Syk Gümrük Müşavirliği


Syk Gümrük Müşavirliği

Arayıp bulamadığınız soruların cevapları

Gümrük İdarelerinde Beyan Edilen İskontoların Dikkate Alınmayarak Ceza Uygulanması

Özet

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler bulunmaktadır.

Gümrük İdaresi ile yükümlüler arasında bu konuda açılmış çok sayıda dava vardır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesi çerçevesinde Katma Değer Vergisi matrahı kapsamında iskontolar girmemektedir.

Ticaret Bakanlığına bağlı Gümrükler Genel Müdürlüğünce 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı İskontolar konulu Genelge’nin günümüz şartlarına uyum sağlayıp sağlamadığı ile yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda süphe hasıl olduğunda uygunluk araştırmasının nasıl yapılmakta olduğu bu Makalemizin konusunu teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler

Eşyanın kıymeti, matrah, peşin ödeme, miktar iskontosu, risk analizi, peşin ödeme iskontosu, özel iskonto, mutat olmayan iskonto

 

  1. Giriş

Dış ticaret işlemlerinde, dış ticarete konu eşyanın kıymeti önemli bir unsurdur. Bu önem, eşyanın kıymetinin gümrük vergilerinin(KDV dahil) hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisindeki payından kaynaklanmaktadır.

Eşyanın kıymeti bu kadar önemli olduğunda da kıymete etki eden unsurlar kendiliğinden ön plana çıkmaktadır. Bu konuda üzerinde özelikle durulması gereken unsurlardan en önemlileri ticari iskontolardır.

İskontolar, dış ticarete konu eşyanın satışına ilişkin olarak alıcı ve satıcı arasındaki nihai anlaşmada hassas ve önemli bir etkendir. Bunun nedeni, satıcının, belirli bazı koşulların gerçekleşmiş olması halinde, anılan eşyanın satış fiyatından alıcı lehine yaptığı bir indirimin söz konusu olmasıdır.

İskonto’nun, dış ticarete konu eşyanın satış fiyatı üzerinden alıcı lehine yapılan bir indirim olması ve ithal eşyasının gümrük kıymetinin de, ilgili gümrük vergilerinin hesaplanmasında esas unsur olması hususları dikkate alındığında konunun gümrük işlemleri açısından önemi de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

  1. 2001/38 Sayılı ve 14.11.2001 Tarihli Genelge

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler ile idare ve yükümlüler arasında davalar var iken Gümrükler Genel Müdürlüğü 2001 yılında sadece İskonto konulu özel bir genelge çıkarmıştır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede peşin ödeme ve miktar iskontolarına yer verilmiştir.

Genelgede;

“1-. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta, Gümrük Kanunu’nun 27 ve 28 inci maddelerine göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır. Bu kapsamda, gerekli koşullara uygunluk sağlayan iskontoların satış bedeli yöntemine göre gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Satış bedeli yöntemine göre ithal eşyasının gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınacak iskontolar "peşin ödeme iskontosu" ve "miktar iskontosu"dur.

Bu konuda, öncelikle yapılan iskontonun peşin ödeme veya miktar iskontosu tanımına girip girmediği, bu çerçevede gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında iskonto oranları da gözönünde bulundurulmalıdır.

  1. a) Satışa konu eşyanın sevk edilmesinden önce alıcı tarafından eşya bedelinin ödenmesi uluslararası ticarette "peşin ödeme" olarak tanımlanmaktadır.

"Peşin ödeme iskontosu" ise mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya tanınan bir fiyat indirimidir.

Dolayısıyla, peşin ödeme iskontosu yapıldığı belirtilen işlemlerde, öncelikle ödeme şeklinin ne olduğu araştırılmalı, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce peşin ödeme iskontosunun yapıldığı ve buna göre mal bedeline ilişkin ödemenin de gerçekleştirilmiş bulunduğu tespit edilmelidir.

Ayrıca peşin ödeme iskontosunun ticarette "mutat iskonto" olarak kabul edilen oranlarda ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari muamelelerde uygulanan oranlara yakın olması gerekmektedir.

  1. b) "Miktar iskontosu," satıcının alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre fiyattan yaptığı indirimdir. Miktar iskontosu yalnızca satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak önceden belirlenen bir ödeme planına göre fiyat uygulandığı durumlarda söz konusudur.

Bu iskontonun da ticarette mutat olarak kabul edilen oranlarda bulunması ve aynı miktarda mal alan tüm alıcılara uygulanması gerekmektedir.

  1. 1 ve 2 nci maddelerde belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar eşyanın gümrük kıymetini azaltıcı bir unsur olarak kabul edilmez...”

hususlarına yer verilmiştir.

  1. Eşyanın Gümrük Kıymeti

4458 sayılı Kanunu’nun 24. maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti, eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının, satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır. Bu fiyat, ithal eşyasının satış koşulu olarak, alıcının satıcıya veya satıcının bir yükümlülüğünü karşılamak üzere üçüncü bir kişiye yaptığı veya yapacağı tüm ödemeleri kapsar. 24. madde hükümlerine göre gümrük kıymeti belirlenirken, ithal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatına 27. maddede belirtilen ilaveler yapılır.

Gümrük Kanunu’nun 24. maddesi hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, Kanun’un 25. maddesinde belirtilen diğer yöntemlerin sırasıyla uygulanması suretiyle belirlenir. 25.madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, Kanun’un 26. maddesinde belirtilen hükümlere göre belirlenir. 24, 25 ve 26. madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymeti ise, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)’ın VII’ncı Maddesi, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygu-

lanmasına İlişkin Anlaşma, Bu Anlaşmaya göre oluşturulan Gümrük Kıymeti Teknik Komitesi’nin Kararları, Gümrük Kıymeti Yorum Notları, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği’nin eşyanın gümrük kıymetine ilişkin diğer hükümleri ile bu hükümlere uygun prensip ve yöntemlerle ve Türkiye’de mevcut veriler esas alınarak belirlenir.

  1. Peşin Ödeme İskontosu

Dış ticarete konu eşya bedelinin, eşyanın sevkinden önce alıcı tarafından ödenmiş olmasını “Peşin Ödeme” olarak tanımlayabiliriz. Nitekim, peşin ödeme iskontosu da, mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya uygulanan bir indirimdir.

Peşin ödeme iskontosunun, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı şart ve gereklidir.

  • Peşin ödeme iskontosu, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce yapılmış olmalıdır.
  • -İskonto faturada yer almalıdır.
  • Mal bedeli, eşyanın sevkinden önce ödenmiş olmalıdır.
  • Peşin ödeme iskontosu, mutat ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari işlemlerde uygulanan oranlarda olmalıdır.
  • İskonto, alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmış olmamalıdır.
  1. Miktar İskontosu

Satıcının, alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre eşya fiyatından yaptığı indirim olarak tanımlayabileceğimiz “Miktar İskontosu”, gümrük işlemleri çerçevesinde, satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak, basamaklı bir şekilde belirlediği satış planına uygun olarak alıcıya uyguladığı bir indirim olmalıdır.

  • Miktar iskontosunun eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi diğer bir ifade ile gümrük kıymetine dahil edilmemesi için aşağıda yazılı koşulların varlığı gerekmektedir.
  • -İskonto faturada yer almalıdır.
  • İskonto ticarette mutat kabul edilen oranlar içinde olmalıdır.
  • Miktar iskontosu aynı miktarda mal alan bütün alıcılara uygulanabilir olmalıdır.
  • İskonto alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmamış olmalıdır.
  • -Satıcı satılan eşya miktarına bağlı olarak belli bir şemaya göre fiyat uygulamalıdır.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, söz konusu iskontonun ithalattan önce yapılmış olması gereğidir.

  1. İskontoların Katma Değer Vergisi Yönünden Durumu

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre; aşağıda belirtilen unsurlar KDV’nin matrahına dâhil değildir. 3065 sayılı Kanun’un 25/a.maddesi ile teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların, KDV matrahına dâhil olmadığı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, faturanın düzenlenmesini gerekli kılan mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak yapılan iskonto, aynı faturada yer alması ve ticari teamüllere uygun miktarda olması şartlarına bağlı olarak KDV matrahına dahil edilmez.

İskontoların KDV matrahına dâhil edilmemesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekmektedir:

1) Söz konusu iskontolar mal teslimi veya hizmet ifasının gerçekleştirildiği tarihte yapılmış ve fatura veya benzeri vesikalarda gösterilmiş olmalıdır.

2) İskontolar ticari teamüllere uygun miktarda olmalıdır.

Bu iki şartın bir arada bulunmaması halinde iskontoların matrahtan indirilmesine imkân bulunmamakta, yani KDV tahsili gerekmektedir. İskontoların KDV matrahına dahil edilmemesi için mutlak

suretle, mal teslimi ve hizmet ifasına ilişkin olarak düzenlenen fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmesi gerekir. Vergiyi doğuran işleme (mal teslimi ve hizmet ifası) ilişkin olarak düzenlenen fatura veya benzeri belgelerde gösterilmeyip, sonradan ya da yılsonlarında bazı şartların gerçekleşmesine bağlı olarak (örneğin belli bir cironun aşılması, bedelin vadeden önce ödenmesi vb.) yapılan veyahut ticari teamülleri aşan bir miktarda iskonto yapılması hallerinde, bu iskontoların KDV matrahından indirilmesi mümkün değildir.

6.1. Ayni İskontolar

Uygulamada ayni iskontolar; bedelsiz mal/eşya verilmesi ve bedelden indirim olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilmektedir.

6.1.1. Bedelsiz Mal/Eşya Verilmesi Şeklinde Gerçekleştirilen Ayni İskontolar

Doğrudan bedelsiz mal/eşya verilmesi suretiyle yapılan ayni iskontolar KDV’ye tabi bulunmaktadır. Bedelsiz mal verilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilse dahi, KDV Kanunu’nun 3/a maddesine göre vergiye tabidir. Bu şekilde gerçekleştirilen ayni iskontolarda verginin, bedelsiz verilen mal da dahil toplam/kümülatif bedel üzerinden hesaplanması gerekir.

6.1.2. Bedelden İndirim Şeklinde Gerçekleştirilen Ayni İskontolar

Doğrudan bedelsiz mal verilmesi şeklinde değil, bedelsiz verilecek malın be­delinin satış bedelinden indirilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, faturada ayrıca gösterilmeleri ve ticari teamüllere uygun miktarda olmaları şartıyla KDV matrahına dahil olmayacaktır.

6.2. Bedeli Bir Tarifeye Göre veya Serbest Meslek Faaliyetleri İçin İlgili Meslek Teşekküllerince Tespit Edilmiş Bir Tarifeye Göre Belirlenen Hizmet Bedellerine Uygulanan İskontolar

Bedeli bir tarifeye göre tespit edilen veya serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz. Yani tespit edilen tarife ücreti üzerinden iskonto düşülemez (KDV matrahı, tespit edilen tarife ücretinden az olamaz).

6.3. Küsurat Giderme Amacıyla Yapılan İskontolar

Taraflar (mükellefler), fatura bedeli ve KDV’nin küsüratsız olmasını sağlayabilmek için, küsüratı giderecek miktarda indirimde bulunabilirler. Bu şekilde yapılacak bir iskontonun KDV matrahından düşülebilmesi için iskontonun faturada ayrıca gösterilmesi ve ticari teamüllere uygun olması gerekmektedir. Küsüratı giderici iskontonun, KDV hesaplandıktan sonra, vergi dahil toplam bedelden indirim suretiyle gerçekleştirilmesi KDV Kanunu’nun 25. maddesine uygun değildir. Bu nedenle, iskonto tutarının, küsüratı önleyecek şekilde belirlenerek KDV hariç satış bedelinden indirilmesi ve KDV’nin bu şekilde tespit edilecek bedel üzerinden hesaplanması gerekir.

6.4. Belli Bir Dönem Sonunda veya Ciro Aşıldığında Yapılan İskontolar

Hazine ve Maliye Bakanlığı, mal ve hizmet ithalatları nedeniyle yurt dışında yerleşik satıcı firmalar tarafından Türkiye’deki alıcı firmalara ciro primi (iskontosu) adı altında yapılan ödemeleri -(ki bu ödemeler genellikle fiyat indirimi şeklinde gerçekleşmekte)- Katma Değer Vergisi’ne tabi tutmaktadır.

Bu tür iskontolar doğrudan satılan malla ilgili değildir. Burada söz konusu olan iskonto, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın ya da çabanın sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş, satıcı firmaya verilen bir hizmettir. Satıcı firma ile alıcı firma arasında düzenlenen yazılı veya sözlü bir sözleşmeye göre, alıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir çabayı göstermiştir ki, (belli bir hizmeti vermiştir ki) ek ödemeye yani iskontoya hak kazanmıştır.

Danıştay 11.Dairesi’nin 15.05.1996 tarihli Kararında özetle: “Yıl sonunda yapılan iskontolar, mal ve hizmet satışı ile ilgili olmayıp, teşvik amacıyla yapıldığından, KDV’ye tabi olmayacaktır” denilmektedir.

  1. İskontolarda Şüphe Hasıl Olduğunda Uygunluk Araştırması Yapılması

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede ayrıca;

Yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda 2000/13 sayılı 8.2.2000 tarihli Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlüden ek bilgi ve belge istenilerek, uygunluk araştırması yapılacaktır denilmektedir.

Yapılan incelememizde 2000/13 sayılı Genelge’nin 2006 yılında 6 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, 2006/6 sayılı genelgenin ise 2012 yılında 1 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve en nihayet 2012/1 sayılı genelgenin 1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 ün yürürlükten 2012/29 sayılı genelgesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.

  1. 2012/1 Sayılı ve 16.02.2012 Tarihli Genelge

AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2012/1 sayılı ve 16.02.2012 tarihli genelgesi yurt dışı taleplerin nasıl yapılacağına ilişkindir.

Halen iskonto ile ilgili olarak 16.02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge (1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 yürürlükten kalkmış) yürürlükte görülmektedir.

Yurt dışı bilgi talebi konulu bu genelge incelendiğinde artık iskonto ile ilgili özel bir genelge olmaktan çok kıymet tereddütlerinde yurt dışı sorgularının yapılma şekil ve şartlarının yer aldığı görülecektir.

 

  1. 2012/29 Sayılı Kıymet Genelgesi

Bu Genelge Kıymet araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağını açıklayan önemli bir Genelgedir.

Genelge’deki konular şu şekilde sıralanabilir.

9.1. Gümrük Kıymetinin Araştırılması

Gümrük Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, beyan edilen gümrük kıymetinin gerçekliği veya doğruluğu konusunda şüpheye düşülmesi halinde, gümrük idarelerince yükümlülerden ilave bilgi ve belge talep edilmesi de dahil olmak üzere, konunun incelenmesi ve araştırılması neticesinde şüpheye sebebiyet veren hususlar giderilmediği takdirde eşyanın gümrük kıymeti satış bedeli yöntemine göre tespit edilemeyecektir. Bu durumda, ithal eşyasının beyan edilen kıymetinin gerçeklik ve doğruluğunun tespit edilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların karşılanması durumunda yurt dışı kıymet araştırmasına gidilebilecektir.

9.2. Kıymet Araştırmasına Yönelik Ön İnceleme Yapılması

Bu kapsamda ilk olarak, gümrük kıymeti araştırılacak eşya ile ilgili aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymeti tespit edilecektir. Aynı veya benzer eşya kıymetlerine ilişkin araştırmalarda öncelikle Gümrük Veri Ambarı Sistemi (GÜVAS)’nde yer alan Kıymet Veri Tabanı kullanılacaktır. Araştırmada tespit edilen beyannameler içerisinde gerekli görülenlere ilişkin fatura bilgileri ve örneklerinin Bölge Müdürlükleri kanalıyla ilgili idareden talep edilmesi ve konunun elde edilen bilgiler çerçevesinde ilgili İdarece değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, inceleme sırasında veri tabanında sorgulamanın GTİP bazında yapılabildiği durumlarda, bir GTİP’in birden fazla eşyayı içermesi durumunda, eşyaların kalite, marka ve sair farklılıklarının da eşyanın kıymetini değiştirmesi söz konusu olduğundan, aynı GTİP için farklı kıymetler elde edilmesi mümkündür. Bu nedenle, ilgili beyanname ve faturalar temin edilerek bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. İkinci olarak, ithal edilen eşyaya ilişkin banka transferlerinin ilgili bankadan sorularak teyit edilmesi gerekmektedir.

9.3. Risk Analizlerinin Yapılması

Kıymet araştırmasına yönelik yapılan ön incelemenin tamamlanmasından sonra kıymet araştırmasına gidilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların, kıymeti araştırılacak eşya için geçerli olması gereklidir.

9.3.1. Kıymet araştırmasına gidilecek eşyanın kıymetinin düşük olmasına yönelik ekonomik gerekçeler bulunmalı (eşyanın yüksek gümrük vergisine veya özel tüketim vergisine tabi olması gibi) ve aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymetinin beyan edilen eşyanın gümrük kıymetinden en az %10 oranında yüksek olmalıdır. Vergilerin tecil ve terkine tabi tutulması veya vergiyi doğuran olayın eşyanın ilk iktisabında gerçekleşmesi (otomobil ithalatlarında olduğu üzere) durumunda da ekonomik gerekçenin gerçekleştiği varsayılacaktır.

9.3.2. Beyan edilen eşyanın katma değer vergisi dışında diğer ithalat vergilerine tabi olması gerekir. Kıymet araştırmasına gidilmesi için KDV tek başına yeterli sebep değildir. Bununla birlikte, sadece KDV yönünden kıymet araştırmasına gidilebilmesi için, beyan edilen eşya kıymetinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin ciddi şüphe veya emarelerin bulunması gerekir.

9.3.3. Beyan edilen eşyanın ithalatta gözetim uygulanmasına ilişkin tebliğler uyarınca gözetim belgesine tabi olması veya beyan edilen kıymetin gözetime ilişkin tebliğlerde belirtilen kıymetlerden yüksek olması durumunda kıymet araştırmasına gidilmemesi esastır. Ancak, ciddi şüphe ve emarelerin bulunması ve bu durumun araştırma talebinde açıkça belirtilmesi durumunda kıymet araştırmasına gidilebilecektir. Gözetim belgesine tabi eşya için beyan edilen kıymet ile ilgili olarak gümrük idarelerine itirazda bulunulması ve eşyanın fatura da kayıtlı tutarın (yurtdışı diğer giderler adı altında beyan edilen tutar dahil) gözetim için belirlenen fiyattan düşük olması halinde de kıymet araştırmasına gidilebilir.

9.4. Yurt Dışı Kıymet Araştırmasına Yönelik Yapılacak İşlemler

Yukarıda belirtilen şartlardan birinin varlığının tespiti durumunda, kıymet araştırmasına gidilebilmesi için aşağıdaki işlemler yapılacaktır.

9.4.1. Yükümlüden ilave bilgi ve belge istenilmesi: Gümrük İdaresince, Ek-1’de örneği yer alan ve asgari hangi bilgileri içereceği belirtilen yazı, beyan sahibine tebliğ edilir. Bu talep yazısında, istenilen ilave ispatlayıcı belgeler ve/veya kıymet konusunda açıklanması istenilen hususlar açıkça belirtilir.

9.4.2. Yükümlüye verilecek süre: Yapılacak tebligatta 45 gün cevap süresi verilir. Sürenin bitiminden önce beyan sahibince yazılı ve gerekçeli talepte bulunulması durumunda 45 günü aşmamak kaydıyla ek süre verilir.

9.4.3. Kıymet incelenmesi sonuçlanmadan eşyanın çekilmek istenmesi: Eşya gümrüğün gözetimi altındayken yükümlü taraf��ndan çekilmek isteniyorsa, Gümrük Yönetmeliği’nin 587 nci maddesinde belirtilen koşullarla talep kabul edilir.

9.4.4. İlave bilgi-belge talebinin karşılanması ve ibraz edilen bilgi-belgelerin uygun bulunması: İbraz edilen bilgi ve belgeler, kabul edilebilir nitelikte ve beyan edilen kıymetin fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğunu kesin olarak ortaya koyuyorsa, gümrük kıymeti satış bedeli yöntemine göre tespit edilir.

9.4.5. İlave bilgi-belge talebinin karşılanmaması: Süresi içinde ilave bilgi-belge talebinin karşılanmaması durumunda, beyan edilen gümrük kıymetinin gerçeklik ve doğruluğunun ispatlanamaması, Gümrük Kanunu’nun 65 inci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde talep edilen bilgilerin sunulmaması ve Kıymet Bildirim Formunun “Taahhütname” bölümünde belirtilen taahhüde uyulmadığı gerekçeleriyle beyan reddedilerek kıymet araştırmasına gidilir. Ancak, İdarece bu çerçevede kıymet araştırmasına gidilmeden önce söz konusu belgelerin sunulması halinde, bu belgeler süresi içinde sunulan bilgi-belgeler gibi değerlendirmeye alınacaktır.

9.4.6. İbraz edilen bilgi ve belgeler uygun ve yeterli bulunmaması: Verilen bilgi ve belgeler kabul edilebilir nitelikte değil ve/veya fiilen ödenen veya ödenecek fiyatın belirlenmesine imkan sağlamıyor ya da beyan edilen kıymetin doğruluğunu ispat için yeterli değil ise; kabul edilmeme veya yeterli bulunmama gerekçeleri açıkça ifade edilerek beyan reddedilir ve bu genelgedeki esaslar çerçevesinde kıymet araştırmasına gidilir.

9.4.7. Yurt dışı kıymet araştırması ve Bölge Müdürlüğünce Yapılacak İnceleme Yurt dışı kıymet araştırmasına gidilmesi durumunda, idarece “Yurt Dışına Gönderilecek Bilgi Talep Formu” düzenlenerek Bölge Müdürlüğüne gönderilir. Mezkur formun “II-Bilgi talebenin nedeni” bölümünde, kıymet araştırmasına gidilmesine ilişkin ekonomik gerekçeler, aynı veya benzer eşyaya ilişkin beyannamenin sayı ve tarihleri, aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymeti, aynı veya benzer eşyanın hangi oranda beyan edilen kıymetten yüksek olduğu, bankalar nezdinde yapılan araştırma sonucu ve varsa ciddi şüphe ve emareler açıkça belirtilir. Söz konusu hususların açıkça belirtilmediği durumlarda Bölge Müdürlüğü’nce araştırma talebi resen reddedilir. Bölge Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda, araştırma yapılmasına gerek bulunur ise mütalaasıyla birlikte Bakanlığa (AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) gönderilir. Aksi halde, yapılacak işlem gümrük idaresine bildirilir. Beyana göre hesaplanan vergiler toplamı 5.000 TL’yi aşmayan eşya için yurt dışından bilgi talebinde bulunulmaz. Ancak, araştırma konusu eşyanın birden fazla beyanname ile ithal edildiği durumlarda, hesaplamada bunlar toplu olarak dikkate alınır.

9.4.8. Yurt dışı araştırması sonucuna göre yapılacak işlem: Yurt dışı Araştırması sonucunda;

  1. a) Yükümlü tarafından beyan edilen kıymetin gerçek ve doğru olduğu tespit edilirse, bu çerçevede gerekli işlemler yapılır.
  2. b) Alınan yanıtta ilgili ülke tarafından talebin karşılanamayacağı ya da bilgi bulunamadığı bildirilmiş ise, gümrük idaresince mevcut verilere göre değerlendirme yapılır.
  3. c) Beyan edilen kıymetin gerçek veya doğru olmadığı tespit edilir ise, ilgilendirdiği yönüyle Gümrük Kanunu, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli adli ve idari işlemler yapılarak sonucundan ilgili belge suretleri ile birlikte Bakanlığa (Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü) bilgi verilir. Beyana göre yapılan tahakkuklar ile idarece tahakkuk ettirilen vergiler arasındaki farkın, yükümlüsünce Gümrük Yönetmeliği’nin 587 nci maddesinde belirtildiği şekilde teminata bağlanarak eşyanın çekilmesi veya referans/veri kıymetler göz önünde bulundurularak teminat alınması durumlarında, talepte bulunulduğu tarihten itibaren bir yıl içerisinde Yurt Dışı Araştırmasının sonuçlanmaması halinde, gümrük idaresinde mevcut verilere göre değerlendirme yapılır ve işlem sonuçlandırılır. Bu süreden sonra cevaplar çerçevesinde vergi farkı ortaya çıkan hallerde, gerekli işlemler yerine getirilir. Gerek yurt dışı araştırması sonucunda talebin karşılanamayacağının veya bilgi bulunmadığının bildirilmesi, gerekse bir yıllık sürenin geçmesi nedeniyle mevcut verilere göre değerlendirme yapılacak olması durumlarında; öncelikle beyanın kabul edilip edilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede; yükümlüden temin edilen bilgi ve belgeler (beyanname ve ekleri ile varsa ilave bilgi-belgeler), Bakanlıktan bildirilen veriler, varsa benzer konulara ilişkin denetim raporları, ithal tarihinden sonraki süreç de dahil olmak üzere aynı ve benzer eşya ithalatlarında tespit edilen kıymetle, GÜVAS’tan temin edilen bilgiler gibi konuya ilişkin tüm bilgiler dikkate alınır. Yapılan değerlendirme sonucunda beyanın kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılırsa, işlemler buna göre sonuçlandırılır. Aksi durumda, Gümrük Kanun’un 24 üncü maddesinin (a), (b), (c), ve (d) bentlerinde belirtilen koşullarının varlığı halinde eşyanın gümrük kıymeti, gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin esaslar çerçevesinde tespit edilir. Söz konusu koşulların bulunmaması durumunda, kıymet araştırması temin edilen verilere göre sonuçlandırılır.

hususlarına yer verilmektedir.

20.10.2020 Tarihli Kıymet Araştırma Çalışması

Gümrük Kanunu’nda eşyanın kıymeti konusu 23-31 nci maddelerde ve Gümrük Yönetmeliğinde 43-57 nci maddelerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kıymet ve beyan edilen kıymetin araştırılması konusunda Ticaret Bakanlığımızın ilgili Genel Müdürlüklerince bugüne değin değişik tarihlerde Tebliğ, Genelge ve tasarruflu yazılar çıkarılmıştır.

GGM yayınlamış olduğu 20.10.2020 tarihli ve 58341131 sayılı yazısıyla kıymet araştırması çalışmaları konusunda Bölge Müdürlüklerine talimat vermiştir.

BİLGE Sisteminde belirlenen bir kısım eşya için risk bazlı kıymet araştırmasının devreye alınmış olduğu bildirilmiştir.

Uygulamaya tüm Gümrük İdarelerinde geçilmiştir.

Bu bağlamda gelen uyarı mesajı sonrasında teminatın alınması ve kıymet araştırmasına 2012/ 29 sayılı Genelge hükümlerine göre geçilecektir.

Bu bağlamda “belirlenen bir kısım eşyanın” ne olduğu konusu bilinmemektedir.

Ancak;

  • Referans kıymet uygulamasına tabi eşyalar (muz vb.) Kıymet Veri Bankasında yayınlanmaktadır. Bu tür referans kıymete tabi eşyalar,
  • Müfettişlerin yazdığı Cevaplı Raporlar ve Soruşturma Raporlara konu eşyalar,
  • GGM ve RYTDSGM tarafından Bölge Müdürlüklerine bildirilen eşyalar,
  • Kıymet esaslı Gözetime tabi eşyalar,
  • Bölge Müdürlükleri nezdinde faaliyet gösteren Risk Şubelerince yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen eşyalar,
  • 5607 Sayılı Kanun kapsamında yapılan soruşturmalara konu eşyalar,
  • Yüksek vergisi nedeniyle kaçakçılık yapılma imkanı olan yüksek riskli eşyalar,

olabileceği tahmin edilmektedir.

Öte yandan 20.10.2020 tarihli yazıda; “.Risk bazlı kıymet araştırması çalışması kapsamında olan veya olmayan herhangi bir eşyanın kıymetinden şüphe edilmesi halinde, sistem uyarısı beklenilmeksizin 2012/29 sayılı Genelge gereğince gümrük idaresince gerekli işlemler yerine getirilmeye devam edilecektir.

Hükmü ve Gümrük Yönetmeliği’nin 44/5 nci fıkrasında yer alan;

“.Beyan edilen gümrük kıymetinin gerçekliği veya doğruluğu konusunda şüpheye düşülmesi halinde, gümrük idarelerince yükümlülerden ilave bilgi ve belge talep edilmesi de dahil olmak üzere, konunun incelenmesi ve araştırılması neticesinde şüpheye sebebiyet veren hususlarda gümrük idaresinin makul şüpheleri giderilmediği ..”

Hükmü uyarınca Gümrük İdaresi eşyanın kıymetinden her zaman şüphe edebilir.

Ayrıca kıymet beyanları 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 10 uncu ve 73 üncü maddeleri hükümlerine dayanılarak düzenlenen Sonradan Kontrol ve Riskli İşlemlerin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine Bakanlık Denetim elemanları ve İdare tarafından Sonradan Kontrol İşlemlerine tabi tutulmaktadır.

İhracatta kıymet araştırmasında ise 2018/23 Sayılı Genelge hükümlerine göre işlem yapılmaktadır.

Kıymet ihtilaflarında Gümrük Kanunu’na göre idari para cezası, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre adli para cezası ile hapis cezası ve TCK’daki evrakta sahtekarlık fiilleri söz konusu olabilmektedir.

Genelde kıymet mevzuatını hataen takip edememe nedeniyle mükelleflere idare tarafından kıymet araştırması yapılabilmektedir.

Ancak kasten ve hiç vergi vermemek yada eksik vergi vermeye yönelik olarak da idare gerekeni yapma durumunda kalmaktadır.

Genelde noksan kıymetler beyan aşamasında eşya cinsi, miktarı, adedi, ve tarifesinden kaynaklanmaktadır.

Beyan aşamasında ise düşük kıymetle beyan söz konusu olmaktadır.

Bu durumda kıymet araştırmasına gidilmekte, eksik vergilerin yanında idari yaptırım uygulanmaktadır.

Teminat alımı yanında numune bırakma veya eşyaya el koyma söz konusu olabilmektedir.

Kıymet konusunda en önemli husus hizmet verilen firmanın ithale ve ihracata ilişkin kıymet ile ilgili evrak ve belgelerini doğru olarak ibraz etmesidir.

Son dönemde menşe esaslı ticaret politikası yanında İGV ve EMY gibi ek mali yükümlülüklerinde uygulanmaya konulması ile kıymet konusu daha da önemli hale gelmiştir.

  1. İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneğinin 21.03.2018 Tarihli Yazısı

21.03.2018 tarihine gelindiğinde İGMD tarafından Genel Müdürlüğe faturalarda iskonto bedellerinin beyanı konusunda yazı yazma gereği ortaya çıkmıştır.

Çünkü Gümrük İdarelerince yükümlü beyanlarında iskonto beyanı yapılmasına ve faturalarda gösterilmesine karşın Gümrük İdarelerinde beyan edilen iskontoların dikkate alınmayarak ceza uygulandığı iletilerek, 2001/38 sayılı genelgenin günümüz şartlarına göre güncellenmesi ya da bu konuda tasarruflu bir yazı çıkarılması talep edilmiştir.

Gümrükler Genel Müdürlüğü 10.04.2018 tarihinde Derneğe vermiş olduğu yazıda mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığını bildirmiştir.

  1. Sonuç ve Değerlendirme

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler ile idare ve yükümlüler arasında davalar var iken Gümrükler Genel Müdürlüğü 2001 yılında sadece İskonto konulu özel bir genelge çıkarmıştır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede peşin ödeme ve miktar iskontolarına yer verilmiştir.

Genelgede; “..1.4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta, Gümrük Kanunu’nun 27 ve 28 inci maddelerine göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır.Bu kapsamda, gerekli koşullara uygunluk sağlayan iskontoların satış bedeli yöntemine göre gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Satış bedeli yöntemine göre ithal eşyasının gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınacak iskontolar "peşin ödeme iskontosu" ve "miktar iskontosu"dur.

Bu konuda, öncelikle yapılan iskontonun peşin ödeme veya miktar iskontosu tanımına girip girmediği, bu çerçevede gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında iskonto oranları da gözönünde bulundurulmalıdır.

  1. a) Satışa konu eşyanın sevk edilmesinden önce alıcı tarafından eşya bedelinin ödenmesi uluslararası ticarette "peşin ödeme" olarak tanımlanmaktadır.

"Peşin ödeme iskontosu" ise mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya tanınan bir fiyat indirimidir.

Dolayısıyla, peşin ödeme iskontosu yapıldığı belirtilen işlemlerde, öncelikle ödeme şeklinin ne olduğu araştırılmalı, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce peşin ödeme iskontosunun yapıldığı ve buna göre mal bedeline ilişkin ödemenin de gerçekleştirilmiş bulunduğu tespit edilmelidir.

Ayrıca peşin ödeme iskontosunun ticarette "mutat iskonto" olarak kabul edilen oranlarda ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari muamelelerde uygulanan oranlara yakın olması gerekmektedir.

  1. b) "Miktar iskontosu," satıcının alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre fiyattan yaptığı indirimdir. Miktar iskontosu yalnızca satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak önceden belirlenen bir ödeme planına göre fiyat uygulandığı durumlarda söz konusudur.

Bu iskontonun da ticarette mutat olarak kabul edilen oranlarda bulunması ve aynı miktarda mal alan tüm alıcılara uygulanması gerekmektedir.

  1. 1 ve 2 nci maddelerde belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar eşyanın gümrük kıymetini azaltıcı bir unsur olarak kabul edilmez...”

hususlarına yer verilmiştir.

Konu incelendiğinde;

Peşin Ödeme İskontosu;

Dış ticarete konu eşya bedelinin, eşyanın sevkinden önce alıcı tarafından ödenmiş olmasını “Peşin Ödeme” olarak tanımlayabiliriz. Nitekim, peşin ödeme iskontosu da, mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya uygulanan bir indirimdir.

Peşin ödeme iskontosunun, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı şart ve gereklidir.

  • Peşin ödeme iskontosu, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce yapılmış olmalıdır.
  • İskonto faturada yer almalıdır.
  • Mal bedeli, eşyanın sevkinden önce ödenmiş olmalıdır.
  • Peşin ödeme iskontosu, mutat ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari işlemlerde uygulanan oranlarda olmalıdır.
  • İskonto, alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmış olmamalıdır.

Miktar iskontosu;

Satıcının, alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre eşya fiyatından yaptığı indirim olarak tanımlayabileceğimiz “Miktar İskontosu”, gümrük işlemleri çerçevesinde, satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak, basamaklı bir şekilde belirlediği satış planına uygun olarak alıcıya uyguladığı bir indirim olmalıdır.

Miktar iskontosunun eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi diğer bir ifade ile gümrük kıymetine dahil edilmemesi için aşağıda yazılı koşulların varlığı gerekmektedir.

  • İskonto faturada yer almalıdır.
  • İskonto ticarette mutat kabul edilen oranlar içinde olmalıdır.
  • Miktar iskontosu aynı miktarda mal alan bütün alıcılara uygulanabilir olmalıdır.
  • İskonto alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmamış olmalıdır.
  • Satıcı satılan eşya miktarına bağlı olarak belli bir şemaya göre fiyat uygulamalıdır.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, söz konusu iskontonun ithalattan önce yapılmış olması gereğidir.

Söz konusu koşulları taşıyan iskontolar, dış ticarete konu eşyanın gümrük kıymetine dahil edilmeyecektir. Keza, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesi çerçevesinde Katma Değer Vergisi matrahı kapsamında da yer almayacaktır.

Belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar ise, ilgili eşyanın gümrük kıymetinden yapılabilecek bir indirime konu olamayacaklardır.

İskontolara yönelik olarak yapılacak tespitte esas alınacak temel belgeler ise, fatura ve satış sözleşmeleri olacaktır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede ayrıca; yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda 2000/13 sayılı 8.2.2000 tarihli Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlüden ek bilgi ve belge istenilerek, uygunluk araştırması yapılacağı belirtilmektedir.

Yapılan incelememizde 2000/13 sayılı Genelge’nin 2006 yılında 6 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, 2006/6 sayılı genelgenin ise 2012 yılında 1 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve en nihayet 2012/1 sayılı genelgenin 1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 ün yürürlükten 2012/29 sayılı genelgesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.

Halen iskonto ile ilgili olarak 16.02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge (1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 yürürlükten kalkmış) yürürlükte görülmektedir.

Yurt dışı bilgi talebi konulu bu genelge incelendiğinde artık iskonto ile ilgili özel bir genelge olmaktan çok kıymet tereddütlerinde yurt dışı sorgularının yapılma şekil ve şartlarının yer aldığı görülecektir.

Gümrükler Genel Müdürlüğü en son olarak 2012/29 sayılı genelge sonrasında 20.10.2020 tarihli kıymet araştırma çalışması konusunda talimat yazı çıkarmıştır.

Öte yandan; 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 25 nci maddesi uyarınca, Teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontolar KDV matrahına dahil değildir.

Diğer taraftan; Danıştay Yedinci Dairesi K:2001/1965, E:2000/1588 sayılı Kararı ile Kıymet tespiti sırasında eşyanın gümrük vergisine esas değerine iskontonun ilave edilemeyeceği hakkında karar vermiştir.

21.03.2018 tarihine gelindiğinde İGMD tarafından Genel Müdürlüğe faturalarda iskonto bedellerinin beyanı konusunda yazı yazma gereği ortaya çıkmıştır.

Çünkü Gümrük İdarelerince yükümlü beyanlarında iskonto beyanı yapılmasına ve faturalarda gösterilmesine karşın Gümrük İdarelerinde beyan edilen iskontoların dikkate alınmayarak ceza uygulandığı iletilerek, 2001/38 sayılı genelgenin günümüz şartlarına göre güncellenmesi ya da bu konuda tasarruflu bir yazı çıkarılması talep edilmiştir.

GGM 10.04.2018 tarihinde Derneğe vermiş olduğu yazıda mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığını bildirmiştir.

2001/38 Sayılı genelgenin son maddesinde yazılı olan; yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda uygulanması gereken genelgelerin ard arda yürürlükten kaldırılmış olduğu ve en son 2021/1 ve 2012/29 sayılı genelgelere göre iskontolar konusunda yurt dışı uygunluk araştırması yapılmaktadır.

2001/38 sayılı Genelge halen yürürlükte olduğundan iskontoların beyan edilmesi yükümlülerin hakkıdır.

Ancak fatura ile satıcı ve alıcı arasında yapılacak sözleşmelerin çok sağlıklı olması gerekmektedir.

Peşin ödeme ve miktar iskontoları şayet şartları taşımıyor ise ithale konu eşyanın gümrük kıymetine dahil edilmelidir.

Bu koşulları taşımayan alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan Özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontoların kabul edilmeyeceğinden beyan edilmemesi gerekir.

Gelinen son noktada; iskonto ile ilgili olarak 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı Genelge halen yürürlüktedir ancak günümüz şartlarına göre ne yazık ki Gümrükler Genel Müdürlüğünce güncellenmemiştir.

Genelge’nin güncellenmemiş olması uygulamada yükümlü ile Gümrük idaresi arasında beyan edilen iskontoların geçerliliği ve uygunluk araştırması konusunda ihtilafların da çıkmasına sebep olmaktadır.

Beyan Edilen İskontoların Dikkate Alınmayarak Ceza Uygulanmasının önüne geçilmesine yönelik olarak İstanbul Gümrük Müşavirleri Dernek Başkanlığının Gümrükler Genel Müdürlüğünden bulunmuş olduğu talebin yerine getirilerek, 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı Genelge’nin günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak güncellenmesinin ve ayrıca İskontoların uygunluk araştırmasının nasıl yapılacağının çıkarılacak bir Talimat yazı ile açıklanmasının uygun ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

 

Yazar: Savaş ÖZDOĞAN

Gümrük Müşaviri

 

Kaynakça

  • 4458 Sayılı Gümrük Kanunu
  • Gümrük Yönetmeliği
  • 3065 Sayılı KDV Kanunu ve Tebliğleri
  • 2001/38 Sayılı ve 14.11.2001 Tarihli Genelge
  • 2000/13 sayılı ve 8.2.2000 tarihli Genelge
  • 02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge
  • 2012/29 Sayılı Kıymet Genelgesi
  • 10.2020 Tarihli Kıymet Araştırma Çalışması
  • İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneğinin 21.03.2018 Tarihli Yazısı

Gümrükte ve Maliyede Yapılan Uzlaşma Uygulamalarına Bakış

Özet

Yükümlüler (Mükellefler) ile Gümrük İdaresi ve Vergi İdaresi arasında çıkan uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenme yöntemlerinden birisi “Uzlaşma” müessesesidir.

Yükümlü/Mükellef uzlaşmayla konuyu uzun ve sonu belirsiz bir yargı sürecine sokmadan ihtilafı sonlandırmayı ve ödeyeceği tutarı azaltmayı amaçlarken; İdare, kesin olmayan alacağın yargıya intikal ettirilmeden tahsilatının hızlandırılmasını hedefler.

Aslında temel amaç, uyuşmazlığı yargıya intikal ettirmeden herkesi tatmin edecek bir orta yolun bulunmasıdır.

Bu Makalemizde Gümrük İdaresi ile Vergi İdaresindeki Uzlaşma uygulamalarına kısa bir bakış yapar iken uygulama farklılıklarına da değineceğiz.

Anahtar Kelimeler

Tarhiyat, uzlaşma, gümrük vergileri, para cezası, mükellef, yükümlü, vergi ziyaı, İkmalen, re'sen, idarece tarh.

 

 

  1. Giriş

Vatandaş açısından uzlaşmada amaç, ‘ne kadar daha az öderim’ ve ‘davalık olmama iken Gümrük ve Maliye açısındansa hem zaman kazanılıp kısa sürede vergi-ceza tutarının tahsili imkânı doğuyor, hem de dava açıldığında verginin-cezanın azalması veya silinme ihtimali ortadan kalkmış olmaktadır. Bu bağlamda Uzlaşma Müessesi son derece önem arz etmektedir.

Kanun koyucu bu amaçlarla uzlaşma müessesesini Gümrük Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenleme gereği duymuştur.

Aşağıdaki maddelerde Gümrük Mevzuatında ve Vergi Mevzuatında yer alan Uzlaşma Müessesesine değinilecektir.

 

  1. Gümrük Kanunu’nun 242. Maddesine Göre Yapılan İtiraz

4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesinde İtiraz konusu yer almaktadır.

Buna göre; Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.

İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir

 

  1. Gümrük Kanunu’nun Uzlaşma ile İlgili 244. Maddesi

244’ncü madde 24.10.2019 tarihli 7190 Sayılı Yasa ile değişmiştir

Buna göre Gümrük idarelerince düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararı muhteviyatı alacaklar için yükümlü veya ceza muhatabı tarafından uzlaşma başvurusu yapılabilir. Uzlaşmanın kapsamına;

  • Beyan ile gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları,
  • Gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları,
  • Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idaresi tarafından düzenlenen idari para cezaları,

girer.

Uzlaşma talebi, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılır. Uzlaşma talebinde bulunulması hâlinde, itiraz veya dava açma süresi durur, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde süre kaldığı yerden işlemeye başlar, ancak sürenin bitimine beş günden az kalmış olması hâlinde süre beş güne tamamlanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz.

Gümrük vergileri ve cezalarına ilişkin fiilin, 5607 sayılı Kanun’da yer alan kaçakçılık suçları ile ilişkili olması hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu madde kapsamında yapılan uzlaşma talepleri, gümrük uzlaşma komisyonları tarafından değerlendirilir. Gümrük uzlaşma komisyonlarının kurulması, çalışması ile bu madde kapsamında yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esaslar Yönetmelikle düzenlenir.

Gümrük uzlaşma komisyonlarının çalışmaları gizlidir. Uzlaşma tutanakları kesin olup gereği idarece derhal yerine getirilir. Vergi yükümlüsü veya ceza muhatabı, üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunamaz.

Uzlaşılan gümrük vergileri ve cezalar, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Uzlaşılan vergilere ilişkin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde, genel hükümlere göre işlem yapılır.

 

  1. 27.08.2011 Tarihli Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği 27.08.2011 tarihli ve 28038 sayılı R.G. de yayımlanmıştır.

244’ncü maddedeki usul ve esasları düzenlemek için çıkarılmış olup 28 Madde ve 7 ekten ibarettir.

Yönetmeliğe göre;

  • Gümrük vergileri: İlgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya ihracında uygulanan ve gümrük idarelerince tahsili gereken gümrük vergisi, eş etkili vergiler ve mali yüklerin tümünü,
  • Para cezaları: Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idarelerince kesilen tüm para cezalarını,
  • Uzlaşmanın temin edilememesi: Yükümlünün uzlaşma komisyonunun davetine katılmaması, komisyona geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya tutanağı ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi durumunu,
  • Uzlaşmanın vaki olmaması: Uzlaşma komisyonu teklifinin yükümlü tarafından kabul edilmediği durumu,
  • Vergi aslına bağlı olmayan para cezası: Vergi tutarının sadece idari para cezasının hesaplanmasında dikkate alındığı, bir vergi alacağının söz konusu olmadığı para cezası ile gümrüklenmiş değer üzerinden belirlenen para cezasını,
  • Vergi aslına bağlı para cezası: Para cezası tutarı belirlenirken, para cezasına dayanak bir vergi alacağının söz konusu olduğu durumdaki para cezasını,
  • Yükümlü: Kendisine gümrük vergileri ve para cezaları borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili kişileri,

tanımlamaktadır.

Yönetmelik ekindeki 1’nci ekte yer alan gümrük vergileri ile 2’nci ekte yer alan para cezaları alacakları uzlaşmaya konu olabilir.

Bunlar ise aşağıda gösterilmektedir.

Gümrük Vergileri

-        Gümrük Vergisi

-        İlave Gümrük Vergisi

-        Tek ve Maktu Vergi

-        Dampinge Karşı Vergi

-        Subvansiyona Karşı Telafi Edici Vergi

-        Katma Değer Vergisi

-        Özel Tüketim Vergisi

-        Ek Mali Yükümlülük

-        Toplu Konut Fonu

-        Tütün Fonu

-        Ek Fon

-        Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu

-        Çevre Katkı Payı

-        Telafi Edici Vergi (İhracat)

-        TRT Bandrol Ücreti (Ticari olmayan eşya için)

 

 

Para Cezaları

Kanun Adı

Maddeleri

4458 sayılı Gümrük

Kanunu

234, 235, 236, 237, 238, 239, 241

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesine Hakkında Kanun

4

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

51

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

16

 

  1. Uzlaşma Yönetmeliği’nde Yapılan 14.01.2020 Tarihli Değişiklik

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde 14.01.2020 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler ile;

  • Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinde, aynı gün görüşülecek birden fazla uzlaşma talebinin tümü için bir uzlaşma komisyonu oluşturulurken; Yönetmelik ile birlikte, aynı gün yapılacak uzlaşma görüşme sayısının yirmi veya üzerinde olması halinde, en fazla iki adet uzlaşma komisyonunun oluşturulacağı,
  • İthalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilen kişisel kullanıma mahsus taşıtlarla ilgili olarak, aracın Türkiye’den çıkışı sırasında rejimine ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde, çıkış gümrük idaresince düzenlenecek ceza kararı içeriği alacaklar için uzlaşma talebinde bulunulması durumunda yedinci fıkra hükmünün uygulanamayacağı ve yükümlünün uzlaşma talebinin derhal sonuçlandırılacağı,
  • Yönetmelik’in 9’uncu maddesinde yer alan tutarların 500.000 TL yerine 750.000 TL olarak değiştirildiği,
  • Uzlaşma talepleri, gümrük vergilerinin ve vergi aslına bağlı olsun ya da olmasın tüm para cezalarının yükümlüye veya ceza muhatabına tebliği tarihinden itibaren Kanunun 242’nci maddesinde belirtilen onbeş günlük itiraz süresi içinde yapılacağı,
  • Uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş karar gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı,
  • Yönetmelik’in 14’üncü maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek, uzlaşmanın vaki olmaması, temin edilememesi veya uzlaşma talebinin reddedilmesi halinde, sürenin kaldığı yerde değil; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam edeceği, ayrıca süre bitimine üç gün yerine beş günden az kalmış olması halinde sürenin beş güne tamamlanacağı,
  • Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlünün, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, kendisine uzlaşma davetiyesi yazısı tebliğ edilmeden önce, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine, bir dilekçe ile başvurarak uzlaşma başvurusundan feragat edebileceği,
  • 25’inci maddesi ise uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği, itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği,

Hüküm altına alınmıştır.

 

  1. Uzlaşma Başvuru ve Kılavuzu

Ticaret Bakanlığınca Uzlaşma Başvuru Ekranı Kullanım Kılavuzu yayınlanmıştır.

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde belirtildiği şekilde yapılan uzlaşma başvurularının, öncelikle, ilgili mercie web üzerinden on-line olarak gönderilmesi gerekmektedir.

Başvuru, uzlaşma talebinde bulunacak firmanın vergi numarasına gümrük veri tabanında tanımlı temsilcilerce BİLGE şifresi kullanılarak yapılacaktır. BİLGE şifresi olmayanlar, şifreyi gümrük idarelerinden temin edebileceklerdir. Ancak, BİLGE şifresi kullanılarak yapılan on-line başvuruların olası yükümlü mağduriyeti ve aksaklıklara sebebiyet vermemesi için Bölge Müdürlüklerinde yükümlü başvurularının memur tarafından sisteme girilebilmesi de mümkün kılınmıştır.

Kılavuzda aşama aşama neler yapılacağı ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

 

  1. Gümrükler Genel Müdürlüğünün 02.11.2020 Tarihli Yazısı

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Değişikliği ile ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğü 02.11.2020 tarihinde tüm Bölge Müdürlüklerine dağıtımlı bir yazı çıkarmıştır.

Yazıda; “Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinin 13/6 maddesinde uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş kararın gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı; görüşme sonucunda uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yapılacak itiraz başvurusunun düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı düzenlenmiştir.

Bu kapsamda anılan madde uyarınca gümrük idaresince düzenlenen ek tahakkukun/ ceza kararının hatalı düzenlendiği her durumda uzlaşma başvurusuna konu kararın düzeltilmesi gerekmektedir. Yükümlü tarafından dilekçe ile kararın hatalı düzenlendiğinin öne sürülmesi durumunda kararın hatalı olduğu gümrük idaresinin bilgisi dahilinde olacağından aynı şekilde işlem tesis edilmelidir.

25’inci maddesinde yükümlünün, kendisine tebliğ edilen alacaklar için Kanunun 242’nci maddesinde düzenlenen itiraz hakkı ile 244’üncü maddesinde düzenlenen uzlaşma hakkının aynı anda kullanılamayacağı; uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği; itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği düzenlenmiştir.

Gümrük Kanunun 244/1 maddesinde yer alan uzlaşma talebinin, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılacağı hükmü dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren 15 gün geçmesi halinde uzlaşma talebinin reddedilmesi gerektiği; süresinde yapılmış bir itiraz başvurusunun olması durumu hariç olmak üzere Kanunun 242’nci maddesinde yer alan 15 günlük süre geçmiş olacağından yükümlünün itiraz hakkının da bulunmadığı dikkate alınmalıdır.

Aynı şekilde 244/1 uyarınca itiraza konu edilerek itirazı sonuçlandırılan kararlar için uzlaşma başvurusunda bulunulamaz. Bu nedenle:

  • Kararların mevzuata uygun olarak düzenlenmesinde azami dikkatin gösterilmesi,
  • Yükümlünün uzlaşmaya başvurmak istediği ancak kararın hatalı düzenlendiğini ileri sürdüğü durumlarda itiraz yerine 13/6 hükmü dikkate alınarak hatalı kararların düzeltilmesi,

İtirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde uzlaşma talebinde bulunulması durumunda yükümlü itirazından vazgeçmiş olacağından Tahsilat Takip Programına işlenen itiraz kararlarının iptal edilmesi,

  • Uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 244/1 maddesi uyarınca 242’nci maddede yer alan süre kaldığı yerden işlemeye başlayacağından yükümlünün itiraz etmek istemesi halinde yeni bir itiraz başvurusunda bulunması gerekmekte..” olduğu hususlarına yer verilmiştir.

 

  1. Maliyede Vergide Uzlaşma

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen uzlaşma müessesi ise tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası olmak üzere ikiye ayrılmakta olup, detayları iki ayrı yönetmelikle düzenlenmiştir.

Tarhiyat; Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve oranlar üzerinden hesaplanarak miktarının belirlenmesidir. Verginin tarhını vergi daireleri yapmaktadır.

İkmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarında uzlaşma söz konusu olabilir.

Her iki uzlaşma türü içinde genel hükümler, Vergi Usul Kanunu ve “Uzlaşma Yönetmeliği“nde düzenlenmiş olmakla birlikte, tarhiyat öncesi uzlaşmaya ilişkin detaylı açıklamalar ise 31.10.2011 tarihli 28101 sayılı resmi gazetede yayınlanan “ Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği” nde düzenlenmiştir.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği 03.02.1999 tarihli 23600 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan tarhiyat öncesi uzlaşmaya ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Tarhiyat öncesi uzlaşma daha vergi ve ceza mükel-

lefe tebliğ edilmeden yapılan uzlaşma başvurusu iken diğeri ise vergi ve ceza kesilip tebliğ edildikten sonraki uzlaşmadır.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma “vergi incelemesi devam ederken talep edilebilecek, “Tarhiyat Sonrası Uzlaşma” ise adında da anlaşılabileceği üzere İnceleme sonrası yapılan tarhiyatlar nedeni ile talep edilebilecek uzlaşma yoludur. Bu iki tür uzlaşma arasındaki temel fark da uzlaşmanın vergi inceleme raporlarının vergi dairesine intikalinden önce veya sonra yapılmasıdır.

Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Her ikisinde de mükelleften istenen vergi ve cezanın miktarı üzerinde bir nevi pazarlık yapılmaktadır.

Kaçakçılık suçları ve cezalarını düzenleyen maddeler kapsamındaki işlemler kaynaklı tarhiyatlar için uzlaşma talep edilemiyor.

Tarhiyat öncesi uzlaşmada, vergi inceleme raporları vergi dairesine gönderilmeden önce mükellefe Vergi Denetim Kurulu’nun ilgili birimlerince tebliğ edilir, uzlaşma VDK bünyesinde oluşturulan uzlaşma komisyonlarında yapılır ve uzlaşma sonrasında düzenlenen uzlaşma tutanakları vergi dairesine gönderilerek bu tutanaklara göre vergi borcu tahakkuk ettirilir.

Tarhiyat sonrası uzlaşmada ise vergi inceleme raporları önce vergi dairesine gönderilir, vergi dairesi bu raporlara göre vergi/ceza ihbarnamesi düzenler ve mükellef bu ihbarnameleri tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde vergi dairesine başvurarak tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunur.

Uzlaşılacak vergi ve cezanın büyüklüğüne göre uzlaşma; vergi dairesi, vergi dairesi başkanlıkları/defterdarlıklar veya Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde oluşan uzlaşma komisyonlarında gerçekleştirilir.

Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde uzlaşılan tutarlar üzerinden tahakkuk yapılır. Mükellefler iki uzlaşma türünden istediklerini seçebilirler. Tarhiyat öncesi uzlaşma seçilmişse, uzlaşma gününden önce dilekçe verilip tarhiyat önce uzlaşma talebi geri çekilip tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilmesi de

mümkündür. Ancak tarhiyat öncesi uzlaşmaya girilip uzlaşma vaki olmazsa, artık tarhiyat sonrası uzlaşmaya gidilemez.

Vergi Usul Kanunu’na (VUK) göre ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları uzlaşma kapsamındadır.

Uzlaşma talebinde bulunabilmek için ; vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya VUK’ta yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veyahut yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumlarının bir veya birkaçının mevcut olması gerekmektedir.

Uzlaşmanın tebliğ edilen vergilerin tamamı üzerinden yapılması şart değildir. Uzlaşma konusu verginin matrah farkları itibariyle bölünebildiği durumlarda, uzlaşma sadece toplam matrah farkının bu bölümüne isabet eden vergi kısmı için de yapılabilir.

Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa İdarenin nihai teklifi yazılır. Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır. Mükellef, uzlaşma görüşmelerinde, bağlı olduğu meslek odasından bir temsilci ve meslek odasından bir meslek mensubu (SMMM veya YMM) bulundurabilir.

Uzlaşmanın vaki olması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa dahi her ikisine); adına sadece ceza kesilmiş bulunan, üzerinde uzlaşılan cezaya karşı dava açamaz.

Kanun koyucu 2019 yılında yaptığı değişiklikle, uzlaşılan cezalar için ikinci bir indirim imkanı tanımıştır. Buna göre, uzlaşmanın vaki olması durumunda, üzerinde uzlaşılan vergi veya vergi farkı ve vergi ziyaı cezasının %75'i, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenirse üzerinde uzlaşılan cezanın %25'i indirilmektedir.

Uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün uzar. Diğer bir ifadeyle, uzlaşma dava açma süresini durdurmamakta, ancak süre dolmuşsa veya 15 günden az kalmışsa süreyi 15 güne uzatmaktadır.

 

  1. Değerlendirme ve Sonuç

Yükümlüler (Mükellefler) ile Gümrük İdaresi ve Vergi İdaresi arasında çıkan uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenme yöntemlerinden birisi “Uzlaşma” müessesesidir.

Yükümlü/Mükellef uzlaşmayla konuyu uzun ve sonu belirsiz bir yargı sürecine sokmadan ihtilafı sonlandırmayı ve ödeyeceği tutarı azaltmayı amaçlarken; İdare, kesin olmayan alacağın yargıya intikal ettirilmeden tahsilatının hızlandırılmasını hedefler.

Aslında temel amaç, uyuşmazlığı yargıya intikal ettirmeden herkesi tatmin edecek bir orta yolun bulunmasıdır.

Uzlaşma Müessesesi uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmeden çözülmesi açısından önemlidir.

Kanun koyucu bu amaçlarla uzlaşma müessesesini Gümrük Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenleme gereği duymuştur.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde ise “Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.Bu bağlamda Gümrük Kanunu Vergi Usul Kanununa nazaran Özel bir Kanun statüsünde bulunmaktadır.

Her iki Kanunu’nda yer alan Uzlaşma Müessesi incelendiğinde farklılıkların yanında birbirine benzer düzenlemelerin de yer aldığı anlaşılmaktadır.

Uzlaşma kapsamına giren vergi cezalar farklılık gösterir iken genel olarak Uzlaşma süreci, sonuçları ve ödeme safhalarında bazı benzer hükümlerin ve şartların yer aldığı görülmektedir.

Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde 14.01.2020 tarihinde çok önemli değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişiklikler ile yükümlüye Uzlaşma konusunda daha geniş imkanlar ve fırsatlar tanınmıştır.

  • Uzlaşma talebinde bulunulan alacakla ilgili olarak hesap hatası yapıldığının gümrük idaresi tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili kararda gerekli düzeltmeler yapılarak düzeltilmiş karar gerekçesi ile birlikte yükümlüye tebliğ edileceği ve uzlaşma görüşmelerinin düzeltilmiş tutar üzerinden yapılacağı,
  • Yönetmelik’in 14’üncü maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek, uzlaşmanın vaki olmaması, temin edilememesi veya uzlaşma talebinin reddedilmesi halinde, sürenin kaldığı yerde değil; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam edeceği, ayrıca süre bitimine üç gün yerine beş günden az kalmış olması halinde sürenin beş güne tamamlanacağı,
  • Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlünün, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, kendisine uzlaşma davetiyesi yazısı tebliğ edilmeden önce, uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine, bir dilekçe ile başvurarak uzlaşma başvurusundan feragat edebileceği,
  • 25’inci maddesi ise uzlaşmaya konu edilen alacakların, uzlaşma başvurusundan feragat edilmesi, uzlaşma talebinin reddedilmesi, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde Kanunun 242’nci maddesi çerçevesinde itiraza konu olabileceği, itirazın henüz sonuçlandırılmamış olması kaydıyla alacağın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde gümrük vergileri ve idari para cezaları için uzlaşma talebinde bulunulabileceği,

gibi yeni düzenleyici hükümler yükümlüler için dikkat çekici olmuştur.

Maliyede ise tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası Uzlaşma imkanlarının iki ayrı Uzlaşma Yönetmeliği ile mükellefin istifadesine sunulmuş olduğunu görmekteyiz.

Gümrük Uzlaşmalarında ve Maliye Uzlaşmalarında Uzlaşma Komisyonları oluşturulmaktadır.

Mükellef/Yükümlüler ve Uzlaşmaya katılabilecekler Komisyon Başkan ve Üyeleri karşısında Uzlaşma görüşmesine katılmaktadırlar.

Uzlaşma görüşmeleri sonrasında ya Uzlaşma gerçekleşmekte ya da gerçekleşmemektedir.

Bu durumlarda Maliyede ve Gümrükte Uzlaşma Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre işlem yapılmaktadır.

Her ikisinde de mükelleften/Yükümlüden istenen vergi ve cezanın miktarı üzerinde bir nevi pazarlık yapılmaktadır.

Ancak burada Gümrükte yapılan Uzlaşma görüşmesinin Maliyede yapılan Uzlaşma görüşmesinden bir farkı ortaya çıkmaktadır.

Maliyede yapılan Uzlaşma görüşmelerinde Vergi miktarı üzerinde pazarlık ile indirim yapma imkanı olabilir iken Gümrükte yapılan uzlaşma görüşmelerinde Ek Tahakkuk miktarları üzerinde pazarlık ile indirim yapma imkanı bulunmamaktadır.

Gümrük İdaresi Ek Tahakkukun Yükümlü tarafından ödenmesini istemektedir. Sadece kesilen para cezası üzerinden uzlaşma pazarlığı yapmaktadır.

Uzlaşma Yönetmelikleri Uzlaşma Komisyonlarına vergi ve cezalarda uzlaşılacak tutar konusunda takdir yetkisi vermekte ve tanımaktadır.

Bu anlamda Komisyonlar isterler ise uzlaşma konusu vergive cezaları sıfırlayabilirler. Ancak uygulama farklıdır. Komisyon Başkan ve üyeleri bir yandan mükellef/yükümlü uzlaşma taleplerini karşılamaya çalışır iken bir yandan da hazineye girecek paranın hesabını yapma durumundadırlar.

Bu nedenle uygulamada yazılı olmayan pazarlık oranları devreye girmektedir. Bu uygulama yazılı bir hukuki metin ile değildir.

Maliyede bu oran değişik iken Gümrükte de değişmektedir.

Gümrükte Uzlaşma müessesesinin ilk uygulamalarında verginin de indirilmesinin yapıldığını hatırlamaktayız. Ancak bugünlerde sadece para cezaları konusunda indirim yapılmaktadır. Bunda ise genelde %40 ödeme %60 indirim oranının uygulanmaya çalışıldığı görülmektedir.

Kaldı ki Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Ek Tahakkukun tahsil edileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.

Maliyede ise bazen vergi aslında indirim yapılır/ yapılmaz iken vergi cezalarının % 80’nin silinmesi ve %20’si oranında vb. Oranlarda uzlaşma sağlanması uygulamaları görülmektedir.

Görüldüğü gibi Uzlaşma görüşmeleri her iki kurumda da yazılı olmayan oranlar dikkate alındığında formaliteye dönüşmüş gibidir.

Uzlaşmaya görüşmelerinde yükümlünün /mükellefin kendi koşulları içinde ilgili dosyanın ayrıca değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Gümrük Uzlaşmalarında indirim oranlarındaki katı standart uygulamaların Uzlaşma Müessesesinin a-

macına ve ruhuna aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

Öte yandan en son çıkarılan 7256 Sayılı Yapılandırma Kanunu’nda Uzlaşma müessesesi kendinden beklenen avantajı elde edememiştir.

Kesinleşmiş alacakların Yapılandırma Kanunu kapsamına alınmış olması nedeniyle Uzlaşmadan yeterince istifade imkanı yaratılmamıştır.

Öte yandan ilgili Gümrük ve Maliye Makamlarınca yazıya dökmeden hazine alacağından vazgeçiliyormuşcasına Uzlaşma Komisyon ve üyelerinin kendilerini baskı altında hissetmeden karar verebilmelerinin sağlanması; uzlaşmada yükümlü/mükellef ile idare arasında gerçek anlamda uzlaşma yapılmasının önünü açabilecektir.

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

 

15.06.1985 tarih ve 18785 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1.Maddesinde “Bu Kanun; ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarıyla faaliyet konularının belirlenmesi, yönetimi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları kapsar.”

04.11.1999 tarih ve 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 152. Maddesinde “Serbest bölgeler, Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin uygulanması bakımından, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen; Serbest dolaşımdaki eşyanın, bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir.” Hükümleri yer almaktadır.

Kanun metninin dışında tanım yapmak gerekirse serbest bölgeler; ticari, mali ve ekonomik alanlarda geçerli olan hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için ülkenin diğer bölgelerine oranla daha geniş teşviklerin yer aldığı, ihracatı artırma amacı taşıyan ve ülkenin gümrük bölgesinin dışında sayılan bölgelerdir. Serbest bölgelerin ülkeler özelinde farklı uygulamaları bulunmaktadır. Serbest bölge, serbest liman, serbest ekonomik bölge, gümrüksüz bölge, dış ticaret bölgesi, serbest üretim bölgesi.

Ülkemizde 3218 sayılı “Serbest Bölgeler Kanunu” yürürlüğe girdikten sonra ilk olarak Mersin ve Antalya serbest bölgeleri 1985 yılında faaliyete başlamıştır. Türkiye’de 2021 itibariyle 18 adet serbest bölge bulunmaktadır. 18 adet serbest bölge de 2.734 adet firma faaliyet göstermekte ve 70.808 kişi istihdam  (veriler 31.12.2017 itibariyle) edilmektedir. Serbest bölgeler de yer alan firmalar 21 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yaratmakta ve 8 milyar dolar ihracat gerçekleşmektedirler.

Bölgelerin kurulacağı yerlere, sınırlarına, yerli veya yabancı gerçek tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanı tarafından karar verilir. Yerli-yabancı gerçek veya tüzel kişiler Ticaret Bakanlığı'ndan ruhsat almak kaydıyla serbest bölgede faaliyette bulunabilirler. Serbest bölgelerde, Yüksek Planlama Kurulu tarafından uygun görülen her türlü sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetler yapılabilir. Serbest bölgelerde yapılabilecek başlıca faaliyetler ise şunlardan oluşmaktadır: Üretim, alım-satım, depo işletmeciliği, işyeri kiralama, montaj-demontaj, bakım-onarım, bankacılık, sigortacılık, kıyı bankacılığı, finansal kiralama ve diğer konular.

Dış ticaret hacminin artırılması ve iktisadi katma değerin yaratılması amacıyla serbest bölgelerde faaliyette bulunan/bulunacak gerçek veya tüzel kişilere sağlanan başlıca imkanlar aşağıda sayılmıştır.

  • Vergisel avantajlar;

İmalat şirketleri için kurumlar vergisi istisnası,

Katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi istisnası,

Gümrük vergisi istisnası,

Düzenlenecek evraklar için damga vergisi istisnası,

Emlak vergisi istisnası,

Serbest bölgelerden yurt dışına verilecek belirli lojistik hizmetlerde gelir ve kurumlar vergisi istisnası,

Çalışanlar için gelir stopaj vergisi istisnası (serbest bölgelerde ürettiği ürünlerin FOB bedelinin en az %85’ini ihraç eden şirketler için),

Mülk alım-satımında tapu harcı istisnası,

Her türlü vergiden muaf hazır altyapı.

  • Diğer avantajlar,

Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen gelirler hiç bir izne tabi olmaksızın yurt dışına veya Türkiye'ye serbestçe transfer edilmesi.

AB ve Gümrük Birliği’nin gerektirdiği serbest dolaşım belgelerinin kolay temin edilmesi.

Ürünlerin süre sınırlaması olmaksızın serbest bölgelerde kalması.

İkinci el/kullanılmış makine ithalatı.

Yerli ve yabancı tüm pazarlara erişim ve pazar ihtiyaçlarına göre serbestçe belirlenecek ticari faaliyet imkanı.

AB ve orta doğu pazarlarının yakınında Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki büyük limanlara, uluslararası havaalanlarına, karayolu ağlarına, kültür, turizm ve eğlence merkezlerine yakın yerler faaliyette bulunma. Serbest bölgeler özellikle ihracata dönük üretim yapan firmalara, ara malı ve hammadde temininde kolay tedarik imkânları sunmaktadır.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan yada bulunacaklara tanınan başlıca imkanlar yukarıda sayılmıştır. Bölge de faaliyette bulunacak gerçek veya tüzel kişi mükellefler icra edecekleri faaliyetin belirlenmesinin ardından yararlanabilecekleri detaylı teşviklere erişebilirler.

Kaynak:

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu

4458 Sayılı Gümrük Kanunu

www.ticaret.gov.tr

www.hmb.gov.t

Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikler

14 Ocak 2021 Tarihli ve 31364 Sayılı Resmi Gazetede "Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" te bazı değişiklikler yapıldı.
Buna göre; Ülke içinde piyasaya sunulmak üzere ithal edilen yayın ve nüshalara, gümrük işlemlerinin bitirilmesini takiben otuz gün içerisinde bandrol yapıştırılma zorunluluğu getirildi.
Bilgisayar oyunları da sinema eserlerine ilişkin bandrol işlemlerine tâbi olacak.
Yurtdışından ithal edilen süreli olmayan yayınlar ile baskı adedi yüzden fazla olmamak koşuluyla kullanıcı talebine özel olarak çoğaltılan nüshalar için toplu olarak bandrol alınabilecek.
Bandrol verilebilmesi için başvuru sırasında hak sahiplerince ibrazı gereken belge ve bilgileri belirten 2 nolu EK kaldırıldı. Bandrol başvurusunda bulunabilmek için hak sahibi olunduğuna ve talep edilen bandrollerin ilgili eserde kullanılacağına dair beyanı içerir bandrol talep formu ve taahhütnamesine ek olarak aşağıda yer alan belgelerin ibraz edilmesi gerekmekte;
a) Sinema eseri nüshaları için; banka dekontu ve kayıt tescil belgesi beyanı ile yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri ve fatura.
b) Müzik eseri nüshaları için; banka dekontu, kayıt tescil belgesi beyanı, müzik eseri sahipliği alanında faaliyet gösteren meslek birliği onayı ile yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri ve fatura.
c) Süreli olmayan yayınlar için; mali hakların devrine ya da kullanma yetkilerine ilişkin sözleşme/izin belgeleri, banka dekontu ve sertifika numarası beyanı ile birlikte yurtiçinde çoğaltılan nüshalar için çoğaltımı yapan yer yazısı, yurtdışında çoğaltılan nüshalar için gümrük giriş belgeleri. ç) İsteğe bağlı bandrol için; (c) bendinde belirtilen belgelere ilaveten kayıt tescil belgesinin tarih ve numarasını içerir beyan.