektedir.

Kaldı ki Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Ek Tahakkukun tahsil edileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.

Maliyede ise bazen vergi aslında indirim yapılır/ yapılmaz iken vergi cezalarının % 80’nin silinmesi ve %20’si oranında vb. Oranlarda uzlaşma sağlanması uygulamaları görülmektedir.

Görüldüğü gibi Uzlaşma görüşmeleri her iki kurumda da yazılı olmayan oranlar dikkate alındığında formaliteye dönüşmüş gibidir.

Uzlaşmaya görüşmelerinde yükümlünün /mükellefin kendi koşulları içinde ilgili dosyanın ayrıca değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Gümrük Uzlaşmalarında indirim oranlarındaki katı standart uygulamaların Uzlaşma Müessesesinin a-

macına ve ruhuna aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

Öte yandan en son çıkarılan 7256 Sayılı Yapılandırma Kanunu’nda Uzlaşma müessesesi kendinden beklenen avantajı elde edememiştir.

Kesinleşmiş alacakların Yapılandırma Kanunu kapsamına alınmış olması nedeniyle Uzlaşmadan yeterince istifade imkanı yaratılmamıştır.

Öte yandan ilgili Gümrük ve Maliye Makamlarınca yazıya dökmeden hazine alacağından vazgeçiliyormuşcasına Uzlaşma Komisyon ve üyelerinin kendilerini baskı altında hissetmeden karar verebilmelerinin sağlanması; uzlaşmada yükümlü/mükellef ile idare arasında gerçek anlamda uzlaşma yapılmasının önünü açabilecektir.

Türkiye - Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması (STA)

Özet

Bir önceki makalemizde Brexit sonrası Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden anlaşmalı ya da anlaşmasız ayrılma durumunu ve Türkiye ile Brexit kapsamındaki ticari ilişkilerin hangi yöne evrileceğini konu etmiştik.

AB ile BK arasında yeni dönemdeki ilişkileri şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 24.12.2020 tarihinde tamamlanmış ve ticarette tercihli muamele 01.01.2021 tarihinde uygulamaya konmuştur.

AB-BK sürecine paralel olarak, ülkemizle BK arasında yürütülen STA müzakereleri de tamamlanmış ve 29.12.2020 tarihinde STA imzalanmıştır. Avrupa Birliği ile arasındaki geçiş döneminin 31.12.2020 tarihinde sona ermesi üzerine gerçekleşen Brexit olgusuna bağlı olarak, artık üçüncü ülke sayılan Birleşik Krallık (İngiltere) ile Türkiye arasındaki ticaretin de yeniden düzenlenmesi amacıyla imzalanan STA 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlanmıştır.

STA’nın getirdiği önemli hususlar ve BK ile aramızdaki ticari ilişkilerin geleceği bu makalemizin konusunu teşkil etmiştir.

 

  1. Giriş

2020 yılının son ayında Brexit’te nihayet güzel haber geldi. Bu zamana kadar AB tarafından bir anlaşma imzalanamadığı için bizim de en önemli ihracat pazarımız ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalama imkânımız yoktu. Artık AB ile beraber biz de bir STA imzalama imkanına sahip olduk ve imzaladık.

İngiltere ile serbest ticaret anlaşmamız 29 Aralık tarihinde imzalandı, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlandı ve iş dünyamızın önündeki belirsizlikler ortadan kaldırılarak İngiltere ile olan ticaretimizin herhangi bir aksama olmadan devam edilmesi sağlanmış oldu. Bu süreçte gerek ihracatçılarımız gerekse ithalatçılarımızın bir mağduriyet yaşamaması için geçici uygulamalar ile tüm tedbirler alınmış, tüm senaryolar göz önünde bulundurularak anlaşmalı ayrılık durumu dahil olmak üzere hazırlıklar tamamlanmıştı.

Ticaret Bakanlığı yetkililerimiz bundan sonraki dönemde bu anlaşmanın, İngiltere ile gümrük birliğinden daha öte bir ticari ilişki kurma şansını vereceğini düşünmekte, serbest ticaret anlaşmasının yatırım ve hizmetler alanlarını da kapsaması, tarım sektöründe ise pazara giriş imkânlarının geliştirilmesi yönünde müzakerelere devam edeceklerini ifade etmektedir.

    

  1. 31.12.2020 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlanan 3352 Sayılı Karar

31.12.2020 tarihli Resmi Gazete 3352 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır.

2006/10895 Sayılı Kararın Tanımlar başlıklı 3 ncü maddesinin (a) bendinde Avrupa Birliğine üye ülkeler sayılmaktadır.

İngiltere yayımlanan bu Karar ile AB üyesi ülkeler listesinden çıkarılmıştır.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.12.2020 Tarihli Yazısı

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından Bakanlık merkez ve taşra birimleri ile çeşitli sivil toplum örgütlerine gönderilen 30.12.2020 tarihli ve E-00060221855 sayılı yazıda, Türkiye – İngiltere arasında 29 Aralık 2020 tarihinde imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın gecikme olmaksızın 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle uygulanmaya konulması amacıyla gerekli sürecin yürütüldüğü belirtilmiştir.

Söz konusu STA kapsamında tercihli ticarete konu olacak eşyanın menşeinin ispatı amacıyla kullanılacak belgenin, tüm ihracatçıların fatura veya ilgili bir ticari belge üzerinde kendi kendilerine bulunabilecekleri ve bir makam tarafından onaylanmayacak “menşe beyanı” olduğu, bu amaçla başka bir belge kullanılmayacağı; ayrıca, ilgili menşe kuralları ve işlemlerine ilişkin Yönetmeliğin, STA’nın yürürlüğe giriş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Resmî Gazete’de yayımlanacağı bildirilmiştir.

Diğer yandan, 1 Ocak 2021 tarihi ile söz konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih arasında STA kapsamından gerçekleştirilmek istenen ithalat işlemleri için geçerli bir menşe beyanı ibraz edilmesi halinde, eşyaya ilişkin olarak diğer ülkelere uygulanan kanuni vergi oranı üzerinden teminat alınması koşuluyla işlem tesis edilebileceği, Yönetmeliğin yayımlanması ile bu tür işlemlerin Yönetmeliğe uygunluğu denetlenerek uygun ise teminatın çözülmesi, uygun olmayan durumlarda ise teminatın irad kaydedilmesi yönünde işlem tesis edileceği açıklanmıştır.

Ayrıca, 31 Aralık 2020 tarihini 1 Ocak 2021 tarihine bağlayan an itibariyle, İngiltere’den Türkiye’ye sevk halinde olan veya Türkiye’ye getirilerek antrepoda ya da serbest bölgeler dahil geçici depolama alanlarında bulunan ve henüz ithalat işlemleri tamamlanmamış eşyanın, 1 Ocak 2021 tarihinden önce geçerli olan, başta Gümrük Birliği olmak üzere, tercihli tarife düzenlemelerinden faydalanabileceği bildirilmiştir.

Aynı koşulun İngiltere tarafından da uygun görüldüğü; anılan türden eşyaya yönelik olarak ülkemizde 1 Ocak 2021 tarihinden önce halihazırda düzenlenmiş ya da düzenlenecek A.TR Dolaşım Belgesi veya menşe ispat belgelerinin, dört aylık ibraz süresi esas alınmak kaydıyla, İngiltere’de ithalatta 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren 12 aylık süre içerisinde geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Söz konusu eşya için 1 Ocak 2021 tarihinde ve bu tarihten sonra normal usulde belge düzenlenmesi/onaylanması/vize edilmesinin mümkün olmadığı; sadece “sonradan düzenlenen” belgelerin onaylanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, AB ile İngiltere arasında sonuçlandırılan STA çerçevesinde, Kuzey İrlanda’nın AB’nin gümrük kurallarını uygulayacak olması nedeniyle, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle ülkemizden doğrudan Kuzey İrlanda’ya gerçekleştirilecek ihracatta kullanılacak belgelerle ilgili olarak İngiltere ile görüşmelerin devam ettiği belirtilmiştir.

Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığı tarafından ilgili konuya ilişkin başka bir duyuru yapılmadığı sürece, ülkemizden Kuzey İrlanda’ya söz konusu tarih itibariyle yapılacak ihracatlarda, ithalatçının tercihli tarifeden yararlanmak istemesi halinde, Türkiye – İngiltere STA’sında öngörüldüğü şekilde menşe beyanının kullanılması gerekecektir.

Bunlara ilave olarak, Türkiye – İngiltere arasındaki STA’nın uygulanma tarihinin 1 Ocak 2021 olmasında yaşanabilecek olası bir sorun halinde dikkate alınması gerekecek hususların Bakanlıkça ayrıca bildirileceği kaydedilmiştir.

 

  1. Serbest Ticaret Anlaşmasının Kapsamı

29.12.2020 tarihinde imzalanmış olan ve 01.01.2021 tarihi itibariyle uygulamaya konulan STA metin ve ekler yönünden türkçe ve ingilizce nüshalar olarak düzenlenmiştir.

STA’nın türkçe nüshası başlıca 5 bölümden oluşmaktadır.

Bunlar ise; Anlaşma metni, Tarife Listeleri, Menşe işlemleri ve menşe kurallarına ilişkin protokol, menşe kurallarına ilişkin ortak bildiri ve Mutabakat Zaptından oluşmaktadır.

 

  1. İmzalanan STA Metninin Birleşik Krallık Tarafında Yayımlanması

31.12.2020 tarihli duyuru ile Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın İngilizce metni Birleşik Krallık hükümetinin resmi internet sitesinden yayımlanmıştır.

Anlaşmada öne çıkan konular aşağıdadır.

5.1. Anlaşmanın Kapsamı

  • Eşya Ticareti: Tercihli tarifeler, kotalar, menşe kuralları ve sıhhi ve bitki sağlığı önlemleri ile ilgili hükümler
  • Gümrük ve Ticaretin Kolaylaştırılması: Taraflar arasındaki ticaretle ilgili diğer kanun ve yönetmelikler ile genel idari düzenlemeler
  • Fikri Mülkiyet: Tarafların haklarının yeterli ve etkili bir şekilde korunması ve uygulanmasına ilişkin hükümler
  • Devlet İhaleleri: Tarafların kendi piyasalarının karşılıklı olarak açılması hakkında istişareler
  • Ticarete Teknik Engeller: Ticaret ve ortaklık anlaşmalarındaki hükümler, ürünler için teknik düzenlemeler, standartlar ve uygunluk değerlendirmeleri ile ilgili hükümler
  • Rekabet: Ticaret anlaşmalarındaki rekabet ile ilgili hükümler, ilgili taraflar içinde faaliyet gösteren işletmeler için açık ve adil rekabetin sağlanmasına ilişkin hükümler
  • Ticarette İyileştirmeler: Anti damping ve telafi edici vergiler ile ilave vergiler ve uygulamalar kapsamındaki hükümler
  • Uyuşmazlık Çözümü: Taahhütleri yerine getirmek ve gelecekte ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları çözme kapsamındaki hükümler.

5.2. Eşya Ticaretine İlişkin Düzenlemeler

Anlaşma, istisnaları bulunmakla birlikte, temel olarak 25 ila 97’inci fasıllarda yer alan sanayi ürünlerini kapsamakta ve taraf menşeli bu ürünlerin taraflar arasındaki ticarette gümrük vergilerinin ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.

Anlaşmada ayrıca, 1 ila 24’üncü fasıllarda yer alan tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin indirilmesi veya tamamen kaldırılmasına yönelik düzenlemeler mevcuttur.

5.3. Eşyanın Menşei ve Menşe İspat Belgesi

Anlaşma hükümlerinden yararlanacak taraf ülkeler menşeli eşyaya ilişkin temel düzenlemeler Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol’de yer almaktadır.

Türkiye'den Birleşik Krallık’a veya Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye ithalat yaparken tercihli tarifelerden yararlanmak için, ithalatçının eşyanın menşe kurallarına uygun olarak taraf menşeli olduğunu gösteren ve ihracatçı tarafından düzenlenmiş olan “Menşe Beyanı”nı ibraz etmesi gerekmektedir.

Protokolde, Menşe beyanının, menşeli ürünün tanımlanmasına olanak verecek kadar ayrıntılı olması ve fatura veya başka herhangi bir ticari belgede veya bu belgelere ekli olarak düzenlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca tarafların, bir menşe beyanının ihracatçıdan ithalatçıya doğrudan elektronik olarak gönderilmesine izin vereceği ve bu gibi durumlarda elektronik imza veya kimlik kodlarının kullanılacağı belirtilmiştir.

Usulüne uygun bir menşe beyanı, ithalatçı ülke daha uzun bir süre öngörmediği sürece, kural olarak düzenlendiği andan itibaren 12 ay süreyle geçerli olacaktır.

Taraflardan her biri, bir menşe beyanının;

  1. Menşeli eşyanın taraf ülkeye yapılan tek bir sevkiyatına ilişkin olarak, veya;
  2. 12 ayı geçmemek üzere, menşe beyanında belirtilen dönem içerisinde menşeli aynı eşyanın birden fazla sevkiyatına ilişkin olarak,

uygulanmasını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmalarında ilk kez, bir tercihli menşe ispat belgesinin belirli bir dönemde gerçekleştirilecek birden fazla sevkiyatı kapsayacak şekilde düzenlenebilmesine olanak sağlanmış olmaktadır.

5.4. Menşe Kümülasyonu

Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol, Protokolde öngörülen diğer anlaşmaların da imzalanarak süreçlerin tamamlanması koşuluyla, taraflar arasındaki tercihli ticarette AB, İsviçre (Lihtenştayn dahil), Norveç, İzlanda, Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Fas, Batı Şeria ve Gazze Şeridi, Suriye, Tunus, Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Kosova, Faroe Adaları, Moldova, Gürcistan ve Ukrayna menşeli girdilerin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta menşe kümülasyonuna tabi tutulmasına ilişkin hükümler içermektedir.

Ayrıca, 50 ila 63’üncü fasıllarda yer alan tekstil ürünleri hariç olmak üzere, Avrupa Birliğine üye ülkeler, Norveç ve İzlanda’da yapılan işlem ve işçiliğin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta yapılmış sayılmasına olanak sağlayacak hükümler Protokol’de yer almaktadır. “Tam Kümülasyon” olarak kabul edilen bu uygulama, eşyaya tercihli menşe statüsü kazandırmada ihracatçılara kolaylık sağlamaktadır.

 

  1. STA Kapsamı Ticarette Kullanılacak Menşe Beyanı Örneği

STA da yer alan “Menşe Beyanı” eşyanın menşeinin ispatı yönünden son derece önem arz etmektedir.

Anlaşmanın 3 ncü ekinde İngilizce ve Türkçe olarak yer almaktadır.

Aşağıda gösterilmektedir.

ANNEX 3

Text of the Origin Declaration

The origin declaration, the text of which is given below, must be made out in accordance with the footnotes. However, the footnotes do not have to be reproduced.

English version

The exporter of the products covered by this document (customs authorisation No … (1)) declares that, except where otherwise clearly indicated, these products are of … (2) preferential origin.

Turkish version

Bu belge (gümrük onay No: … (1)) kapsamındaki girdilerin ihracatçısı, aksi açıkça belirtilmedikçe, bu girdilerin … (2) tercihli menșeli olduğunu beyan eder.

… (3)

(Place and date)

… (4)

(Signature of the exporter, in addition the name of the person signing the

declaration has to be indicated in clear script)

___________________________

1 For exporters located in Turkey, when the origin declaration is made out by an approved exporter,

the authorisation number of the approved exporter must be entered in this space. When the origin

declaration is not made out by an approved exporter, the words in brackets shall be omitted or the

space left blank. When the origin declaration is made out by an exporter located in the UK, the

EORI number must be entered in this space.

2 Origin of products to be indicated.

3 These indications may be omitted if the information is contained on the document itself.

4 In cases where the exporter is not required to sign, the exemption of signature also implies the

exemption of the name of the signatory.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 31.12.2020 Tarihli Yazısı

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü BK Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili olarak Bölge Müdürlüklerine ve Gümrük Müşavir Derneklerine yazmış olduğu yazıda BK dan yapılan ithalatta geçerli bir “Menşe Beyanı” nın gümrük idaresine ibrazı halinde eşyaya ilşikin olarak “Diğer Ülkeler”e uygulanan kanuni vergi oranları üzerinden teminat alınması, Yönetmeliğin yayınlanmasının ardından bu tür işlemlerinin Yönetmeliğe uygunluğunun araştırılarak, uygun ise teminatın çözülmesi, uygun değil ise irad kaydedilmesi gerektiği talimatı verilmiştir.

 

  1. STA’nın Cumhurbaşkanınca Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesi Hakkında 7266 Sayılı Kanun

03.02.2021 tarihli ve 31384 sayılı Resmi Gazetede 7266 Sayılı Kanun yayımlanmıştır.

Bu Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması, Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Menşe Kurallarına Dair Ortak Bildiri, Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Mutabakat Zaptı ve Kuzey İrlanda ile Ticarete İlişkin Olarak Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Teati Edilen Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunması ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmektedir.

Buna göre; 29 Aralık 2020 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması”, “Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Menşe Kurallarına Dair Ortak Bildiri”, “Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Mutabakat Zaptı” ve Kuzey İrlanda ile ticarete ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı arasında teati edilen “Mektuplar”ın onaylanması uygun bulunmuştur. Anlaşmanın protokoller ve eklerine ilişkin değişiklikleri doğrudan onaylamaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

 

  1. STA’da Gümrük Müşavirlerinin Durumu

Türkiye-Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması'nın "Gümrük Müşavirleri" başlıklı 3.18. maddesinde aynen;

Madde 3.18. Gümrük Müşavirleri

  1. Taraflar, ilgili gümrük hüküm ve işlemlerinin, gümrük müşavirlerinin zorunlu kullanımını gerektirmediğini kabul ederler.

(a) Her bir Taraf: Gümrük Müşavirlerinin kullanımına ilişkin tedbirleri yayımlayacak; ve (b) Gümrük Müşavirlerinin lisanslandırılması halinde, şeffaf, ayrımcı olmayan ve orantılı kurallar uygulayacaktır. Olarak İfade edilmektedir.

Gümrük Müşaviri Sayın Deniz KOYUNOĞLU tarafından Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne bu konuda bir yazı yazılmıştır.

Yazıda; “ Bu ifadede geçen Gümrük Müşavirlerinin lisanslandırılması ne anlam taşımaktadır, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri gibi benzer yeni Yeminli Gümrük Müşavirleri veya Yetkin Gümrük Müşavirleri vb. yeni bir statü oluşturup , BK eşyalarının ithalat ve ihracat işlemlerini sadece bu Lisanslandırılarak yetkilendirilen GM tarafından mı yapılacaktır, Bunun şartları ve kuralları bellimidir bu uygulama ne zaman başlayacaktır,.” hususları sorulmuştur.

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü vermiş olduğu cevapta; “..ülkemizin taraf olduğu uluslararası kurallar ve normlar çerçevesinde, tarafların gümrük işlemlerinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 5. ve 225. maddelerinde düzenlenen dolaylı ve doğrudan temsil kavramlarına işaret edecek şekilde gümrük müşavirlerinin kullanımının zorunlu olmayacağı, aynı zamanda Gümrük Kanunun 227. ve 228. maddeleri ile Gümrük Yönetmeliği'nin 566-573 maddelerinde düzenlendiği şekliyle gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının taşıyacağı kriterlerin tespiti, seçim usulleri gibi konuların açık bir şekilde düzenlenmesi öngörülmektedir.

Maddede, gümrük müşavirlerinin "lisanslanması"yla işaret edilen husus, stajyerler, gümrük müşavir yardımcıları ve gümrük müşavirlerinin taşıyacağı özellikler ile seçim sınavlarına ilişkin işlemlerin şeffaf ve ayrımcılık gözetmeden uygulanmasına işaret etmektedir. İlgili maddelerde, mezkur Anlaşma hükümleri çerçevesinde sağlanacak yararların tüm özel sektörümüz ve sektör temsilcilerimiz tarafından faydalanılması asıl amac olarak görülmektedir..” şeklinde ifade edilmiştir.

 

  1. Brexit Sonrası Ortak Transitin Asıl Sorumluları

Orta Transit Rejimine İlişkin Sözleşme açısından 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren ayrı bir akit taraf olarak katılım sağlanmasıyla birlikte Transit Rejimine İlişkin 4 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliği ekinde yer alan ‘Ortak Transit Rejimi Kapsamlı Teminat Mektubu’ örneğinde değişiklik yapılmış ‘Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’ ibaresi Avrupa Birliği ülkeleri arasından çıkartılarak paragrafın sonuna taşınmıştır.

Bu süreçte lojistik sektörünün en önemli paydaşı ve rehberi, Türk gümrük mevzuatında fiilen 01.01.2012 tarihinden itibaren vücut bulan ve yasal dayanağını Ortak Transit Sözleşmesi ile buna bağlı şekillenen 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliğinden alan rejim hak sahibi ya da bilinen adıyla asıl sorumluluk müessesesi olmuştur.

İngiltere Hükümetinin resmi internet sitesinde, yeni Sınır Geçiş Modelleri hakkında nakliyecilere, gümrük müşavirlerine ve ticaret erbabına yönelik duyurular yayımlanıyor.

Söz konusu bilgilendirmeler hem Türkiye/AB yönünden İngiltere’ye hem de İngiltere’den diğer yönlere taşımalarda yapılması gereken beyan/bildirim yükümlüklerini içeriyor.

Belirtmekte fayda var, uyulmaması halinde yüksek tutarda para cezaları yanında taşımanın başladığı noktaya geri dönmek gibi bir riski de göze almak gerekiyor. Örneğin, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren T1 ve T2 kodlu transit refakat belgeleri kullanılarak İngiltere’ye yapılacak ihracat işlemlerinde taşıyıcıların GVMS (Good Vehicle Movement Service-Eşya Araç Hareket Sistemi) bildirimi yaparak eşya ve taşıtın hareketini transit refakat belgesine bağlamaları ve karşılığında barkotlu GMR numarası; İngiltere’den ihraç edilecek eşya ve araca ilişkin belge/bilgiler açısından farkındalık yaratarak sınır geçişine hazırlamaya yönelik izin almayı gerektiren (Kent Access Permit) başvurusunu da unutmamak gerekir.

 

  1. Birleşik Krallık’ın 10 Serbest Liman Bölgesi Projesi’nde Süreç Başlıyor

4 Şubat 2021 tarihinde Financial Times’ta yayımlanan bir haberde; Birleşik Krallık'taki en az 30 liman ve havalimanından 10’unun serbest liman olarak düzenlenmesi konusundaki çalışmaların sürdürüldüğü belirtilmektedir. İhaleye teklif vermeye hazırlanan otuzdan fazla teklif sahibi firma olduğu, teklif verilmesi için son tarihin 05.02.2021 olduğu ve değerlendirmelerin bahar aylarında tamamlanacağı açıklanmıştır.

Buna göre; Hükümet tarafından İngiltere'de en az yedi; İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’de birer serbest liman olması planlanmaktadır. Hükümetin, serbest limanlarda daha düşük işveren sigorta katkı payı, Ar-Ge vergi kredileri ve daha düşük damga vergisi gibi avantajlı uygulamalar sunmak istediği ifade edilmektedir.

Bu uygulama ile Hükümetin, AB mevzuatı nedeniyle daha önce Avrupa Birliği üyesi olduğu dönemde gerçekleştirilemeyen serbest bölge/liman uygulamalarını, Brexit sonrası Birleşik Krallık limanlarında başlatma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır.

 

12.Birleşik Krallık’ın AB Tek Pazarından ve Gümrük Birliğinden Ayrılmasının Ardından Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Kamuoyunda Dile Getirilen Değerlendirmeler

Birleşik Krallık ile AB arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasının 01.01.2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamasının ardından basında çıkan haberlerde, hükümetin İngiliz limanlarından gelen uzun kamyon kuyrukları ve süpermarketlerdeki yiyecek kıtlığı korkularının şimdiye kadar gerçekleşmediği ancak yeni düzenlemelere uyum ile ilgili firmaların birçok problemle karşılaştıkları belirtilmektedir.

Yeni düzenlemeler ile ilgili yaşanan sorunlar esas olarak aşağıdaki konularda toplandığı belirtilmektedir:

12.1. Tarım ve Balıkçılık

Balık gibi taze ürünlerin stoklanamaması ve hayvan ve bitki menşeli ithalatlar için gümrük evraklarının hazırlanmasının zahmetli olması nedeniyle tarım ve balıkçılık endüstrileri yeni ticaret düzenlemelerinden en çok etkilenen sektörler olmuştur.

1 Ocak'tan önce ürünlerini ertesi gün AB'ye teslim etmek üzere kamyonlara yükleyebilen balıkçılar, diğer işlemlerin yanı sıra artık gümrük beyannamelerini doldurmak, yakalama belgelerini ve sağlık sertifikalarını ihraç etmek zorundadırlar.

Özellikle İskoç balıkçılar, Brexit nedeniyle avlarını AB’ye zamanında ihraç etmek için mücadele verirken Başbakanın AB anlaşmasındaki şartları kabul ederek kendilerini yarı yolda bıraktığı konusunda suçlamaktadırlar.

İngiliz hükümeti balıkçılar için 23 milyon Sterlinlik bir tazminat paketi açıklamış ancak yeni ticaret uygulamalarının uzun vadeli etkileri belirsizliğini korumaktadır.

Diğer taraftan İngiliz çiftçiler, AB sınır yetkililerinin ürünün yanlış ihracat sağlık sertifikalarına sahip olduğunu belirterek bazı etleri AB limanlarında bozulmaya bıraktığı için zarar gördüklerinden şikâyet etmiş; İngiliz hükümetinin Temmuz ayına kadar AB'den yapılan ithalata tam sınır kontrolü uygulamama kararı nedeniyle ucuz AB ithalatı tarafından baltalandıklarını ileri sürmüşlerdir.

12.2. AB’den Ürün Satın Alan Tüketiciler

AB'den ürün satın alan İngiliz tüketiciler ekstra maliyetlerle karşılaşmaktadırlar. DHL, DPD ve DB Schenker dahil olmak üzere birçok büyük lojistik şirketi, yeni gümrük evraklarına ve diğer bürokrasiye uyum sağlama işlemleri nedeniyle sınır ötesi teslimat hizmetlerini askıya almak zorunda kalmış ve hizmetler yeniden başladığında bu defa tüketiciler 135 £ 'dan fazla değere sahip mallar üzerindeki katma değer vergisi ile diğer tarifeler ve işlem ücretleri dahil olmak üzere ekstra maliyetlerle karşı karşıya kalmışlardır.

12.3. Kuzey İrlanda

1 Ocak'ta yürürlüğe giren ve Brexit çekilme anlaşmasında yer alan Kuzey İrlanda protokolündeki düzenlemeler dolayısıyla, gıda tedarikçilerinin İngiltere'den Kuzey İrlanda'ya mal sevkiyatında gecikmelerle karşılaşılmış; bazı ürün hatları askıya alınmış ve bu durum bir süre süpermarketlerde boş raflara sebep olmuştur.

Kuzey İrlandalı tüketiciler, bölgenin AB’nin tüm gümrük kurallarına uyacağına dair çekilme anlaşmasındaki protokol nedeniyle, tohum gibi bazı ürünleri Büyük Britanya'dan temin edemediklerinden şikâyetçilerdir.

Kuzey İrlanda Perakende Konsorsiyumu tedarik ve nakliye ile ilgili ilk sorunların çoğunun çözüldüğünü açıklarken diğer yandan hayvan ve bitki ürünlerine ilişkin evrak işlemlerinde ödemesiz üç aylık süre sona erdiğinde neyle karşılaşacaklarını bilemediklerini ve her iki tarafın da esnekliğine ihtiyaç duyacaklarını açıklamıştır.

12.4. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler

İngiltere'deki küçük ve orta ölçekli işletmeler, AB ile yeni ticaret ilişkilerine uyum sağlamak için en çok zorlanan kesimlerden biridir. Zira artan kargo ücretleri ve tarifeler de dahil olmak üzere maliyetler aniden yükselmiş ve AB’deki müşterilere satış yapmaya devam edilip edilmeyeceği sorgulanmaya başlamıştır.

İngiltere'ye getirilen ve daha sonra AB'ye ihraç edilen malların tarifelere tabi olması şirketleri, AB'de dağıtım depoları kurmaya teşvik etmiştir.

Birleşik Krallık'taki birçok küçük işletme, yeni ticaret düzenlemeleri kapsamındaki değişiklikler nedeniyle AB'ye ihracatı geçici olarak durdurduklarını bildirmişlerdir.

5.Hizmet sektörleri Birleşik Krallık-AB serbest ticaret anlaşması gereğince birçok endüstri AB’de faaliyet göstermek için vize ve çalışma izinleri almak zorunda kalacaklardır. Covid-19'un neden olduğu seyahat kısıtlamaları, İngiltere-AB ticaret anlaşmasının profesyonel hizmetler üzerindeki etkisinin anlaşılmasını şu an için engellemiştir.

Konferanslar ve moda dahil olmak üzere İngiltere'deki hizmet endüstrileri AB ülkelerindeki faaliyetlerine katılacak çalışanları için çalışma izni almak zorunda kalacaklardır. Özellikle müzik turnelerinde şarkıcılar için alınacak çalışma izni ile birlikte ekipmanların taşınması için ek bürokrasi yükü müzisyenlerin hükümeti anlaşmada kendilerini ihmal ettiği gerekçesi ile suçlamalarına neden olmuştur.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

AB ile BK arasında yeni dönemdeki ilişkileri şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 24 Aralık 2020 tarihinde tamamlanmış ve ticarette tercihli muamele 1 Ocak 2021 tarihinde uygulamaya konmuştur.

AB-BK sürecine paralel olarak, ülkemizle BK arasında yürütülen STA müzakereleri de tamamlanmış ve 29.12.2020 tarihinde STA imzalanmıştır. Avrupa Birliği ile arasındaki geçiş döneminin 31.12.2020 tarihinde sona ermesi üzerine gerçekleşen Brexit olgusuna bağlı olarak, artık üçüncü ülke sayılan Birleşik Krallık (İngiltere) ile Türkiye arasındaki ticaretin de yeniden düzenlenmesi amacıyla imzalanan STA 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlanmıştır.

İngiltere ile serbest ticaret anlaşmamız 29 Aralık tarihinde imzalandı, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlandı ve iş dünyamızın önündeki belirsizlikler ortadan kaldırılarak İngiltere ile olan ticaretimizin herhangi bir aksama olmadan devam edilmesi sağlanmış oldu. Bu süreçte gerek ihracatçılarımız gerekse ithalatçılarımızın bir mağduriyet yaşamaması için geçici uygulamalar ile tüm tedbirler alınmış, tüm senaryolar göz önünde bulundurularak anlaşmalı ayrılık durumu dahil olmak üzere hazırlıklar tamamlanmıştı.

Ticaret Bakanlığı yetkililerimiz bundan sonraki dönemde bu anlaşmanın, İngiltere ile gümrük birliğinden daha öte bir ticari ilişki kurma şansını vereceğini düşünmekte, serbest ticaret anlaşmasının yatırım ve hizmetler alanlarını da kapsaması, tarım sektöründe ise pazara giriş imkânlarının geliştirilmesi yönünde müzakerelere devam edeceklerini ifade etmektedir.

Ticaret Bakanlığımızca STA kapsamında tercihli ticarete konu olacak eşyanın menşeinin ispatı amacıyla kullanılacak belgenin, tüm ihracatçıların fatura veya ilgili bir ticari belge üzerinde kendi kendilerine bulunabilecekleri ve bir makam tarafından onaylanmayacak “menşe beyanı” olduğu, bu amaçla başka bir belge kullanılmayacağı; ayrıca, ilgili menşe kuralları ve işlemlerine ilişkin Yönetmeliğin, STA’nın yürürlüğe giriş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Resmî Gazete’de yayımlanacağı bildirilmiştir.

Ayrıca Bakanlıkça 1 Ocak 2021 tarihi ile söz konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih arasında STA kapsamından gerçekleştirilmek istenen ithalat işlemleri için geçerli bir menşe beyanı ibraz edilmesi halinde, eşyaya ilişkin olarak diğer ülkelere uygulanan kanuni vergi oranı üzerinden teminat alınması koşuluyla işlem tesis edilebileceği, Yönetmeliğin yayımlanması ile bu tür işlemlerin Yönetmeliğe uygunluğu denetlenerek uygun ise teminatın çözülmesi, uygun olmayan durumlarda ise teminatın irad kaydedilmesi yönünde işlem tesis edileceği açıklanmıştır.

STA’nın Türkçe nüshası başlıca 5 bölümden oluşmaktadır.

Bunlar ise; Anlaşma metni, Tarife Listeleri, Menşe işlemleri ve menşe kurallarına ilişkin protokol, menşe kurallarına ilişkin ortak bildiri ve Mutabakat Zaptından oluşmaktadır.

Anlaşma hükümlerinden yararlanacak taraf ülkeler menşeli eşyaya ilişkin temel düzenlemeler Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol’de yer almaktadır.

Türkiye'den Birleşik Krallığa veya Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye ithalat yaparken tercihli tarifelerden yararlanmak için, ithalatçının eşyanın menşe kurallarına uygun olarak taraf menşeli olduğunu gösteren ve ihracatçı tarafından düzenlenmiş olan “Menşe Beyanı”nı ibraz etmesi gerekmektedir.

Protokolde, Menşe beyanının, menşeli ürünün tanımlanmasına olanak verecek kadar ayrıntılı olması ve fatura veya başka herhangi bir ticari belgede veya bu belgelere ekli olarak düzenlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca tarafların, bir menşe beyanının ihracatçıdan ithalatçıya doğrudan elektronik olarak gönderilmesine izin vereceği ve bu gibi durumlarda elektronik imza veya kimlik kodlarının kullanılacağı belirtilmiştir.

Usulüne uygun bir menşe beyanı, ithalatçı ülke daha uzun bir süre öngörmediği sürece, kural olarak düzenlendiği andan itibaren 12 ay süreyle geçerli olacaktır.

Taraflardan her biri, bir menşe beyanının;

  1. Menşeli eşyanın taraf ülkeye yapılan tek bir sevkiyatına ilişkin olarak, veya;
  2. 12 ayı geçmemek üzere, menşe beyanında belirtilen dönem içerisinde menşeli aynı eşyanın birden fazla sevkiyatına ilişkin olarak,

uygulanmasını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmalarında ilk kez, bir tercihli menşe ispat belgesinin belirli bir dönemde gerçekleştirilecek birden fazla sevkiyatı kapsayacak şekilde düzenlenebilmesine olanak sağlanmış olmaktadır.

Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 50 ila 63’nü fasıllarda yer alan tekstil ürünleri hariç olmak üzere, Avrupa Birliğine üye ülkeler, Norveç ve İzlanda’da yapılan işlem ve işçiliğin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta yapılmış sayılmasına olanak sağlayacak hükümler Protokol’de yer almaktadır. “Tam Kümülasyon” olarak kabul edilen bu uygulama, eşyaya tercihli menşe statüsü kazandırmada ihracatçılara kolaylık sağlamaktadır.

03.02.2021 tarihli ve 31384 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7266 Sayılı Kanun ile “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması” uygun bulunmuştur.

Türkiye İngiltere için çok önem arz etmektedir. STA Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır. Artık İngiltere AB nin bir parçası değildir. Dünyanın 5 nci büyük ekonomisidir. 13 ülke ile çok önemli ticari ilişkileri vardır. Bunlardan biri de Türkiye’dir. BK en büyük ikinci pazarımızdır.

İngiltere ile ilişkide bulunan 27 sektörümüz var. Beyaz eşya, otomotiv, elektronik, tekstil, hazır giyim İngiltere ile ticarette ön plandadır.

STA bir devamlılık anlaşması ve çıkarlarımızı koruma anlaşması niteliğindedir. Bu anlaşma sayesinde 10.7 milyar dolarlık vergiyi ödemekten kurtulduk. TR BK ile yaptığı STA ile çok büyük bir başarı örneği vermiştir.

İkili ticarette menşe esaslı ticarete geçilmiş durumdadır. Daha önce Singapur, Güney Kore anlaşmalarında “Menşe Belgesi” uygulamaları yapılmıştı.

Gümrük Tarife Cetvelinin 50-67’nci fasılları haricinde İngiltere’ye yapılacak ihracatlarımızda TEV uygulaması olmayacaktır.

“Sonradan Kontrol” mekanizması hem İngiltere hem de TR tarafında her zaman geçerli bir denetleme mekanizması olarak duruyor.

Anlaşmaya göre taraflar mümkün olan durumlarda kolaylaştırıcı düzenlemeler ve teknolojilerden yararlanan gümrük düzenlemelerini ortaya koyacaklar. Taraflar eşyanın ihracat, ithalat ve transiti ile ilgili gümrük yasaları ve diğer mevzuatın gerektirdiği tüm bilgilerin tek bir elektronik ortamda sunulmasını kolaylaştırma amacıyla Tek Pencere sistemleri geliştirecek.

Anlaşmada yer alan “..gerekli işlemlerin uygun olarak tüm bilgilerin sağlanması ve eşyanın fiziksel muayeneye tabi tutulmayacak olması gümrük idaresine sunulmasından itibaren 48 saat içinde hızlı bir şekilde tesliminin sağlanması..” hususu son derece etkili görülmektedir.

STA’nın en geç 2 yıl sonra yenilenip genişletilmek üzere gözden geçirileceği hükmü yer almaktadır. Ayrıca teknolojilerden yararlanan gümrük düzenlemeleri de yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Ülkemizden İngiltere’ye büyük miktarda ve değerde ihracat yapan ihracatçı firmalarımızın Sonradan Kontrol denetimlerinde sıkıntı yaşamaması adına çok titiz çalışmaları ve menşe beyanlarına azami dikkat etmeleri gerekmektedir. İngiltere menşeli malın AB üzerinden gelmesi halinde İGV alınması hususunda Ticaret Bakanlığımızın gecikmeden bir düzenleme yapması iyi olacaktır.

Birleşik Krallık’ın AB Tek Pazarından ve Gümrük Birliğinden Ayrılmasının Ardından Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Kamuoyunda Dile Getirilen Değerlendirmelerden; AB’den ayrılığın üzerinden geçen bir ay sonrasında önemli ölçüde devreye alınabilmiş olmakla beraber, birçok alanda sorunların bir süre daha devam edeceği görülmektedir.

Ticaret Bakanlığımızın Ülkemiz ile BK arasında yapılan STA’daki özverili çalışmalarını tebrik eder iken, önümüzdeki dönemde ülkemiz lehine olacak başka çalışmalara da imza atmalarını bekler ve dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

  • Ticaret Bakanlığı web sitesi
  • Dışişleri Bakanlığı web sitesi
  • TR-BK arasındaki STA
  • 12.2020 tarihli 3352 Sayılı Karar
  • Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.12.2020 tarihli yazısı
  • BK resmi internet sitesi
  • STA Kapsamı Ticarette Kullanılacak Menşe Beyanı Örneği
  • Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 31.12.2020 tarihli yazısı
  • 02.2021 tarihli 7266 Sayılı Kanun
  • Gümrük Müşaviri Deniz Koyunoğluna verilen cevap
  • https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/genel
  • İstanbul Gümrük Müşavirleri Dernek sitesi
  • C. Londra Büyükelçiliği

 

Savaş ÖZDOĞAN

Gümrük Müşaviri

İngiltere'nin (Birleşik Krallık’ın) Avrupa Birliğinden Ayrılması (Brexit)

Özet

2020 yılı pandemi yanında çok önemli gelişmelere sahne olmakta.  İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden resmen ayrılması (Brexit) yine bu yılda gerçekleşmektedir. AB den ayrılma hakkı AB Antlaşması uyarınca tüm üye ülkelere tanınmıştı.

Aralık ayı İngiltere’nin AB’den ayrılmasının fiilen gerçekleşeceği aydır ve bu nedenle çok önem arz etmektedir.

Brexit sonrası İngilterenin Avrupa Birliğinden anlaşmalı yada anlaşmasız ayrılma durumu ile İngiltere ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin hangi yönde etkilenebileceği bu makalemizin konusunu teşkil etmiştir.

 

 

  1. Giriş

31 Ocak 2020 tarihinde İngiltere AB’den resmen ayrılmış, bu ayrılığı takiben 31 Ocak 2020-31 Aralık 2020 dönemini kapsayan 11 aylık bir “geçiş dönemi” uygulamaya girmiştir.

Yine AB’nin siyasi, ekonomik ve sosyal bir iş birliği modeli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, “İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının” (Brexit’in), hem AB’ye hâlihazırda üye olan 27 ülkeyi hem de bu ülkelerle ikili ilişki içerisinde olan üçüncü ülkeleri etkilemesi beklenmektedir.

Bu nedenle Brexit sonrasında, ticaret, yatırım ve iş gücünün serbest dolaşımı gibi birçok alanda, yeni düzenlemelere ihtiyaç hasıl olabilecektir. Bu kapsamda, geçiş dönemi boyunca AB ile İngiltere arasında gelecek dönem ilişkilerinin çerçevesini oluşturacak yeni müzakerelerin sürdürülmesi beklenmektedir.

İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının 31 Ocak 2020 tarihi itibariyle Brexit ile kesinleşmiş olduğu, aralık ayı sonuna kadar sürecek olan geçiş dönemi ve süresince ise İngiltere’nin AB'nin bir üyesi olarak ticaretine devam ettiği, bu süreçte ülkemizin ticaret fazlası verdiği en önemli ticaret ortaklarından birisi olan İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması’nı sonuçlandırmaya yönelik müzakereler sürmektedir.

 

  1. Türkiye Birleşik Krallık İlişkileri

Osmanlı İmparatorluğu döneminde düzenli diplomatik ilişki tesis edilen ilk ülkeler arasında, Birleşik Krallık da yer almaktadır. İngiltere’nin Osmanlı İmparatorluğu nezdinde atadığı ilk Büyükelçisi William Harborne, 1583 yılında İstanbul’a gelmiş; Yusuf Agâh Efendi ise, 1793 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Londra Büyükelçisi olarak göreve başlamıştır.

Türkiye - Birleşik Krallık ikili ilişkileri, tarihten gelen güçlü bağların da etkisiyle, çok boyutlu yapıya sahiptir. NATO müttefikimiz Birleşik Krallık, Türkiye’nin Avrupa’daki önde gelen ortakları arasında yer almaktadır. Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, Kıbrıs, ülkemizin Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci ile Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması (“Brexit”) ertesindeki yeni ilişkiler düzeni, güvenlik ve terörizmle mücadele alanında işbirliği, düzensiz göç, ekonomik ve savunma sanayii işbirliği, ikili temasların gündemindeki öncelikli konulardır.

2007 yılında iki seneliğine yürürlüğe giren "Türkiye - Birleşik Krallık Stratejik Ortaklık Belgesi", dönemin Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron'ın 26 - 27 Temmuz 2010 tarihlerinde ülkemize gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gözden geçirilerek yenilenmiş ve (dönemin Başbakanı olarak) Sayın Cumhurbaşkanımız ile Başbakan Cameron tarafından imzalanmıştır. Söz konusu belgede, ortaklığın geliştirileceği alanlar; "İkili İlişkiler, İkili Ticaret ve Yatırımlar, Türkiye'nin AB Üyeliği, Bölgesel İstikrar ve Barış, Kıbrıs, Savunma, Küresel Güvenlik, Küçük ve Hafif Silahların Yasadışı Ticareti, Yasadışı Göçle Mücadele, Enerji Güvenliği ve Düşük Karbonlu Yakıt Geleceği, Kültürlerarası Diyalog ile Eğitim ve Kültür" başlıkları altında sıralanmıştır.

Birleşik Krallık, kendisi AB üyeliğinden ayrılmış olmakla birlikte, ülkemizin AB üyeliğine partiler üstü bir devlet politikası olarak destek vermektedir. Öte yandan, uluslararası alanda karşılaşılan sınamalarda benimsenen benzer tutumlar, NATO İttifakı ve ikili düzeydeki yakın askerî işbirliği ile giderek artan ticaret hacmi gibi unsurlar, ilişkilerin ulaştığı noktayı açıkça göstermektedir.

Türkiye, “Brexit” sonrası dönemde ikili ilişkilerin mevcut seviyesinin muhafaza edileceği ve geliştirilmesi için çalışılacağı öncelikli ülkeler arasında zikredilmektedir. Ülkemiz tarafından, “Brexit” bağlamında, Birleşik Krallık’la ikili ticaretimizdeki olumlu ivmenin kaybedilmemesi ve Birleşik Krallık’taki vatandaşlarımızın AB Ortaklık Hukuku’ndan kaynaklanan haklarına halel getirilmemesi konusundaki beklenti ve endişelerimiz çeşitli fırsatlarda Birleşik Krallık tarafına hatırlatılmaktadır.

“Brexit”e dair tartışmalar, 2019 yılı içinde Birleşik Krallık gündeminin merkezinde yer almaya devam etmiş; aynı dönemde ülkemizde de yoğun bir gündem yaşanmış; buna rağmen, üst düzey temaslar sürdürülmüştür.

Bu çerçevede, dönemin Uluslararası Ticaret Bakanı Liam Fox, 2019 yılı Haziran ayında, dönemin İçişleri Bakanı Sajid Javid, Temmuz ayında ülkemize ziyaretler gerçekleştirmişlerdir.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız ile Sayın Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız, 2019 yılı Kasım ayında, Sayın Bakanımız, Sayın Millî Savunma Bakanımız, Sayın Hazine ve Maliye Bakanımız ile Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız ise, NATO Liderler Toplantısı vesilesiyle Sayın Cumhurbaşkanımıza refakatle, Aralık ayında Londra'yı ziyaret etmişlerdir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, NATO Liderler Toplantısı vesilesiyle 3 – 5 Aralık 2019 tarihleri arasında Birleşik Krallık’ı ziyaret etmiş, bu vesilesiyle ayrıca, Birleşik Krallık’taki vatandaşlarımız ile Müslüman diasporayla biraraya gelmiş ve Avrupa'nın ilk çevre dostu camisi Cambridge Camii'nin açılış törenine katılmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakan Johnson, ayrıca, düzenli aralıklarla telefon temasları gerçekleştirmektedirler.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Suriye rejiminin 27 Şubat 2020 tarihinde İdlip’te askerlerimize gerçekleştirdiği hava saldırısı sonrasında, Birleşik Krallık’ın ülkemizle olan dayanışmasını vurgulamak üzere, 3 Mart 2020 tarihinde Ankara’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyaret marjında yapılan görüşmelerde, “Brexit” sonrası dönemde ikili ilişkiler ile Suriye başta olmak üzere ortak gündemdeki bölgesel ve uluslararası konular ele alınmıştır. Bakan Raab, ziyareti vesilesiyle ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir.

Bunun yanında, Sayın Bakanımız, Bakan Raab’la 20 Kasım 2019 tarihinde Brüksel’de yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısı marjında ikili bir görüşme gerçekleştirmiştir.

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ikili ilişkilere sivil toplumun da katılımıyla yeni bir kurumsal boyut katmak amacıyla iletişim platformu olarak 2011 yılında tasarlanan Türk - İngiliz Tatlıdil Forumu’nun yedinci ve son toplantısı, 11 - 13 Mayıs 2018 tarihleri arasında Birleşik Krallık’ın Reading şehrinde gerçekleştirilmiştir. Sekizinci toplantı, 2019 yılında “Brexit” süreci nedeniyle, 2020 yılında ise Covid-19 salgını neticesinde sekteye uğramıştır. Salgın çerçevesindeki gelişmeler göz önünde bulundurularak, sekizinci toplantının ülkemiz ev sahipliğinde yapılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Bununla birlikte, ekonomi, ticaret ve turizm alanları, ikili ilişkilerimizin itici gücü olma özelliğini korumuş; savunma sanayii alanında “TF-X” savaş uçağı projesi başta olmak üzere kapsamlı işbirliği devam etmiş; terörizmle mücadele alanında da karşılıklı temas ve işbirliği sürdürülmüştür.

İkili askerî ve savunma sanayii işbirliği bağlamında, Millî Muharip Uçak (“TF-X”) projesi çerçevesinde, ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında gelişen ortaklık, bu alandaki işbirliğinin daha da derinleşmesi için sağlam bir zemin sunmaktadır.

Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sir Nick Carter, 3 – 4 Ekim 2019 tarihlerinde ülkemize resmî bir ziyaret gerçekleştirmiş; ziyaret kapsamında, Genelkurmay Başkanımız ve Millî Savunma Bakanımızla görüşmeler gerçekleştirmiştir.

Diğer taraftan, Birleşik Krallık Savunma Bakanı Ben Wallace, 11-13 Mart 2020 tarihlerinde ülkemize resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Ülkemizin en çok ticaret yaptığı 6. ülke konumundaki Birleşik Krallık’la ikili ticaret dengesi, 2001 yılından bu yana ülkemiz lehinedir. 2019 verilerine göre, Birleşik Krallık, en çok ihracat yaptığımız ikinci, en çok ithalat yaptığımız dokuzuncu ülke konumunda yer almıştır.

2019 yılında ihracatımız bir önceki yıla kıyasla % 2 azalarak 10 milyar 870 milyon Dolar, ithalatımız ise % 27 azalarak 5 milyar 427 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ikili ticaret hacmimiz, % 12 oranında azalarak 16 milyar 297 milyon Dolar seviyesinde kalmıştır. Yaşanan düşüşe rağmen, Birleşik Krallık, en büyük altıncı ticaret ortağımız olma konumunu sürdürmüştür.

Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan, 11 – 12 Eylül 2018 tarihlerinde Türkiye – Birleşik Krallık Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (ETOK / JETCO) mekanizmasının VI. toplantısına katılmak üzere, Birleşik Krallık’a resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Öte yandan, Başbakan Johnson’ın Türkiye Ticaret Temsilcisi Lord Robin Janvrin, 16 – 18 Ekim 2018, 26 – 27 Mart 2019, 5 – 6 Kasım 2019 ve son olarak 11-13 Mart 2020 tarihlerinde ülkemize ziyaretler gerçekleştirmiş; farklı şehirlerde çeşitli makamlarımızla görüşmeler yapmış ve etkinliklere katılmıştır.

2019 yılında Birleşik Krallık’tan ülkemize gelen turist sayısı 2018 yılına kıyasla % 14 artarak 2.562.064 kişiye ulaşmıştır.

2 Mart 2020 itibarıyla Birleşik Krallık vatandaşlarına ülkemize yapacakları turistik seyahatlerde 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla vize muafiyeti getirilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy, Birleşik Krallık’ın önde gelen uluslararası turizm fuarlarından "World Travel Market"a katılmak maksadıyla, 5 Kasım 2019 tarihinde Londra'ya bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Türk Hava Yolları tarafından, İstanbul’dan Londra Heathrow, Londra Gatwick, Birmingham, Edinburgh ve Manchester’a, Ankara’dan ise Londra Stansted’e seferler gerçekleştirilmektedir. Diğer havayollarımız ve British Airways ile farklı Britanyalı havayolları da iki ülke arasında tarifeli ve “charter” uçuşlar düzenlemektedirler

Birleşik Krallık’ta 250 bini Türkiye, 150 bini KKTC kökenli olmak üzere, takriben 400 bin vatandaş ve soydaşımız bulunmaktadır.

 

  1. Gümrük Birliğinin Güncellenmesi

Ticaret Bakanımız Sayın Pekcan Gümrük Birliğinin güncellenmesi konusunda; "..AB ile ticaret ve yatırım ilişkilerimizin artırılması yönünde çok güçlü bir irade görmekten son derece memnun olduğunu, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin her iki tarafa sağlayacağı ekonomik kazanımları gündeme getirdiklerini, Türkiye'nin AB ile İngiltere arasında imzalanacak anlaşmaya paralel bir anlaşma imzalanması üzerinde çalışmaları olduğunu, iki tarafın yaptırmış olduğu etki analizi çalışmalarının Gümrük Birliği güncellenmesinin hem Türkiye ekonomisine hem AB ekonomisine ve dış ticaret dinamiklerine katkı sağlayacağını ortaya koyduğunu,Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerin siyasi ilişkilerde lokomotif etki yaratmasını istediklerini,

Araştırma, geliştirme ve inovasyon konusunda Türkiye'nin AB fonlarından daha fazla yaralanabilmesi gerektiğini..” ifade etmektedir.

Bu noktada AB ile gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi büyük önem arz ediyor. Hem yürüyen ticaretimizin sağlıklı gelişmesi hem de Brexit’ten kaynaklı ekonomik bir olumsuzluk yaşamamamız için önemlidir.

 

  1. Türkiye Birleşik Krallık (BK) Çalışma Grubu

2016 yılı Haziran ayında yapılan Brexit referandumu sonrasında BK ile gerçekleştirilen tüm temaslarımızda; mevcut ticaretin devamının sağlanması ve daha da geliştirilmesine yönelik ikili mutabakat en üst düzeyde teyit edilmiş ve bu amaçla çalışmak üzere ülkemizle BK arasında bir Ticaret Çalışma Grubu oluşturulmuştur.

Ticaret Çalışma Grubu kapsamında Mayıs 2017’den bu yana 5 toplantı yapılmış, aramızda mevcut Gümrük Birliği ve tercihli ticaret düzenlemeleri içeren taslak bir metin BK makamlarına iletilmiş, görüşmeler bu metin üzerinden yürütülmüştür. Ancak, Gümrük Birliği ürünlerine ilişkin bir görüş alışverişi mümkün olamamış, sadece AKÇT ürünleri ve tarım ürünlerine uygulanacak kurallar ele alınmıştır.

Diğer taraftan, BK tarafından 21 Şubat 2019 tarihinde yayımlanan bir notta, BK’nın bir anlaşma olmadan AB’den çıkması halinde AB üyeliği nedeniyle taraf olduğu ticaret düzenlemelerinin akıbetine ilişkin bilgi verilerek, ülkemiz AB’yle yakın bağı bulunan ülkeler arasında sayılarak mevcut Gümrük Birliği ilişkisinin anlaşmasız “Brexit” sonrası döneme aktarılamayacağı kaydedilmiştir.

Brexit sonrasında İngiltere ile ticarette yaşanacak olası değişiklikler çerçevesinde çalışmalar sürdürülmekte olup, BK tarafı ile özellikle gümrükler ve teknik mevzuat alanında yapılacaklar konusunda istişarelerde bulunulmaktadır.

 

  1. AB ve BK’ın Anlaşma ile Ayrılması Durumu

AB ile BK arasında ayrılma şartları Brexit sonrasında daha yumuşak bir geçiş yapılmasını garanti altına alan Geri Çekilme Anlaşması ile gelecekteki ekonomik, güvenlik ve kurumsal ilişkilerin amaç ve kapsamını düzenleyen Siyasi Beyan ile düzenlenmektedir.

 AB ve BK Geri Çekilme Anlaşması üzerinde 14 Kasım 2018 tarihinde mutabakat sağlamıştır. AB söz konusu metnin tekrar müzakereye açık olmadığını müteaddit kereler gündeme getirmiştir. Bununla beraber, Brexit müzakerelerinin sonlandırılması amacıyla Siyasi Beyan’a eklemeler yapılması hususu tartışılmaktadır. 

Geri Çekilme Anlaşması çerçevesinde vatandaşlık haklarına ilişkin hükümler, ayrılma hükümleri, geçiş dönemine ilişkin hükümler, mali hükümler ve kurumsal hükümler düzenlenmiştir.

Geçiş döneminin 29 Mart 2019 tarihinden başlayarak 31 Aralık 2020 tarihinde sona ermesi ve bu dönemde İngiltere’nin AB üyesi gibi muamele görmesi hususu hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda, anılan dönemde BK AB’nin Tek Pazarı ve Gümrük Birliği kapsamında sahip olduğu hakları devam ettirecek ve AB mevzuatına uymayı sürdürecektir. Geçiş döneminde BK AB’nin ticaret anlaşmalarına bağlı kalacak, AB tarafından aksi belirtilmedikçe, kendisinin müzakerelerini yürüttüğü uluslararası anlaşmaları AB’nin onayı olmadan yürürlüğe koyamayacaktır.

Tarafların gelecekteki ilişkilerini düzenleyen hükümlere Geri Çekilme Anlaşması’nda yer verilmemiş olup, bu hususların geçiş döneminde müzakere edilmesi öngörülmektedir.

Söz konusu müzakere sürecinin tamamlanamaması halinde ise, İngiltere’nin geçiş döneminin uzatılmasına ilişkin talebini 1 Temmuz 2020 tarihi öncesinde iletmesi imkânı söz konusu olabilecektir. Geçiş dönemi sonrasında AB ve BK gelecek düzenlemeleriyle ilgili uzlaşamazsa, BK geçiş döneminin uzatılmasını talep edebilecek veya Geri Çekilme Anlaşması’nın ilgili hükümleri yürürlüğe girecektir.

Ülkemiz bakımından değerlendirildiğinde, Geri Çekilme Anlaşması kapsamında Brexit sonrasında Türk ürünleri BK pazarına Gümrük Birliği hükümleri çerçevesinde girmeye devam edecektir.

 

  1. AB ile BK’ın Anlaşmasız Ayrılık Durumunda Türkiye-BK Arasında Uygulanacak Gümrük Vergileri ve Düzenlemeleri

6.1. Birleşik Krallık Gümrük Vergileri

BK hükümeti, 19 Mayıs 2020 tarihinde 1 Ocak 2021 itibarıyla uygulayacağı gümrük vergilerini yayımlamıştır.

Söz konusu gümrük vergilerine https://www.gov.uk/check-tariffs-1-january-2021 adresinden ulaşılabilmektedir.

6.1.1. Ortak Transit Rejimi

Ortak Transit Rejimi; 1987 yılında imzalanan Ortak Transit Sözleşmesine taraf olan AB ve EFTA üyesi ülkeler arasında eşyanın gümrük vergilerinin askıya alınarak taşındığı sistemdir. Bu taşıma işlemi 2005 yılından itibaren “Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi” (NCTS) adı verilen sistem ile elektronik mesajlar kullanılarak beyan ve takip edilmektedir.

Ülkemiz, 1 Aralık 2012’de Ortak Transit Sözleşmesine katılarak, NCTS uygulamasına dahil olmuş ve taşımacılık sektörü açısından Avrupa Birliği’ne entegre olmuştur. Sistem halihazırda Türkiye ile birlikte 35 ülke tarafından kullanılmaktadır. Tüm işlemler elektronik sistem üzerinden yürütüldüğünden taşımacılık sektörü için önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Böylelikle, Türkiye’den bir AB ülkesine yapılacak karayolu taşımasında örneğin Ankara’dan açılacak bir T1 beyannamesi ile Hamburg ya da Londra’ya kadar eşyanın tek beyan ve tek teminat ile taşınması mümkün olmaktadır.

BK, Ortak Transit Rejimi (OTR) üyeliğini Brexit sonrasında kendi adına sürdürecektir.

6.1.2. Menşe ve Dolaşım Belgeleri

Eşyanın doğrudan Türkiye’den veya AB üzerinden dolaylı olarak BK’ya gitmesi halinde; diğer üçüncü ülkelerden ithal edilen eşya ile aynı muameleye tabi tutulacaktır. Hâlihazırda olduğu üzere, eşya BK sınırında gümrük beyanına tabi olacaktır. Bu çerçevede, BK’nın üçüncü ülkelere yönelik uyguladığı sistemler geçerli olacaktır.

BK, eşyanın doğrudan Türkiye’den geldiği hallerde, sanayi ve işlenmiş tarım ürünleri için A.TR dolaşım belgesini, tarım ürünleri ve AKÇT ürünleri için EUR.1 ve EUR-MED gibi menşe ispat belgelerini kabul etmeyecektir.

Türkiye ve BK arasında herhangi bir tercihli düzenleme olmayacağından ötürü, anti-damping vergisi gibi bazı ticaret politikası önlemleri uygulanması halinde tercihsiz menşe kuralları geçerli olacak ve menşe şahadetnamesi kullanılması gerekecektir. Bu hallerde, Brexit sonrasında BK tarafı mevcut şahadetnamelerde esasen bir değişikliğe gitmemiş olmakla beraber, şahadetnameler doldurulurken varış ülkesi olarak “EC/European Community” yerine “UK/United Kingdom” yazılması gerekmektedir.

6.1.3. Gümrük Kontrolleri

Geçiş döneminin sona ereceği 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle AB’den (İrlanda ve Kuzey İrlanda hariç tutulmak üzere) Büyük Britanya’ya ithal edilen mallar için uygulanacak gümrük prosedürleri, altı aylık bir dönem içinde, 3 aşamada hayata geçirilecektir. Türkiye’den gönderilen ve AB’de serbest dolaşıma girdikten sonra BK’ya gidecek eşya da bu kapsamda değerlendirilecektir.

Ocak 2021’den itibaren,

Hazır giyim ve elektronik gibi “standart ürün” ithalatçılarının, ithal edilen ürünlerin kaydını tutmak ve azami altı ay içinde gümrük beyannamesi düzenlemek gibi temel gereklilikleri yerine getirmeleri beklenmektedir.

İthalatın tamamı için gümrük vergilerinin ödenmesi gerekmekte olup, gümrük beyannamesi doldurulana dek ödemenin ertelenmesi mümkün olacaktır.

Alkol, tütün ve zehirli kimyasallar gibi ürünlerin Büyük Britanya’ya girişi esnasında gümrük beyannamelerinin doldurulması gerekecektir.

Canlı hayvan ve yüksek riskli bitki ve bitki ürünleri ithalatında, ithalatçının ön bildirim ve sağlık belgelerinin tevsik edilmesi gibi yükümlülükleri yerine getirmesi beklenecektir. Yüksek riskli hayvansal ürünlerde de ön bildirim şartı bulunmaktadır. Belge kontrolleri hızla yapılacak olup, yüksek riski ürünlerin fiziki denetimleri ürünün varış noktasında veya başka bir yerleşkede gerçekleştirilecektir.

Nisan 2021’den itibaren,

Tüm hayvansal ürünler (et, kedi-köpek maması, bal, süt ve yumurta ürünleri gibi) ile bitki ve bitkisel ürünlerine ilişkin ön bildirim yapılması ve sağlık belgelerinin tevsiki gerekecektir.

Temmuz 2021’den itibaren,

Tüm ürünlerin dolaşımında, gerekli tüm beyanların yapılması ve vergilerin ithalat noktasında ödenmesi esas olacaktır. Güvenlik ve emniyet beyannameleri uygulamaya konulacak, sağlık ve bitki sağlığı önlemleri çerçevesinde (daha fazla) fiziki denetim ve numune alımı yapılacaktır; hayvan, bitki ve bunlardan üretilen ürünlere ilişkin kontroller Büyük Britanya sınır kontrol noktalarında gerçekleştirilecektir.

Gümrük kontrolleri hakkında detaylı bilgiye https://www.gov.uk/government/news/government-accelerates-border-planning-for-the-end-of-the-transition-period

adresinden ulaşılabilmektedir.

6.2. Türkiye Gümrük Vergileri

BK’dan ithal edilen ürünlere 1 Ocak 2021 sonrasında İthalat Rejimi Kararının 8 No’lu sütununda yer alan diğer ülkeler için uygulanan gümrük vergileri geçerli olacaktır. Ayrıca, BK’dan ülkemize ithal edilecek ürünler, AB üzerinden A.TR Dolaşım belgesi ile gelse dahi ilave gümrük vergisine tabi olacaktır.

6.2.1. Menşe ve Dolaşım Belgeleri

Mevcut durumda, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı kapsamında, AB ile sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretinde serbest dolaşım prensibi kapsamında A.TR Dolaşım Belgesi kullanılmaktadır. Tarım ürünleri ile AKÇT ürünleri ticareti ise serbest ticaret düzenlemeleri çerçevesinde yürütülmekte ve eşyanın menşei EUR.1, EUR-MED Dolaşım Belgesi, Fatura Beyanı veya EUR-MED Fatura Beyanı ile ispat edilmektedir.

BK’nın AB’den anlaşmasız ayrılması halinde, BK, ülkemiz gümrük vergisi uygulamaları açısından üçüncü ülke statüsünde olacak, ticarette bu belgelerin kullanımı mümkün olmayacaktır.

BK, Türkiye’nin ilave gümrük vergisi uygulaması açısından AB ve çapraz menşe kümülasyonu sistemine dahil ülkeler dışında değerlendirilecek olup, bu amaçla ibraz edilen belgelerde BK’nın menşe ülke olarak beyan edilmesi halinde, eşya ilave gümrük vergisine tabi olacaktır.

 

  1. Gümrük Müşavir Derneklerinin 12.11.2020 Tarihli Yazısı

Gümrük Müşavir Dernekleri Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne 12.11.2020 tarihli bir yazı ile görüş sormuştur.

Yazının konusu Brexit sonrası 2021 yılı ithalatlarında A.TR belgesinin kullanılması ile ilgilidir.

Yazıda; “..11 aylık geçiş sürecinde yeni ticaret anlaşmalarının imzalanamaması durumunda, AB-İngiltere ve İngiltere-Türkiye arasındaki ticaret ilişkileri, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına tabi olacak, bu kapsamda, Türkiye, AB ülkeleriyle GB çerçevesinde sanayi ürünlerinde uygulanan yüzde 0 (sıfır) gümrük vergisi avantajından (tercihli ticaret avantajı), İngiltere ile olan ikili ticaretinde yararlanamayacaktır.

Üyelerimizce, Gümrük Müşavirliği hizmeti verilen yükümlülerden gelen konuya ilişkin soruların cevaplanmasını teminen, bazı konuların açıklığa kavuşturulması için Derneklerimize başvurular yapılmaktadır.

İngiltere tarafından düzenlenen A.TR Dolaşım Belgelerinin Brexit sonrasında ki hukuki statüsü ve geçerlilik durumu hakkında tereddütler bulunmaktadır. Şöyle ki; aramızdaki ticaretin doğal akışı olarak 31.12.2020 tarihine kadar İngiltere’ den birçok eşya ihracat yapılarak Türkiye’ ye gönderilecektir. Söz konusu eşyaların bazıları, hemen ithal edilmeyerek A.TR Belgesi eşliğinde Gümrüklü antrepolara alınarak, antrepo rejimine tabi tutulacaklardır.

Dolayısıyla 31.12.2020 tarihine kadar A.TR Belgesi eşliğinde ithal edilerek antrepo rejimine tabi tutulmuş eşyalar 01.01.2021 tarihinde ithal edilmesi talep edildiğinde; eğer ve İngiltere-Türkiye arasında yeni ticaret anlaşması imzalanamamış yada 2021 Yılı İthalat Rejimi Kararında Geçici Madde Kapsamında “başlamış işlem “ tahsis edilmemiş olduğu durumda söz konusu A.TR belgeleri geçersiz olabilecek ve AB ülkeleriyle GB çerçevesinde sanayi ürünlerinde uygulanan yüzde 0 gümrük vergisi avantajından (tercihli ticaret avantajı) yararlanılamayacaktır.

Aynı zamanda Gümrük Bilge Sistemi muafiyet kodlarında da gerekli düzenlemelerin 01.01.2021 tarihi itibarı ile yapılması gerekmektedir.

Söz konusu durum hakkında gerekli düzenlemelerin yapılmaması ve olumsuz senaryonun yaşanması halinde ülkemiz sanayicisi açısından planlanmamış ciddi maliyetler ortaya çıkabileceği gibi, Gümrük İşlemleri açısından da belirsizlikler ve gecikmeler yaşanabilecektir.

Bu durumdan Gümrük idareleri ve Gümrük Müşaviri üyelerimizin de etkilenmemesi açısından, sorun olabileceğini öngördüğümüz yukarıda izahına çalıştığımız durumun netleştirilmesi hususunda konunun makamlarınızca değerlendirilerek sonuçlandırılması..”

Hususlarına yer verilmiştir.

Genel Müdürlükçe Dernek Başkanlıklarına bu konuda bir görüş halen verilmemiştir.

 

  1. Ab-İngiltere-Türkiye Gümrük Tarife Çalışması

Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı ve bu kararın getirdiği süreçlerdeki belirsizlik, uluslararası ticaret süreçleri ve bu süreçlerin dijitalleştirilmesini her zamankinden daha da karmaşık hale getirmiştir.

Tüm bu zorluk ve karmaşa içerisinde doğru ve güncel bilgiye basit bir yaklaşımla ulaşabilmek, ihracat ve ithalat işlemleri yoğun olan, bu işlemleri özellikle AB ile Birleşik Krallık nezdinde yürüten her ölçekten Türk işletmesi için özellikle böyle zor bir dönemde büyük önem taşımaktadır.

Tamamen yerli sermaye ile kurulmuş iki Türk şirketi bu soruna çözüm bulabilmek için TARIFF uygulamasını geliştirmiştir.

Hali hazırda gerek BREXIT ve gerekse de artan korumacılık ve buna bağlı ticaret politikası önlemleri ve değişken vergi tür ve oranları ile teknik kontrollerin çeşitliliği nedeni ile özellikle Birleşik Krallık ile ticareti olan işletmelerimizin doğru bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor.

TARIFF Uygulaması ile BREXIT öncesi ve sonrası ticaretini yaptığınız eşyanın hangi tür vergi ve oranlarına tabi olacağını, ne tür kontroller ile yüzleşebileceğiniz, ne şekilde vergi indirimi ve vergi muafiyeti sağlayabileceğiniz ve teknik kontrolleri sorunsuz geçebilmek adına hangi belgelere ihtiyaç duyacağınız gibi temel bilgilere, bir ara yüz üzerinden tek ekranda ulaşabiliyorsunuz.

 

  1. Türkiye ile BK Ticaret Anlaşması İmzalayacak

Ticaret Bakanlığının internet sitesinde yapılan açıklamada, Bretix süreci kapsamında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında yeni bir ticaret anlaşması yapılacağı duyurulmuştur.

Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada;"..AB ile İngiltere arasındaki Brexit müzakereleri 14 Kasım 2018 tarihinde neticelenmiş ve Geri Çekilme Anlaşması üzerinde mutabakata varılmış olup, Brexit 31 Ocak 2020’de gerçekleşmiştir.

Brexit tarihi sonrasında Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması ile 31.12.2020 tarihinde sona ermesi öngörülen ‘Geçiş Dönemi’ başlamıştır. Bu süre boyunca Birleşik Krallık, ticaret açısından AB üyesi bir ülke gibi muamele görecek, böylelikle aynı süre içinde ülkemiz için Gümrük Birliği ortağı konumunu koruyacaktır.

Geçiş Dönemi boyunca, AB ve Birleşik Krallık arasında gelecek dönem ilişkilerini şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması müzakere edilecektir.Söz konusu müzakerelere paralel olarak ülkemizle Birleşik Krallık arasında bir ikili ticaret anlaşması yapmak üzere, iki ülke arasında kurulmuş olan Ticaret Çalışma Grubu bünyesinde tüm unsurlarıyla, zaten Birleşik Krallık ile birlikte hazırlıkları yapılmış olan bir STA müzakere sürecinin yürütülmesi planlanmaktadır." hususlarına yer verilmiştir.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

1 Ocak 2021 tarihi itibarı ile yeni bir döneme girecek İngiltere – Avrupa Birliği ve İngiltere-Türkiye dış ticaret süreçlerinin hangi yöne evrileceği büyük merak konusudur.

Aralık ayında Brexit sürecinin sonuna geldik. Sürecin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek pek de kolay değil.

AB ile BK arasında iki türlü ayrılış söz konusu olacaktır. Bunlardan birisi “Anlaşmalı Ayrılık Durumu”, diğeri ise “Anlaşmasız Ayrılık Durumu”dur.

Anlaşmalı Ayrılık Durumunun olacağı yönünde beklentiler bulunmakta ise de pandemideki artan vaka sayıları ülke ekonomilerinin daha da kapanması sonucu durağan hale gelme riski vb. nedenlerle Anlaşmasız Ayrılık Durumunun söz konusu olma olasılığının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Başka bir görüşe görede; İngiltere ve AB’de yaşanan olumsuz ekonomik gelişmeler bir anlaşma ile sürecin tamamlanacağına işaret etmektedir.

Ayrılışın hangi durumda gerçekleşeceğini 2020 yılı Aralık ayında görmüş olacağız.

AB ile olan gümrük birliği anlaşmamız nedeniyle anlaşmalı bir ayrılışın bizim açımızdan olumlu sonuç vereceği açıktır.

Anlaşmalı ayrılışta mal ticareti için aynı AB ile aramızda olduğu gibi bir gümrük birliği kurulması ve bizim de dâhil olmamız halinde mevcut durumun korunacağı düşünülmektedir.

Anlaşmasız Ayrılış Durumunun AB ve İngiltere ile bizim için de olumsuz sonuçlar doğuraca��ı bilinmektedir.

Şayet Anlaşmasız Ayrılış Durumu olursa İngiltere yönünden hem ithalat vergi yükü hem de ithalat gümrükleme maliyetleri ile karşı karşıya kalma durumunda olacağız.

Brexit sürecindeki gelişmeler ihracatımız açısından oldukça önemli. İhracatta önemli paya sahip olan sektörlerimiz olumsuz etkilenecektir.

AB ile BK arasında gerçekleşecek Anlaşmalı veya Anlaşmasız Ayrılık sürecini Türkiye olarak çok iyi takip etmemiz gerekmektedir.

Özellikle İngiltere ile olan dış ticaretimizde ihracat fazlası vermemiz bu ülke ile olan ticari ilişkimizin ne denli önemli olduğunun göstergesidir.

Özellikle Ticaret Bakanlığımız AB ile BK arasındaki Brexit sürecini çok yakından takip etmektedir.

Süreçin Anlaşmasız Ayrılık ile bitmesi olasılığına karşın Türkiye ile BK arasında uygulanacak gümrük vergileri ve düzenlemeleri şimdiden tespit edilerek Bakanlık web sitesinde yayımlanmıştır. Ayrıca sitede Brexit senaryoları kapsamında ticarette tabi olunacak olası teknik mevzuat düzenlemelerine ilişkin bilgiye ve Brexit senaryoları kapsamında ticarette tabi olunacak olası sektörel teknik mevzuat düzenlemelerine ilişkin bilgiye yer verilmiştir.

Bretix süreci kapsamında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında ülkemiz çıkarlarına uygun yeni bir ticaret anlaşmasının bir an önce hayata geçirilmesini dileriz.

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

 

15.06.1985 tarih ve 18785 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1.Maddesinde “Bu Kanun; ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarıyla faaliyet konularının belirlenmesi, yönetimi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları kapsar.”

04.11.1999 tarih ve 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 152. Maddesinde “Serbest bölgeler, Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin uygulanması bakımından, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen; Serbest dolaşımdaki eşyanın, bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir.” Hükümleri yer almaktadır.

Kanun metninin dışında tanım yapmak gerekirse serbest bölgeler; ticari, mali ve ekonomik alanlarda geçerli olan hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için ülkenin diğer bölgelerine oranla daha geniş teşviklerin yer aldığı, ihracatı artırma amacı taşıyan ve ülkenin gümrük bölgesinin dışında sayılan bölgelerdir. Serbest bölgelerin ülkeler özelinde farklı uygulamaları bulunmaktadır. Serbest bölge, serbest liman, serbest ekonomik bölge, gümrüksüz bölge, dış ticaret bölgesi, serbest üretim bölgesi.

Ülkemizde 3218 sayılı “Serbest Bölgeler Kanunu” yürürlüğe girdikten sonra ilk olarak Mersin ve Antalya serbest bölgeleri 1985 yılında faaliyete başlamıştır. Türkiye’de 2021 itibariyle 18 adet serbest bölge bulunmaktadır. 18 adet serbest bölge de 2.734 adet firma faaliyet göstermekte ve 70.808 kişi istihdam  (veriler 31.12.2017 itibariyle) edilmektedir. Serbest bölgeler de yer alan firmalar 21 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yaratmakta ve 8 milyar dolar ihracat gerçekleşmektedirler.

Bölgelerin kurulacağı yerlere, sınırlarına, yerli veya yabancı gerçek tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanı tarafından karar verilir. Yerli-yabancı gerçek veya tüzel kişiler Ticaret Bakanlığı'ndan ruhsat almak kaydıyla serbest bölgede faaliyette bulunabilirler. Serbest bölgelerde, Yüksek Planlama Kurulu tarafından uygun görülen her türlü sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetler yapılabilir. Serbest bölgelerde yapılabilecek başlıca faaliyetler ise şunlardan oluşmaktadır: Üretim, alım-satım, depo işletmeciliği, işyeri kiralama, montaj-demontaj, bakım-onarım, bankacılık, sigortacılık, kıyı bankacılığı, finansal kiralama ve diğer konular.

Dış ticaret hacminin artırılması ve iktisadi katma değerin yaratılması amacıyla serbest bölgelerde faaliyette bulunan/bulunacak gerçek veya tüzel kişilere sağlanan başlıca imkanlar aşağıda sayılmıştır.

  • Vergisel avantajlar;

İmalat şirketleri için kurumlar vergisi istisnası,

Katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi istisnası,

Gümrük vergisi istisnası,

Düzenlenecek evraklar için damga vergisi istisnası,

Emlak vergisi istisnası,

Serbest bölgelerden yurt dışına verilecek belirli lojistik hizmetlerde gelir ve kurumlar vergisi istisnası,

Çalışanlar için gelir stopaj vergisi istisnası (serbest bölgelerde ürettiği ürünlerin FOB bedelinin en az %85’ini ihraç eden şirketler için),

Mülk alım-satımında tapu harcı istisnası,

Her türlü vergiden muaf hazır altyapı.

  • Diğer avantajlar,

Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen gelirler hiç bir izne tabi olmaksızın yurt dışına veya Türkiye'ye serbestçe transfer edilmesi.

AB ve Gümrük Birliği’nin gerektirdiği serbest dolaşım belgelerinin kolay temin edilmesi.

Ürünlerin süre sınırlaması olmaksızın serbest bölgelerde kalması.

İkinci el/kullanılmış makine ithalatı.

Yerli ve yabancı tüm pazarlara erişim ve pazar ihtiyaçlarına göre serbestçe belirlenecek ticari faaliyet imkanı.

AB ve orta doğu pazarlarının yakınında Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki büyük limanlara, uluslararası havaalanlarına, karayolu ağlarına, kültür, turizm ve eğlence merkezlerine yakın yerler faaliyette bulunma. Serbest bölgeler özellikle ihracata dönük üretim yapan firmalara, ara malı ve hammadde temininde kolay tedarik imkânları sunmaktadır.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan yada bulunacaklara tanınan başlıca imkanlar yukarıda sayılmıştır. Bölge de faaliyette bulunacak gerçek veya tüzel kişi mükellefler icra edecekleri faaliyetin belirlenmesinin ardından yararlanabilecekleri detaylı teşviklere erişebilirler.

Kaynak:

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu

4458 Sayılı Gümrük Kanunu

www.ticaret.gov.tr

www.hmb.gov.t

Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikler

14 Ocak 2021 Tarihli ve 31364 Sayılı Resmi Gazetede "Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" te bazı değişiklikler yapıldı.
Buna göre; Ülke içinde piyasaya sunulmak üzere ithal edilen yayın ve nüshalara, gümrük işlemlerinin bitirilmesini takiben otuz gün içerisinde bandrol yapıştırılma zorunluluğu getirildi.
Bilgisayar oyunları da sinema eserlerine ilişkin bandrol işlemlerine tâbi olacak.
Yurtdışından ithal edilen süreli olmayan yayınlar ile baskı adedi yüzden fazla olmamak koşuluyla kullanıcı talebine özel olarak çoğaltılan nüshalar için toplu olarak bandrol alınabilecek.
Bandrol verilebilmesi için başvuru sırasında hak sahiplerince ibrazı gereken belge ve bilgileri belirten 2 nolu EK kaldırıldı. Bandrol başvurusunda bulunabilmek için hak sahibi olunduğuna ve talep edilen bandrollerin ilgili eserde kullanılacağına dair beyanı içerir bandrol talep formu ve taahhütnamesine ek olarak aşağıda yer alan belgelerin ibraz edilmesi gerekmekte;
a) Sinema eseri nüshaları için; banka dekontu ve kayıt tescil belgesi beyanı ile yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri ve fatura.
b) Müzik eseri nüshaları için; banka dekontu, kayıt tescil belgesi beyanı, müzik eseri sahipliği alanında faaliyet gösteren meslek birliği onayı ile yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri ve fatura.
c) Süreli olmayan yayınlar için; mali hakların devrine ya da kullanma yetkilerine ilişkin sözleşme/izin belgeleri, banka dekontu ve sertifika numarası beyanı ile birlikte yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri. ç) İsteğe bağlı bandrol için; (c) bendinde belirtilen belgelere ilaveten kayıt tescil belgesinin tarih ve numarasını içerir beyan.

 

KKDF nedir?

KKDF Mevzuatı'nın Tarihçesi;

1980 öncesinde Türkiye'de ithal ikamesine dayalı bir ekonomi modeli uygulanırken, 1980 sonrasında dışa açılma ile birlikte ihracata dayalı sanayi stratejisi benimsenmiştir.

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu 1980'Ii yıllarla birlikte ortaya çıkan bu ekonomi modeli doğrultusunda ihracatın ve yatırımın arttırılması amacıyla kurulan fonlardan birisidir.

1211 Sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 3098 Sayılı yasayla değişik 40/II-b,c maddesi ile 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 37. ve 40. maddeleri uyarınca;

12 Mayıs 1988 tarihli ve 88/12944 Sayılı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ile "Kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi" amacıyla T.C. Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu" kurulmuştur.

3182 Sayılı Bankalar Kanunu'nun, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ile 23.06.1999 tarihinde yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte, bu Kanunun 20/1-b maddesiyle fon   uygulamasına  devam edilmiştir.

03.07.2011 tarihinde ise Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 4684 Sayılı Kanun ile 4389 Sayılı Bankalar Kanunu  yürürlükten kaldırılmıştır.

Ancak 4684 Sayılı Kanunun Geçici 3/a maddesiyle; kaynak kullanımı destekleme fonu kesintilerinin bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağına ve doğrudan genel bütçeye gelir.

kaydedilmek üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceğine, kesinti oranlarını O'a kadar indirmeye veya 15 puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olduğuna, kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığı'nca vergi gelirlerine ilişkin yetkiler kapsamında takip edileceğine ve  kesintilerin tahsilince 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağına karar verilmiştir.

KKDF uygulamalarına kaynaklık eden 12.05.1988 tarih ve 88/12944 Sayılı Kararnameye ilişkin olarak 26.08.1989 tarihli 20264 Sayılı Resmi Gazete'de Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu hakkında 6 sıra no'lu  tebliğ yayınlanmıştır.

12.05.1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Fonun Kaynakları" başlıklı 3. maddesinin (d) bendine ve 6 Sıra No'lu Tebliğin "Fona Yapılacak Kesintiler" başlıklı 2. maddesinin (d) bendine göre;

Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan  ithalatta  %6 oranında fon kesintisi uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Bedelin ithalattan önce ödendiği Uluslararası ticarette kullanılan ödeme şekillerinden peşin, akreditifli ve vesaik mukabili ödeme şekillerinde ithalat işlemleri üzerinden fon kesintisi yapılmamaktadır.

4684 Sayılı Kanunun Geçici 3/a maddesi gereğince Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun takip ve tahsiline yetkili kurum  Maliye  Bakanlığı gösterilmiştir.

Burada Kanun koyucunun Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta %6 oranında fon kesintisi uygulanacağı hüküm altına alırken %6 oranında fon kesintisini ithalatın "ödeme şekline" bağladığı görülmektedir.

İthalatta "ödeme şekilleri" ise Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu'nun ithalata ilişkin hükümlerine göre Hazine Müsteşarlığı ve T.C. Merkez Bankası tarafından yapılan düzenlemeler ile belirlenmekte olup bu düzenlemeler ile belirlenen ödeme şekli "uluslararası kurallar" ile "bankacılık teamülleri"  çerçevesinde uygulanmaktadır.

Gümrük Vergileri teknik bazı özellikleri nedeniyle VUK'un kapsamı dışında bırakılmıştır.

Gümrük Vergileri 4458 Sayılı Gümrük Kanunu ve buna dayalı olarak çıkarılan Gümrük Yönetmeliği çerçevesinde tahsil edilmektedir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 9. fıkrasında "İthalat  Vergileri"  deyimi;  eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergileri ve eş etkili vergiler olarak tanımlanmış iken 07.07.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve yayımı tarihinden itibaren   3  ay  sonra  yürürlüğe   giren   5911 Sayılı

Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklikle "İthalat Vergileri" deyimi; eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükler olarak tanımlanmıştır.

Başka bir deyişle İthalat Vergileri tanımına mali yüklerde  dahil edilmiştir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nda yapılan bu tanımlama ile "Gümrük Vergileri"tanımı genişletilerek KKDF de mali yük tanımı içine sokulmuştur.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü 2013/39 sayılı 16.08.2013 tarihli Genelgesinde; Gümrük Vergilerinin bir listesinin Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği'nin 1 Numaralı ekinde yer aldığı belirtilerek, KKDF de Uzlaşmaya konu Gümrük Vergileri arasında gösterilmiştir.

11.04.2013 tarihine gelindiğinde ise aynı gün ve 28615 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair" 6455 Sayılı Kanun 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun para cezasına ilişkin 234 üncü maddesindeki "Gümrük Vergisi" ibaresini "İthalat Vergileri" şeklinde değiştirmiştir.

11.04.2013 tarihinden itibaren KKDF İthalat Vergileri kapsamında değerlendirilmiş ve 234 üncü maddede yer alan; noksanlığa isabet eden ithalat vergilerinden başka vergi farkının 3 katı para cezası müeyyidesine tabi tutulmaya başlanmıştır.

Örneğin; ödeme  şekli  vadeli  olmakla  beraber KKDF ödenmeden işelemleri tamamlanan bir Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesine ilişkin olarak hiç alınmamış  KKDF ve 3 katı para cezası alınmaktadır.

Hal böyle iken; KKDF hakkındaki 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Müeyyide Uygulanması" başlıklı 8/d maddesinde KKDF ye ilişkin cezai müeyyide zaten yer almaktadır.

Görüleceği üzere Merkez Bankası'nca ihdas edildiği zamanlardan günümüze değin temelde Kredili işlemlerden alınan bir fon olan ve  para  politikası aracı olarak kullanılmış olan KKDF; zaman içinde Kanunlarda  yapılan  değişiklik  ile,   mali  yük olarak sayılmış ve sonrasında "Gümrük Vergileri" içinde kabul edilmiş ve kendi dayanak Kararında müeyyidesi bulunmakta iken 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'ndaki ithal vergisi yanında 3 kat gibi ciddi miktarlar tutan para cezası söz konusu olmuştur.

KKDF takip ve tahsili konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı Özelge ve Özelge mahiyetinde olmayan yazıları değişik tarihlerde yayınlamıştır.

21.03.2012 tarihli 31047 sayılı  Özelge mahiyetinde      olmayan      Gümrük      ve    Ticaret

2014 yılına gelindiğinde; 16.10.2014 tarihli 29147       Bakanlığı'na muhatap yazısında;

Sayılı Resmi Gazete'de  yayınlanan  2014/6852  Sayılı

"Vadeli İthalatta Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintilerinin Takip  ve  Tahsili  Hakkında  Karar"ın 1 nci Maddesi ile vadeli ithalatda fon kesintilerinin takip ve tahsili münhasıran gümrük idarelerince yapılması ve tespit edilen fon kesintisi farklılıklarına ilişkin 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'ndaki esaslara göre para cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Kararın 3 ncü maddesi ise son derece önem arz etmektedir.

Bu maddeye göre;  Karar hükümlerini Gümrük ve

" ..KKDF kesintisi yapılmadan ithalatın gerçekleşebilmesi için mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde) ihracatçının yurtdışı hesabına transfer edildiğinin yukarıda sayılan belgelerden biri ile gümrük idaresine tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma/şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı..." görüşüne yer verilmiştir.

Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanının yürüteceği     belirtilmektedir.

müştereken  04.12.2014   tarihli   119126    sayılı    Özelge mahiyetinde olmayan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na muhatap ithalat bedeli transferinin ihracatçı dışında yurtdışında  başka  bir  firmaya  yapılması  durumunda Maliye   Bakanlığı'nın    KKDF konusunda   yapmış       KKDF  uygulaması   konusundaki   yazısında yukarıda olduğu düzenlemeler;           bulunan görüşe  tekrar yer verildiği görülmektedir.

06.04.2015      tarihli       709003105-165.01.02(20)­

E.33390 sayılı Genelge ile İran'a uygulanan uluslararası müeyyideler nedeniyle bankacılık sisteminin çalışmadığı İran'dan yapılan ithalatlar için satıcı fırmaların satış faturaları üzerinde transferin yapılacağı firmanın unvanı ve banka hesap bilgilerini ayrıntılı olarak göstermesi ve ithalat bedelini faturada yer alan ihracatçının gösterdiği yurtdışındaki hesaplara gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğini fatura ve ödemeye ilişkin belgelerin ibrazı suretiyle ilgili gümrük idaresine tevsik   edilmesi   kaydıyla   transferin   peşin ödeme

Bu yetki kapsamında 10.04.2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan KKDF Kesintileri Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca  Karar eki Listede yer alan malların kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında KKDF kesintisi oranı % O (Sıfır) olarak tesbit edilmiştir.

Söz konusu Kararname tıpkı Özel Tüketim Vergisinde olduğu gibi Türk Gümrük Tarife Cetveli esas alınarak ayrıntılı olarak hazırlandığı görülmektedir.

kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu             KKDF  kesinti  oranı  O  (Sıfır)  olarak  belirlenen hüküm altına alınmıştır.                                            ürünlerin   51  adet   Fasıl   kapsamı  ürünler olduğu

anlaşılmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 23.6.2015 tarihli ve E.59769 sayılı ithalat bedelinin transferinin ihracatçı yerine faktoring firmasına yapılması durumunda KKDF uygulaması konusundaki yazısında ise ithalat bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçı tarafından belirtilen yurtdışında yerleşik faktoring firmasına transfer edildiğinin gerekli belgeler ile gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmadığı görüşüne yer verilmiş olduğu görülmüştür.

12.08.2015 tarihli ve E.77903 sayılı KKDF'de Netting       (mahsuplaşma)  sistemi   uygulaması hakkındaki yazısında ise Türkiye'de yerleşik grup firmasının diğer ülkelerde yerleşik grup firmalarından gerçekleştireceği ithalata ilişkin ödemenin, NETTİNG sistemi üzerinden gerçekleştirilmesi durumunda, ithalat tutarının tamamının yurtdışına transfer edildiği hususu yazıda anılan gerekli belgeler ile ispat edilmiş olmayacağından gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transferi tevsik edilmeyen ithalat tutarı üzerinden KKDF kesintisi yapılmasının gerekeceği görüşüne yer verilmiştir.

Vadeli İthalatında KKDF Kesintisi Oranı O (Sıfır) Olarak  Belirlenen   Mallara   İlişkin  08.04.2015  tarihli ve  2015/7511 Sayılı Karar;

KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya  Bakanlar  Kurulu yetkilidir.

Bu Kararın 3 ncü maddesinde Karar hükümlerini Maliye  Bakanlığı'nın  yürüteceği belirtilmektedir.

16.10.2014 tarihli 29147 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2014/6852 Sayılı "Vadeli İthalatta Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintilerinin Takip ve Tahsili Hakkında Karar"ın 1 nci Maddesi ile Vadeli ithalatda fon kesintilerinin takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması hüküm altına alınmış ve Karar hükümlerini Gümrük  ve Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanının müştereken yürüteceği belirtilmekte iken, 2015/7511 Sayılı Kararda Karar hükümlerini Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.

Bu noktada vadeli ithalatta KKDF fon kesintilerinin takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması söz konusudur.

Ancak ödeme şeklinin peşin  ithalat  sayılması ya da peşin sayılmayarak vadeli ithalat sayılması gibi ödeme şekline ilişkin ve dolayısıyla KKDF fon kesintisine tabi olup olmaması yönünden nihai kararların verilmesinde yetkili merci  Maliye Bakanlığı olmaktadır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın KKDF konusunda yapmış  olduğu işlemler;

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21.03.2012 tarihli 31047 sayılı Özelge mahiyetinde olmayan Gümrük ve

Gümrükler Genel Müdürlüğü 2011/16 sayılı ve 18.03.2011 günlü Genelgesiyle KKDF kesintisi doğup doğmadığı hususunun gümrük idarelerince değerlendirilmesi için yükümlünün mal bedelini tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde bankaya yatırdığı transfer bildirim formu/banka yazısı ile gümrük idarelerine tevsik etmesinin yeterli olduğunu bildirmiştir.

Gümrükler  Genel  Müdürlüğü  2013/21  sayılı ve

Ticaret  Bakanlığı'na  muhatap  yazısındaki  " ..KKDF    28.06.2013 tarihli Genelgesiyle bankacılık sisteminin

kesintisi  yapılmadan  ithalatın  gerçekleşebilmesi  için   kullanılmadığı   veya   kullanılamadığı   durumlarla mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı sınırlı ve bu ilkelerle yapılan ticarete  mahsus  olmak tarihten önce (gümrük beyannamesinin  tescil  üzere,  ödeme  şeklinin  takas  olarak  beyan  edildiği tarihinden önce  veya  tescil  tarihinde)  ihracatçının  hallerde  Genelgede  belirtilen  şartların  yerine  getir­ yurt dışı hesabına transfer  edildiğinin  yukarıda  ilmesi durumunda  takas  işlemlerinde  KKDF kesintisi sayılan  belgelerden  biri  ile gümrük  idaresine  tevsik  yapılmayacağını bildirmiştir.

edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma ve şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı... "şeklindeki değerlendirilmesinin    göz     önünde   bulundurulması

Gümrükler Genel Müdürlüğü 2013/39 sayılı ve 16.08.2013 tarihli Genelgesiyle 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 6455 sayılı Kanunla değişik 234/1-a maddesinin değişmesi ile ilgili olarak yapılacak işlemler hakkındaki açıklamalara yer vermiştir.

hususunun   Gümrükler   Genel Müdürlüğü'nce  Bölge              Nakit Havuzu (Cash Pooling)I Genel Havuz Hesabı

Müdürlüklerine muhatap 01.10.2012 tarihli ve 20273       /   Dolaylı   Ödeme   ile   çalışan  Uluslararası  Grup sayılı yazıyla  bildirilmiş olduğu görülmektedir.         Sirketlerinin  KKDF kesintisi yönünden durumları;

Uluslararası grup şirketlerinin finansman ihtiyaçlarını öncelikle kendi kaynaklarından kullanarak karşılamaları doğal bir harekettir.

Grubun bir bölümünde ortaya çıkan nakit fazlası grubun diğer taraflarında kullanılabilmesi gerekli vergisel kurallara uyulması şartıyla mümkün bulunmaktadır.

28.02.2008 tarihinde yayınlanan 32 Sayılı Karara ilişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ ile Türkiye'de yerleşik kişilerce yurtdışında pay sahibi oldukları ortaklıklara, yurtdışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine döviz yada Türk Lirası kredi açma imkanı getirilmiştir.

Bu sağlanan imkan ile uluslararası çalışan grup şirketleri nakit havuzu (Cash Pooling)ya da başka bir değimle Genel Havuz Hesabı oluşturmuşlardır.

Ülkemizde faaliyet gösteren Uluslararası grup şirketlerinin başka ülkede bulunan finansman merkezlerince finansal işlemler ülke bazında yapılan Sözleşmeler  ile yürütülmektedir.

Bu noktada çok uluslu şirketin finans merkezince Genel Havuz Hesabı veya Dolaylı Ödeme Sistemi kullanılmaktadır.

Gruba bağlı bir şirketin başka ülkede bulunan diğer bir şirketten yaptığı ithalatın bedeli malı ihraç eden şirket yerine finans merkezine gönderilmektedir.

Finans merkezi ise ithalat beyannamesinin tescil tarihinden önce ya da aynı gün içinde ihracatçı grup şirketi hesabına alacak kaydetmektedir.

İşte bu noktada Maliye Bakanlığı'nca KKDF konusunda çıkarılan Özelge ve Özelge niteliği olmayan yazılar dahilinde uluslararası grup şirketlerinin finans merkezlerince yapılan bu uygulamada ithalat bedeli ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce yada aynı gün finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına alacak kaydedilmesine karşın transfer edilmemiş   kabul  edildiğinden   dolayı   ödeme şekli

peşin ödeme sayılmamakta, vadeli ithalat addolu­ narak % 6 KKDF fon kesintisi uygulanma durumu ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca KKDF Gümrük Vergisi kabul olunduğundan Gümrük Kanunu para cezası hükümleri devreye girmekte ve 234 ncü madde uyarınca asıl tutar yanında KKDF tutarının üç katı ceza uygulanması durumu  ortaya çıkmaktadır.

Ortaya çıkan bu tablo Genel Havuz Hesabı veya Dolaylı Ödeme sistemi kullanan uluslararası firmaların finansman işleyiş yapılarına ters düşmektedir.

Bu uygulama Ülkemizde  faaliyette bulunan dünya çapında tanınmış uluslararası firmaları finans yönetimi bakımından zora sokan  bir  uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaldı ki bu firmalar başka ülkelerde KKDF uygulaması bize has bir uygulama olduğundan bu  tür bir sıkıntı ile karşılaşmamaktadır.

Diğer taraftan; ithal aşamasında gümrük idare­ sine beyan yapılır iken giriş beyannamesinde "ticaretin yapıldığı ülke" ile "eşyanın geldiği ülke" ayırımı yapılmakta iken KKDF uygulamasında kanun koyucu bu defa ithalat bedeli tutarının beyannamenin tescilinden önce/aynı gün içinde ihracatçı firma hesaplarına çok uluslu firmanın başka ülkede bulunan ve finansı yöneten merkezce aktarılmasını ya da alacak kaydedilmesini kabul etmemekte ve bu nedenle genel havuz hesabını kullanan uluslararası firmalar ağır para cezaları ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

SONUÇ;

Aslolan Hazine Müsteşarlığı'nca mevzuatın çıkarılması iken uygulamada Hazine Müsteşarlığı devreden çıkmış, Maliye Bakanlığı GİB KKDF ye ilişkin bağlayıcı karar ve görüş verirken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'da bu  karar ve  görüşler dahilinde  hareket ederek olmuştur.

KKDF Kanunlarda yapılan değişikler ile önce mali yük olarak sayılmış ve sonrasında Gümrük Vergileri içinde kabul edilerek kendi dayanak Kararında müeyyidesi bulunmakta iken 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun para cezası ile ilgili 234 ncü maddesindeki asıl vergi yanında 3 misli cezası söz konusu olmuştur. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ınca KKDF takip ve tahsili konusunda 2012 yılı başından itibaren          konuya  ilişkin     Özelge   ve           Özelge

mahiyetinde olmayan yazılar yayınlanmıştır.

Gelir     İdaresi   Başkanlığı'nın".. KKDF  kesintisi yapılmadan ithalatın gerçekleşebilmesi için mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde) ihracatçının yurtdışı hesabına transfer edildiğinin yukarıda sayılan belgelerden biri ile gümrük idaresine tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma/şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı..." şeklindeki değerlendirilmesi KKDF uygulamasına yön vermiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ise yukarıdaki görüş/görüşler dahilinde hareket edilmesi hususunda

Gümrük idarelerini bilgilendirmiştir.

2014 yılında yayınlanan 6852 Sayılı Karar ile vadeli ithalatta fon kesintisi takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması kararlaştırılmış ve Kararın Maliye Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca yürütüleceği kararlaştırıimıştır.

Bu arada 2015 yılında İranla yapılan işlemlerde ve takas yolu ile yapılan işlemlerde KKDF uygulaması konusunda istisnai düzenlemeler yapma gereği ortaya çıkmıştır.

Ayrıca ithalat bedelinin gümrük yükümlüğünün başladığı tarihten önce  ihracatçı  tarafından belirlenen yurtdışındaki faktoring firmasına yapılan transferin gerekli belgeler ile  gümrük  idaresine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmasına gerek  bulunmadığı kararlaştırılmıştır

Ve en son 2015 yılınnın ortalarına doğru KKDF uygulamasında Bakanlar Kurulu'na tanınan yetki çercevesinde Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki 51 fasılda yer alan liste kapsamı malların KKDF kesinti oranı O (Sıfır) olarak belirlenmiş ve Karar hükümlerinin yürütülme  yetkisi   Maliye  Bakanlığı'na  verilmiştir.

Ülkemizde faaliyette bulunan dünya çapında tanınmış uluslararası firmaların finans merkezince Cash Pooling / Genel Havuz Hesabı / Dolaylı Ödeme Sistemi kullanılmaktadır.

Gruba bağlı bir şirketin başka ülkede bulunan diğer bir şirketten yaptığı ithalatın bedeli malı ihraç eden şirket yerine finans merkezine gönderilmektedir.

Maliye Bakanlığı'nca KKDF konusunda çıkarılan Özelge ve Özelge niteliği olmayan yazılar dahilinde uluslararası grup şirketlerinin finans merkezlerince yapılan bu uygulamada ithalat bedeli ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce yada aynı gün finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına alacak kaydedilmesine karşın transfer edilmemiş kabul edildiğinden dolayı ödeme şekli peşin ödeme sayılmamakta, vadeli ithalat addolunarak % 6 KKDF fon kesintisi uygulanma durumu  ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde       faaliyette        bulunan       uluslararası firmaların Cash Pooling/Genel Havuz Hesabı/Dolaylı Ödeme Sistemi kullanarak yapmakta olduğu KKDF uygulamasında; gruba dahil bir firmaca başka diğer bir grup firmasından yapılan ithalat bedeli tutarının ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce başka ülkede bulunan finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına aynı gün içinde alacak kaydedilmesi ya da transferinin yapılması ve bu durumun gümrük idaresine tevsik edici belgeler ile tevsik edilmesi halinde ithalatın peşin ödeme olarak kabul edilmesinin ve bu yönde KKDF'da gerekli mevzuat düzenlemesi yapılmasının ithalat bedelinden Fon tahsilatı yapma amacına ters düşmeyeceği         ve   böylece günümüz çağdaş uluslararası finans yöntemlerinin iç mevzuatımız ile uyumlu hale getirilmesini sağlayacağı düşünülmektedir.

Öte yandan; bütün bu anlatılanlardan görüleceği üzere halen ismi "Fon" olarak çağrılan ancak Gümrük    Vergisi    statüsü   verilen       KKDF  ve

Netting           (mahsuplaşma)           sistemi uygulamasında kabul görmemiştir.

KKDF uygulamaları      karmaşık  mevzuatı yanında giderek önemini daha da artıracaktır.