Syk Gümrük Müşavirliği


Syk Gümrük Müşavirliği

Arayıp bulamadığınız soruların cevapları

Gümrükte ve Maliyede Yapılan Uzlaşma Uygulamalarına Bakış

Özet

Yükümlüler (Mükellefler) ile Gümrük İdaresi ve Vergi İdaresi arasında çıkan uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenme yöntemlerinden birisi “Uzlaşma” müessesesidir.

Yükümlü/Mükellef uzlaşmayla konuyu uzun ve sonu belirsiz bir yargı sürecine sokmadan ihtilafı sonlandırmayı ve ödeyeceği tutarı azaltmayı amaçlarken; İdare, kesin olmayan alacağın yargıya intikal ettirilmeden tahsilatının hızlandırılmasını hedefler.

Aslında temel amaç, uyuşmazlığı yargıya intikal ettirmeden herkesi tatmin edecek bir orta yolun bulunmasıdır.

Bu Makalemizde Gümrük İdaresi ile Vergi İdaresindeki Uzlaşma uygulamalarına kısa bir bakış yapar iken uygulama farklılıklarına da değineceğiz.

Anahtar Kelimeler

Tarhiyat, uzlaşma, gümrük vergileri, para cezası, mükellef, yükümlü, vergi ziyaı, İkmalen, re'sen, idarece tarh.

 

 

  1. Giriş

Vatandaş açısından uzlaşmada amaç, ‘ne kadar daha az öderim’ ve ‘davalık olmama iken Gümrük ve Maliye açısındansa hem zaman kazanılıp kısa sürede vergi-ceza tutarının tahsili imkânı doğuyor, hem de dava açıldığında verginin-cezanın azalması veya silinme ihtimali ortadan kalkmış olmaktadır. Bu bağlamda Uzlaşma Müessesi son derece önem arz etmektedir.

Kanun koyucu bu amaçlarla uzlaşma müessesesini Gümrük Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenleme gereği duymuştur.

Aşağıdaki maddelerde Gümrük Mevzuatında ve Vergi Mevzuatında yer alan Uzlaşma Müessesesine değinilecektir.

 

  1. Gümrük Kanunu’nun 242. Maddesine Göre Yapılan İtiraz

4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesinde İtiraz konusu yer almaktadır.

Buna göre; Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.

İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir

 

  1. Gümrük Kanunu’nun Uzlaşma ile İlgili 244. Maddesi

244’ncü madde 24.10.2019 tarihli 7190 Sayılı Yasa ile değişmiştir

Buna göre Gümrük idarelerince düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararı muhteviyatı alacaklar için yükümlü veya ceza muhatabı tarafından uzlaşma başvurusu yapılabilir. Uzlaşmanın kapsamına;

  • Beyan ile gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları,
  • Gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları,
  • Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idaresi tarafından düzenlenen idari para cezaları,

girer.

Uzlaşma talebi, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılır. Uzlaşma talebinde bulunulması hâlinde, itiraz veya dava açma süresi durur, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde süre kaldığı yerden işlemeye başlar, ancak sürenin bitimine beş günden az kalmış olması hâlinde süre beş güne tamamlanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz.

Gümrük vergileri ve cezalarına ilişkin fiilin, 5607 sayılı Kanun’da yer alan kaçakçılık suçları ile ilişkili olması hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu madde kapsamında yapılan uzlaşma talepleri, gümrük uzlaşma komisyonları tarafından değerlendirilir. Gümrük uzlaşma komisyonlarının kurulması, çalışması ile bu madde kapsamında yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esaslar Yönetmelikle düzenlenir.

Gümrük uzlaşma komisyonlarının çalışmaları gizlidir. Uzlaşma tutanakları kesin olup gereği idarece derhal yerine getirilir. Vergi yükümlüsü veya ceza muhatabı, üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunamaz.

Uzlaşılan gümrük vergileri ve cezalar, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Uzlaşılan vergilere ilişkin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde, genel hükümlere göre işlem yapılır.

 

  1. 27.08.2011 Tarihli Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği 27.08.2011 tarihli ve 28038 sayılı R.G. de yayımlanmıştır.

244’ncü maddedeki usul ve esasları düzenlemek için çıkarılmış olup 28 Madde ve 7 ekten ibarettir.

Yönetmeliğe göre;

  • Gümrük vergileri: İlgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya ihracında uygulanan ve gümrük idarelerince tahsili gereken gümrük vergisi, eş etkili vergiler ve mali yüklerin tümünü,
  • Para cezaları: Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idarelerince kesilen tüm para cezalarını,
  • Uzlaşmanın temin edilememesi: Yükümlünün uzlaşma komisyonunun davetine katılmaması, komisyona geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya tutanağı ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi durumunu,
  • Uzlaşmanın vaki olmaması: Uzlaşma komisyonu teklifinin yükümlü tarafından kabul edilmediği durumu,
  • Vergi aslına bağlı olmayan para cezası: Vergi tutarının sadece idari para cezasının hesaplanmasında dikkate alındığı, bir vergi alacağının söz konusu olmadığı para cezası ile gümrüklenmiş değer üzerinden belirlenen para cezasını,
  • Vergi aslına bağlı para cezası: Para cezası tutarı belirlenirken, para cezasına dayanak bir vergi alacağının söz konusu olduğu durumdaki para cezasını,
  • Yükümlü: Kendisine gümrük vergileri ve para cezaları borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili kişileri,

tanımlamaktadır.

Yönetmelik ekindeki 1’nci ekte yer alan gümrük vergileri ile 2’nci ekte yer alan para cezaları alacakları uzlaşmaya konu olabilir.

Bunlar ise aşağıda gösterilmektedir.

Gümrük Vergileri

-        Gümrük Vergisi

-        İlave Gümrük Vergisi

-        Tek ve Maktu Vergi

-        Dampinge Karşı Vergi

-        Subvansiyona Karşı Telafi Edici Vergi

-        Katma Değer Vergisi

-        Özel Tüketim Vergisi

-        Ek Mali Yükümlülük

-        Toplu Konut Fonu

-        Tütün Fonu

-        Ek Fon

-        Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu

-        Çevre Katkı Payı

-        Telafi Edici Vergi (İhracat)

-        TRT Bandrol Ücreti (Ticari olmayan eşya için)

 

 

Para Cezaları

Kanun Adı

Maddeleri

4458 sayılı Gümrük

Kanunu

234, 235, 236, 237, 238, 239, 241

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesine Hakkında Kanun

4

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

51

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

16

 

  1. Uzlaşma Yönetmeliği’nde Yapılan 14.01.2020 Tarihli Değişiklik

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde 14.01.2020 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler ile;

  • Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinde, aynı gün görüşülecek birden fazla uzlaşma talebinin tümü için bir uzlaşma komisyonu oluşturulurken; Yönetmelik ile birlikte, aynı gün yapılacak uzlaşma görüşme sayısının yirmi veya üzerinde olması halinde, en fazla iki adet uzlaşma komisyonunun oluşturulacağı,
  • İthalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilen kişisel kullanıma mahsus taşıtlarla ilgili olarak, aracın Türkiye’den çıkışı sırasında rejimine ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde, çıkış gümrük idaresince düzenlenecek ceza kararı içeriği alacaklar için uzlaşma talebinde bulunulması durumunda yedinci fıkra hükmünün uygulanamayacağı ve yükümlünün uzlaşma talebinin derhal sonuçlandırılacağı,
  • Yönetmelik’in 9’uncu maddesinde yer alan tutarların 500.000 TL yerine 750.000 TL olarak değiştirildiği,
  • Uzlaşma talepleri, gümrük vergilerinin ve vergi aslına bağlı olsun ya da olmasın tüm para cezalarının yükümlüye veya ceza muhatabına tebliği tarihinden itibaren Kanunun 242’nci maddesinde belirtilen onbeş günlük itiraz süresi içinde yapılacağı,
  • Uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş karar gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı,
  • Yönetmelik’in 14’üncü maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek, uzlaşmanın vaki olmaması, temin edilememesi veya uzlaşma talebinin reddedilmesi halinde, sürenin kaldığı yerde değil; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam edeceği, ayrıca süre bitimine üç gün yerine beş günden az kalmış olması halinde sürenin beş güne tamamlanacağı,
  • Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlünün, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, kendisine uzlaşma davetiyesi yazısı tebliğ edilmeden önce, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine, bir dilekçe ile başvurarak uzlaşma başvurusundan feragat edebileceği,
  • 25’inci maddesi ise uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği, itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği,

Hüküm altına alınmıştır.

 

  1. Uzlaşma Başvuru ve Kılavuzu

Ticaret Bakanlığınca Uzlaşma Başvuru Ekranı Kullanım Kılavuzu yayınlanmıştır.

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde belirtildiği şekilde yapılan uzlaşma başvurularının, öncelikle, ilgili mercie web üzerinden on-line olarak gönderilmesi gerekmektedir.

Başvuru, uzlaşma talebinde bulunacak firmanın vergi numarasına gümrük veri tabanında tanımlı temsilcilerce BİLGE şifresi kullanılarak yapılacaktır. BİLGE şifresi olmayanlar, şifreyi gümrük idarelerinden temin edebileceklerdir. Ancak, BİLGE şifresi kullanılarak yapılan on-line başvuruların olası yükümlü mağduriyeti ve aksaklıklara sebebiyet vermemesi için Bölge Müdürlüklerinde yükümlü başvurularının memur tarafından sisteme girilebilmesi de mümkün kılınmıştır.

Kılavuzda aşama aşama neler yapılacağı ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

 

  1. Gümrükler Genel Müdürlüğünün 02.11.2020 Tarihli Yazısı

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Değişikliği ile ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğü 02.11.2020 tarihinde tüm Bölge Müdürlüklerine dağıtımlı bir yazı çıkarmıştır.

Yazıda; “Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinin 13/6 maddesinde uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş kararın gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı; görüşme sonucunda uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yapılacak itiraz başvurusunun düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı düzenlenmiştir.

Bu kapsamda anılan madde uyarınca gümrük idaresince düzenlenen ek tahakkukun/ ceza kararının hatalı düzenlendiği her durumda uzlaşma başvurusuna konu kararın düzeltilmesi gerekmektedir. Yükümlü tarafından dilekçe ile kararın hatalı düzenlendiğinin öne sürülmesi durumunda kararın hatalı olduğu gümrük idaresinin bilgisi dahilinde olacağından aynı şekilde işlem tesis edilmelidir.

25’inci maddesinde yükümlünün, kendisine tebliğ edilen alacaklar için Kanunun 242’nci maddesinde düzenlenen itiraz hakkı ile 244’üncü maddesinde düzenlenen uzlaşma hakkının aynı anda kullanılamayacağı; uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği; itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği düzenlenmiştir.

Gümrük Kanunun 244/1 maddesinde yer alan uzlaşma talebinin, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılacağı hükmü dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren 15 gün geçmesi halinde uzlaşma talebinin reddedilmesi gerektiği; süresinde yapılmış bir itiraz başvurusunun olması durumu hariç olmak üzere Kanunun 242’nci maddesinde yer alan 15 günlük süre geçmiş olacağından yükümlünün itiraz hakkının da bulunmadığı dikkate alınmalıdır.

Aynı şekilde 244/1 uyarınca itiraza konu edilerek itirazı sonuçlandırılan kararlar için uzlaşma başvurusunda bulunulamaz. Bu nedenle:

  • Kararların mevzuata uygun olarak düzenlenmesinde azami dikkatin gösterilmesi,
  • Yükümlünün uzlaşmaya başvurmak istediği ancak kararın hatalı düzenlendiğini ileri sürdüğü durumlarda itiraz yerine 13/6 hükmü dikkate alınarak hatalı kararların düzeltilmesi,

İtirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde uzlaşma talebinde bulunulması durumunda yükümlü itirazından vazgeçmiş olacağından Tahsilat Takip Programına işlenen itiraz kararlarının iptal edilmesi,

  • Uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 244/1 maddesi uyarınca 242’nci maddede yer alan süre kaldığı yerden işlemeye başlayacağından yükümlünün itiraz etmek istemesi halinde yeni bir itiraz başvurusunda bulunması gerekmekte..” olduğu hususlarına yer verilmiştir.

 

  1. Maliyede Vergide Uzlaşma

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen uzlaşma müessesi ise tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası olmak üzere ikiye ayrılmakta olup, detayları iki ayrı yönetmelikle düzenlenmiştir.

Tarhiyat; Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve oranlar üzerinden hesaplanarak miktarının belirlenmesidir. Verginin tarhını vergi daireleri yapmaktadır.

İkmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarında uzlaşma söz konusu olabilir.

Her iki uzlaşma türü içinde genel hükümler, Vergi Usul Kanunu ve “Uzlaşma Yönetmeliği“nde düzenlenmiş olmakla birlikte, tarhiyat öncesi uzlaşmaya ilişkin detaylı açıklamalar ise 31.10.2011 tarihli 28101 sayılı resmi gazetede yayınlanan “ Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği” nde düzenlenmiştir.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği 03.02.1999 tarihli 23600 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan tarhiyat öncesi uzlaşmaya ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Tarhiyat öncesi uzlaşma daha vergi ve ceza mükel-

lefe tebliğ edilmeden yapılan uzlaşma başvurusu iken diğeri ise vergi ve ceza kesilip tebliğ edildikten sonraki uzlaşmadır.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma “vergi incelemesi devam ederken talep edilebilecek, “Tarhiyat Sonrası Uzlaşma” ise adında da anlaşılabileceği üzere İnceleme sonrası yapılan tarhiyatlar nedeni ile talep edilebilecek uzlaşma yoludur. Bu iki tür uzlaşma arasındaki temel fark da uzlaşmanın vergi inceleme raporlarının vergi dairesine intikalinden önce veya sonra yapılmasıdır.

Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Her ikisinde de mükelleften istenen vergi ve cezanın miktarı üzerinde bir nevi pazarlık yapılmaktadır.

Kaçakçılık suçları ve cezalarını düzenleyen maddeler kapsamındaki işlemler kaynaklı tarhiyatlar için uzlaşma talep edilemiyor.

Tarhiyat öncesi uzlaşmada, vergi inceleme raporları vergi dairesine gönderilmeden önce mükellefe Vergi Denetim Kurulu’nun ilgili birimlerince tebliğ edilir, uzlaşma VDK bünyesinde oluşturulan uzlaşma komisyonlarında yapılır ve uzlaşma sonrasında düzenlenen uzlaşma tutanakları vergi dairesine gönderilerek bu tutanaklara göre vergi borcu tahakkuk ettirilir.

Tarhiyat sonrası uzlaşmada ise vergi inceleme raporları önce vergi dairesine gönderilir, vergi dairesi bu raporlara göre vergi/ceza ihbarnamesi düzenler ve mükellef bu ihbarnameleri tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde vergi dairesine başvurarak tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunur.

Uzlaşılacak vergi ve cezanın büyüklüğüne göre uzlaşma; vergi dairesi, vergi dairesi başkanlıkları/defterdarlıklar veya Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde oluşan uzlaşma komisyonlarında gerçekleştirilir.

Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde uzlaşılan tutarlar üzerinden tahakkuk yapılır. Mükellefler iki uzlaşma türünden istediklerini seçebilirler. Tarhiyat öncesi uzlaşma seçilmişse, uzlaşma gününden önce dilekçe verilip tarhiyat önce uzlaşma talebi geri çekilip tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilmesi de

mümkündür. Ancak tarhiyat öncesi uzlaşmaya girilip uzlaşma vaki olmazsa, artık tarhiyat sonrası uzlaşmaya gidilemez.

Vergi Usul Kanunu’na (VUK) göre ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları uzlaşma kapsamındadır.

Uzlaşma talebinde bulunabilmek için ; vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya VUK’ta yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veyahut yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumlarının bir veya birkaçının mevcut olması gerekmektedir.

Uzlaşmanın tebliğ edilen vergilerin tamamı üzerinden yapılması şart değildir. Uzlaşma konusu verginin matrah farkları itibariyle bölünebildiği durumlarda, uzlaşma sadece toplam matrah farkının bu bölümüne isabet eden vergi kısmı için de yapılabilir.

Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa İdarenin nihai teklifi yazılır. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır. Mükellef, uzlaşma görüşmelerinde, bağlı olduğu meslek odasından bir temsilci ve meslek odasından bir meslek mensubu (SMMM veya YMM) bulundurabilir.

Uzlaşmanın vaki olması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa dahi her ikisine); adına sadece ceza kesilmiş bulunan, üzerinde uzlaşılan cezaya karşı dava açamaz.

Kanun koyucu 2019 yılında yaptığı değişiklikle, uzlaşılan cezalar için ikinci bir indirim imkanı tanımıştır. Buna göre, uzlaşmanın vaki olması durumunda, üzerinde uzlaşılan vergi veya vergi farkı ve vergi ziyaı cezasının %75'i, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenirse üzerinde uzlaşılan cezanın %25'i indirilmektedir.

Uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün uzar. Diğer bir ifadeyle, uzlaşma dava açma süresini durdurmamakta, ancak süre dolmuşsa veya 15 günden az kalmışsa süreyi 15 güne uzatmaktadır.

 

  1. Değerlendirme ve Sonuç

Yükümlüler (Mükellefler) ile Gümrük İdaresi ve Vergi İdaresi arasında çıkan uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenme yöntemlerinden birisi “Uzlaşma” müessesesidir.

Yükümlü/Mükellef uzlaşmayla konuyu uzun ve sonu belirsiz bir yargı sürecine sokmadan ihtilafı sonlandırmayı ve ödeyeceği tutarı azaltmayı amaçlarken; İdare, kesin olmayan alacağın yargıya intikal ettirilmeden tahsilatının hızlandırılmasını hedefler.

Aslında temel amaç, uyuşmazlığı yargıya intikal ettirmeden herkesi tatmin edecek bir orta yolun bulunmasıdır.

Uzlaşma Müessesesi uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmeden çözülmesi açısından önemlidir.

Kanun koyucu bu amaçlarla uzlaşma müessesesini Gümrük Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenleme gereği duymuştur.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde ise “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.Bu bağlamda Gümrük Kanunu Vergi Usul Kanununa nazaran Özel bir Kanun statüsünde bulunmaktadır.

Her iki Kanunu’nda yer alan Uzlaşma Müessesi incelendiğinde farklılıkların yanında birbirine benzer düzenlemelerin de yer aldığı anlaşılmaktadır.

Uzlaşma kapsamına giren vergi cezalar farklılık gösterir iken genel olarak Uzlaşma süreci, sonuçları ve ödeme safhalarında bazı benzer hükümlerin ve şartların yer aldığı görülmektedir.

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde 14.01.2020 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişiklikler ile yükümlüye Uzlaşma konusunda daha geniş imkanlar ve fırsatlar tanınmıştır.

  • Uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş karar gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı,
  • Yönetmelik’in 14’üncü maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek, uzlaşmanın vaki olmaması, temin edilememesi veya uzlaşma talebinin reddedilmesi halinde, sürenin kaldığı yerde değil; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam edeceği, ayrıca süre bitimine üç gün yerine beş günden az kalmış olması halinde sürenin beş güne tamamlanacağı,
  • Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlünün, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, kendisine uzlaşma davetiyesi yazısı tebliğ edilmeden önce, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine, bir dilekçe ile başvurarak uzlaşma başvurusundan feragat edebileceği,
  • 25’inci maddesi ise uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği, itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği,

gibi yeni düzenleyici hükümler yükümlüler için dikkat çekici olmuştur.

Maliyede ise tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası Uzlaşma imkanlarının iki ayrı Uzlaşma Yönetmeliği ile mükellefin istifadesine sunulmuş olduğunu görmekteyiz.

Gümrük Uzlaşmalarında ve Maliye Uzlaşmalarında Uzlaşma Komisyonları oluşturulmaktadır.

Mükellef/Yükümlüler ve Uzlaşmaya katılabilecekler Komisyon Başkan ve Üyeleri karşısında Uzlaşma görüşmesine katılmaktadırlar.

Uzlaşma görüşmeleri sonrasında ya Uzlaşma gerçekleşmekte ya da gerçekleşmemektedir.

Bu durumlarda Maliyede ve Gümrükte Uzlaşma Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre işlem yapılmaktadır.

Her ikisinde de mükelleften/Yükümlüden istenen vergi ve cezanın miktarı üzerinde bir nevi pazarlık yapılmaktadır.

Ancak burada Gümrükte yapılan Uzlaşma görüşmesinin Maliyede yapılan Uzlaşma görüşmesinden bir farkı ortaya çıkmaktadır.

Maliyede yapılan Uzlaşma görüşmelerinde Vergi miktarı üzerinde pazarlık ile indirim yapma imkanı olabilir iken Gümrükte yapılan uzlaşma görüşmelerinde Ek Tahakkuk miktarları üzerinde pazarlık ile indirim yapma imkanı bulunmamaktadır.

Gümrük İdaresi Ek Tahakkukun Yükümlü tarafından ödenmesini istemektedir. Sadece kesilen para cezası üzerinden uzlaşma pazarlığı yapmaktadır.

Uzlaşma Yönetmelikleri Uzlaşma Komisyonlarına vergi ve cezalarda uzlaşılacak tutar konusunda takdir yetkisi vermekte ve tanımaktadır.

Bu anlamda Komisyonlar isterler ise uzlaşma konusu vergive cezaları sıfırlayabilirler. Ancak uygulama farklıdır. Komisyon Başkan ve üyeleri bir yandan mükellef/yükümlü uzlaşma taleplerini karşılamaya çalışır iken bir yandan da hazineye girecek paranın hesabını yapma durumundadırlar.

Bu nedenle uygulamada yazılı olmayan pazarlık oranları devreye girmektedir. Bu uygulama yazılı bir hukuki metin ile değildir.

Maliyede bu oran değişik iken Gümrükte de değişmektedir.

Gümrükte Uzlaşma müessesesinin ilk uygulamalarında verginin de indirilmesinin yapıldığını hatırlamaktayız. Ancak bugünlerde sadece para cezaları konusunda indirim yapılmaktadır. Bunda ise genelde %40 ödeme %60 indirim oranının uygulanmaya çalışıldığı görülmektedir.

Kaldı ki Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Ek Tahakkukun tahsil edileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.

Maliyede ise bazen vergi aslında indirim yapılır/ yapılmaz iken vergi cezalarının % 80’nin silinmesi ve %20’si oranında vb. Oranlarda uzlaşma sağlanması uygulamaları görülmektedir.

Görüldüğü gibi Uzlaşma görüşmeleri her iki kurumda da yazılı olmayan oranlar dikkate alındığında formaliteye dönüşmüş gibidir.

Uzlaşmaya görüşmelerinde yükümlünün /mükellefin kendi koşulları içinde ilgili dosyanın ayrıca değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Gümrük Uzlaşmalarında indirim oranlarındaki katı standart uygulamaların Uzlaşma Müessesesinin a-

macına ve ruhuna aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

Öte yandan en son çıkarılan 7256 Sayılı Yapılandırma Kanunu’nda Uzlaşma müessesesi kendinden beklenen avantajı elde edememiştir.

Kesinleşmiş alacakların Yapılandırma Kanunu kapsamına alınmış olması nedeniyle Uzlaşmadan yeterince istifade imkanı yaratılmamıştır.

Öte yandan ilgili Gümrük ve Maliye Makamlarınca yazıya dökmeden hazine alacağından vazgeçiliyormuşcasına Uzlaşma Komisyon ve üyelerinin kendilerini baskı altında hissetmeden karar verebilmelerinin sağlanması; uzlaşmada yükümlü/mükellef ile idare arasında gerçek anlamda uzlaşma yapılmasının önünü açabilecektir.

Türkiye - Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması (STA)

Özet

Bir önceki makalemizde Brexit sonrası Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden anlaşmalı ya da anlaşmasız ayrılma durumunu ve Türkiye ile Brexit kapsamındaki ticari ilişkilerin hangi yöne evrileceğini konu etmiştik.

AB ile BK arasında yeni dönemdeki ilişkileri şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 24.12.2020 tarihinde tamamlanmış ve ticarette tercihli muamele 01.01.2021 tarihinde uygulamaya konmuştur.

AB-BK sürecine paralel olarak, ülkemizle BK arasında yürütülen STA müzakereleri de tamamlanmış ve 29.12.2020 tarihinde STA imzalanmıştır. Avrupa Birliği ile arasındaki geçiş döneminin 31.12.2020 tarihinde sona ermesi üzerine gerçekleşen Brexit olgusuna bağlı olarak, artık üçüncü ülke sayılan Birleşik Krallık (İngiltere) ile Türkiye arasındaki ticaretin de yeniden düzenlenmesi amacıyla imzalanan STA 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlanmıştır.

STA’nın getirdiği önemli hususlar ve BK ile aramızdaki ticari ilişkilerin geleceği bu makalemizin konusunu teşkil etmiştir.

 

  1. Giriş

2020 yılının son ayında Brexit’te nihayet güzel haber geldi. Bu zamana kadar AB tarafından bir anlaşma imzalanamadığı için bizim de en önemli ihracat pazarımız ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalama imkânımız yoktu. Artık AB ile beraber biz de bir STA imzalama imkanına sahip olduk ve imzaladık.

İngiltere ile serbest ticaret anlaşmamız 29 Aralık tarihinde imzalandı, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlandı ve iş dünyamızın önündeki belirsizlikler ortadan kaldırılarak İngiltere ile olan ticaretimizin herhangi bir aksama olmadan devam edilmesi sağlanmış oldu. Bu süreçte gerek ihracatçılarımız gerekse ithalatçılarımızın bir mağduriyet yaşamaması için geçici uygulamalar ile tüm tedbirler alınmış, tüm senaryolar göz önünde bulundurularak anlaşmalı ayrılık durumu dahil olmak üzere hazırlıklar tamamlanmıştı.

Ticaret Bakanlığı yetkililerimiz bundan sonraki dönemde bu anlaşmanın, İngiltere ile gümrük birliğinden daha öte bir ticari ilişki kurma şansını vereceğini düşünmekte, serbest ticaret anlaşmasının yatırım ve hizmetler alanlarını da kapsaması, tarım sektöründe ise pazara giriş imkânlarının geliştirilmesi yönünde müzakerelere devam edeceklerini ifade etmektedir.

    

  1. 31.12.2020 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlanan 3352 Sayılı Karar

31.12.2020 tarihli Resmi Gazete 3352 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır.

2006/10895 Sayılı Kararın Tanımlar başlıklı 3 ncü maddesinin (a) bendinde Avrupa Birliğine üye ülkeler sayılmaktadır.

İngiltere yayımlanan bu Karar ile AB üyesi ülkeler listesinden çıkarılmıştır.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.12.2020 Tarihli Yazısı

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından Bakanlık merkez ve taşra birimleri ile çeşitli sivil toplum örgütlerine gönderilen 30.12.2020 tarihli ve E-00060221855 sayılı yazıda, Türkiye – İngiltere arasında 29 Aralık 2020 tarihinde imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın gecikme olmaksızın 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle uygulanmaya konulması amacıyla gerekli sürecin yürütüldüğü belirtilmiştir.

Söz konusu STA kapsamında tercihli ticarete konu olacak eşyanın menşeinin ispatı amacıyla kullanılacak belgenin, tüm ihracatçıların fatura veya ilgili bir ticari belge üzerinde kendi kendilerine bulunabilecekleri ve bir makam tarafından onaylanmayacak “menşe beyanı” olduğu, bu amaçla başka bir belge kullanılmayacağı; ayrıca, ilgili menşe kuralları ve işlemlerine ilişkin Yönetmeliğin, STA’nın yürürlüğe giriş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Resmî Gazete’de yayımlanacağı bildirilmiştir.

Diğer yandan, 1 Ocak 2021 tarihi ile söz konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih arasında STA kapsamından gerçekleştirilmek istenen ithalat işlemleri için geçerli bir menşe beyanı ibraz edilmesi halinde, eşyaya ilişkin olarak diğer ülkelere uygulanan kanuni vergi oranı üzerinden teminat alınması koşuluyla işlem tesis edilebileceği, Yönetmeliğin yayımlanması ile bu tür işlemlerin Yönetmeliğe uygunluğu denetlenerek uygun ise teminatın çözülmesi, uygun olmayan durumlarda ise teminatın irad kaydedilmesi yönünde işlem tesis edileceği açıklanmıştır.

Ayrıca, 31 Aralık 2020 tarihini 1 Ocak 2021 tarihine bağlayan an itibariyle, İngiltere’den Türkiye’ye sevk halinde olan veya Türkiye’ye getirilerek antrepoda ya da serbest bölgeler dahil geçici depolama alanlarında bulunan ve henüz ithalat işlemleri tamamlanmamış eşyanın, 1 Ocak 2021 tarihinden önce geçerli olan, başta Gümrük Birliği olmak üzere, tercihli tarife düzenlemelerinden faydalanabileceği bildirilmiştir.

Aynı koşulun İngiltere tarafından da uygun görüldüğü; anılan türden eşyaya yönelik olarak ülkemizde 1 Ocak 2021 tarihinden önce halihazırda düzenlenmiş ya da düzenlenecek A.TR Dolaşım Belgesi veya menşe ispat belgelerinin, dört aylık ibraz süresi esas alınmak kaydıyla, İngiltere’de ithalatta 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren 12 aylık süre içerisinde geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Söz konusu eşya için 1 Ocak 2021 tarihinde ve bu tarihten sonra normal usulde belge düzenlenmesi/onaylanması/vize edilmesinin mümkün olmadığı; sadece “sonradan düzenlenen” belgelerin onaylanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, AB ile İngiltere arasında sonuçlandırılan STA çerçevesinde, Kuzey İrlanda’nın AB’nin gümrük kurallarını uygulayacak olması nedeniyle, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle ülkemizden doğrudan Kuzey İrlanda’ya gerçekleştirilecek ihracatta kullanılacak belgelerle ilgili olarak İngiltere ile görüşmelerin devam ettiği belirtilmiştir.

Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığı tarafından ilgili konuya ilişkin başka bir duyuru yapılmadığı sürece, ülkemizden Kuzey İrlanda’ya söz konusu tarih itibariyle yapılacak ihracatlarda, ithalatçının tercihli tarifeden yararlanmak istemesi halinde, Türkiye – İngiltere STA’sında öngörüldüğü şekilde menşe beyanının kullanılması gerekecektir.

Bunlara ilave olarak, Türkiye – İngiltere arasındaki STA’nın uygulanma tarihinin 1 Ocak 2021 olmasında yaşanabilecek olası bir sorun halinde dikkate alınması gerekecek hususların Bakanlıkça ayrıca bildirileceği kaydedilmiştir.

 

  1. Serbest Ticaret Anlaşmasının Kapsamı

29.12.2020 tarihinde imzalanmış olan ve 01.01.2021 tarihi itibariyle uygulamaya konulan STA metin ve ekler yönünden türkçe ve ingilizce nüshalar olarak düzenlenmiştir.

STA’nın türkçe nüshası başlıca 5 bölümden oluşmaktadır.

Bunlar ise; Anlaşma metni, Tarife Listeleri, Menşe işlemleri ve menşe kurallarına ilişkin protokol, menşe kurallarına ilişkin ortak bildiri ve Mutabakat Zaptından oluşmaktadır.

 

  1. İmzalanan STA Metninin Birleşik Krallık Tarafında Yayımlanması

31.12.2020 tarihli duyuru ile Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın İngilizce metni Birleşik Krallık hükümetinin resmi internet sitesinden yayımlanmıştır.

Anlaşmada öne çıkan konular aşağıdadır.

5.1. Anlaşmanın Kapsamı

  • Eşya Ticareti: Tercihli tarifeler, kotalar, menşe kuralları ve sıhhi ve bitki sağlığı önlemleri ile ilgili hükümler
  • Gümrük ve Ticaretin Kolaylaştırılması: Taraflar arasındaki ticaretle ilgili diğer kanun ve yönetmelikler ile genel idari düzenlemeler
  • Fikri Mülkiyet: Tarafların haklarının yeterli ve etkili bir şekilde korunması ve uygulanmasına ilişkin hükümler
  • Devlet İhaleleri: Tarafların kendi piyasalarının karşılıklı olarak açılması hakkında istişareler
  • Ticarete Teknik Engeller: Ticaret ve ortaklık anlaşmalarındaki hükümler, ürünler için teknik düzenlemeler, standartlar ve uygunluk değerlendirmeleri ile ilgili hükümler
  • Rekabet: Ticaret anlaşmalarındaki rekabet ile ilgili hükümler, ilgili taraflar içinde faaliyet gösteren işletmeler için açık ve adil rekabetin sağlanmasına ilişkin hükümler
  • Ticarette İyileştirmeler: Anti damping ve telafi edici vergiler ile ilave vergiler ve uygulamalar kapsamındaki hükümler
  • Uyuşmazlık Çözümü: Taahhütleri yerine getirmek ve gelecekte ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları çözme kapsamındaki hükümler.

5.2. Eşya Ticaretine İlişkin Düzenlemeler

Anlaşma, istisnaları bulunmakla birlikte, temel olarak 25 ila 97’inci fasıllarda yer alan sanayi ürünlerini kapsamakta ve taraf menşeli bu ürünlerin taraflar arasındaki ticarette gümrük vergilerinin ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.

Anlaşmada ayrıca, 1 ila 24’üncü fasıllarda yer alan tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin indirilmesi veya tamamen kaldırılmasına yönelik düzenlemeler mevcuttur.

5.3. Eşyanın Menşei ve Menşe İspat Belgesi

Anlaşma hükümlerinden yararlanacak taraf ülkeler menşeli eşyaya ilişkin temel düzenlemeler Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol’de yer almaktadır.

Türkiye'den Birleşik Krallık’a veya Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye ithalat yaparken tercihli tarifelerden yararlanmak için, ithalatçının eşyanın menşe kurallarına uygun olarak taraf menşeli olduğunu gösteren ve ihracatçı tarafından düzenlenmiş olan “Menşe Beyanı”nı ibraz etmesi gerekmektedir.

Protokolde, Menşe beyanının, menşeli ürünün tanımlanmasına olanak verecek kadar ayrıntılı olması ve fatura veya başka herhangi bir ticari belgede veya bu belgelere ekli olarak düzenlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca tarafların, bir menşe beyanının ihracatçıdan ithalatçıya doğrudan elektronik olarak gönderilmesine izin vereceği ve bu gibi durumlarda elektronik imza veya kimlik kodlarının kullanılacağı belirtilmiştir.

Usulüne uygun bir menşe beyanı, ithalatçı ülke daha uzun bir süre öngörmediği sürece, kural olarak düzenlendiği andan itibaren 12 ay süreyle geçerli olacaktır.

Taraflardan her biri, bir menşe beyanının;

  1. Menşeli eşyanın taraf ülkeye yapılan tek bir sevkiyatına ilişkin olarak, veya;
  2. 12 ayı geçmemek üzere, menşe beyanında belirtilen dönem içerisinde menşeli aynı eşyanın birden fazla sevkiyatına ilişkin olarak,

uygulanmasını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmalarında ilk kez, bir tercihli menşe ispat belgesinin belirli bir dönemde gerçekleştirilecek birden fazla sevkiyatı kapsayacak şekilde düzenlenebilmesine olanak sağlanmış olmaktadır.

5.4. Menşe Kümülasyonu

Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol, Protokolde öngörülen diğer anlaşmaların da imzalanarak süreçlerin tamamlanması koşuluyla, taraflar arasındaki tercihli ticarette AB, İsviçre (Lihtenştayn dahil), Norveç, İzlanda, Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Fas, Batı Şeria ve Gazze Şeridi, Suriye, Tunus, Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Kosova, Faroe Adaları, Moldova, Gürcistan ve Ukrayna menşeli girdilerin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta menşe kümülasyonuna tabi tutulmasına ilişkin hükümler içermektedir.

Ayrıca, 50 ila 63’üncü fasıllarda yer alan tekstil ürünleri hariç olmak üzere, Avrupa Birliğine üye ülkeler, Norveç ve İzlanda’da yapılan işlem ve işçiliğin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta yapılmış sayılmasına olanak sağlayacak hükümler Protokol’de yer almaktadır. “Tam Kümülasyon” olarak kabul edilen bu uygulama, eşyaya tercihli menşe statüsü kazandırmada ihracatçılara kolaylık sağlamaktadır.

 

  1. STA Kapsamı Ticarette Kullanılacak Menşe Beyanı Örneği

STA da yer alan “Menşe Beyanı” eşyanın menşeinin ispatı yönünden son derece önem arz etmektedir.

Anlaşmanın 3 ncü ekinde İngilizce ve Türkçe olarak yer almaktadır.

Aşağıda gösterilmektedir.

ANNEX 3

Text of the Origin Declaration

The origin declaration, the text of which is given below, must be made out in accordance with the footnotes. However, the footnotes do not have to be reproduced.

English version

The exporter of the products covered by this document (customs authorisation No … (1)) declares that, except where otherwise clearly indicated, these products are of … (2) preferential origin.

Turkish version

Bu belge (gümrük onay No: … (1)) kapsamındaki girdilerin ihracatçısı, aksi açıkça belirtilmedikçe, bu girdilerin … (2) tercihli menșeli olduğunu beyan eder.

… (3)

(Place and date)

… (4)

(Signature of the exporter, in addition the name of the person signing the

declaration has to be indicated in clear script)

___________________________

1 For exporters located in Turkey, when the origin declaration is made out by an approved exporter,

the authorisation number of the approved exporter must be entered in this space. When the origin

declaration is not made out by an approved exporter, the words in brackets shall be omitted or the

space left blank. When the origin declaration is made out by an exporter located in the UK, the

EORI number must be entered in this space.

2 Origin of products to be indicated.

3 These indications may be omitted if the information is contained on the document itself.

4 In cases where the exporter is not required to sign, the exemption of signature also implies the

exemption of the name of the signatory.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 31.12.2020 Tarihli Yazısı

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü BK Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili olarak Bölge Müdürlüklerine ve Gümrük Müşavir Derneklerine yazmış olduğu yazıda BK dan yapılan ithalatta geçerli bir “Menşe Beyanı” nın gümrük idaresine ibrazı halinde eşyaya ilşikin olarak “Diğer Ülkeler”e uygulanan kanuni vergi oranları üzerinden teminat alınması, Yönetmeliğin yayınlanmasının ardından bu tür işlemlerinin Yönetmeliğe uygunluğunun araştırılarak, uygun ise teminatın çözülmesi, uygun değil ise irad kaydedilmesi gerektiği talimatı verilmiştir.

 

  1. STA’nın Cumhurbaşkanınca Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesi Hakkında 7266 Sayılı Kanun

03.02.2021 tarihli ve 31384 sayılı Resmi Gazetede 7266 Sayılı Kanun yayımlanmıştır.

Bu Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması, Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Menşe Kurallarına Dair Ortak Bildiri, Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Mutabakat Zaptı ve Kuzey İrlanda ile Ticarete İlişkin Olarak Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Teati Edilen Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunması ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmektedir.

Buna göre; 29 Aralık 2020 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması”, “Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Menşe Kurallarına Dair Ortak Bildiri”, “Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Mutabakat Zaptı” ve Kuzey İrlanda ile ticarete ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı arasında teati edilen “Mektuplar”ın onaylanması uygun bulunmuştur. Anlaşmanın protokoller ve eklerine ilişkin değişiklikleri doğrudan onaylamaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

 

  1. STA’da Gümrük Müşavirlerinin Durumu

Türkiye-Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması'nın "Gümrük Müşavirleri" başlıklı 3.18. maddesinde aynen;

Madde 3.18. Gümrük Müşavirleri

  1. Taraflar, ilgili gümrük hüküm ve işlemlerinin, gümrük müşavirlerinin zorunlu kullanımını gerektirmediğini kabul ederler.

(a) Her bir Taraf: Gümrük Müşavirlerinin kullanımına ilişkin tedbirleri yayımlayacak; ve (b) Gümrük Müşavirlerinin lisanslandırılması halinde, şeffaf, ayrımcı olmayan ve orantılı kurallar uygulayacaktır. Olarak İfade edilmektedir.

Gümrük Müşaviri Sayın Deniz KOYUNOĞLU tarafından Ticaret Bakanlı��ı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne bu konuda bir yazı yazılmıştır.

Yazıda; “ Bu ifadede geçen Gümrük Müşavirlerinin lisanslandırılması ne anlam taşımaktadır, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri gibi benzer yeni Yeminli Gümrük Müşavirleri veya Yetkin Gümrük Müşavirleri vb. yeni bir statü oluşturup , BK eşyalarının ithalat ve ihracat işlemlerini sadece bu Lisanslandırılarak yetkilendirilen GM tarafından mı yapılacaktır, Bunun şartları ve kuralları bellimidir bu uygulama ne zaman başlayacaktır,.” hususları sorulmuştur.

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü vermiş olduğu cevapta; “..ülkemizin taraf olduğu uluslararası kurallar ve normlar çerçevesinde, tarafların gümrük işlemlerinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 5. ve 225. maddelerinde düzenlenen dolaylı ve doğrudan temsil kavramlarına işaret edecek şekilde gümrük müşavirlerinin kullanımının zorunlu olmayacağı, aynı zamanda Gümrük Kanunun 227. ve 228. maddeleri ile Gümrük Yönetmeliği'nin 566-573 maddelerinde düzenlendiği şekliyle gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının taşıyacağı kriterlerin tespiti, seçim usulleri gibi konuların açık bir şekilde düzenlenmesi öngörülmektedir.

Maddede, gümrük müşavirlerinin "lisanslanması"yla işaret edilen husus, stajyerler, gümrük müşavir yardımcıları ve gümrük müşavirlerinin taşıyacağı özellikler ile seçim sınavlarına ilişkin işlemlerin şeffaf ve ayrımcılık gözetmeden uygulanmasına işaret etmektedir. İlgili maddelerde, mezkur Anlaşma hükümleri çerçevesinde sağlanacak yararların tüm özel sektörümüz ve sektör temsilcilerimiz tarafından faydalanılması asıl amac olarak görülmektedir..” şeklinde ifade edilmiştir.

 

  1. Brexit Sonrası Ortak Transitin Asıl Sorumluları

Orta Transit Rejimine İlişkin Sözleşme açısından 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren ayrı bir akit taraf olarak katılım sağlanmasıyla birlikte Transit Rejimine İlişkin 4 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliği ekinde yer alan ‘Ortak Transit Rejimi Kapsamlı Teminat Mektubu’ örneğinde değişiklik yapılmış ‘Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’ ibaresi Avrupa Birliği ülkeleri arasından çıkartılarak paragrafın sonuna taşınmıştır.

Bu süreçte lojistik sektörünün en önemli paydaşı ve rehberi, Türk gümrük mevzuatında fiilen 01.01.2012 tarihinden itibaren vücut bulan ve yasal dayanağını Ortak Transit Sözleşmesi ile buna bağlı şekillenen 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliğinden alan rejim hak sahibi ya da bilinen adıyla asıl sorumluluk müessesesi olmuştur.

İngiltere Hükümetinin resmi internet sitesinde, yeni Sınır Geçiş Modelleri hakkında nakliyecilere, gümrük müşavirlerine ve ticaret erbabına yönelik duyurular yayımlanıyor.

Söz konusu bilgilendirmeler hem Türkiye/AB yönünden İngiltere’ye hem de İngiltere’den diğer yönlere taşımalarda yapılması gereken beyan/bildirim yükümlüklerini içeriyor.

Belirtmekte fayda var, uyulmaması halinde yüksek tutarda para cezaları yanında taşımanın başladığı noktaya geri dönmek gibi bir riski de göze almak gerekiyor. Örneğin, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren T1 ve T2 kodlu transit refakat belgeleri kullanılarak İngiltere’ye yapılacak ihracat işlemlerinde taşıyıcıların GVMS (Good Vehicle Movement Service-Eşya Araç Hareket Sistemi) bildirimi yaparak eşya ve taşıtın hareketini transit refakat belgesine bağlamaları ve karşılığında barkotlu GMR numarası; İngiltere’den ihraç edilecek eşya ve araca ilişkin belge/bilgiler açısından farkındalık yaratarak sınır geçişine hazırlamaya yönelik izin almayı gerektiren (Kent Access Permit) başvurusunu da unutmamak gerekir.

 

  1. Birleşik Krallık’ın 10 Serbest Liman Bölgesi Projesi’nde Süreç Başlıyor

4 Şubat 2021 tarihinde Financial Times’ta yayımlanan bir haberde; Birleşik Krallık'taki en az 30 liman ve havalimanından 10’unun serbest liman olarak düzenlenmesi konusundaki çalışmaların sürdürüldüğü belirtilmektedir. İhaleye teklif vermeye hazırlanan otuzdan fazla teklif sahibi firma olduğu, teklif verilmesi için son tarihin 05.02.2021 olduğu ve değerlendirmelerin bahar aylarında tamamlanacağı açıklanmıştır.

Buna göre; Hükümet tarafından İngiltere'de en az yedi; İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’de birer serbest liman olması planlanmaktadır. Hükümetin, serbest limanlarda daha düşük işveren sigorta katkı payı, Ar-Ge vergi kredileri ve daha düşük damga vergisi gibi avantajlı uygulamalar sunmak istediği ifade edilmektedir.

Bu uygulama ile Hükümetin, AB mevzuatı nedeniyle daha önce Avrupa Birliği üyesi olduğu dönemde gerçekleştirilemeyen serbest bölge/liman uygulamalarını, Brexit sonrası Birleşik Krallık limanlarında başlatma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır.

 

12.Birleşik Krallık’ın AB Tek Pazarından ve Gümrük Birliğinden Ayrılmasının Ardından Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Kamuoyunda Dile Getirilen Değerlendirmeler

Birleşik Krallık ile AB arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasının 01.01.2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamasının ardından basında çıkan haberlerde, hükümetin İngiliz limanlarından gelen uzun kamyon kuyrukları ve süpermarketlerdeki yiyecek kıtlığı korkularının şimdiye kadar gerçekleşmediği ancak yeni düzenlemelere uyum ile ilgili firmaların birçok problemle karşılaştıkları belirtilmektedir.

Yeni düzenlemeler ile ilgili yaşanan sorunlar esas olarak aşağıdaki konularda toplandığı belirtilmektedir:

12.1. Tarım ve Balıkçılık

Balık gibi taze ürünlerin stoklanamaması ve hayvan ve bitki menşeli ithalatlar için gümrük evraklarının hazırlanmasının zahmetli olması nedeniyle tarım ve balıkçılık endüstrileri yeni ticaret düzenlemelerinden en çok etkilenen sektörler olmuştur.

1 Ocak'tan önce ürünlerini ertesi gün AB'ye teslim etmek üzere kamyonlara yükleyebilen balıkçılar, diğer işlemlerin yanı sıra artık gümrük beyannamelerini doldurmak, yakalama belgelerini ve sağlık sertifikalarını ihraç etmek zorundadırlar.

Özellikle İskoç balıkçılar, Brexit nedeniyle avlarını AB’ye zamanında ihraç etmek için mücadele verirken Başbakanın AB anlaşmasındaki şartları kabul ederek kendilerini yarı yolda bıraktığı konusunda suçlamaktadırlar.

İngiliz hükümeti balıkçılar için 23 milyon Sterlinlik bir tazminat paketi açıklamış ancak yeni ticaret uygulamalarının uzun vadeli etkileri belirsizliğini korumaktadır.

Diğer taraftan İngiliz çiftçiler, AB sınır yetkililerinin ürünün yanlış ihracat sağlık sertifikalarına sahip olduğunu belirterek bazı etleri AB limanlarında bozulmaya bıraktığı için zarar gördüklerinden şikâyet etmiş; İngiliz hükümetinin Temmuz ayına kadar AB'den yapılan ithalata tam sınır kontrolü uygulamama kararı nedeniyle ucuz AB ithalatı tarafından baltalandıklarını ileri sürmüşlerdir.

12.2. AB’den Ürün Satın Alan Tüketiciler

AB'den ürün satın alan İngiliz tüketiciler ekstra maliyetlerle karşılaşmaktadırlar. DHL, DPD ve DB Schenker dahil olmak üzere birçok büyük lojistik şirketi, yeni gümrük evraklarına ve diğer bürokrasiye uyum sağlama işlemleri nedeniyle sınır ötesi teslimat hizmetlerini askıya almak zorunda kalmış ve hizmetler yeniden başladığında bu defa tüketiciler 135 £ 'dan fazla değere sahip mallar üzerindeki katma değer vergisi ile diğer tarifeler ve işlem ücretleri dahil olmak üzere ekstra maliyetlerle karşı karşıya kalmışlardır.

12.3. Kuzey İrlanda

1 Ocak'ta yürürlüğe giren ve Brexit çekilme anlaşmasında yer alan Kuzey İrlanda protokolündeki düzenlemeler dolayısıyla, gıda tedarikçilerinin İngiltere'den Kuzey İrlanda'ya mal sevkiyatında gecikmelerle karşılaşılmış; bazı ürün hatları askıya alınmış ve bu durum bir süre süpermarketlerde boş raflara sebep olmuştur.

Kuzey İrlandalı tüketiciler, bölgenin AB’nin tüm gümrük kurallarına uyacağına dair çekilme anlaşmasındaki protokol nedeniyle, tohum gibi bazı ürünleri Büyük Britanya'dan temin edemediklerinden şikâyetçilerdir.

Kuzey İrlanda Perakende Konsorsiyumu tedarik ve nakliye ile ilgili ilk sorunların çoğunun çözüldüğünü açıklarken diğer yandan hayvan ve bitki ürünlerine ilişkin evrak işlemlerinde ödemesiz üç aylık süre sona erdiğinde neyle karşılaşacaklarını bilemediklerini ve her iki tarafın da esnekliğine ihtiyaç duyacaklarını açıklamıştır.

12.4. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler

İngiltere'deki küçük ve orta ölçekli işletmeler, AB ile yeni ticaret ilişkilerine uyum sağlamak için en çok zorlanan kesimlerden biridir. Zira artan kargo ücretleri ve tarifeler de dahil olmak üzere maliyetler aniden yükselmiş ve AB’deki müşterilere satış yapmaya devam edilip edilmeyeceği sorgulanmaya başlamıştır.

İngiltere'ye getirilen ve daha sonra AB'ye ihraç edilen malların tarifelere tabi olması şirketleri, AB'de dağıtım depoları kurmaya teşvik etmiştir.

Birleşik Krallık'taki birçok küçük işletme, yeni ticaret düzenlemeleri kapsamındaki değişiklikler nedeniyle AB'ye ihracatı geçici olarak durdurduklarını bildirmişlerdir.

5.Hizmet sektörleri Birleşik Krallık-AB serbest ticaret anlaşması gereğince birçok endüstri AB’de faaliyet göstermek için vize ve çalışma izinleri almak zorunda kalacaklardır. Covid-19'un neden olduğu seyahat kısıtlamaları, İngiltere-AB ticaret anlaşmasının profesyonel hizmetler üzerindeki etkisinin anlaşılmasını şu an için engellemiştir.

Konferanslar ve moda dahil olmak üzere İngiltere'deki hizmet endüstrileri AB ülkelerindeki faaliyetlerine katılacak çalışanları için çalışma izni almak zorunda kalacaklardır. Özellikle müzik turnelerinde şarkıcılar için alınacak çalışma izni ile birlikte ekipmanların taşınması için ek bürokrasi yükü müzisyenlerin hükümeti anlaşmada kendilerini ihmal ettiği gerekçesi ile suçlamalarına neden olmuştur.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

AB ile BK arasında yeni dönemdeki ilişkileri şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 24 Aralık 2020 tarihinde tamamlanmış ve ticarette tercihli muamele 1 Ocak 2021 tarihinde uygulamaya konmuştur.

AB-BK sürecine paralel olarak, ülkemizle BK arasında yürütülen STA müzakereleri de tamamlanmış ve 29.12.2020 tarihinde STA imzalanmıştır. Avrupa Birliği ile arasındaki geçiş döneminin 31.12.2020 tarihinde sona ermesi üzerine gerçekleşen Brexit olgusuna bağlı olarak, artık üçüncü ülke sayılan Birleşik Krallık (İngiltere) ile Türkiye arasındaki ticaretin de yeniden düzenlenmesi amacıyla imzalanan STA 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlanmıştır.

İngiltere ile serbest ticaret anlaşmamız 29 Aralık tarihinde imzalandı, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlandı ve iş dünyamızın önündeki belirsizlikler ortadan kaldırılarak İngiltere ile olan ticaretimizin herhangi bir aksama olmadan devam edilmesi sağlanmış oldu. Bu süreçte gerek ihracatçılarımız gerekse ithalatçılarımızın bir mağduriyet yaşamaması için geçici uygulamalar ile tüm tedbirler alınmış, tüm senaryolar göz önünde bulundurularak anlaşmalı ayrılık durumu dahil olmak üzere hazırlıklar tamamlanmıştı.

Ticaret Bakanlığı yetkililerimiz bundan sonraki dönemde bu anlaşmanın, İngiltere ile gümrük birliğinden daha öte bir ticari ilişki kurma şansını vereceğini düşünmekte, serbest ticaret anlaşmasının yatırım ve hizmetler alanlarını da kapsaması, tarım sektöründe ise pazara giriş imkânlarının geliştirilmesi yönünde müzakerelere devam edeceklerini ifade etmektedir.

Ticaret Bakanlığımızca STA kapsamında tercihli ticarete konu olacak eşyanın menşeinin ispatı amacıyla kullanılacak belgenin, tüm ihracatçıların fatura veya ilgili bir ticari belge üzerinde kendi kendilerine bulunabilecekleri ve bir makam tarafından onaylanmayacak “menşe beyanı” olduğu, bu amaçla başka bir belge kullanılmayacağı; ayrıca, ilgili menşe kuralları ve işlemlerine ilişkin Yönetmeliğin, STA’nın yürürlüğe giriş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Resmî Gazete’de yayımlanacağı bildirilmiştir.

Ayrıca Bakanlıkça 1 Ocak 2021 tarihi ile söz konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih arasında STA kapsamından gerçekleştirilmek istenen ithalat işlemleri için geçerli bir menşe beyanı ibraz edilmesi halinde, eşyaya ilişkin olarak diğer ülkelere uygulanan kanuni vergi oranı üzerinden teminat alınması koşuluyla işlem tesis edilebileceği, Yönetmeliğin yayımlanması ile bu tür işlemlerin Yönetmeliğe uygunluğu denetlenerek uygun ise teminatın çözülmesi, uygun olmayan durumlarda ise teminatın irad kaydedilmesi yönünde işlem tesis edileceği açıklanmıştır.

STA’nın Türkçe nüshası başlıca 5 bölümden oluşmaktadır.

Bunlar ise; Anlaşma metni, Tarife Listeleri, Menşe işlemleri ve menşe kurallarına ilişkin protokol, menşe kurallarına ilişkin ortak bildiri ve Mutabakat Zaptından oluşmaktadır.

Anlaşma hükümlerinden yararlanacak taraf ülkeler menşeli eşyaya ilişkin temel düzenlemeler Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol’de yer almaktadır.

Türkiye'den Birleşik Krallığa veya Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye ithalat yaparken tercihli tarifelerden yararlanmak için, ithalatçının eşyanın menşe kurallarına uygun olarak taraf menşeli olduğunu gösteren ve ihracatçı tarafından düzenlenmiş olan “Menşe Beyanı”nı ibraz etmesi gerekmektedir.

Protokolde, Menşe beyanının, menşeli ürünün tanımlanmasına olanak verecek kadar ayrıntılı olması ve fatura veya başka herhangi bir ticari belgede veya bu belgelere ekli olarak düzenlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca tarafların, bir menşe beyanının ihracatçıdan ithalatçıya doğrudan elektronik olarak gönderilmesine izin vereceği ve bu gibi durumlarda elektronik imza veya kimlik kodlarının kullanılacağı belirtilmiştir.

Usulüne uygun bir menşe beyanı, ithalatçı ülke daha uzun bir süre öngörmediği sürece, kural olarak düzenlendiği andan itibaren 12 ay süreyle geçerli olacaktır.

Taraflardan her biri, bir menşe beyanının;

  1. Menşeli eşyanın taraf ülkeye yapılan tek bir sevkiyatına ilişkin olarak, veya;
  2. 12 ayı geçmemek üzere, menşe beyanında belirtilen dönem içerisinde menşeli aynı eşyanın birden fazla sevkiyatına ilişkin olarak,

uygulanmasını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmalarında ilk kez, bir tercihli menşe ispat belgesinin belirli bir dönemde gerçekleştirilecek birden fazla sevkiyatı kapsayacak şekilde düzenlenebilmesine olanak sağlanmış olmaktadır.

Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 50 ila 63’nü fasıllarda yer alan tekstil ürünleri hariç olmak üzere, Avrupa Birliğine üye ülkeler, Norveç ve İzlanda’da yapılan işlem ve işçiliğin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta yapılmış sayılmasına olanak sağlayacak hükümler Protokol’de yer almaktadır. “Tam Kümülasyon” olarak kabul edilen bu uygulama, eşyaya tercihli menşe statüsü kazandırmada ihracatçılara kolaylık sağlamaktadır.

03.02.2021 tarihli ve 31384 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7266 Sayılı Kanun ile “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması” uygun bulunmuştur.

Türkiye İngiltere için çok önem arz etmektedir. STA Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır. Artık İngiltere AB nin bir parçası değildir. Dünyanın 5 nci büyük ekonomisidir. 13 ülke ile çok önemli ticari ilişkileri vardır. Bunlardan biri de Türkiye’dir. BK en büyük ikinci pazarımızdır.

İngiltere ile ilişkide bulunan 27 sektörümüz var. Beyaz eşya, otomotiv, elektronik, tekstil, hazır giyim İngiltere ile ticarette ön plandadır.

STA bir devamlılık anlaşması ve çıkarlarımızı koruma anlaşması niteliğindedir. Bu anlaşma sayesinde 10.7 milyar dolarlık vergiyi ödemekten kurtulduk. TR BK ile yaptığı STA ile çok büyük bir başarı örneği vermiştir.

İkili ticarette menşe esaslı ticarete geçilmiş durumdadır. Daha önce Singapur, Güney Kore anlaşmalarında “Menşe Belgesi” uygulamaları yapılmıştı.

Gümrük Tarife Cetvelinin 50-67’nci fasılları haricinde İngiltere’ye yapılacak ihracatlarımızda TEV uygulaması olmayacaktır.

“Sonradan Kontrol” mekanizması hem İngiltere hem de TR tarafında her zaman geçerli bir denetleme mekanizması olarak duruyor.

Anlaşmaya göre taraflar mümkün olan durumlarda kolaylaştırıcı düzenlemeler ve teknolojilerden yararlanan gümrük düzenlemelerini ortaya koyacaklar. Taraflar eşyanın ihracat, ithalat ve transiti ile ilgili gümrük yasaları ve diğer mevzuatın gerektirdiği tüm bilgilerin tek bir elektronik ortamda sunulmasını kolaylaştırma amacıyla Tek Pencere sistemleri geliştirecek.

Anlaşmada yer alan “..gerekli işlemlerin uygun olarak tüm bilgilerin sağlanması ve eşyanın fiziksel muayeneye tabi tutulmayacak olması gümrük idaresine sunulmasından itibaren 48 saat içinde hızlı bir şekilde tesliminin sağlanması..” hususu son derece etkili görülmektedir.

STA’nın en geç 2 yıl sonra yenilenip genişletilmek üzere gözden geçirileceği hükmü yer almaktadır. Ayrıca teknolojilerden yararlanan gümrük düzenlemeleri de yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Ülkemizden İngiltere’ye büyük miktarda ve değerde ihracat yapan ihracatçı firmalarımızın Sonradan Kontrol denetimlerinde sıkıntı yaşamaması adına çok titiz çalışmaları ve menşe beyanlarına azami dikkat etmeleri gerekmektedir. İngiltere menşeli malın AB üzerinden gelmesi halinde İGV alınması hususunda Ticaret Bakanlığımızın gecikmeden bir düzenleme yapması iyi olacaktır.

Birleşik Krallık’ın AB Tek Pazarından ve Gümrük Birliğinden Ayrılmasının Ardından Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Kamuoyunda Dile Getirilen Değerlendirmelerden; AB’den ayrılığın üzerinden geçen bir ay sonrasında önemli ölçüde devreye alınabilmiş olmakla beraber, birçok alanda sorunların bir süre daha devam edeceği görülmektedir.

Ticaret Bakanlığımızın Ülkemiz ile BK arasında yapılan STA’daki özverili çalışmalarını tebrik eder iken, önümüzdeki dönemde ülkemiz lehine olacak başka çalışmalara da imza atmalarını bekler ve dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

  • Ticaret Bakanlığı web sitesi
  • Dışişleri Bakanlığı web sitesi
  • TR-BK arasındaki STA
  • 12.2020 tarihli 3352 Sayılı Karar
  • Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.12.2020 tarihli yazısı
  • BK resmi internet sitesi
  • STA Kapsamı Ticarette Kullanılacak Menşe Beyanı Örneği
  • Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 31.12.2020 tarihli yazısı
  • 02.2021 tarihli 7266 Sayılı Kanun
  • Gümrük Müşaviri Deniz Koyunoğluna verilen cevap
  • https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/genel
  • İstanbul Gümrük Müşavirleri Dernek sitesi
  • C. Londra Büyükelçiliği

 

Savaş ÖZDOĞAN

Gümrük Müşaviri

İngiltere'nin (Birleşik Krallık’ın) Avrupa Birliğinden Ayrılması (Brexit)

Özet

2020 yılı pandemi yanında çok önemli gelişmelere sahne olmakta.  İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden resmen ayrılması (Brexit) yine bu yılda gerçekleşmektedir. AB den ayrılma hakkı AB Antlaşması uyarınca tüm üye ülkelere tanınmıştı.

Aralık ayı İngiltere’nin AB’den ayrılmasının fiilen gerçekleşeceği aydır ve bu nedenle çok önem arz etmektedir.

Brexit sonrası İngilterenin Avrupa Birliğinden anlaşmalı yada anlaşmasız ayrılma durumu ile İngiltere ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin hangi yönde etkilenebileceği bu makalemizin konusunu teşkil etmiştir.

 

 

  1. Giriş

31 Ocak 2020 tarihinde İngiltere AB’den resmen ayrılmış, bu ayrılığı takiben 31 Ocak 2020-31 Aralık 2020 dönemini kapsayan 11 aylık bir “geçiş dönemi” uygulamaya girmiştir.

Yine AB’nin siyasi, ekonomik ve sosyal bir iş birliği modeli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, “İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının” (Brexit’in), hem AB’ye hâlihazırda üye olan 27 ülkeyi hem de bu ülkelerle ikili ilişki içerisinde olan üçüncü ülkeleri etkilemesi beklenmektedir.

Bu nedenle Brexit sonrasında, ticaret, yatırım ve iş gücünün serbest dolaşımı gibi birçok alanda, yeni düzenlemelere ihtiyaç hasıl olabilecektir. Bu kapsamda, geçiş dönemi boyunca AB ile İngiltere arasında gelecek dönem ilişkilerinin çerçevesini oluşturacak yeni müzakerelerin sürdürülmesi beklenmektedir.

İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının 31 Ocak 2020 tarihi itibariyle Brexit ile kesinleşmiş olduğu, aralık ayı sonuna kadar sürecek olan geçiş dönemi ve süresince ise İngiltere’nin AB'nin bir üyesi olarak ticaretine devam ettiği, bu süreçte ülkemizin ticaret fazlası verdiği en önemli ticaret ortaklarından birisi olan İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması’nı sonuçlandırmaya yönelik müzakereler sürmektedir.

 

  1. Türkiye Birleşik Krallık İlişkileri

Osmanlı İmparatorluğu döneminde düzenli diplomatik ilişki tesis edilen ilk ülkeler arasında, Birleşik Krallık da yer almaktadır. İngiltere’nin Osmanlı İmparatorluğu nezdinde atadığı ilk Büyükelçisi William Harborne, 1583 yılında İstanbul’a gelmiş; Yusuf Agâh Efendi ise, 1793 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Londra Büyükelçisi olarak göreve başlamıştır.

Türkiye - Birleşik Krallık ikili ilişkileri, tarihten gelen güçlü bağların da etkisiyle, çok boyutlu yapıya sahiptir. NATO müttefikimiz Birleşik Krallık, Türkiye’nin Avrupa’daki önde gelen ortakları arasında yer almaktadır. Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, Kıbrıs, ülkemizin Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci ile Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması (“Brexit”) ertesindeki yeni ilişkiler düzeni, güvenlik ve terörizmle mücadele alanında işbirliği, düzensiz göç, ekonomik ve savunma sanayii işbirliği, ikili temasların gündemindeki öncelikli konulardır.

2007 yılında iki seneliğine yürürlüğe giren "Türkiye - Birleşik Krallık Stratejik Ortaklık Belgesi", dönemin Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron'ın 26 - 27 Temmuz 2010 tarihlerinde ülkemize gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gözden geçirilerek yenilenmiş ve (dönemin Başbakanı olarak) Sayın Cumhurbaşkanımız ile Başbakan Cameron tarafından imzalanmıştır. Söz konusu belgede, ortaklığın geliştirileceği alanlar; "İkili İlişkiler, İkili Ticaret ve Yatırımlar, Türkiye'nin AB Üyeliği, Bölgesel İstikrar ve Barış, Kıbrıs, Savunma, Küresel Güvenlik, Küçük ve Hafif Silahların Yasadışı Ticareti, Yasadışı Göçle Mücadele, Enerji Güvenliği ve Düşük Karbonlu Yakıt Geleceği, Kültürlerarası Diyalog ile Eğitim ve Kültür" başlıkları altında sıralanmıştır.

Birleşik Krallık, kendisi AB üyeliğinden ayrılmış olmakla birlikte, ülkemizin AB üyeliğine partiler üstü bir devlet politikası olarak destek vermektedir. Öte yandan, uluslararası alanda karşılaşılan sınamalarda benimsenen benzer tutumlar, NATO İttifakı ve ikili düzeydeki yakın askerî işbirliği ile giderek artan ticaret hacmi gibi unsurlar, ilişkilerin ulaştığı noktayı açıkça göstermektedir.

Türkiye, “Brexit” sonrası dönemde ikili ilişkilerin mevcut seviyesinin muhafaza edileceği ve geliştirilmesi için çalışılacağı öncelikli ülkeler arasında zikredilmektedir. Ülkemiz tarafından, “Brexit” bağlamında, Birleşik Krallık’la ikili ticaretimizdeki olumlu ivmenin kaybedilmemesi ve Birleşik Krallık’taki vatandaşlarımızın AB Ortaklık Hukuku’ndan kaynaklanan haklarına halel getirilmemesi konusundaki beklenti ve endişelerimiz çeşitli fırsatlarda Birleşik Krallık tarafına hatırlatılmaktadır.

“Brexit”e dair tartışmalar, 2019 yılı içinde Birleşik Krallık gündeminin merkezinde yer almaya devam etmiş; aynı dönemde ülkemizde de yoğun bir gündem yaşanmış; buna rağmen, üst düzey temaslar sürdürülmüştür.

Bu çerçevede, dönemin Uluslararası Ticaret Bakanı Liam Fox, 2019 yılı Haziran ayında, dönemin İçişleri Bakanı Sajid Javid, Temmuz ayında ülkemize ziyaretler gerçekleştirmişlerdir.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız ile Sayın Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız, 2019 yılı Kasım ayında, Sayın Bakanımız, Sayın Millî Savunma Bakanımız, Sayın Hazine ve Maliye Bakanımız ile Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız ise, NATO Liderler Toplantısı vesilesiyle Sayın Cumhurbaşkanımıza refakatle, Aralık ayında Londra'yı ziyaret etmişlerdir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, NATO Liderler Toplantısı vesilesiyle 3 – 5 Aralık 2019 tarihleri arasında Birleşik Krallık’ı ziyaret etmiş, bu vesilesiyle ayrıca, Birleşik Krallık’taki vatandaşlarımız ile Müslüman diasporayla biraraya gelmiş ve Avrupa'nın ilk çevre dostu camisi Cambridge Camii'nin açılış törenine katılmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakan Johnson, ayrıca, düzenli aralıklarla telefon temasları gerçekleştirmektedirler.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Suriye rejiminin 27 Şubat 2020 tarihinde İdlip’te askerlerimize gerçekleştirdiği hava saldırısı sonrasında, Birleşik Krallık’ın ülkemizle olan dayanışmasını vurgulamak üzere, 3 Mart 2020 tarihinde Ankara’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyaret marjında yapılan görüşmelerde, “Brexit” sonrası dönemde ikili ilişkiler ile Suriye başta olmak üzere ortak gündemdeki bölgesel ve uluslararası konular ele alınmıştır. Bakan Raab, ziyareti vesilesiyle ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir.

Bunun yanında, Sayın Bakanımız, Bakan Raab’la 20 Kasım 2019 tarihinde Brüksel’de yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısı marjında ikili bir görüşme gerçekleştirmiştir.

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ikili ilişkilere sivil toplumun da katılımıyla yeni bir kurumsal boyut katmak amacıyla iletişim platformu olarak 2011 yılında tasarlanan Türk - İngiliz Tatlıdil Forumu’nun yedinci ve son toplantısı, 11 - 13 Mayıs 2018 tarihleri arasında Birleşik Krallık’ın Reading şehrinde gerçekleştirilmiştir. Sekizinci toplantı, 2019 yılında “Brexit” süreci nedeniyle, 2020 yılında ise Covid-19 salgını neticesinde sekteye uğramıştır. Salgın çerçevesindeki gelişmeler göz önünde bulundurularak, sekizinci toplantının ülkemiz ev sahipliğinde yapılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Bununla birlikte, ekonomi, ticaret ve turizm alanları, ikili ilişkilerimizin itici gücü olma özelliğini korumuş; savunma sanayii alanında “TF-X” savaş uçağı projesi başta olmak üzere kapsamlı işbirliği devam etmiş; terörizmle mücadele alanında da karşılıklı temas ve işbirliği sürdürülmüştür.

İkili askerî ve savunma sanayii işbirliği bağlamında, Millî Muharip Uçak (“TF-X”) projesi çerçevesinde, ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında gelişen ortaklık, bu alandaki işbirliğinin daha da derinleşmesi için sağlam bir zemin sunmaktadır.

Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sir Nick Carter, 3 – 4 Ekim 2019 tarihlerinde ülkemize resmî bir ziyaret gerçekleştirmiş; ziyaret kapsamında, Genelkurmay Başkanımız ve Millî Savunma Bakanımızla görüşmeler gerçekleştirmiştir.

Diğer taraftan, Birleşik Krallık Savunma Bakanı Ben Wallace, 11-13 Mart 2020 tarihlerinde ülkemize resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Ülkemizin en çok ticaret yaptığı 6. ülke konumundaki Birleşik Krallık’la ikili ticaret dengesi, 2001 yılından bu yana ülkemiz lehinedir. 2019 verilerine göre, Birleşik Krallık, en çok ihracat yaptığımız ikinci, en çok ithalat yaptığımız dokuzuncu ülke konumunda yer almıştır.

2019 yılında ihracatımız bir önceki yıla kıyasla % 2 azalarak 10 milyar 870 milyon Dolar, ithalatımız ise % 27 azalarak 5 milyar 427 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ikili ticaret hacmimiz, % 12 oranında azalarak 16 milyar 297 milyon Dolar seviyesinde kalmıştır. Yaşanan düşüşe rağmen, Birleşik Krallık, en büyük altıncı ticaret ortağımız olma konumunu sürdürmüştür.

Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan, 11 – 12 Eylül 2018 tarihlerinde Türkiye – Birleşik Krallık Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (ETOK / JETCO) mekanizmasının VI. toplantısına katılmak üzere, Birleşik Krallık’a resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Öte yandan, Başbakan Johnson’ın Türkiye Ticaret Temsilcisi Lord Robin Janvrin, 16 – 18 Ekim 2018, 26 – 27 Mart 2019, 5 – 6 Kasım 2019 ve son olarak 11-13 Mart 2020 tarihlerinde ülkemize ziyaretler gerçekleştirmiş; farklı şehirlerde çeşitli makamlarımızla görüşmeler yapmış ve etkinliklere katılmıştır.

2019 yılında Birleşik Krallık’tan ülkemize gelen turist sayısı 2018 yılına kıyasla % 14 artarak 2.562.064 kişiye ulaşmıştır.

2 Mart 2020 itibarıyla Birleşik Krallık vatandaşlarına ülkemize yapacakları turistik seyahatlerde 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla vize muafiyeti getirilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy, Birleşik Krallık’ın önde gelen uluslararası turizm fuarlarından "World Travel Market"a katılmak maksadıyla, 5 Kasım 2019 tarihinde Londra'ya bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Türk Hava Yolları tarafından, İstanbul’dan Londra Heathrow, Londra Gatwick, Birmingham, Edinburgh ve Manchester’a, Ankara’dan ise Londra Stansted’e seferler gerçekleştirilmektedir. Diğer havayollarımız ve British Airways ile farklı Britanyalı havayolları da iki ülke arasında tarifeli ve “charter” uçuşlar düzenlemektedirler

Birleşik Krallık’ta 250 bini Türkiye, 150 bini KKTC kökenli olmak üzere, takriben 400 bin vatandaş ve soydaşımız bulunmaktadır.

 

  1. Gümrük Birliğinin Güncellenmesi

Ticaret Bakanımız Sayın Pekcan Gümrük Birliğinin güncellenmesi konusunda; "..AB ile ticaret ve yatırım ilişkilerimizin artırılması yönünde çok güçlü bir irade görmekten son derece memnun olduğunu, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin her iki tarafa sağlayacağı ekonomik kazanımları gündeme getirdiklerini, Türkiye'nin AB ile İngiltere arasında imzalanacak anlaşmaya paralel bir anlaşma imzalanması üzerinde çalışmaları olduğunu, iki tarafın yaptırmış olduğu etki analizi çalışmalarının Gümrük Birliği güncellenmesinin hem Türkiye ekonomisine hem AB ekonomisine ve dış ticaret dinamiklerine katkı sağlayacağını ortaya koyduğunu,Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerin siyasi ilişkilerde lokomotif etki yaratmasını istediklerini,

Araştırma, geliştirme ve inovasyon konusunda Türkiye'nin AB fonlarından daha fazla yaralanabilmesi gerektiğini..” ifade etmektedir.

Bu noktada AB ile gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi büyük önem arz ediyor. Hem yürüyen ticaretimizin sağlıklı gelişmesi hem de Brexit’ten kaynaklı ekonomik bir olumsuzluk yaşamamamız için önemlidir.

 

  1. Türkiye Birleşik Krallık (BK) Çalışma Grubu

2016 yılı Haziran ayında yapılan Brexit referandumu sonrasında BK ile gerçekleştirilen tüm temaslarımızda; mevcut ticaretin devamının sağlanması ve daha da geliştirilmesine yönelik ikili mutabakat en üst düzeyde teyit edilmiş ve bu amaçla çalışmak üzere ülkemizle BK arasında bir Ticaret Çalışma Grubu oluşturulmuştur.

Ticaret Çalışma Grubu kapsamında Mayıs 2017’den bu yana 5 toplantı yapılmış, aramızda mevcut Gümrük Birliği ve tercihli ticaret düzenlemeleri içeren taslak bir metin BK makamlarına iletilmiş, görüşmeler bu metin üzerinden yürütülmüştür. Ancak, Gümrük Birliği ürünlerine ilişkin bir görüş alışverişi mümkün olamamış, sadece AKÇT ürünleri ve tarım ürünlerine uygulanacak kurallar ele alınmıştır.

Diğer taraftan, BK tarafından 21 Şubat 2019 tarihinde yayımlanan bir notta, BK’nın bir anlaşma olmadan AB’den çıkması halinde AB üyeliği nedeniyle taraf olduğu ticaret düzenlemelerinin akıbetine ilişkin bilgi verilerek, ülkemiz AB’yle yakın bağı bulunan ülkeler arasında sayılarak mevcut Gümrük Birliği ilişkisinin anlaşmasız “Brexit” sonrası döneme aktarılamayacağı kaydedilmiştir.

Brexit sonrasında İngiltere ile ticarette yaşanacak olası değişiklikler çerçevesinde çalışmalar sürdürülmekte olup, BK tarafı ile özellikle gümrükler ve teknik mevzuat alanında yapılacaklar konusunda istişarelerde bulunulmaktadır.

 

  1. AB ve BK’ın Anlaşma ile Ayrılması Durumu

AB ile BK arasında ayrılma şartları Brexit sonrasında daha yumuşak bir geçiş yapılmasını garanti altına alan Geri Çekilme Anlaşması ile gelecekteki ekonomik, güvenlik ve kurumsal ilişkilerin amaç ve kapsamını düzenleyen Siyasi Beyan ile düzenlenmektedir.

 AB ve BK Geri Çekilme Anlaşması üzerinde 14 Kasım 2018 tarihinde mutabakat sağlamıştır. AB söz konusu metnin tekrar müzakereye açık olmadığını müteaddit kereler gündeme getirmiştir. Bununla beraber, Brexit müzakerelerinin sonlandırılması amacıyla Siyasi Beyan’a eklemeler yapılması hususu tartışılmaktadır. 

Geri Çekilme Anlaşması çerçevesinde vatandaşlık haklarına ilişkin hükümler, ayrılma hükümleri, geçiş dönemine ilişkin hükümler, mali hükümler ve kurumsal hükümler düzenlenmiştir.

Geçiş döneminin 29 Mart 2019 tarihinden başlayarak 31 Aralık 2020 tarihinde sona ermesi ve bu dönemde İngiltere’nin AB üyesi gibi muamele görmesi hususu hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda, anılan dönemde BK AB’nin Tek Pazarı ve Gümrük Birliği kapsamında sahip olduğu hakları devam ettirecek ve AB mevzuatına uymayı sürdürecektir. Geçiş döneminde BK AB’nin ticaret anlaşmalarına bağlı kalacak, AB tarafından aksi belirtilmedikçe, kendisinin müzakerelerini yürüttüğü uluslararası anlaşmaları AB’nin onayı olmadan yürürlüğe koyamayacaktır.

Tarafların gelecekteki ilişkilerini düzenleyen hükümlere Geri Çekilme Anlaşması’nda yer verilmemiş olup, bu hususların geçiş döneminde müzakere edilmesi öngörülmektedir.

Söz konusu müzakere sürecinin tamamlanamaması halinde ise, İngiltere’nin geçiş döneminin uzatılmasına ilişkin talebini 1 Temmuz 2020 tarihi öncesinde iletmesi imkânı söz konusu olabilecektir. Geçiş dönemi sonrasında AB ve BK gelecek düzenlemeleriyle ilgili uzlaşamazsa, BK geçiş döneminin uzatılmasını talep edebilecek veya Geri Çekilme Anlaşması’nın ilgili hükümleri yürürlüğe girecektir.

Ülkemiz bakımından değerlendirildiğinde, Geri Çekilme Anlaşması kapsamında Brexit sonrasında Türk ürünleri BK pazarına Gümrük Birliği hükümleri çerçevesinde girmeye devam edecektir.

 

  1. AB ile BK’ın Anlaşmasız Ayrılık Durumunda Türkiye-BK Arasında Uygulanacak Gümrük Vergileri ve Düzenlemeleri

6.1. Birleşik Krallık Gümrük Vergileri

BK hükümeti, 19 Mayıs 2020 tarihinde 1 Ocak 2021 itibarıyla uygulayacağı gümrük vergilerini yayımlamıştır.

Söz konusu gümrük vergilerine https://www.gov.uk/check-tariffs-1-january-2021 adresinden ulaşılabilmektedir.

6.1.1. Ortak Transit Rejimi

Ortak Transit Rejimi; 1987 yılında imzalanan Ortak Transit Sözleşmesine taraf olan AB ve EFTA üyesi ülkeler arasında eşyanın gümrük vergilerinin askıya alınarak taşındığı sistemdir. Bu taşıma işlemi 2005 yılından itibaren “Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi” (NCTS) adı verilen sistem ile elektronik mesajlar kullanılarak beyan ve takip edilmektedir.

Ülkemiz, 1 Aralık 2012’de Ortak Transit Sözleşmesine katılarak, NCTS uygulamasına dahil olmuş ve taşımacılık sektörü açısından Avrupa Birliği’ne entegre olmuştur. Sistem halihazırda Türkiye ile birlikte 35 ülke tarafından kullanılmaktadır. Tüm işlemler elektronik sistem üzerinden yürütüldüğünden taşımacılık sektörü için önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Böylelikle, Türkiye’den bir AB ülkesine yapılacak karayolu taşımasında örneğin Ankara’dan açılacak bir T1 beyannamesi ile Hamburg ya da Londra’ya kadar eşyanın tek beyan ve tek teminat ile taşınması mümkün olmaktadır.

BK, Ortak Transit Rejimi (OTR) üyeliğini Brexit sonrasında kendi adına sürdürecektir.

6.1.2. Menşe ve Dolaşım Belgeleri

Eşyanın doğrudan Türkiye’den veya AB üzerinden dolaylı olarak BK’ya gitmesi halinde; diğer üçüncü ülkelerden ithal edilen eşya ile aynı muameleye tabi tutulacaktır. Hâlihazırda olduğu üzere, eşya BK sınırında gümrük beyanına tabi olacaktır. Bu çerçevede, BK’nın üçüncü ülkelere yönelik uyguladığı sistemler geçerli olacaktır.

BK, eşyanın doğrudan Türkiye’den geldiği hallerde, sanayi ve işlenmiş tarım ürünleri için A.TR dolaşım belgesini, tarım ürünleri ve AKÇT ürünleri için EUR.1 ve EUR-MED gibi menşe ispat belgelerini kabul etmeyecektir.

Türkiye ve BK arasında herhangi bir tercihli düzenleme olmayacağından ötürü, anti-damping vergisi gibi bazı ticaret politikası önlemleri uygulanması halinde tercihsiz menşe kuralları geçerli olacak ve menşe şahadetnamesi kullanılması gerekecektir. Bu hallerde, Brexit sonrasında BK tarafı mevcut şahadetnamelerde esasen bir değişikliğe gitmemiş olmakla beraber, şahadetnameler doldurulurken varış ülkesi olarak “EC/European Community” yerine “UK/United Kingdom” yazılması gerekmektedir.

6.1.3. Gümrük Kontrolleri

Geçiş döneminin sona ereceği 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle AB’den (İrlanda ve Kuzey İrlanda hariç tutulmak üzere) Büyük Britanya’ya ithal edilen mallar için uygulanacak gümrük prosedürleri, altı aylık bir dönem içinde, 3 aşamada hayata geçirilecektir. Türkiye’den gönderilen ve AB’de serbest dolaşıma girdikten sonra BK’ya gidecek eşya da bu kapsamda değerlendirilecektir.

Ocak 2021’den itibaren,

Hazır giyim ve elektronik gibi “standart ürün” ithalatçılarının, ithal edilen ürünlerin kaydını tutmak ve azami altı ay içinde gümrük beyannamesi düzenlemek gibi temel gereklilikleri yerine getirmeleri beklenmektedir.

İthalatın tamamı için gümrük vergilerinin ödenmesi gerekmekte olup, gümrük beyannamesi doldurulana dek ödemenin ertelenmesi mümkün olacaktır.

Alkol, tütün ve zehirli kimyasallar gibi ürünlerin Büyük Britanya’ya girişi esnasında gümrük beyannamelerinin doldurulması gerekecektir.

Canlı hayvan ve yüksek riskli bitki ve bitki ürünleri ithalatında, ithalatçının ön bildirim ve sağlık belgelerinin tevsik edilmesi gibi yükümlülükleri yerine getirmesi beklenecektir. Yüksek riskli hayvansal ürünlerde de ön bildirim şartı bulunmaktadır. Belge kontrolleri hızla yapılacak olup, yüksek riski ürünlerin fiziki denetimleri ürünün varış noktasında veya başka bir yerleşkede gerçekleştirilecektir.

Nisan 2021’den itibaren,

Tüm hayvansal ürünler (et, kedi-köpek maması, bal, süt ve yumurta ürünleri gibi) ile bitki ve bitkisel ürünlerine ilişkin ön bildirim yapılması ve sağlık belgelerinin tevsiki gerekecektir.

Temmuz 2021’den itibaren,

Tüm ürünlerin dolaşımında, gerekli tüm beyanların yapılması ve vergilerin ithalat noktasında ödenmesi esas olacaktır. Güvenlik ve emniyet beyannameleri uygulamaya konulacak, sağlık ve bitki sağlığı önlemleri çerçevesinde (daha fazla) fiziki denetim ve numune alımı yapılacaktır; hayvan, bitki ve bunlardan üretilen ürünlere ilişkin kontroller Büyük Britanya sınır kontrol noktalarında gerçekleştirilecektir.

Gümrük kontrolleri hakkında detaylı bilgiye https://www.gov.uk/government/news/government-accelerates-border-planning-for-the-end-of-the-transition-period

adresinden ulaşılabilmektedir.

6.2. Türkiye Gümrük Vergileri

BK’dan ithal edilen ürünlere 1 Ocak 2021 sonrasında İthalat Rejimi Kararının 8 No’lu sütununda yer alan diğer ülkeler için uygulanan gümrük vergileri geçerli olacaktır. Ayrıca, BK’dan ülkemize ithal edilecek ürünler, AB üzerinden A.TR Dolaşım belgesi ile gelse dahi ilave gümrük vergisine tabi olacaktır.

6.2.1. Menşe ve Dolaşım Belgeleri

Mevcut durumda, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı kapsamında, AB ile sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretinde serbest dolaşım prensibi kapsamında A.TR Dolaşım Belgesi kullanılmaktadır. Tarım ürünleri ile AKÇT ürünleri ticareti ise serbest ticaret düzenlemeleri çerçevesinde yürütülmekte ve eşyanın menşei EUR.1, EUR-MED Dolaşım Belgesi, Fatura Beyanı veya EUR-MED Fatura Beyanı ile ispat edilmektedir.

BK’nın AB’den anlaşmasız ayrılması halinde, BK, ülkemiz gümrük vergisi uygulamaları açısından üçüncü ülke statüsünde olacak, ticarette bu belgelerin kullanımı mümkün olmayacaktır.

BK, Türkiye’nin ilave gümrük vergisi uygulaması açısından AB ve çapraz menşe kümülasyonu sistemine dahil ülkeler dışında değerlendirilecek olup, bu amaçla ibraz edilen belgelerde BK’nın menşe ülke olarak beyan edilmesi halinde, eşya ilave gümrük vergisine tabi olacaktır.

 

  1. Gümrük Müşavir Derneklerinin 12.11.2020 Tarihli Yazısı

Gümrük Müşavir Dernekleri Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne 12.11.2020 tarihli bir yazı ile görüş sormuştur.

Yazının konusu Brexit sonrası 2021 yılı ithalatlarında A.TR belgesinin kullanılması ile ilgilidir.

Yazıda; “..11 aylık geçiş sürecinde yeni ticaret anlaşmalarının imzalanamaması durumunda, AB-İngiltere ve İngiltere-Türkiye arasındaki ticaret ilişkileri, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına tabi olacak, bu kapsamda, Türkiye, AB ülkeleriyle GB çerçevesinde sanayi ürünlerinde uygulanan yüzde 0 (sıfır) gümrük vergisi avantajından (tercihli ticaret avantajı), İngiltere ile olan ikili ticaretinde yararlanamayacaktır.

Üyelerimizce, Gümrük Müşavirliği hizmeti verilen yükümlülerden gelen konuya ilişkin soruların cevaplanmasını teminen, bazı konuların açıklığa kavuşturulması için Derneklerimize başvurular yapılmaktadır.

İngiltere tarafından düzenlenen A.TR Dolaşım Belgelerinin Brexit sonrasında ki hukuki statüsü ve geçerlilik durumu hakkında tereddütler bulunmaktadır. Şöyle ki; aramızdaki ticaretin doğal akışı olarak 31.12.2020 tarihine kadar İngiltere’ den birçok eşya ihracat yapılarak Türkiye’ ye gönderilecektir. Söz konusu eşyaların bazıları, hemen ithal edilmeyerek A.TR Belgesi eşliğinde Gümrüklü antrepolara alınarak, antrepo rejimine tabi tutulacaklardır.

Dolayısıyla 31.12.2020 tarihine kadar A.TR Belgesi eşliğinde ithal edilerek antrepo rejimine tabi tutulmuş eşyalar 01.01.2021 tarihinde ithal edilmesi talep edildiğinde; eğer ve İngiltere-Türkiye arasında yeni ticaret anlaşması imzalanamamış yada 2021 Yılı İthalat Rejimi Kararında Geçici Madde Kapsamında “başlamış işlem “ tahsis edilmemiş olduğu durumda söz konusu A.TR belgeleri geçersiz olabilecek ve AB ülkeleriyle GB çerçevesinde sanayi ürünlerinde uygulanan yüzde 0 gümrük vergisi avantajından (tercihli ticaret avantajı) yararlanılamayacaktır.

Aynı zamanda Gümrük Bilge Sistemi muafiyet kodlarında da gerekli düzenlemelerin 01.01.2021 tarihi itibarı ile yapılması gerekmektedir.

Söz konusu durum hakkında gerekli düzenlemelerin yapılmaması ve olumsuz senaryonun yaşanması halinde ülkemiz sanayicisi açısından planlanmamış ciddi maliyetler ortaya çıkabileceği gibi, Gümrük İşlemleri açısından da belirsizlikler ve gecikmeler yaşanabilecektir.

Bu durumdan Gümrük idareleri ve Gümrük Müşaviri üyelerimizin de etkilenmemesi açısından, sorun olabileceğini öngördüğümüz yukarıda izahına çalıştığımız durumun netleştirilmesi hususunda konunun makamlarınızca değerlendirilerek sonuçlandırılması..”

Hususlarına yer verilmiştir.

Genel Müdürlükçe Dernek Başkanlıklarına bu konuda bir görüş halen verilmemiştir.

 

  1. Ab-İngiltere-Türkiye Gümrük Tarife Çalışması

Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı ve bu kararın getirdiği süreçlerdeki belirsizlik, uluslararası ticaret süreçleri ve bu süreçlerin dijitalleştirilmesini her zamankinden daha da karmaşık hale getirmiştir.

Tüm bu zorluk ve karmaşa içerisinde doğru ve güncel bilgiye basit bir yaklaşımla ulaşabilmek, ihracat ve ithalat işlemleri yoğun olan, bu işlemleri özellikle AB ile Birleşik Krallık nezdinde yürüten her ölçekten Türk işletmesi için özellikle böyle zor bir dönemde büyük önem taşımaktadır.

Tamamen yerli sermaye ile kurulmuş iki Türk şirketi bu soruna çözüm bulabilmek için TARIFF uygulamasını geliştirmiştir.

Hali hazırda gerek BREXIT ve gerekse de artan korumacılık ve buna bağlı ticaret politikası önlemleri ve değişken vergi tür ve oranları ile teknik kontrollerin çeşitliliği nedeni ile özellikle Birleşik Krallık ile ticareti olan işletmelerimizin doğru bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor.

TARIFF Uygulaması ile BREXIT öncesi ve sonrası ticaretini yaptığınız eşyanın hangi tür vergi ve oranlarına tabi olacağını, ne tür kontroller ile yüzleşebileceğiniz, ne şekilde vergi indirimi ve vergi muafiyeti sağlayabileceğiniz ve teknik kontrolleri sorunsuz geçebilmek adına hangi belgelere ihtiyaç duyacağınız gibi temel bilgilere, bir ara yüz üzerinden tek ekranda ulaşabiliyorsunuz.

 

  1. Türkiye ile BK Ticaret Anlaşması İmzalayacak

Ticaret Bakanlığının internet sitesinde yapılan açıklamada, Bretix süreci kapsamında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında yeni bir ticaret anlaşması yapılacağı duyurulmuştur.

Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada;"..AB ile İngiltere arasındaki Brexit müzakereleri 14 Kasım 2018 tarihinde neticelenmiş ve Geri Çekilme Anlaşması üzerinde mutabakata varılmış olup, Brexit 31 Ocak 2020’de gerçekleşmiştir.

Brexit tarihi sonrasında Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması ile 31.12.2020 tarihinde sona ermesi öngörülen ‘Geçiş Dönemi’ başlamıştır. Bu süre boyunca Birleşik Krallık, ticaret açısından AB üyesi bir ülke gibi muamele görecek, böylelikle aynı süre içinde ülkemiz için Gümrük Birliği ortağı konumunu koruyacaktır.

Geçiş Dönemi boyunca, AB ve Birleşik Krallık arasında gelecek dönem ilişkilerini şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması müzakere edilecektir.Söz konusu müzakerelere paralel olarak ülkemizle Birleşik Krallık arasında bir ikili ticaret anlaşması yapmak üzere, iki ülke arasında kurulmuş olan Ticaret Çalışma Grubu bünyesinde tüm unsurlarıyla, zaten Birleşik Krallık ile birlikte hazırlıkları yapılmış olan bir STA müzakere sürecinin yürütülmesi planlanmaktadır." hususlarına yer verilmiştir.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

1 Ocak 2021 tarihi itibarı ile yeni bir döneme girecek İngiltere – Avrupa Birliği ve İngiltere-Türkiye dış ticaret süreçlerinin hangi yöne evrileceği büyük merak konusudur.

Aralık ayında Brexit sürecinin sonuna geldik. Sürecin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek pek de kolay değil.

AB ile BK arasında iki türlü ayrılış söz konusu olacaktır. Bunlardan birisi “Anlaşmalı Ayrılık Durumu”, diğeri ise “Anlaşmasız Ayrılık Durumu”dur.

Anlaşmalı Ayrılık Durumunun olacağı yönünde beklentiler bulunmakta ise de pandemideki artan vaka sayıları ülke ekonomilerinin daha da kapanması sonucu durağan hale gelme riski vb. nedenlerle Anlaşmasız Ayrılık Durumunun söz konusu olma olasılığının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Başka bir görüşe görede; İngiltere ve AB’de yaşanan olumsuz ekonomik gelişmeler bir anlaşma ile sürecin tamamlanacağına işaret etmektedir.

Ayrılışın hangi durumda gerçekleşeceğini 2020 yılı Aralık ayında görmüş olacağız.

AB ile olan gümrük birliği anlaşmamız nedeniyle anlaşmalı bir ayrılışın bizim açımızdan olumlu sonuç vereceği açıktır.

Anlaşmalı ayrılışta mal ticareti için aynı AB ile aramızda olduğu gibi bir gümrük birliği kurulması ve bizim de dâhil olmamız halinde mevcut durumun korunacağı düşünülmektedir.

Anlaşmasız Ayrılış Durumunun AB ve İngiltere ile bizim için de olumsuz sonuçlar doğuracağı bilinmektedir.

Şayet Anlaşmasız Ayrılış Durumu olursa İngiltere yönünden hem ithalat vergi yükü hem de ithalat gümrükleme maliyetleri ile karşı karşıya kalma durumunda olacağız.

Brexit sürecindeki gelişmeler ihracatımız açısından oldukça önemli. İhracatta önemli paya sahip olan sektörlerimiz olumsuz etkilenecektir.

AB ile BK arasında gerçekleşecek Anlaşmalı veya Anlaşmasız Ayrılık sürecini Türkiye olarak çok iyi takip etmemiz gerekmektedir.

Özellikle İngiltere ile olan dış ticaretimizde ihracat fazlası vermemiz bu ülke ile olan ticari ilişkimizin ne denli önemli olduğunun göstergesidir.

Özellikle Ticaret Bakanlığımız AB ile BK arasındaki Brexit sürecini çok yakından takip etmektedir.

Süreçin Anlaşmasız Ayrılık ile bitmesi olasılığına karşın Türkiye ile BK arasında uygulanacak gümrük vergileri ve düzenlemeleri şimdiden tespit edilerek Bakanlık web sitesinde yayımlanmıştır. Ayrıca sitede Brexit senaryoları kapsamında ticarette tabi olunacak olası teknik mevzuat düzenlemelerine ilişkin bilgiye ve Brexit senaryoları kapsamında ticarette tabi olunacak olası sektörel teknik mevzuat düzenlemelerine ilişkin bilgiye yer verilmiştir.

Bretix süreci kapsamında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında ülkemiz çıkarlarına uygun yeni bir ticaret anlaşmasının bir an önce hayata geçirilmesini dileriz.

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

 

15.06.1985 tarih ve 18785 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1.Maddesinde “Bu Kanun; ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarıyla faaliyet konularının belirlenmesi, yönetimi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları kapsar.”

04.11.1999 tarih ve 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 152. Maddesinde “Serbest bölgeler, Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin uygulanması bakımından, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen; Serbest dolaşımdaki eşyanın, bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir.” Hükümleri yer almaktadır.

Kanun metninin dışında tanım yapmak gerekirse serbest bölgeler; ticari, mali ve ekonomik alanlarda geçerli olan hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için ülkenin diğer bölgelerine oranla daha geniş teşviklerin yer aldığı, ihracatı artırma amacı taşıyan ve ülkenin gümrük bölgesinin dışında sayılan bölgelerdir. Serbest bölgelerin ülkeler özelinde farklı uygulamaları bulunmaktadır. Serbest bölge, serbest liman, serbest ekonomik bölge, gümrüksüz bölge, dış ticaret bölgesi, serbest üretim bölgesi.

Ülkemizde 3218 sayılı “Serbest Bölgeler Kanunu” yürürlüğe girdikten sonra ilk olarak Mersin ve Antalya serbest bölgeleri 1985 yılında faaliyete başlamıştır. Türkiye’de 2021 itibariyle 18 adet serbest bölge bulunmaktadır. 18 adet serbest bölge de 2.734 adet firma faaliyet göstermekte ve 70.808 kişi istihdam  (veriler 31.12.2017 itibariyle) edilmektedir. Serbest bölgeler de yer alan firmalar 21 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yaratmakta ve 8 milyar dolar ihracat gerçekleşmektedirler.

Bölgelerin kurulacağı yerlere, sınırlarına, yerli veya yabancı gerçek tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanı tarafından karar verilir. Yerli-yabancı gerçek veya tüzel kişiler Ticaret Bakanlığı'ndan ruhsat almak kaydıyla serbest bölgede faaliyette bulunabilirler. Serbest bölgelerde, Yüksek Planlama Kurulu tarafından uygun görülen her türlü sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetler yapılabilir. Serbest bölgelerde yapılabilecek başlıca faaliyetler ise şunlardan oluşmaktadır: Üretim, alım-satım, depo işletmeciliği, işyeri kiralama, montaj-demontaj, bakım-onarım, bankacılık, sigortacılık, kıyı bankacılığı, finansal kiralama ve diğer konular.

Dış ticaret hacminin artırılması ve iktisadi katma değerin yaratılması amacıyla serbest bölgelerde faaliyette bulunan/bulunacak gerçek veya tüzel kişilere sağlanan başlıca imkanlar aşağıda sayılmıştır.

  • Vergisel avantajlar;

İmalat şirketleri için kurumlar vergisi istisnası,

Katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi istisnası,

Gümrük vergisi istisnası,

Düzenlenecek evraklar için damga vergisi istisnası,

Emlak vergisi istisnası,

Serbest bölgelerden yurt dışına verilecek belirli lojistik hizmetlerde gelir ve kurumlar vergisi istisnası,

Çalışanlar için gelir stopaj vergisi istisnası (serbest bölgelerde ürettiği ürünlerin FOB bedelinin en az %85’ini ihraç eden şirketler için),

Mülk alım-satımında tapu harcı istisnası,

Her türlü vergiden muaf hazır altyapı.

  • Diğer avantajlar,

Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen gelirler hiç bir izne tabi olmaksızın yurt dışına veya Türkiye'ye serbestçe transfer edilmesi.

AB ve Gümrük Birliği’nin gerektirdiği serbest dolaşım belgelerinin kolay temin edilmesi.

Ürünlerin süre sınırlaması olmaksızın serbest bölgelerde kalması.

İkinci el/kullanılmış makine ithalatı.

Yerli ve yabancı tüm pazarlara erişim ve pazar ihtiyaçlarına göre serbestçe belirlenecek ticari faaliyet imkanı.

AB ve orta doğu pazarlarının yakınında Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki büyük limanlara, uluslararası havaalanlarına, karayolu ağlarına, kültür, turizm ve eğlence merkezlerine yakın yerler faaliyette bulunma. Serbest bölgeler özellikle ihracata dönük üretim yapan firmalara, ara malı ve hammadde temininde kolay tedarik imkânları sunmaktadır.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan yada bulunacaklara tanınan başlıca imkanlar yukarıda sayılmıştır. Bölge de faaliyette bulunacak gerçek veya tüzel kişi mükellefler icra edecekleri faaliyetin belirlenmesinin ardından yararlanabilecekleri detaylı teşviklere erişebilirler.

Kaynak:

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu

4458 Sayılı Gümrük Kanunu

www.ticaret.gov.tr

www.hmb.gov.t

Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikler

14 Ocak 2021 Tarihli ve 31364 Sayılı Resmi Gazetede "Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" te bazı değişiklikler yapıldı.
Buna göre; Ülke içinde piyasaya sunulmak üzere ithal edilen yayın ve nüshalara, gümrük işlemlerinin bitirilmesini takiben otuz gün içerisinde bandrol yapıştırılma zorunluluğu getirildi.
Bilgisayar oyunları da sinema eserlerine ilişkin bandrol işlemlerine tâbi olacak.
Yurtdışından ithal edilen süreli olmayan yayınlar ile baskı adedi yüzden fazla olmamak koşuluyla kullanıcı talebine özel olarak çoğaltılan nüshalar için toplu olarak bandrol alınabilecek.
Bandrol verilebilmesi için başvuru sırasında hak sahiplerince ibrazı gereken belge ve bilgileri belirten 2 nolu EK kaldırıldı. Bandrol başvurusunda bulunabilmek için hak sahibi olunduğuna ve talep edilen bandrollerin ilgili eserde kullanılacağına dair beyanı içerir bandrol talep formu ve taahhütnamesine ek olarak aşağıda yer alan belgelerin ibraz edilmesi gerekmekte;
a) Sinema eseri nüshaları için; banka dekontu ve kayıt tescil belgesi beyanı ile yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri ve fatura.
b) Müzik eseri nüshaları için; banka dekontu, kayıt tescil belgesi beyanı, müzik eseri sahipliği alanında faaliyet gösteren meslek birliği onayı ile yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri ve fatura.
c) Süreli olmayan yayınlar için; mali hakların devrine ya da kullanma yetkilerine ilişkin sözleşme/izin belgeleri, banka dekontu ve sertifika numarası beyanı ile birlikte yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri. ç) İsteğe bağlı bandrol için; (c) bendinde belirtilen belgelere ilaveten kayıt tescil belgesinin tarih ve numarasını içerir beyan.

 

KKDF nedir?

KKDF Mevzuatı'nın Tarihçesi;

1980 öncesinde Türkiye'de ithal ikamesine dayalı bir ekonomi modeli uygulanırken, 1980 sonrasında dışa açılma ile birlikte ihracata dayalı sanayi stratejisi benimsenmiştir.

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu 1980'Ii yıllarla birlikte ortaya çıkan bu ekonomi modeli doğrultusunda ihracatın ve yatırımın arttırılması amacıyla kurulan fonlardan birisidir.

1211 Sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 3098 Sayılı yasayla değişik 40/II-b,c maddesi ile 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 37. ve 40. maddeleri uyarınca;

12 Mayıs 1988 tarihli ve 88/12944 Sayılı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ile "Kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi" amacıyla T.C. Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu" kurulmuştur.

3182 Sayılı Bankalar Kanunu'nun, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ile 23.06.1999 tarihinde yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte, bu Kanunun 20/1-b maddesiyle fon   uygulamasına  devam edilmiştir.

03.07.2011 tarihinde ise Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 4684 Sayılı Kanun ile 4389 Sayılı Bankalar Kanunu  yürürlükten kaldırılmıştır.

Ancak 4684 Sayılı Kanunun Geçici 3/a maddesiyle; kaynak kullanımı destekleme fonu kesintilerinin bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağına ve doğrudan genel bütçeye gelir.

kaydedilmek üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceğine, kesinti oranlarını O'a kadar indirmeye veya 15 puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olduğuna, kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığı'nca vergi gelirlerine ilişkin yetkiler kapsamında takip edileceğine ve  kesintilerin tahsilince 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağına karar verilmiştir.

KKDF uygulamalarına kaynaklık eden 12.05.1988 tarih ve 88/12944 Sayılı Kararnameye ilişkin olarak 26.08.1989 tarihli 20264 Sayılı Resmi Gazete'de Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu hakkında 6 sıra no'lu  tebliğ yayınlanmıştır.

12.05.1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Fonun Kaynakları" başlıklı 3. maddesinin (d) bendine ve 6 Sıra No'lu Tebliğin "Fona Yapılacak Kesintiler" başlıklı 2. maddesinin (d) bendine göre;

Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan  ithalatta  %6 oranında fon kesintisi uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Bedelin ithalattan önce ödendiği Uluslararası ticarette kullanılan ödeme şekillerinden peşin, akreditifli ve vesaik mukabili ödeme şekillerinde ithalat işlemleri üzerinden fon kesintisi yapılmamaktadır.

4684 Sayılı Kanunun Geçici 3/a maddesi gereğince Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun takip ve tahsiline yetkili kurum  Maliye  Bakanlığı gösterilmiştir.

Burada Kanun koyucunun Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta %6 oranında fon kesintisi uygulanacağı hüküm altına alırken %6 oranında fon kesintisini ithalatın "ödeme şekline" bağladığı görülmektedir.

İthalatta "ödeme şekilleri" ise Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu'nun ithalata ilişkin hükümlerine göre Hazine Müsteşarlığı ve T.C. Merkez Bankası tarafından yapılan düzenlemeler ile belirlenmekte olup bu düzenlemeler ile belirlenen ödeme şekli "uluslararası kurallar" ile "bankacılık teamülleri"  çerçevesinde uygulanmaktadır.

Gümrük Vergileri teknik bazı özellikleri nedeniyle VUK'un kapsamı dışında bırakılmıştır.

Gümrük Vergileri 4458 Sayılı Gümrük Kanunu ve buna dayalı olarak çıkarılan Gümrük Yönetmeliği çerçevesinde tahsil edilmektedir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 9. fıkrasında "İthalat  Vergileri"  deyimi;  eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergileri ve eş etkili vergiler olarak tanımlanmış iken 07.07.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve yayımı tarihinden itibaren   3  ay  sonra  yürürlüğe   giren   5911 Sayılı

Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklikle "İthalat Vergileri" deyimi; eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükler olarak tanımlanmıştır.

Başka bir deyişle İthalat Vergileri tanımına mali yüklerde  dahil edilmiştir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nda yapılan bu tanımlama ile "Gümrük Vergileri"tanımı genişletilerek KKDF de mali yük tanımı içine sokulmuştur.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü 2013/39 sayılı 16.08.2013 tarihli Genelgesinde; Gümrük Vergilerinin bir listesinin Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği'nin 1 Numaralı ekinde yer aldığı belirtilerek, KKDF de Uzlaşmaya konu Gümrük Vergileri arasında gösterilmiştir.

11.04.2013 tarihine gelindiğinde ise aynı gün ve 28615 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair" 6455 Sayılı Kanun 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun para cezasına ilişkin 234 üncü maddesindeki "Gümrük Vergisi" ibaresini "İthalat Vergileri" şeklinde değiştirmiştir.

11.04.2013 tarihinden itibaren KKDF İthalat Vergileri kapsamında değerlendirilmiş ve 234 üncü maddede yer alan; noksanlığa isabet eden ithalat vergilerinden başka vergi farkının 3 katı para cezası müeyyidesine tabi tutulmaya başlanmıştır.

Örneğin; ödeme  şekli  vadeli  olmakla  beraber KKDF ödenmeden işelemleri tamamlanan bir Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesine ilişkin olarak hiç alınmamış  KKDF ve 3 katı para cezası alınmaktadır.

Hal böyle iken; KKDF hakkındaki 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Müeyyide Uygulanması" başlıklı 8/d maddesinde KKDF ye ilişkin cezai müeyyide zaten yer almaktadır.

Görüleceği üzere Merkez Bankası'nca ihdas edildiği zamanlardan günümüze değin temelde Kredili işlemlerden alınan bir fon olan ve  para  politikası aracı olarak kullanılmış olan KKDF; zaman içinde Kanunlarda  yapılan  değişiklik  ile,   mali  yük olarak sayılmış ve sonrasında "Gümrük Vergileri" içinde kabul edilmiş ve kendi dayanak Kararında müeyyidesi bulunmakta iken 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'ndaki ithal vergisi yanında 3 kat gibi ciddi miktarlar tutan para cezası söz konusu olmuştur.

KKDF takip ve tahsili konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı Özelge ve Özelge mahiyetinde olmayan yazıları değişik tarihlerde yayınlamıştır.

21.03.2012 tarihli 31047 sayılı  Özelge mahiyetinde      olmayan      Gümrük      ve    Ticaret

2014 yılına gelindiğinde; 16.10.2014 tarihli 29147       Bakanlığı'na muhatap yazısında;

Sayılı Resmi Gazete'de  yayınlanan  2014/6852  Sayılı

"Vadeli İthalatta Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintilerinin Takip  ve  Tahsili  Hakkında  Karar"ın 1 nci Maddesi ile vadeli ithalatda fon kesintilerinin takip ve tahsili münhasıran gümrük idarelerince yapılması ve tespit edilen fon kesintisi farklılıklarına ilişkin 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'ndaki esaslara göre para cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Kararın 3 ncü maddesi ise son derece önem arz etmektedir.

Bu maddeye göre;  Karar hükümlerini Gümrük ve

" ..KKDF kesintisi yapılmadan ithalatın gerçekleşebilmesi için mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde) ihracatçının yurtdışı hesabına transfer edildiğinin yukarıda sayılan belgelerden biri ile gümrük idaresine tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma/şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı..." görüşüne yer verilmiştir.

Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanının yürüteceği     belirtilmektedir.

müştereken  04.12.2014   tarihli   119126    sayılı    Özelge mahiyetinde olmayan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na muhatap ithalat bedeli transferinin ihracatçı dışında yurtdışında  başka  bir  firmaya  yapılması  durumunda Maliye   Bakanlığı'nın    KKDF konusunda   yapmış       KKDF  uygulaması   konusundaki   yazısında yukarıda olduğu düzenlemeler;           bulunan görüşe  tekrar yer verildiği görülmektedir.

06.04.2015      tarihli       709003105-165.01.02(20)­

E.33390 sayılı Genelge ile İran'a uygulanan uluslararası müeyyideler nedeniyle bankacılık sisteminin çalışmadığı İran'dan yapılan ithalatlar için satıcı fırmaların satış faturaları üzerinde transferin yapılacağı firmanın unvanı ve banka hesap bilgilerini ayrıntılı olarak göstermesi ve ithalat bedelini faturada yer alan ihracatçının gösterdiği yurtdışındaki hesaplara gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğini fatura ve ödemeye ilişkin belgelerin ibrazı suretiyle ilgili gümrük idaresine tevsik   edilmesi   kaydıyla   transferin   peşin ödeme

Bu yetki kapsamında 10.04.2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan KKDF Kesintileri Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca  Karar eki Listede yer alan malların kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında KKDF kesintisi oranı % O (Sıfır) olarak tesbit edilmiştir.

Söz konusu Kararname tıpkı Özel Tüketim Vergisinde olduğu gibi Türk Gümrük Tarife Cetveli esas alınarak ayrıntılı olarak hazırlandığı görülmektedir.

kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu             KKDF  kesinti  oranı  O  (Sıfır)  olarak  belirlenen hüküm altına alınmıştır.                                            ürünlerin   51  adet   Fasıl   kapsamı  ürünler olduğu

anlaşılmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 23.6.2015 tarihli ve E.59769 sayılı ithalat bedelinin transferinin ihracatçı yerine faktoring firmasına yapılması durumunda KKDF uygulaması konusundaki yazısında ise ithalat bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçı tarafından belirtilen yurtdışında yerleşik faktoring firmasına transfer edildiğinin gerekli belgeler ile gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmadığı görüşüne yer verilmiş olduğu görülmüştür.

12.08.2015 tarihli ve E.77903 sayılı KKDF'de Netting       (mahsuplaşma)  sistemi   uygulaması hakkındaki yazısında ise Türkiye'de yerleşik grup firmasının diğer ülkelerde yerleşik grup firmalarından gerçekleştireceği ithalata ilişkin ödemenin, NETTİNG sistemi üzerinden gerçekleştirilmesi durumunda, ithalat tutarının tamamının yurtdışına transfer edildiği hususu yazıda anılan gerekli belgeler ile ispat edilmiş olmayacağından gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transferi tevsik edilmeyen ithalat tutarı üzerinden KKDF kesintisi yapılmasının gerekeceği görüşüne yer verilmiştir.

Vadeli İthalatında KKDF Kesintisi Oranı O (Sıfır) Olarak  Belirlenen   Mallara   İlişkin  08.04.2015  tarihli ve  2015/7511 Sayılı Karar;

KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya  Bakanlar  Kurulu yetkilidir.

Bu Kararın 3 ncü maddesinde Karar hükümlerini Maliye  Bakanlığı'nın  yürüteceği belirtilmektedir.

16.10.2014 tarihli 29147 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2014/6852 Sayılı "Vadeli İthalatta Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintilerinin Takip ve Tahsili Hakkında Karar"ın 1 nci Maddesi ile Vadeli ithalatda fon kesintilerinin takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması hüküm altına alınmış ve Karar hükümlerini Gümrük  ve Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanının müştereken yürüteceği belirtilmekte iken, 2015/7511 Sayılı Kararda Karar hükümlerini Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.

Bu noktada vadeli ithalatta KKDF fon kesintilerinin takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması söz konusudur.

Ancak ödeme şeklinin peşin  ithalat  sayılması ya da peşin sayılmayarak vadeli ithalat sayılması gibi ödeme şekline ilişkin ve dolayısıyla KKDF fon kesintisine tabi olup olmaması yönünden nihai kararların verilmesinde yetkili merci  Maliye Bakanlığı olmaktadır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın KKDF konusunda yapmış  olduğu işlemler;

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21.03.2012 tarihli 31047 sayılı Özelge mahiyetinde olmayan Gümrük ve

Gümrükler Genel Müdürlüğü 2011/16 sayılı ve 18.03.2011 günlü Genelgesiyle KKDF kesintisi doğup doğmadığı hususunun gümrük idarelerince değerlendirilmesi için yükümlünün mal bedelini tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde bankaya yatırdığı transfer bildirim formu/banka yazısı ile gümrük idarelerine tevsik etmesinin yeterli olduğunu bildirmiştir.

Gümrükler  Genel  Müdürlüğü  2013/21  sayılı ve

Ticaret  Bakanlığı'na  muhatap  yazısındaki  " ..KKDF    28.06.2013 tarihli Genelgesiyle bankacılık sisteminin

kesintisi  yapılmadan  ithalatın  gerçekleşebilmesi  için   kullanılmadığı   veya   kullanılamadığı   durumlarla mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı sınırlı ve bu ilkelerle yapılan ticarete  mahsus  olmak tarihten önce (gümrük beyannamesinin  tescil  üzere,  ödeme  şeklinin  takas  olarak  beyan  edildiği tarihinden önce  veya  tescil  tarihinde)  ihracatçının  hallerde  Genelgede  belirtilen  şartların  yerine  getir­ yurt dışı hesabına transfer  edildiğinin  yukarıda  ilmesi durumunda  takas  işlemlerinde  KKDF kesintisi sayılan  belgelerden  biri  ile gümrük  idaresine  tevsik  yapılmayacağını bildirmiştir.

edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma ve şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı... "şeklindeki değerlendirilmesinin    göz     önünde   bulundurulması

Gümrükler Genel Müdürlüğü 2013/39 sayılı ve 16.08.2013 tarihli Genelgesiyle 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 6455 sayılı Kanunla değişik 234/1-a maddesinin değişmesi ile ilgili olarak yapılacak işlemler hakkındaki açıklamalara yer vermiştir.

hususunun   Gümrükler   Genel Müdürlüğü'nce  Bölge              Nakit Havuzu (Cash Pooling)I Genel Havuz Hesabı

Müdürlüklerine muhatap 01.10.2012 tarihli ve 20273       /   Dolaylı   Ödeme   ile   çalışan  Uluslararası  Grup sayılı yazıyla  bildirilmiş olduğu görülmektedir.         Sirketlerinin  KKDF kesintisi yönünden durumları;

Uluslararası grup şirketlerinin finansman ihtiyaçlarını öncelikle kendi kaynaklarından kullanarak karşılamaları doğal bir harekettir.

Grubun bir bölümünde ortaya çıkan nakit fazlası grubun diğer taraflarında kullanılabilmesi gerekli vergisel kurallara uyulması şartıyla mümkün bulunmaktadır.

28.02.2008 tarihinde yayınlanan 32 Sayılı Karara ilişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ ile Türkiye'de yerleşik kişilerce yurtdışında pay sahibi oldukları ortaklıklara, yurtdışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine döviz yada Türk Lirası kredi açma imkanı getirilmiştir.

Bu sağlanan imkan ile uluslararası çalışan grup şirketleri nakit havuzu (Cash Pooling)ya da başka bir değimle Genel Havuz Hesabı oluşturmuşlardır.

Ülkemizde faaliyet gösteren Uluslararası grup şirketlerinin başka ülkede bulunan finansman merkezlerince finansal işlemler ülke bazında yapılan Sözleşmeler  ile yürütülmektedir.

Bu noktada çok uluslu şirketin finans merkezince Genel Havuz Hesabı veya Dolaylı Ödeme Sistemi kullanılmaktadır.

Gruba bağlı bir şirketin başka ülkede bulunan diğer bir şirketten yaptığı ithalatın bedeli malı ihraç eden şirket yerine finans merkezine gönderilmektedir.

Finans merkezi ise ithalat beyannamesinin tescil tarihinden önce ya da aynı gün içinde ihracatçı grup şirketi hesabına alacak kaydetmektedir.

İşte bu noktada Maliye Bakanlığı'nca KKDF konusunda çıkarılan Özelge ve Özelge niteliği olmayan yazılar dahilinde uluslararası grup şirketlerinin finans merkezlerince yapılan bu uygulamada ithalat bedeli ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce yada aynı gün finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına alacak kaydedilmesine karşın transfer edilmemiş   kabul  edildiğinden   dolayı   ödeme şekli

peşin ödeme sayılmamakta, vadeli ithalat addolu­ narak % 6 KKDF fon kesintisi uygulanma durumu ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca KKDF Gümrük Vergisi kabul olunduğundan Gümrük Kanunu para cezası hükümleri devreye girmekte ve 234 ncü madde uyarınca asıl tutar yanında KKDF tutarının üç katı ceza uygulanması durumu  ortaya çıkmaktadır.

Ortaya çıkan bu tablo Genel Havuz Hesabı veya Dolaylı Ödeme sistemi kullanan uluslararası firmaların finansman işleyiş yapılarına ters düşmektedir.

Bu uygulama Ülkemizde  faaliyette bulunan dünya çapında tanınmış uluslararası firmaları finans yönetimi bakımından zora sokan  bir  uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaldı ki bu firmalar başka ülkelerde KKDF uygulaması bize has bir uygulama olduğundan bu  tür bir sıkıntı ile karşılaşmamaktadır.

Diğer taraftan; ithal aşamasında gümrük idare­ sine beyan yapılır iken giriş beyannamesinde "ticaretin yapıldığı ülke" ile "eşyanın geldiği ülke" ayırımı yapılmakta iken KKDF uygulamasında kanun koyucu bu defa ithalat bedeli tutarının beyannamenin tescilinden önce/aynı gün içinde ihracatçı firma hesaplarına çok uluslu firmanın başka ülkede bulunan ve finansı yöneten merkezce aktarılmasını ya da alacak kaydedilmesini kabul etmemekte ve bu nedenle genel havuz hesabını kullanan uluslararası firmalar ağır para cezaları ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

SONUÇ;

Aslolan Hazine Müsteşarlığı'nca mevzuatın çıkarılması iken uygulamada Hazine Müsteşarlığı devreden çıkmış, Maliye Bakanlığı GİB KKDF ye ilişkin bağlayıcı karar ve görüş verirken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'da bu  karar ve  görüşler dahilinde  hareket ederek olmuştur.

KKDF Kanunlarda yapılan değişikler ile önce mali yük olarak sayılmış ve sonrasında Gümrük Vergileri içinde kabul edilerek kendi dayanak Kararında müeyyidesi bulunmakta iken 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun para cezası ile ilgili 234 ncü maddesindeki asıl vergi yanında 3 misli cezası söz konusu olmuştur. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ınca KKDF takip ve tahsili konusunda 2012 yılı başından itibaren          konuya  ilişkin     Özelge   ve           Özelge

mahiyetinde olmayan yazılar yayınlanmıştır.

Gelir     İdaresi   Başkanlığı'nın".. KKDF  kesintisi yapılmadan ithalatın gerçekleşebilmesi için mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde) ihracatçının yurtdışı hesabına transfer edildiğinin yukarıda sayılan belgelerden biri ile gümrük idaresine tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma/şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı..." şeklindeki değerlendirilmesi KKDF uygulamasına yön vermiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ise yukarıdaki görüş/görüşler dahilinde hareket edilmesi hususunda

Gümrük idarelerini bilgilendirmiştir.

2014 yılında yayınlanan 6852 Sayılı Karar ile vadeli ithalatta fon kesintisi takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması kararlaştırılmış ve Kararın Maliye Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca yürütüleceği kararlaştırıimıştır.

Bu arada 2015 yılında İranla yapılan işlemlerde ve takas yolu ile yapılan işlemlerde KKDF uygulaması konusunda istisnai düzenlemeler yapma gereği ortaya çıkmıştır.

Ayrıca ithalat bedelinin gümrük yükümlüğünün başladığı tarihten önce  ihracatçı  tarafından belirlenen yurtdışındaki faktoring firmasına yapılan transferin gerekli belgeler ile  gümrük  idaresine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmasına gerek  bulunmadığı kararlaştırılmıştır

Ve en son 2015 yılınnın ortalarına doğru KKDF uygulamasında Bakanlar Kurulu'na tanınan yetki çercevesinde Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki 51 fasılda yer alan liste kapsamı malların KKDF kesinti oranı O (Sıfır) olarak belirlenmiş ve Karar hükümlerinin yürütülme  yetkisi   Maliye  Bakanlığı'na  verilmiştir.

Ülkemizde faaliyette bulunan dünya çapında tanınmış uluslararası firmaların finans merkezince Cash Pooling / Genel Havuz Hesabı / Dolaylı Ödeme Sistemi kullanılmaktadır.

Gruba bağlı bir şirketin başka ülkede bulunan diğer bir şirketten yaptığı ithalatın bedeli malı ihraç eden şirket yerine finans merkezine gönderilmektedir.

Maliye Bakanlığı'nca KKDF konusunda çıkarılan Özelge ve Özelge niteliği olmayan yazılar dahilinde uluslararası grup şirketlerinin finans merkezlerince yapılan bu uygulamada ithalat bedeli ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce yada aynı gün finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına alacak kaydedilmesine karşın transfer edilmemiş kabul edildiğinden dolayı ödeme şekli peşin ödeme sayılmamakta, vadeli ithalat addolunarak % 6 KKDF fon kesintisi uygulanma durumu  ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde       faaliyette        bulunan       uluslararası firmaların Cash Pooling/Genel Havuz Hesabı/Dolaylı Ödeme Sistemi kullanarak yapmakta olduğu KKDF uygulamasında; gruba dahil bir firmaca başka diğer bir grup firmasından yapılan ithalat bedeli tutarının ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce başka ülkede bulunan finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına aynı gün içinde alacak kaydedilmesi ya da transferinin yapılması ve bu durumun gümrük idaresine tevsik edici belgeler ile tevsik edilmesi halinde ithalatın peşin ödeme olarak kabul edilmesinin ve bu yönde KKDF'da gerekli mevzuat düzenlemesi yapılmasının ithalat bedelinden Fon tahsilatı yapma amacına ters düşmeyeceği         ve   böylece günümüz çağdaş uluslararası finans yöntemlerinin iç mevzuatımız ile uyumlu hale getirilmesini sağlayacağı düşünülmektedir.

Öte yandan; bütün bu anlatılanlardan görüleceği üzere halen ismi "Fon" olarak çağrılan ancak Gümrük    Vergisi    statüsü   verilen       KKDF  ve

Netting           (mahsuplaşma)           sistemi uygulamasında kabul görmemiştir.

KKDF uygulamaları      karmaşık  mevzuatı yanında giderek önemini daha da artıracaktır.

İhracat Beyannamelerinde Düzeltme ve İptallerle İlgili Bilinmesi Gerekenler

Düzeltilecek ihracat beyannameleri için Gümrük İdarelerinde yapılan uygulamalar çok uzun ve masraflı olduğundan ötürü açılan beyannamenin iptal edilmesi ve yerine yeni beyanname açılması yoluna gidilmektedir. Konuyu bir örnek ile açıklayacak olursak Halkalı Gümrük idaresinden açılan ve işlemleri tamamlanan bir karayolu ihracat beyannamesinin kap adedi ve/veya brüt kilogramında bir değişiklik ya da hata olması durumunda yapılacak düzeltme için gümrük idaresine bir dilekçe ile başvuru yapılmasına müteakiben ilgili gümrük idaresi düzeltmenin yapılması için bir muayene memuru belirlemektedir. Akabinde düzeltmenin yapılabilmesi için muayene memuru malların doğru kap veya brüt kilosunun tespiti için muhtelif eşyaların gümrüklü sahada bulunan bir antrepoya alınmasını ve ürünlerin tartılmasını ve/veya sayılabilecek duruma getirilebilmesini istemektedir. Bu durum ihracata konu eşyalar için hem indirme, bindirme (forktif ve/veya hammaliye) hemde işgaliye oluşmasından ötürü ardiye v.b. masrafların oluşmasına sebebiyet vermektedir. İlgili durumun denizyolu işlemlerinde oluşması durumunda mükelleflerin mağduriyetleri daha da artmaktadır. Oluşan bu ve benzeri durumlar ihracatçı firmalar için maddi kayıplarla birlikte (ardiye, araç bekleme bedeli, v.b.) alıcı firmalara verilen zaman taahhütlerinin de yerine getirilememesinden ötürü müşteri kayıplarına da sebebiyet vermektedir.

Yukarıdaki nedenlerden ötürü  ihracatçı  firmalar ve gümrük müşavirleri düzeltilecek beyanameyi iptal ederek yerine yeni beyanname açılması  yolunu tercih  etmektedirler.

 

İptal edilecek beyanamelerin yerine yeni beyanname açılması durumunda Gümrük Beyannamesinin iptali konulu 2013/8 sayılı genelge kapsamında işlem yapılması gerekmektedir. İlgili genelgenin 6. maddesinde iptal edilecek beyanamenin yerine açılacak beyannamenin 44. hanesine iptal edilen beyananmenin sayı ve tarihinin belirtilmesi hükmü bulunmaktadır. Ancak uygulamada bu işlemde çok zaman aldığından  ilgili  genelgeye uygun işlem de yapılmamaktadır.

 

Yukarıdaki durumlar bazı gümrük idareleri tarafından tespit edilmiş ve yeni bir uygulama başlatılarak durum Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerine aktarılmıştır. Gümrük  ve  Ticaret Bölge Müdürlükleri Gümrük Müşavirlerine yapılan iptal işlemleri için cezai uygulamalar uygulanması ve savunmalarının alınması işlemlerini uygulamaya koymuştur. Savunmaları istenen Gümrük Müşavirlerine gelen savunmalarının istenmesi ile ilgili dilekçelerde gümrük idarelerine fazladan işlem yaptırılması ve yoğunluklarının gereksiz yere çoğaltılması durumlarının oluştuğu bildirilmiştir. Halbuki uygulamada gümrük idareleri için ilgili düzeltme işlemi, iptal işleminde oluşacak yoğunluğun çok  daha üzerinde bir  yoğunluk oluşturmaktadır.

 

İptal işlemlerinde usulsüzlük cezasının yanında ihracatın gerçekleşmemesinden ötürü damga vergisi de oluşmaktadır. Bu durumda iptal edilen tüm beyannameler ıçın damga vergilerinin  de yatırılmasını  gerektirmektedir.

Ancak bazı gümrük idareleri iptal ettikleri beyannameler için gümrük siteminde damga vergisi oluşmadığından ötürü ilgili verginin tahsilini yapmak istememektedirler. Damga vergisinin vergi dairelerine yatırılmasını belirtmektedirler.

 

Böyle durumlarla karşılaşıldığında ilgili idareye konuyu belirtir bir dilekçe ile başvurulduğunda güm­ rük saymanlığına damga vergileri yatırılabilmekte­ dir. Aksi halde vergi daireleri damga vergisi tahsi­ latını cezalı olarak tahsil etmekte bu durumda mükellefler  için ek  bir  mali yük oluşturmaktadır.

 

Yatırılan damga vergilerinin makbuzlarının sağlıklı bir şekilde korunması gerekmektedir. Bu konuda sıklıkla, yatırılmasına rağmen damga vergilerinin yatırılmadığı ile ilgili vergi dairelerinden cezalı damga vergisi dekontları mükelleflere gönderilmektedir.

Yukarıda belirttiğim konulara  özen gösterilmesinin mükellefler ve gümrük müşavirleri açısından önemli bir katkı sağlayacağı görüşündeyim

 

 

YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ SERTİFİKASI NEDİR?

Yetkilendirilmiş Yükümlü SERTİFİKASI, dış ticaret işlemlerinde güvenilebilir kişileri belirleyerek,  bu kişiler üzerindeki kontrolün azaltılması ve kontrol gerektiren diğer işlemlere gümrük idaresinin yoğunlaşmasını sağlamak üzere ortaya çıkmıştır.

Bu çerçevede Yetkilendirilmiş Yükümlü; gümrük yükümlülüklerini yerine getiren, kayıt sistemi düzenli ve izlenebilir olan, mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunan, kendi oto kontrolünü yapabilen  güvenilir  firmalara  gümrük  işlemlerinde bir takım kolaylık ve imtiyazlar tanıyan bir statüdür.

Önemli bir ayrıntıda Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü başvurusu ıçın olmazsa olmaz Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilmiş uygunluk değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenmiş olan 150 9001 ve 150 27001 sertifikalarına sahip olmaktır.

 Bilinmelidir ki;

Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü; ABD, AB, Arjantin, Çin, Japonya, Hong Kong, İsrail, Kanada, İsviçre, Meksika, Norveç vs. 64 ülkede uygulanmaktadır.

108  SORU / FORMU;

Soru formu hazırlanırken firmanın ilgili tüm birimlerinden personelinin katılımı ile, proje Mantığı çerçevesinde form hazırlanmalıdır.

Firmanın tüm birimleri/tesisleri yükümlü statüsü koşullarına uygun olması gerekmektedir.

Sorular yanıtlanırken konu ile ilgili fiili uygulama özet olarak anlatılmalı, anlatımda uygulamanın tali­ mata bağlandığı yazılı usule ilişkin belgelerden söz edilmeli, bu belgelere ekte yer verilmelidir. Sorunun yanıtında, ekli belgenin hangi sayfasının hangi bölümüne atıf yapıldığı açıkça belirtilmelidir. Sorunun "Uygulanamaz" olarak cevaplandırılabilmesi için firmanın kendi durumundan ötürü soruyu karşılayacak usul ve uygulamalara sahip olmasının imkansız olması gerekir. Örneğin, üretim sürecine ilişkin sorular taşımacılar için, eşyaya ilişkin hizmet veriyorsanız şeklindeki sorular ithalatçılar için uygulanamaz niteliktedir. Ayrıca sorular eşya ve kayıt güvenliğine ilişkin olduğundan, soru formunda insan güvenliğini tehlikeye sokacak acil durumlara ilişkin güvenlik kuralları anlatılmamalı,

iş kazalarına ve iş güvenliğine ilişkin hususlara yer verilmemelidir.

Diğer taraftan Tesis güvenliğine ilişkin sorularda firma tesislerinin kendine özgü durumlarına ilişkin bilgi verilerek bu doğrultuda yapılan risk analizi sonucunda ne tür güvenlik tedbirlerinin alındığının anlatılması beklenilmektedir. Firma tesislerinin dış sınırlarının nasıl korunacağına ilişkin kamera sayısı, çit uzunluğu, duvar kalınlığı vb. ile ilgili standart rakamlar yoktur. Firmanın ölçeğine ve risk durumuna göre güvenliğini nasıl sağlayabildiğini, tüm unsurları ile anlatması beklenilmektedir.

Soru Formunda yer alan soruların değerlendirilmesi ise "O", "1" veya "3"  puan üzerinden yapılmaktadır.

Herhangi bir sorudan "O" puan alınması durumunda , firmanın başvurusu RED edilecektir.

1 ila 13'üncü sorular da ise, firmanın  genel tanıtımı ile ilgili bilgiler talep edilmektedir. Firma Sektörü, İşlem Hacmi, İş Yaptığı kuruluşlar gibi. Bu sebepten 1 ila 13'üncü sorular puanlamaya tabi değildir.

YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ SERTİFİKASI AVANTAJ!;

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahipleri, OKSB sahibi firmalara göre, tesislerinde güvenli alan oluşturmaları halinde yüklemiş oldukları araçları Gümrük İdaresine sunmadan direk varış Gümrük İdaresine gönderebilirler. Ayrıca diğer yükümlülere nazaran daha az muayene ve belge kontrolüne tabidirler. Bu da daha hızlı gümrük işlemi yapılacak demektir.

YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ SERTİFİKASI

sahip firmalarda  gümrük kontrolü;

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahip firmalar zannediyorlar ki; artık gümrük kontrolleri ortadan kalkacak. Fakat bu Yönetmelik uygulaması halbuki firmalara daha büyük yükümlülük ve sorumluluklar getirmektedir. Gümrük fiziki olarak ortada görünmüyor olsa da süreçler kayıt altında olduğu için gümrük denetimleri daha etkin bir şekilde sondaj usulü ve sonradan kontrol şeklinde sıklıkla yapılacaktır.

2017 yılı itibariyle Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahibi 46 firma mevcuttur.