Syk Gümrük Müşavirliği


Syk Gümrük Müşavirliği

Arayıp bulamadığınız soruların cevapları

Gümrük İdarelerinde Beyan Edilen İskontoların Dikkate Alınmayarak Ceza Uygulanması

Özet

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler bulunmaktadır.

Gümrük İdaresi ile yükümlüler arasında bu konuda açılmış çok sayıda dava vardır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesi çerçevesinde Katma Değer Vergisi matrahı kapsamında iskontolar girmemektedir.

Ticaret Bakanlığına bağlı Gümrükler Genel Müdürlüğünce 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı İskontolar konulu Genelge’nin günümüz şartlarına uyum sağlayıp sağlamadığı ile yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda süphe hasıl olduğunda uygunluk araştırmasının nasıl yapılmakta olduğu bu Makalemizin konusunu teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler

Eşyanın kıymeti, matrah, peşin ödeme, miktar iskontosu, risk analizi, peşin ödeme iskontosu, özel iskonto, mutat olmayan iskonto

 

  1. Giriş

Dış ticaret işlemlerinde, dış ticarete konu eşyanın kıymeti önemli bir unsurdur. Bu önem, eşyanın kıymetinin gümrük vergilerinin(KDV dahil) hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisindeki payından kaynaklanmaktadır.

Eşyanın kıymeti bu kadar önemli olduğunda da kıymete etki eden unsurlar kendiliğinden ön plana çıkmaktadır. Bu konuda üzerinde özelikle durulması gereken unsurlardan en önemlileri ticari iskontolardır.

İskontolar, dış ticarete konu eşyanın satışına ilişkin olarak alıcı ve satıcı arasındaki nihai anlaşmada hassas ve önemli bir etkendir. Bunun nedeni, satıcının, belirli bazı koşulların gerçekleşmiş olması halinde, anılan eşyanın satış fiyatından alıcı lehine yaptığı bir indirimin söz konusu olmasıdır.

İskonto’nun, dış ticarete konu eşyanın satış fiyatı üzerinden alıcı lehine yapılan bir indirim olması ve ithal eşyasının gümrük kıymetinin de, ilgili gümrük vergilerinin hesaplanmasında esas unsur olması hususları dikkate alındığında konunun gümrük işlemleri açısından önemi de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

  1. 2001/38 Sayılı ve 14.11.2001 Tarihli Genelge

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler ile idare ve yükümlüler arasında davalar var iken Gümrükler Genel Müdürlüğü 2001 yılında sadece İskonto konulu özel bir genelge çıkarmıştır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede peşin ödeme ve miktar iskontolarına yer verilmiştir.

Genelgede;

“1-. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta, Gümrük Kanunu’nun 27 ve 28 inci maddelerine göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır. Bu kapsamda, gerekli koşullara uygunluk sağlayan iskontoların satış bedeli yöntemine göre gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Satış bedeli yöntemine göre ithal eşyasının gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınacak iskontolar "peşin ödeme iskontosu" ve "miktar iskontosu"dur.

Bu konuda, öncelikle yapılan iskontonun peşin ödeme veya miktar iskontosu tanımına girip girmediği, bu çerçevede gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında iskonto oranları da gözönünde bulundurulmalıdır.

  1. a) Satışa konu eşyanın sevk edilmesinden önce alıcı tarafından eşya bedelinin ödenmesi uluslararası ticarette "peşin ödeme" olarak tanımlanmaktadır.

"Peşin ödeme iskontosu" ise mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya tanınan bir fiyat indirimidir.

Dolayısıyla, peşin ödeme iskontosu yapıldığı belirtilen işlemlerde, öncelikle ödeme şeklinin ne olduğu araştırılmalı, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce peşin ödeme iskontosunun yapıldığı ve buna göre mal bedeline ilişkin ödemenin de gerçekleştirilmiş bulunduğu tespit edilmelidir.

Ayrıca peşin ödeme iskontosunun ticarette "mutat iskonto" olarak kabul edilen oranlarda ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari muamelelerde uygulanan oranlara yakın olması gerekmektedir.

  1. b) "Miktar iskontosu," satıcının alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre fiyattan yaptığı indirimdir. Miktar iskontosu yalnızca satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak önceden belirlenen bir ödeme planına göre fiyat uygulandığı durumlarda söz konusudur.

Bu iskontonun da ticarette mutat olarak kabul edilen oranlarda bulunması ve aynı miktarda mal alan tüm alıcılara uygulanması gerekmektedir.

  1. 1 ve 2 nci maddelerde belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar eşyanın gümrük kıymetini azaltıcı bir unsur olarak kabul edilmez...”

hususlarına yer verilmiştir.

  1. Eşyanın Gümrük Kıymeti

4458 sayılı Kanunu’nun 24. maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti, eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının, satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır. Bu fiyat, ithal eşyasının satış koşulu olarak, alıcının satıcıya veya satıcının bir yükümlülüğünü karşılamak üzere üçüncü bir kişiye yaptığı veya yapacağı tüm ödemeleri kapsar. 24. madde hükümlerine göre gümrük kıymeti belirlenirken, ithal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatına 27. maddede belirtilen ilaveler yapılır.

Gümrük Kanunu’nun 24. maddesi hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, Kanun’un 25. maddesinde belirtilen diğer yöntemlerin sırasıyla uygulanması suretiyle belirlenir. 25.madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, Kanun’un 26. maddesinde belirtilen hükümlere göre belirlenir. 24, 25 ve 26. madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymeti ise, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)’ın VII’ncı Maddesi, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygu-

lanmasına İlişkin Anlaşma, Bu Anlaşmaya göre oluşturulan Gümrük Kıymeti Teknik Komitesi’nin Kararları, Gümrük Kıymeti Yorum Notları, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği’nin eşyanın gümrük kıymetine ilişkin diğer hükümleri ile bu hükümlere uygun prensip ve yöntemlerle ve Türkiye’de mevcut veriler esas alınarak belirlenir.

  1. Peşin Ödeme İskontosu

Dış ticarete konu eşya bedelinin, eşyanın sevkinden önce alıcı tarafından ödenmiş olmasını “Peşin Ödeme” olarak tanımlayabiliriz. Nitekim, peşin ödeme iskontosu da, mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya uygulanan bir indirimdir.

Peşin ödeme iskontosunun, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı şart ve gereklidir.

  • Peşin ödeme iskontosu, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce yapılmış olmalıdır.
  • -İskonto faturada yer almalıdır.
  • Mal bedeli, eşyanın sevkinden önce ödenmiş olmalıdır.
  • Peşin ödeme iskontosu, mutat ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari işlemlerde uygulanan oranlarda olmalıdır.
  • İskonto, alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmış olmamalıdır.
  1. Miktar İskontosu

Satıcının, alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre eşya fiyatından yaptığı indirim olarak tanımlayabileceğimiz “Miktar İskontosu”, gümrük işlemleri çerçevesinde, satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak, basamaklı bir şekilde belirlediği satış planına uygun olarak alıcıya uyguladığı bir indirim olmalıdır.

  • Miktar iskontosunun eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi diğer bir ifade ile gümrük kıymetine dahil edilmemesi için aşağıda yazılı koşulların varlığı gerekmektedir.
  • -İskonto faturada yer almalıdır.
  • İskonto ticarette mutat kabul edilen oranlar içinde olmalıdır.
  • Miktar iskontosu aynı miktarda mal alan bütün alıcılara uygulanabilir olmalıdır.
  • İskonto alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmamış olmalıdır.
  • -Satıcı satılan eşya miktarına bağlı olarak belli bir şemaya göre fiyat uygulamalıdır.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, söz konusu iskontonun ithalattan önce yapılmış olması gereğidir.

  1. İskontoların Katma Değer Vergisi Yönünden Durumu

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre; aşağıda belirtilen unsurlar KDV’nin matrahına dâhil değildir. 3065 sayılı Kanun’un 25/a.maddesi ile teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların, KDV matrahına dâhil olmadığı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, faturanın düzenlenmesini gerekli kılan mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak yapılan iskonto, aynı faturada yer alması ve ticari teamüllere uygun miktarda olması şartlarına bağlı olarak KDV matrahına dahil edilmez.

İskontoların KDV matrahına dâhil edilmemesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekmektedir:

1) Söz konusu iskontolar mal teslimi veya hizmet ifasının gerçekleştirildiği tarihte yapılmış ve fatura veya benzeri vesikalarda gösterilmiş olmalıdır.

2) İskontolar ticari teamüllere uygun miktarda olmalıdır.

Bu iki şartın bir arada bulunmaması halinde iskontoların matrahtan indirilmesine imkân bulunmamakta, yani KDV tahsili gerekmektedir. İskontoların KDV matrahına dahil edilmemesi için mutlak

suretle, mal teslimi ve hizmet ifasına ilişkin olarak düzenlenen fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmesi gerekir. Vergiyi doğuran işleme (mal teslimi ve hizmet ifası) ilişkin olarak düzenlenen fatura veya benzeri belgelerde gösterilmeyip, sonradan ya da yılsonlarında bazı şartların gerçekleşmesine bağlı olarak (örneğin belli bir cironun aşılması, bedelin vadeden önce ödenmesi vb.) yapılan veyahut ticari teamülleri aşan bir miktarda iskonto yapılması hallerinde, bu iskontoların KDV matrahından indirilmesi mümkün değildir.

6.1. Ayni İskontolar

Uygulamada ayni iskontolar; bedelsiz mal/eşya verilmesi ve bedelden indirim olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilmektedir.

6.1.1. Bedelsiz Mal/Eşya Verilmesi Şeklinde Gerçekleştirilen Ayni İskontolar

Doğrudan bedelsiz mal/eşya verilmesi suretiyle yapılan ayni iskontolar KDV’ye tabi bulunmaktadır. Bedelsiz mal verilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilse dahi, KDV Kanunu’nun 3/a maddesine göre vergiye tabidir. Bu şekilde gerçekleştirilen ayni iskontolarda verginin, bedelsiz verilen mal da dahil toplam/kümülatif bedel üzerinden hesaplanması gerekir.

6.1.2. Bedelden İndirim Şeklinde Gerçekleştirilen Ayni İskontolar

Doğrudan bedelsiz mal verilmesi şeklinde değil, bedelsiz verilecek malın be­delinin satış bedelinden indirilmesi şeklinde gerçekleştirilen ayni iskontolar, faturada ayrıca gösterilmeleri ve ticari teamüllere uygun miktarda olmaları şartıyla KDV matrahına dahil olmayacaktır.

6.2. Bedeli Bir Tarifeye Göre veya Serbest Meslek Faaliyetleri İçin İlgili Meslek Teşekküllerince Tespit Edilmiş Bir Tarifeye Göre Belirlenen Hizmet Bedellerine Uygulanan İskontolar

Bedeli bir tarifeye göre tespit edilen veya serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz. Yani tespit edilen tarife ücreti üzerinden iskonto düşülemez (KDV matrahı, tespit edilen tarife ücretinden az olamaz).

6.3. Küsurat Giderme Amacıyla Yapılan İskontolar

Taraflar (mükellefler), fatura bedeli ve KDV’nin küsüratsız olmasını sağlayabilmek için, küsüratı giderecek miktarda indirimde bulunabilirler. Bu şekilde yapılacak bir iskontonun KDV matrahından düşülebilmesi için iskontonun faturada ayrıca gösterilmesi ve ticari teamüllere uygun olması gerekmektedir. Küsüratı giderici iskontonun, KDV hesaplandıktan sonra, vergi dahil toplam bedelden indirim suretiyle gerçekleştirilmesi KDV Kanunu’nun 25. maddesine uygun değildir. Bu nedenle, iskonto tutarının, küsüratı önleyecek şekilde belirlenerek KDV hariç satış bedelinden indirilmesi ve KDV’nin bu şekilde tespit edilecek bedel üzerinden hesaplanması gerekir.

6.4. Belli Bir Dönem Sonunda veya Ciro Aşıldığında Yapılan İskontolar

Hazine ve Maliye Bakanlığı, mal ve hizmet ithalatları nedeniyle yurt dışında yerleşik satıcı firmalar tarafından Türkiye’deki alıcı firmalara ciro primi (iskontosu) adı altında yapılan ödemeleri -(ki bu ödemeler genellikle fiyat indirimi şeklinde gerçekleşmekte)- Katma Değer Vergisi’ne tabi tutmaktadır.

Bu tür iskontolar doğrudan satılan malla ilgili değildir. Burada söz konusu olan iskonto, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın ya da çabanın sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş, satıcı firmaya verilen bir hizmettir. Satıcı firma ile alıcı firma arasında düzenlenen yazılı veya sözlü bir sözleşmeye göre, alıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir çabayı göstermiştir ki, (belli bir hizmeti vermiştir ki) ek ödemeye yani iskontoya hak kazanmıştır.

Danıştay 11.Dairesi’nin 15.05.1996 tarihli Kararında özetle: “Yıl sonunda yapılan iskontolar, mal ve hizmet satışı ile ilgili olmayıp, teşvik amacıyla yapıldığından, KDV’ye tabi olmayacaktır” denilmektedir.

  1. İskontolarda Şüphe Hasıl Olduğunda Uygunluk Araştırması Yapılması

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede ayrıca;

Yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda 2000/13 sayılı 8.2.2000 tarihli Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlüden ek bilgi ve belge istenilerek, uygunluk araştırması yapılacaktır denilmektedir.

Yapılan incelememizde 2000/13 sayılı Genelge’nin 2006 yılında 6 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, 2006/6 sayılı genelgenin ise 2012 yılında 1 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve en nihayet 2012/1 sayılı genelgenin 1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 ün yürürlükten 2012/29 sayılı genelgesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.

  1. 2012/1 Sayılı ve 16.02.2012 Tarihli Genelge

AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2012/1 sayılı ve 16.02.2012 tarihli genelgesi yurt dışı taleplerin nasıl yapılacağına ilişkindir.

Halen iskonto ile ilgili olarak 16.02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge (1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 yürürlükten kalkmış) yürürlükte görülmektedir.

Yurt dışı bilgi talebi konulu bu genelge incelendiğinde artık iskonto ile ilgili özel bir genelge olmaktan çok kıymet tereddütlerinde yurt dışı sorgularının yapılma şekil ve şartlarının yer aldığı görülecektir.

 

  1. 2012/29 Sayılı Kıymet Genelgesi

Bu Genelge Kıymet araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağını açıklayan önemli bir Genelgedir.

Genelge’deki konular şu şekilde sıralanabilir.

9.1. Gümrük Kıymetinin Araştırılması

Gümrük Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, beyan edilen gümrük kıymetinin gerçekliği veya doğruluğu konusunda şüpheye düşülmesi halinde, gümrük idarelerince yükümlülerden ilave bilgi ve belge talep edilmesi de dahil olmak üzere, konunun incelenmesi ve araştırılması neticesinde şüpheye sebebiyet veren hususlar giderilmediği takdirde eşyanın gümrük kıymeti satış bedeli yöntemine göre tespit edilemeyecektir. Bu durumda, ithal eşyasının beyan edilen kıymetinin gerçeklik ve doğruluğunun tespit edilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların karşılanması durumunda yurt dışı kıymet araştırmasına gidilebilecektir.

9.2. Kıymet Araştırmasına Yönelik Ön İnceleme Yapılması

Bu kapsamda ilk olarak, gümrük kıymeti araştırılacak eşya ile ilgili aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymeti tespit edilecektir. Aynı veya benzer eşya kıymetlerine ilişkin araştırmalarda öncelikle Gümrük Veri Ambarı Sistemi (GÜVAS)’nde yer alan Kıymet Veri Tabanı kullanılacaktır. Araştırmada tespit edilen beyannameler içerisinde gerekli görülenlere ilişkin fatura bilgileri ve örneklerinin Bölge Müdürlükleri kanalıyla ilgili idareden talep edilmesi ve konunun elde edilen bilgiler çerçevesinde ilgili İdarece değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, inceleme sırasında veri tabanında sorgulamanın GTİP bazında yapılabildiği durumlarda, bir GTİP’in birden fazla eşyayı içermesi durumunda, eşyaların kalite, marka ve sair farklılıklarının da eşyanın kıymetini değiştirmesi söz konusu olduğundan, aynı GTİP için farklı kıymetler elde edilmesi mümkündür. Bu nedenle, ilgili beyanname ve faturalar temin edilerek bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. İkinci olarak, ithal edilen eşyaya ilişkin banka transferlerinin ilgili bankadan sorularak teyit edilmesi gerekmektedir.

9.3. Risk Analizlerinin Yapılması

Kıymet araştırmasına yönelik yapılan ön incelemenin tamamlanmasından sonra kıymet araştırmasına gidilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların, kıymeti araştırılacak eşya için geçerli olması gereklidir.

9.3.1. Kıymet araştırmasına gidilecek eşyanın kıymetinin düşük olmasına yönelik ekonomik gerekçeler bulunmalı (eşyanın yüksek gümrük vergisine veya özel tüketim vergisine tabi olması gibi) ve aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymetinin beyan edilen eşyanın gümrük kıymetinden en az %10 oranında yüksek olmalıdır. Vergilerin tecil ve terkine tabi tutulması veya vergiyi doğuran olayın eşyanın ilk iktisabında gerçekleşmesi (otomobil ithalatlarında olduğu üzere) durumunda da ekonomik gerekçenin gerçekleştiği varsayılacaktır.

9.3.2. Beyan edilen eşyanın katma değer vergisi dışında diğer ithalat vergilerine tabi olması gerekir. Kıymet araştırmasına gidilmesi için KDV tek başına yeterli sebep değildir. Bununla birlikte, sadece KDV yönünden kıymet araştırmasına gidilebilmesi için, beyan edilen eşya kıymetinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin ciddi şüphe veya emarelerin bulunması gerekir.

9.3.3. Beyan edilen eşyanın ithalatta gözetim uygulanmasına ilişkin tebliğler uyarınca gözetim belgesine tabi olması veya beyan edilen kıymetin gözetime ilişkin tebliğlerde belirtilen kıymetlerden yüksek olması durumunda kıymet araştırmasına gidilmemesi esastır. Ancak, ciddi şüphe ve emarelerin bulunması ve bu durumun araştırma talebinde açıkça belirtilmesi durumunda kıymet araştırmasına gidilebilecektir. Gözetim belgesine tabi eşya için beyan edilen kıymet ile ilgili olarak gümrük idarelerine itirazda bulunulması ve eşyanın fatura da kayıtlı tutarın (yurtdışı diğer giderler adı altında beyan edilen tutar dahil) gözetim için belirlenen fiyattan düşük olması halinde de kıymet araştırmasına gidilebilir.

9.4. Yurt Dışı Kıymet Araştırmasına Yönelik Yapılacak İşlemler

Yukarıda belirtilen şartlardan birinin varlığının tespiti durumunda, kıymet araştırmasına gidilebilmesi için aşağıdaki işlemler yapılacaktır.

9.4.1. Yükümlüden ilave bilgi ve belge istenilmesi: Gümrük İdaresince, Ek-1’de örneği yer alan ve asgari hangi bilgileri içereceği belirtilen yazı, beyan sahibine tebliğ edilir. Bu talep yazısında, istenilen ilave ispatlayıcı belgeler ve/veya kıymet konusunda açıklanması istenilen hususlar açıkça belirtilir.

9.4.2. Yükümlüye verilecek süre: Yapılacak tebligatta 45 gün cevap süresi verilir. Sürenin bitiminden önce beyan sahibince yazılı ve gerekçeli talepte bulunulması durumunda 45 günü aşmamak kaydıyla ek süre verilir.

9.4.3. Kıymet incelenmesi sonuçlanmadan eşyanın çekilmek istenmesi: Eşya gümrüğün gözetimi altındayken yükümlü tarafından çekilmek isteniyorsa, Gümrük Yönetmeliği’nin 587 nci maddesinde belirtilen koşullarla talep kabul edilir.

9.4.4. İlave bilgi-belge talebinin karşılanması ve ibraz edilen bilgi-belgelerin uygun bulunması: İbraz edilen bilgi ve belgeler, kabul edilebilir nitelikte ve beyan edilen kıymetin fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğunu kesin olarak ortaya koyuyorsa, gümrük kıymeti satış bedeli yöntemine göre tespit edilir.

9.4.5. İlave bilgi-belge talebinin karşılanmaması: Süresi içinde ilave bilgi-belge talebinin karşılanmaması durumunda, beyan edilen gümrük kıymetinin gerçeklik ve doğruluğunun ispatlanamaması, Gümrük Kanunu’nun 65 inci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde talep edilen bilgilerin sunulmaması ve Kıymet Bildirim Formunun “Taahhütname” bölümünde belirtilen taahhüde uyulmadığı gerekçeleriyle beyan reddedilerek kıymet araştırmasına gidilir. Ancak, İdarece bu çerçevede kıymet araştırmasına gidilmeden önce söz konusu belgelerin sunulması halinde, bu belgeler süresi içinde sunulan bilgi-belgeler gibi değerlendirmeye alınacaktır.

9.4.6. İbraz edilen bilgi ve belgeler uygun ve yeterli bulunmaması: Verilen bilgi ve belgeler kabul edilebilir nitelikte değil ve/veya fiilen ödenen veya ödenecek fiyatın belirlenmesine imkan sağlamıyor ya da beyan edilen kıymetin doğruluğunu ispat için yeterli değil ise; kabul edilmeme veya yeterli bulunmama gerekçeleri açıkça ifade edilerek beyan reddedilir ve bu genelgedeki esaslar çerçevesinde kıymet araştırmasına gidilir.

9.4.7. Yurt dışı kıymet araştırması ve Bölge Müdürlüğünce Yapılacak İnceleme Yurt dışı kıymet araştırmasına gidilmesi durumunda, idarece “Yurt Dışına Gönderilecek Bilgi Talep Formu” düzenlenerek Bölge Müdürlüğüne gönderilir. Mezkur formun “II-Bilgi talebenin nedeni” bölümünde, kıymet araştırmasına gidilmesine ilişkin ekonomik gerekçeler, aynı veya benzer eşyaya ilişkin beyannamenin sayı ve tarihleri, aynı veya benzer eşyanın gümrük kıymeti, aynı veya benzer eşyanın hangi oranda beyan edilen kıymetten yüksek olduğu, bankalar nezdinde yapılan araştırma sonucu ve varsa ciddi şüphe ve emareler açıkça belirtilir. Söz konusu hususların açıkça belirtilmediği durumlarda Bölge Müdürlüğü’nce araştırma talebi resen reddedilir. Bölge Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda, araştırma yapılmasına gerek bulunur ise mütalaasıyla birlikte Bakanlığa (AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) gönderilir. Aksi halde, yapılacak işlem gümrük idaresine bildirilir. Beyana göre hesaplanan vergiler toplamı 5.000 TL’yi aşmayan eşya için yurt dışından bilgi talebinde bulunulmaz. Ancak, araştırma konusu eşyanın birden fazla beyanname ile ithal edildiği durumlarda, hesaplamada bunlar toplu olarak dikkate alınır.

9.4.8. Yurt dışı araştırması sonucuna göre yapılacak işlem: Yurt dışı Araştırması sonucunda;

  1. a) Yükümlü tarafından beyan edilen kıymetin gerçek ve doğru olduğu tespit edilirse, bu çerçevede gerekli işlemler yapılır.
  2. b) Alınan yanıtta ilgili ülke tarafından talebin karşılanamayacağı ya da bilgi bulunamadığı bildirilmiş ise, gümrük idaresince mevcut verilere göre değerlendirme yapılır.
  3. c) Beyan edilen kıymetin gerçek veya doğru olmadığı tespit edilir ise, ilgilendirdiği yönüyle Gümrük Kanunu, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli adli ve idari işlemler yapılarak sonucundan ilgili belge suretleri ile birlikte Bakanlığa (Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü) bilgi verilir. Beyana göre yapılan tahakkuklar ile idarece tahakkuk ettirilen vergiler arasındaki farkın, yükümlüsünce Gümrük Yönetmeliği’nin 587 nci maddesinde belirtildiği şekilde teminata bağlanarak eşyanın çekilmesi veya referans/veri kıymetler göz önünde bulundurularak teminat alınması durumlarında, talepte bulunulduğu tarihten itibaren bir yıl içerisinde Yurt Dışı Araştırmasının sonuçlanmaması halinde, gümrük idaresinde mevcut verilere göre değerlendirme yapılır ve işlem sonuçlandırılır. Bu süreden sonra cevaplar çerçevesinde vergi farkı ortaya çıkan hallerde, gerekli işlemler yerine getirilir. Gerek yurt dışı araştırması sonucunda talebin karşılanamayacağının veya bilgi bulunmadığının bildirilmesi, gerekse bir yıllık sürenin geçmesi nedeniyle mevcut verilere göre değerlendirme yapılacak olması durumlarında; öncelikle beyanın kabul edilip edilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede; yükümlüden temin edilen bilgi ve belgeler (beyanname ve ekleri ile varsa ilave bilgi-belgeler), Bakanlıktan bildirilen veriler, varsa benzer konulara ilişkin denetim raporları, ithal tarihinden sonraki süreç de dahil olmak üzere aynı ve benzer eşya ithalatlarında tespit edilen kıymetle, GÜVAS’tan temin edilen bilgiler gibi konuya ilişkin tüm bilgiler dikkate alınır. Yapılan değerlendirme sonucunda beyanın kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılırsa, işlemler buna göre sonuçlandırılır. Aksi durumda, Gümrük Kanun’un 24 üncü maddesinin (a), (b), (c), ve (d) bentlerinde belirtilen koşullarının varlığı halinde eşyanın gümrük kıymeti, gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin esaslar çerçevesinde tespit edilir. Söz konusu koşulların bulunmaması durumunda, kıymet araştırması temin edilen verilere göre sonuçlandırılır.

hususlarına yer verilmektedir.

20.10.2020 Tarihli Kıymet Araştırma Çalışması

Gümrük Kanunu’nda eşyanın kıymeti konusu 23-31 nci maddelerde ve Gümrük Yönetmeliğinde 43-57 nci maddelerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kıymet ve beyan edilen kıymetin araştırılması konusunda Ticaret Bakanlığımızın ilgili Genel Müdürlüklerince bugüne değin değişik tarihlerde Tebliğ, Genelge ve tasarruflu yazılar çıkarılmıştır.

GGM yayınlamış olduğu 20.10.2020 tarihli ve 58341131 sayılı yazısıyla kıymet araştırması çalışmaları konusunda Bölge Müdürlüklerine talimat vermiştir.

BİLGE Sisteminde belirlenen bir kısım eşya için risk bazlı kıymet araştırmasının devreye alınmış olduğu bildirilmiştir.

Uygulamaya tüm Gümrük İdarelerinde geçilmiştir.

Bu bağlamda gelen uyarı mesajı sonrasında teminatın alınması ve kıymet araştırmasına 2012/ 29 sayılı Genelge hükümlerine göre geçilecektir.

Bu bağlamda “belirlenen bir kısım eşyanın” ne olduğu konusu bilinmemektedir.

Ancak;

  • Referans kıymet uygulamasına tabi eşyalar (muz vb.) Kıymet Veri Bankasında yayınlanmaktadır. Bu tür referans kıymete tabi eşyalar,
  • Müfettişlerin yazdığı Cevaplı Raporlar ve Soruşturma Raporlara konu eşyalar,
  • GGM ve RYTDSGM tarafından Bölge Müdürlüklerine bildirilen eşyalar,
  • Kıymet esaslı Gözetime tabi eşyalar,
  • Bölge Müdürlükleri nezdinde faaliyet gösteren Risk Şubelerince yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilen eşyalar,
  • 5607 Sayılı Kanun kapsamında yapılan soruşturmalara konu eşyalar,
  • Yüksek vergisi nedeniyle kaçakçılık yapılma imkanı olan yüksek riskli eşyalar,

olabileceği tahmin edilmektedir.

Öte yandan 20.10.2020 tarihli yazıda; “.Risk bazlı kıymet araştırması çalışması kapsamında olan veya olmayan herhangi bir eşyanın kıymetinden şüphe edilmesi halinde, sistem uyarısı beklenilmeksizin 2012/29 sayılı Genelge gereğince gümrük idaresince gerekli işlemler yerine getirilmeye devam edilecektir.

Hükmü ve Gümrük Yönetmeliği’nin 44/5 nci fıkrasında yer alan;

“.Beyan edilen gümrük kıymetinin gerçekliği veya doğruluğu konusunda şüpheye düşülmesi halinde, gümrük idarelerince yükümlülerden ilave bilgi ve belge talep edilmesi de dahil olmak üzere, konunun incelenmesi ve araştırılması neticesinde şüpheye sebebiyet veren hususlarda gümrük idaresinin makul şüpheleri giderilmediği ..”

Hükmü uyarınca Gümrük İdaresi eşyanın kıymetinden her zaman şüphe edebilir.

Ayrıca kıymet beyanları 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 10 uncu ve 73 üncü maddeleri hükümlerine dayanılarak düzenlenen Sonradan Kontrol ve Riskli İşlemlerin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine Bakanlık Denetim elemanları ve İdare tarafından Sonradan Kontrol İşlemlerine tabi tutulmaktadır.

İhracatta kıymet araştırmasında ise 2018/23 Sayılı Genelge hükümlerine göre işlem yapılmaktadır.

Kıymet ihtilaflarında Gümrük Kanunu’na göre idari para cezası, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre adli para cezası ile hapis cezası ve TCK’daki evrakta sahtekarlık fiilleri söz konusu olabilmektedir.

Genelde kıymet mevzuatını hataen takip edememe nedeniyle mükelleflere idare tarafından kıymet araştırması yapılabilmektedir.

Ancak kasten ve hiç vergi vermemek yada eksik vergi vermeye yönelik olarak da idare gerekeni yapma durumunda kalmaktadır.

Genelde noksan kıymetler beyan aşamasında eşya cinsi, miktarı, adedi, ve tarifesinden kaynaklanmaktadır.

Beyan aşamasında ise düşük kıymetle beyan söz konusu olmaktadır.

Bu durumda kıymet araştırmasına gidilmekte, eksik vergilerin yanında idari yaptırım uygulanmaktadır.

Teminat alımı yanında numune bırakma veya eşyaya el koyma söz konusu olabilmektedir.

Kıymet konusunda en önemli husus hizmet verilen firmanın ithale ve ihracata ilişkin kıymet ile ilgili evrak ve belgelerini doğru olarak ibraz etmesidir.

Son dönemde menşe esaslı ticaret politikası yanında İGV ve EMY gibi ek mali yükümlülüklerinde uygulanmaya konulması ile kıymet konusu daha da önemli hale gelmiştir.

  1. İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneğinin 21.03.2018 Tarihli Yazısı

21.03.2018 tarihine gelindiğinde İGMD tarafından Genel Müdürlüğe faturalarda iskonto bedellerinin beyanı konusunda yazı yazma gereği ortaya çıkmıştır.

Çünkü Gümrük İdarelerince yükümlü beyanlarında iskonto beyanı yapılmasına ve faturalarda gösterilmesine karşın Gümrük İdarelerinde beyan edilen iskontoların dikkate alınmayarak ceza uygulandığı iletilerek, 2001/38 sayılı genelgenin günümüz şartlarına göre güncellenmesi ya da bu konuda tasarruflu bir yazı çıkarılması talep edilmiştir.

Gümrükler Genel Müdürlüğü 10.04.2018 tarihinde Derneğe vermiş olduğu yazıda mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığını bildirmiştir.

  1. Sonuç ve Değerlendirme

İskonto tutarlarının gümrük kıymetine ilave edilip edilmeyeceği konusunda birtakım tereddütler ile idare ve yükümlüler arasında davalar var iken Gümrükler Genel Müdürlüğü 2001 yılında sadece İskonto konulu özel bir genelge çıkarmıştır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede peşin ödeme ve miktar iskontolarına yer verilmiştir.

Genelgede; “..1.4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta, Gümrük Kanunu’nun 27 ve 28 inci maddelerine göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır.

Fiilen ödenen veya ödenecek fiyat, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemelerin toplamıdır.Bu kapsamda, gerekli koşullara uygunluk sağlayan iskontoların satış bedeli yöntemine göre gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Satış bedeli yöntemine göre ithal eşyasının gümrük kıymetinin tespitinde dikkate alınacak iskontolar "peşin ödeme iskontosu" ve "miktar iskontosu"dur.

Bu konuda, öncelikle yapılan iskontonun peşin ödeme veya miktar iskontosu tanımına girip girmediği, bu çerçevede gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında iskonto oranları da gözönünde bulundurulmalıdır.

  1. a) Satışa konu eşyanın sevk edilmesinden önce alıcı tarafından eşya bedelinin ödenmesi uluslararası ticarette "peşin ödeme" olarak tanımlanmaktadır.

"Peşin ödeme iskontosu" ise mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya tanınan bir fiyat indirimidir.

Dolayısıyla, peşin ödeme iskontosu yapıldığı belirtilen işlemlerde, öncelikle ödeme şeklinin ne olduğu araştırılmalı, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce peşin ödeme iskontosunun yapıldığı ve buna göre mal bedeline ilişkin ödemenin de gerçekleştirilmiş bulunduğu tespit edilmelidir.

Ayrıca peşin ödeme iskontosunun ticarette "mutat iskonto" olarak kabul edilen oranlarda ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari muamelelerde uygulanan oranlara yakın olması gerekmektedir.

  1. b) "Miktar iskontosu," satıcının alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre fiyattan yaptığı indirimdir. Miktar iskontosu yalnızca satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak önceden belirlenen bir ödeme planına göre fiyat uygulandığı durumlarda söz konusudur.

Bu iskontonun da ticarette mutat olarak kabul edilen oranlarda bulunması ve aynı miktarda mal alan tüm alıcılara uygulanması gerekmektedir.

  1. 1 ve 2 nci maddelerde belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar eşyanın gümrük kıymetini azaltıcı bir unsur olarak kabul edilmez...”

hususlarına yer verilmiştir.

Konu incelendiğinde;

Peşin Ödeme İskontosu;

Dış ticarete konu eşya bedelinin, eşyanın sevkinden önce alıcı tarafından ödenmiş olmasını “Peşin Ödeme” olarak tanımlayabiliriz. Nitekim, peşin ödeme iskontosu da, mal bedelinin peşin ödenmesi nedeniyle alıcıya uygulanan bir indirimdir.

Peşin ödeme iskontosunun, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı şart ve gereklidir.

  • Peşin ödeme iskontosu, ithal eşyasının gümrüğe beyanından önce yapılmış olmalıdır.
  • İskonto faturada yer almalıdır.
  • Mal bedeli, eşyanın sevkinden önce ödenmiş olmalıdır.
  • Peşin ödeme iskontosu, mutat ve satıcının bulunduğu ülkede benzeri ticari işlemlerde uygulanan oranlarda olmalıdır.
  • İskonto, alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmış olmamalıdır.

Miktar iskontosu;

Satıcının, alıcıya, belli bir dönem içinde satın aldığı miktara göre eşya fiyatından yaptığı indirim olarak tanımlayabileceğimiz “Miktar İskontosu”, gümrük işlemleri çerçevesinde, satıcının satılan eşya miktarına bağlı olarak, basamaklı bir şekilde belirlediği satış planına uygun olarak alıcıya uyguladığı bir indirim olmalıdır.

Miktar iskontosunun eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması ve gümrük vergilerinin hesaplanmasına esas teşkil eden matrah içerisinde değerlendirilmemesi diğer bir ifade ile gümrük kıymetine dahil edilmemesi için aşağıda yazılı koşulların varlığı gerekmektedir.

  • İskonto faturada yer almalıdır.
  • İskonto ticarette mutat kabul edilen oranlar içinde olmalıdır.
  • Miktar iskontosu aynı miktarda mal alan bütün alıcılara uygulanabilir olmalıdır.
  • İskonto alıcı ile satıcı arasındaki özel ilişkilerden kaynaklanmamış olmalıdır.
  • Satıcı satılan eşya miktarına bağlı olarak belli bir şemaya göre fiyat uygulamalıdır.

Dikkate alınması gereken diğer bir konu da, söz konusu iskontonun ithalattan önce yapılmış olması gereğidir.

Söz konusu koşulları taşıyan iskontolar, dış ticarete konu eşyanın gümrük kıymetine dahil edilmeyecektir. Keza, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesi çerçevesinde Katma Değer Vergisi matrahı kapsamında da yer almayacaktır.

Belirtilen koşulları taşımayan, alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontolar ise, ilgili eşyanın gümrük kıymetinden yapılabilecek bir indirime konu olamayacaklardır.

İskontolara yönelik olarak yapılacak tespitte esas alınacak temel belgeler ise, fatura ve satış sözleşmeleri olacaktır.

2001/38 sayılı ve 14.11.2001 tarihli genelgede ayrıca; yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda 2000/13 sayılı 8.2.2000 tarihli Genelgede belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlüden ek bilgi ve belge istenilerek, uygunluk araştırması yapılacağı belirtilmektedir.

Yapılan incelememizde 2000/13 sayılı Genelge’nin 2006 yılında 6 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, 2006/6 sayılı genelgenin ise 2012 yılında 1 sayılı genelge yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve en nihayet 2012/1 sayılı genelgenin 1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 ün yürürlükten 2012/29 sayılı genelgesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.

Halen iskonto ile ilgili olarak 16.02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge (1 nci ve 8 nci maddeleri ile Ek-3 yürürlükten kalkmış) yürürlükte görülmektedir.

Yurt dışı bilgi talebi konulu bu genelge incelendiğinde artık iskonto ile ilgili özel bir genelge olmaktan çok kıymet tereddütlerinde yurt dışı sorgularının yapılma şekil ve şartlarının yer aldığı görülecektir.

Gümrükler Genel Müdürlüğü en son olarak 2012/29 sayılı genelge sonrasında 20.10.2020 tarihli kıymet araştırma çalışması konusunda talimat yazı çıkarmıştır.

Öte yandan; 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 25 nci maddesi uyarınca, Teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontolar KDV matrahına dahil değildir.

Diğer taraftan; Danıştay Yedinci Dairesi K:2001/1965, E:2000/1588 sayılı Kararı ile Kıymet tespiti sırasında eşyanın gümrük vergisine esas değerine iskontonun ilave edilemeyeceği hakkında karar vermiştir.

21.03.2018 tarihine gelindiğinde İGMD tarafından Genel Müdürlüğe faturalarda iskonto bedellerinin beyanı konusunda yazı yazma gereği ortaya çıkmıştır.

Çünkü Gümrük İdarelerince yükümlü beyanlarında iskonto beyanı yapılmasına ve faturalarda gösterilmesine karşın Gümrük İdarelerinde beyan edilen iskontoların dikkate alınmayarak ceza uygulandığı iletilerek, 2001/38 sayılı genelgenin günümüz şartlarına göre güncellenmesi ya da bu konuda tasarruflu bir yazı çıkarılması talep edilmiştir.

GGM 10.04.2018 tarihinde Derneğe vermiş olduğu yazıda mevzuat çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığını bildirmiştir.

2001/38 Sayılı genelgenin son maddesinde yazılı olan; yükümlü tarafından ibraz edilen belgelerde gösterilen iskontoların kabul edilebilirliği konusunda şüphe hasıl olduğunda uygulanması gereken genelgelerin ard arda yürürlükten kaldırılmış olduğu ve en son 2021/1 ve 2012/29 sayılı genelgelere göre iskontolar konusunda yurt dışı uygunluk araştırması yapılmaktadır.

2001/38 sayılı Genelge halen yürürlükte olduğundan iskontoların beyan edilmesi yükümlülerin hakkıdır.

Ancak fatura ile satıcı ve alıcı arasında yapılacak sözleşmelerin çok sağlıklı olması gerekmektedir.

Peşin ödeme ve miktar iskontoları şayet şartları taşımıyor ise ithale konu eşyanın gümrük kıymetine dahil edilmelidir.

Bu koşulları taşımayan alıcı ile satıcının kişisel ilişkilerinden kaynaklanan Özel iskontolar ile mutat olmayan miktardaki iskontoların kabul edilmeyeceğinden beyan edilmemesi gerekir.

Gelinen son noktada; iskonto ile ilgili olarak 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı Genelge halen yürürlüktedir ancak günümüz şartlarına göre ne yazık ki Gümrükler Genel Müdürlüğünce güncellenmemiştir.

Genelge’nin güncellenmemiş olması uygulamada yükümlü ile Gümrük idaresi arasında beyan edilen iskontoların geçerliliği ve uygunluk araştırması konusunda ihtilafların da çıkmasına sebep olmaktadır.

Beyan Edilen İskontoların Dikkate Alınmayarak Ceza Uygulanmasının önüne geçilmesine yönelik olarak İstanbul Gümrük Müşavirleri Dernek Başkanlığının Gümrükler Genel Müdürlüğünden bulunmuş olduğu talebin yerine getirilerek, 2001 tarihinde çıkarılan 38 sayılı Genelge’nin günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak güncellenmesinin ve ayrıca İskontoların uygunluk araştırmasının nasıl yapılacağının çıkarılacak bir Talimat yazı ile açıklanmasının uygun ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

 

Yazar: Savaş ÖZDOĞAN

Gümrük Müşaviri

 

Kaynakça

  • 4458 Sayılı Gümrük Kanunu
  • Gümrük Yönetmeliği
  • 3065 Sayılı KDV Kanunu ve Tebliğleri
  • 2001/38 Sayılı ve 14.11.2001 Tarihli Genelge
  • 2000/13 sayılı ve 8.2.2000 tarihli Genelge
  • 02.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı genelge
  • 2012/29 Sayılı Kıymet Genelgesi
  • 10.2020 Tarihli Kıymet Araştırma Çalışması
  • İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneğinin 21.03.2018 Tarihli Yazısı

Türkiye - Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması (STA)

Özet

Bir önceki makalemizde Brexit sonrası Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden anlaşmalı ya da anlaşmasız ayrılma durumunu ve Türkiye ile Brexit kapsamındaki ticari ilişkilerin hangi yöne evrileceğini konu etmiştik.

AB ile BK arasında yeni dönemdeki ilişkileri şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 24.12.2020 tarihinde tamamlanmış ve ticarette tercihli muamele 01.01.2021 tarihinde uygulamaya konmuştur.

AB-BK sürecine paralel olarak, ülkemizle BK arasında yürütülen STA müzakereleri de tamamlanmış ve 29.12.2020 tarihinde STA imzalanmıştır. Avrupa Birliği ile arasındaki geçiş döneminin 31.12.2020 tarihinde sona ermesi üzerine gerçekleşen Brexit olgusuna bağlı olarak, artık üçüncü ülke sayılan Birleşik Krallık (İngiltere) ile Türkiye arasındaki ticaretin de yeniden düzenlenmesi amacıyla imzalanan STA 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlanmıştır.

STA’nın getirdiği önemli hususlar ve BK ile aramızdaki ticari ilişkilerin geleceği bu makalemizin konusunu teşkil etmiştir.

 

  1. Giriş

2020 yılının son ayında Brexit’te nihayet güzel haber geldi. Bu zamana kadar AB tarafından bir anlaşma imzalanamadığı için bizim de en önemli ihracat pazarımız ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalama imkânımız yoktu. Artık AB ile beraber biz de bir STA imzalama imkanına sahip olduk ve imzaladık.

İngiltere ile serbest ticaret anlaşmamız 29 Aralık tarihinde imzalandı, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlandı ve iş dünyamızın önündeki belirsizlikler ortadan kaldırılarak İngiltere ile olan ticaretimizin herhangi bir aksama olmadan devam edilmesi sağlanmış oldu. Bu süreçte gerek ihracatçılarımız gerekse ithalatçılarımızın bir mağduriyet yaşamaması için geçici uygulamalar ile tüm tedbirler alınmış, tüm senaryolar göz önünde bulundurularak anlaşmalı ayrılık durumu dahil olmak üzere hazırlıklar tamamlanmıştı.

Ticaret Bakanlığı yetkililerimiz bundan sonraki dönemde bu anlaşmanın, İngiltere ile gümrük birliğinden daha öte bir ticari ilişki kurma şansını vereceğini düşünmekte, serbest ticaret anlaşmasının yatırım ve hizmetler alanlarını da kapsaması, tarım sektöründe ise pazara giriş imkânlarının geliştirilmesi yönünde müzakerelere devam edeceklerini ifade etmektedir.

    

  1. 31.12.2020 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlanan 3352 Sayılı Karar

31.12.2020 tarihli Resmi Gazete 3352 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır.

2006/10895 Sayılı Kararın Tanımlar başlıklı 3 ncü maddesinin (a) bendinde Avrupa Birliğine üye ülkeler sayılmaktadır.

İngiltere yayımlanan bu Karar ile AB üyesi ülkeler listesinden çıkarılmıştır.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.12.2020 Tarihli Yazısı

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından Bakanlık merkez ve taşra birimleri ile çeşitli sivil toplum örgütlerine gönderilen 30.12.2020 tarihli ve E-00060221855 sayılı yazıda, Türkiye – İngiltere arasında 29 Aralık 2020 tarihinde imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın gecikme olmaksızın 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle uygulanmaya konulması amacıyla gerekli sürecin yürütüldüğü belirtilmiştir.

Söz konusu STA kapsamında tercihli ticarete konu olacak eşyanın menşeinin ispatı amacıyla kullanılacak belgenin, tüm ihracatçıların fatura veya ilgili bir ticari belge üzerinde kendi kendilerine bulunabilecekleri ve bir makam tarafından onaylanmayacak “menşe beyanı” olduğu, bu amaçla başka bir belge kullanılmayacağı; ayrıca, ilgili menşe kuralları ve işlemlerine ilişkin Yönetmeliğin, STA’nın yürürlüğe giriş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Resmî Gazete’de yayımlanacağı bildirilmiştir.

Diğer yandan, 1 Ocak 2021 tarihi ile söz konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih arasında STA kapsamından gerçekleştirilmek istenen ithalat işlemleri için geçerli bir menşe beyanı ibraz edilmesi halinde, eşyaya ilişkin olarak diğer ülkelere uygulanan kanuni vergi oranı üzerinden teminat alınması koşuluyla işlem tesis edilebileceği, Yönetmeliğin yayımlanması ile bu tür işlemlerin Yönetmeliğe uygunluğu denetlenerek uygun ise teminatın çözülmesi, uygun olmayan durumlarda ise teminatın irad kaydedilmesi yönünde işlem tesis edileceği açıklanmıştır.

Ayrıca, 31 Aralık 2020 tarihini 1 Ocak 2021 tarihine bağlayan an itibariyle, İngiltere’den Türkiye’ye sevk halinde olan veya Türkiye’ye getirilerek antrepoda ya da serbest bölgeler dahil geçici depolama alanlarında bulunan ve henüz ithalat işlemleri tamamlanmamış eşyanın, 1 Ocak 2021 tarihinden önce geçerli olan, başta Gümrük Birliği olmak üzere, tercihli tarife düzenlemelerinden faydalanabileceği bildirilmiştir.

Aynı koşulun İngiltere tarafından da uygun görüldüğü; anılan türden eşyaya yönelik olarak ülkemizde 1 Ocak 2021 tarihinden önce halihazırda düzenlenmiş ya da düzenlenecek A.TR Dolaşım Belgesi veya menşe ispat belgelerinin, dört aylık ibraz süresi esas alınmak kaydıyla, İngiltere’de ithalatta 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren 12 aylık süre içerisinde geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Söz konusu eşya için 1 Ocak 2021 tarihinde ve bu tarihten sonra normal usulde belge düzenlenmesi/onaylanması/vize edilmesinin mümkün olmadığı; sadece “sonradan düzenlenen” belgelerin onaylanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, AB ile İngiltere arasında sonuçlandırılan STA çerçevesinde, Kuzey İrlanda’nın AB’nin gümrük kurallarını uygulayacak olması nedeniyle, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle ülkemizden doğrudan Kuzey İrlanda’ya gerçekleştirilecek ihracatta kullanılacak belgelerle ilgili olarak İngiltere ile görüşmelerin devam ettiği belirtilmiştir.

Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığı tarafından ilgili konuya ilişkin başka bir duyuru yapılmadığı sürece, ülkemizden Kuzey İrlanda’ya söz konusu tarih itibariyle yapılacak ihracatlarda, ithalatçının tercihli tarifeden yararlanmak istemesi halinde, Türkiye – İngiltere STA’sında öngörüldüğü şekilde menşe beyanının kullanılması gerekecektir.

Bunlara ilave olarak, Türkiye – İngiltere arasındaki STA’nın uygulanma tarihinin 1 Ocak 2021 olmasında yaşanabilecek olası bir sorun halinde dikkate alınması gerekecek hususların Bakanlıkça ayrıca bildirileceği kaydedilmiştir.

 

  1. Serbest Ticaret Anlaşmasının Kapsamı

29.12.2020 tarihinde imzalanmış olan ve 01.01.2021 tarihi itibariyle uygulamaya konulan STA metin ve ekler yönünden türkçe ve ingilizce nüshalar olarak düzenlenmiştir.

STA’nın türkçe nüshası başlıca 5 bölümden oluşmaktadır.

Bunlar ise; Anlaşma metni, Tarife Listeleri, Menşe işlemleri ve menşe kurallarına ilişkin protokol, menşe kurallarına ilişkin ortak bildiri ve Mutabakat Zaptından oluşmaktadır.

 

  1. İmzalanan STA Metninin Birleşik Krallık Tarafında Yayımlanması

31.12.2020 tarihli duyuru ile Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın İngilizce metni Birleşik Krallık hükümetinin resmi internet sitesinden yayımlanmıştır.

Anlaşmada öne çıkan konular aşağıdadır.

5.1. Anlaşmanın Kapsamı

  • Eşya Ticareti: Tercihli tarifeler, kotalar, menşe kuralları ve sıhhi ve bitki sağlığı önlemleri ile ilgili hükümler
  • Gümrük ve Ticaretin Kolaylaştırılması: Taraflar arasındaki ticaretle ilgili diğer kanun ve yönetmelikler ile genel idari düzenlemeler
  • Fikri Mülkiyet: Tarafların haklarının yeterli ve etkili bir şekilde korunması ve uygulanmasına ilişkin hükümler
  • Devlet İhaleleri: Tarafların kendi piyasalarının karşılıklı olarak açılması hakkında istişareler
  • Ticarete Teknik Engeller: Ticaret ve ortaklık anlaşmalarındaki hükümler, ürünler için teknik düzenlemeler, standartlar ve uygunluk değerlendirmeleri ile ilgili hükümler
  • Rekabet: Ticaret anlaşmalarındaki rekabet ile ilgili hükümler, ilgili taraflar içinde faaliyet gösteren işletmeler için açık ve adil rekabetin sağlanmasına ilişkin hükümler
  • Ticarette İyileştirmeler: Anti damping ve telafi edici vergiler ile ilave vergiler ve uygulamalar kapsamındaki hükümler
  • Uyuşmazlık Çözümü: Taahhütleri yerine getirmek ve gelecekte ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları çözme kapsamındaki hükümler.

5.2. Eşya Ticaretine İlişkin Düzenlemeler

Anlaşma, istisnaları bulunmakla birlikte, temel olarak 25 ila 97’inci fasıllarda yer alan sanayi ürünlerini kapsamakta ve taraf menşeli bu ürünlerin taraflar arasındaki ticarette gümrük vergilerinin ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.

Anlaşmada ayrıca, 1 ila 24’üncü fasıllarda yer alan tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin indirilmesi veya tamamen kaldırılmasına yönelik düzenlemeler mevcuttur.

5.3. Eşyanın Menşei ve Menşe İspat Belgesi

Anlaşma hükümlerinden yararlanacak taraf ülkeler menşeli eşyaya ilişkin temel düzenlemeler Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol’de yer almaktadır.

Türkiye'den Birleşik Krallık’a veya Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye ithalat yaparken tercihli tarifelerden yararlanmak için, ithalatçının eşyanın menşe kurallarına uygun olarak taraf menşeli olduğunu gösteren ve ihracatçı tarafından düzenlenmiş olan “Menşe Beyanı”nı ibraz etmesi gerekmektedir.

Protokolde, Menşe beyanının, menşeli ürünün tanımlanmasına olanak verecek kadar ayrıntılı olması ve fatura veya başka herhangi bir ticari belgede veya bu belgelere ekli olarak düzenlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca tarafların, bir menşe beyanının ihracatçıdan ithalatçıya doğrudan elektronik olarak gönderilmesine izin vereceği ve bu gibi durumlarda elektronik imza veya kimlik kodlarının kullanılacağı belirtilmiştir.

Usulüne uygun bir menşe beyanı, ithalatçı ülke daha uzun bir süre öngörmediği sürece, kural olarak düzenlendiği andan itibaren 12 ay süreyle geçerli olacaktır.

Taraflardan her biri, bir menşe beyanının;

  1. Menşeli eşyanın taraf ülkeye yapılan tek bir sevkiyatına ilişkin olarak, veya;
  2. 12 ayı geçmemek üzere, menşe beyanında belirtilen dönem içerisinde menşeli aynı eşyanın birden fazla sevkiyatına ilişkin olarak,

uygulanmasını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmalarında ilk kez, bir tercihli menşe ispat belgesinin belirli bir dönemde gerçekleştirilecek birden fazla sevkiyatı kapsayacak şekilde düzenlenebilmesine olanak sağlanmış olmaktadır.

5.4. Menşe Kümülasyonu

Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol, Protokolde öngörülen diğer anlaşmaların da imzalanarak süreçlerin tamamlanması koşuluyla, taraflar arasındaki tercihli ticarette AB, İsviçre (Lihtenştayn dahil), Norveç, İzlanda, Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Fas, Batı Şeria ve Gazze Şeridi, Suriye, Tunus, Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Kosova, Faroe Adaları, Moldova, Gürcistan ve Ukrayna menşeli girdilerin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta menşe kümülasyonuna tabi tutulmasına ilişkin hükümler içermektedir.

Ayrıca, 50 ila 63’üncü fasıllarda yer alan tekstil ürünleri hariç olmak üzere, Avrupa Birliğine üye ülkeler, Norveç ve İzlanda’da yapılan işlem ve işçiliğin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta yapılmış sayılmasına olanak sağlayacak hükümler Protokol’de yer almaktadır. “Tam Kümülasyon” olarak kabul edilen bu uygulama, eşyaya tercihli menşe statüsü kazandırmada ihracatçılara kolaylık sağlamaktadır.

 

  1. STA Kapsamı Ticarette Kullanılacak Menşe Beyanı Örneği

STA da yer alan “Menşe Beyanı” eşyanın menşeinin ispatı yönünden son derece önem arz etmektedir.

Anlaşmanın 3 ncü ekinde İngilizce ve Türkçe olarak yer almaktadır.

Aşağıda gösterilmektedir.

ANNEX 3

Text of the Origin Declaration

The origin declaration, the text of which is given below, must be made out in accordance with the footnotes. However, the footnotes do not have to be reproduced.

English version

The exporter of the products covered by this document (customs authorisation No … (1)) declares that, except where otherwise clearly indicated, these products are of … (2) preferential origin.

Turkish version

Bu belge (gümrük onay No: … (1)) kapsamındaki girdilerin ihracatçısı, aksi açıkça belirtilmedikçe, bu girdilerin … (2) tercihli menșeli olduğunu beyan eder.

… (3)

(Place and date)

… (4)

(Signature of the exporter, in addition the name of the person signing the

declaration has to be indicated in clear script)

___________________________

1 For exporters located in Turkey, when the origin declaration is made out by an approved exporter,

the authorisation number of the approved exporter must be entered in this space. When the origin

declaration is not made out by an approved exporter, the words in brackets shall be omitted or the

space left blank. When the origin declaration is made out by an exporter located in the UK, the

EORI number must be entered in this space.

2 Origin of products to be indicated.

3 These indications may be omitted if the information is contained on the document itself.

4 In cases where the exporter is not required to sign, the exemption of signature also implies the

exemption of the name of the signatory.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 31.12.2020 Tarihli Yazısı

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü BK Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili olarak Bölge Müdürlüklerine ve Gümrük Müşavir Derneklerine yazmış olduğu yazıda BK dan yapılan ithalatta geçerli bir “Menşe Beyanı” nın gümrük idaresine ibrazı halinde eşyaya ilşikin olarak “Diğer Ülkeler”e uygulanan kanuni vergi oranları üzerinden teminat alınması, Yönetmeliğin yayınlanmasının ardından bu tür işlemlerinin Yönetmeliğe uygunluğunun araştırılarak, uygun ise teminatın çözülmesi, uygun değil ise irad kaydedilmesi gerektiği talimatı verilmiştir.

 

  1. STA’nın Cumhurbaşkanınca Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesi Hakkında 7266 Sayılı Kanun

03.02.2021 tarihli ve 31384 sayılı Resmi Gazetede 7266 Sayılı Kanun yayımlanmıştır.

Bu Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması, Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Menşe Kurallarına Dair Ortak Bildiri, Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Mutabakat Zaptı ve Kuzey İrlanda ile Ticarete İlişkin Olarak Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Teati Edilen Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunması ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmektedir.

Buna göre; 29 Aralık 2020 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması”, “Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Menşe Kurallarına Dair Ortak Bildiri”, “Türkiye ve Birleşik Krallık Hükümetleri Arasında Mutabakat Zaptı” ve Kuzey İrlanda ile ticarete ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı arasında teati edilen “Mektuplar”ın onaylanması uygun bulunmuştur. Anlaşmanın protokoller ve eklerine ilişkin değişiklikleri doğrudan onaylamaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

 

  1. STA’da Gümrük Müşavirlerinin Durumu

Türkiye-Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması'nın "Gümrük Müşavirleri" başlıklı 3.18. maddesinde aynen;

Madde 3.18. Gümrük Müşavirleri

  1. Taraflar, ilgili gümrük hüküm ve işlemlerinin, gümrük müşavirlerinin zorunlu kullanımını gerektirmediğini kabul ederler.

(a) Her bir Taraf: Gümrük Müşavirlerinin kullanımına ilişkin tedbirleri yayımlayacak; ve (b) Gümrük Müşavirlerinin lisanslandırılması halinde, şeffaf, ayrımcı olmayan ve orantılı kurallar uygulayacaktır. Olarak İfade edilmektedir.

Gümrük Müşaviri Sayın Deniz KOYUNOĞLU tarafından Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne bu konuda bir yazı yazılmıştır.

Yazıda; “ Bu ifadede geçen Gümrük Müşavirlerinin lisanslandırılması ne anlam taşımaktadır, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri gibi benzer yeni Yeminli Gümrük Müşavirleri veya Yetkin Gümrük Müşavirleri vb. yeni bir statü oluşturup , BK eşyalarının ithalat ve ihracat işlemlerini sadece bu Lisanslandırılarak yetkilendirilen GM tarafından mı yapılacaktır, Bunun şartları ve kuralları bellimidir bu uygulama ne zaman başlayacaktır,.” hususları sorulmuştur.

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü vermiş olduğu cevapta; “..ülkemizin taraf olduğu uluslararası kurallar ve normlar çerçevesinde, tarafların gümrük işlemlerinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 5. ve 225. maddelerinde düzenlenen dolaylı ve doğrudan temsil kavramlarına işaret edecek şekilde gümrük müşavirlerinin kullanımının zorunlu olmayacağı, aynı zamanda Gümrük Kanunun 227. ve 228. maddeleri ile Gümrük Yönetmeliği'nin 566-573 maddelerinde düzenlendiği şekliyle gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının taşıyacağı kriterlerin tespiti, seçim usulleri gibi konuların açık bir şekilde düzenlenmesi öngörülmektedir.

Maddede, gümrük müşavirlerinin "lisanslanması"yla işaret edilen husus, stajyerler, gümrük müşavir yardımcıları ve gümrük müşavirlerinin taşıyacağı özellikler ile seçim sınavlarına ilişkin işlemlerin şeffaf ve ayrımcılık gözetmeden uygulanmasına işaret etmektedir. İlgili maddelerde, mezkur Anlaşma hükümleri çerçevesinde sağlanacak yararların tüm özel sektörümüz ve sektör temsilcilerimiz tarafından faydalanılması asıl amac olarak görülmektedir..” şeklinde ifade edilmiştir.

 

  1. Brexit Sonrası Ortak Transitin Asıl Sorumluları

Orta Transit Rejimine İlişkin Sözleşme açısından 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren ayrı bir akit taraf olarak katılım sağlanmasıyla birlikte Transit Rejimine İlişkin 4 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliği ekinde yer alan ‘Ortak Transit Rejimi Kapsamlı Teminat Mektubu’ örneğinde değişiklik yapılmış ‘Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’ ibaresi Avrupa Birliği ülkeleri arasından çıkartılarak paragrafın sonuna taşınmıştır.

Bu süreçte lojistik sektörünün en önemli paydaşı ve rehberi, Türk gümrük mevzuatında fiilen 01.01.2012 tarihinden itibaren vücut bulan ve yasal dayanağını Ortak Transit Sözleşmesi ile buna bağlı şekillenen 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliğinden alan rejim hak sahibi ya da bilinen adıyla asıl sorumluluk müessesesi olmuştur.

İngiltere Hükümetinin resmi internet sitesinde, yeni Sınır Geçiş Modelleri hakkında nakliyecilere, gümrük müşavirlerine ve ticaret erbabına yönelik duyurular yayımlanıyor.

Söz konusu bilgilendirmeler hem Türkiye/AB yönünden İngiltere’ye hem de İngiltere’den diğer yönlere taşımalarda yapılması gereken beyan/bildirim yükümlüklerini içeriyor.

Belirtmekte fayda var, uyulmaması halinde yüksek tutarda para cezaları yanında taşımanın başladığı noktaya geri dönmek gibi bir riski de göze almak gerekiyor. Örneğin, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren T1 ve T2 kodlu transit refakat belgeleri kullanılarak İngiltere’ye yapılacak ihracat işlemlerinde taşıyıcıların GVMS (Good Vehicle Movement Service-Eşya Araç Hareket Sistemi) bildirimi yaparak eşya ve taşıtın hareketini transit refakat belgesine bağlamaları ve karşılığında barkotlu GMR numarası; İngiltere’den ihraç edilecek eşya ve araca ilişkin belge/bilgiler açısından farkındalık yaratarak sınır geçişine hazırlamaya yönelik izin almayı gerektiren (Kent Access Permit) başvurusunu da unutmamak gerekir.

 

  1. Birleşik Krallık’ın 10 Serbest Liman Bölgesi Projesi’nde Süreç Başlıyor

4 Şubat 2021 tarihinde Financial Times’ta yayımlanan bir haberde; Birleşik Krallık'taki en az 30 liman ve havalimanından 10’unun serbest liman olarak düzenlenmesi konusundaki çalışmaların sürdürüldüğü belirtilmektedir. İhaleye teklif vermeye hazırlanan otuzdan fazla teklif sahibi firma olduğu, teklif verilmesi için son tarihin 05.02.2021 olduğu ve değerlendirmelerin bahar aylarında tamamlanacağı açıklanmıştır.

Buna göre; Hükümet tarafından İngiltere'de en az yedi; İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’de birer serbest liman olması planlanmaktadır. Hükümetin, serbest limanlarda daha düşük işveren sigorta katkı payı, Ar-Ge vergi kredileri ve daha düşük damga vergisi gibi avantajlı uygulamalar sunmak istediği ifade edilmektedir.

Bu uygulama ile Hükümetin, AB mevzuatı nedeniyle daha önce Avrupa Birliği üyesi olduğu dönemde gerçekleştirilemeyen serbest bölge/liman uygulamalarını, Brexit sonrası Birleşik Krallık limanlarında başlatma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır.

 

12.Birleşik Krallık’ın AB Tek Pazarından ve Gümrük Birliğinden Ayrılmasının Ardından Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Kamuoyunda Dile Getirilen Değerlendirmeler

Birleşik Krallık ile AB arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasının 01.01.2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamasının ardından basında çıkan haberlerde, hükümetin İngiliz limanlarından gelen uzun kamyon kuyrukları ve süpermarketlerdeki yiyecek kıtlığı korkularının şimdiye kadar gerçekleşmediği ancak yeni düzenlemelere uyum ile ilgili firmaların birçok problemle karşılaştıkları belirtilmektedir.

Yeni düzenlemeler ile ilgili yaşanan sorunlar esas olarak aşağıdaki konularda toplandığı belirtilmektedir:

12.1. Tarım ve Balıkçılık

Balık gibi taze ürünlerin stoklanamaması ve hayvan ve bitki menşeli ithalatlar için gümrük evraklarının hazırlanmasının zahmetli olması nedeniyle tarım ve balıkçılık endüstrileri yeni ticaret düzenlemelerinden en çok etkilenen sektörler olmuştur.

1 Ocak'tan önce ürünlerini ertesi gün AB'ye teslim etmek üzere kamyonlara yükleyebilen balıkçılar, diğer işlemlerin yanı sıra artık gümrük beyannamelerini doldurmak, yakalama belgelerini ve sağlık sertifikalarını ihraç etmek zorundadırlar.

Özellikle İskoç balıkçılar, Brexit nedeniyle avlarını AB’ye zamanında ihraç etmek için mücadele verirken Başbakanın AB anlaşmasındaki şartları kabul ederek kendilerini yarı yolda bıraktığı konusunda suçlamaktadırlar.

İngiliz hükümeti balıkçılar için 23 milyon Sterlinlik bir tazminat paketi açıklamış ancak yeni ticaret uygulamalarının uzun vadeli etkileri belirsizliğini korumaktadır.

Diğer taraftan İngiliz çiftçiler, AB sınır yetkililerinin ürünün yanlış ihracat sağlık sertifikalarına sahip olduğunu belirterek bazı etleri AB limanlarında bozulmaya bıraktığı için zarar gördüklerinden şikâyet etmiş; İngiliz hükümetinin Temmuz ayına kadar AB'den yapılan ithalata tam sınır kontrolü uygulamama kararı nedeniyle ucuz AB ithalatı tarafından baltalandıklarını ileri sürmüşlerdir.

12.2. AB’den Ürün Satın Alan Tüketiciler

AB'den ürün satın alan İngiliz tüketiciler ekstra maliyetlerle karşılaşmaktadırlar. DHL, DPD ve DB Schenker dahil olmak üzere birçok büyük lojistik şirketi, yeni gümrük evraklarına ve diğer bürokrasiye uyum sağlama işlemleri nedeniyle sınır ötesi teslimat hizmetlerini askıya almak zorunda kalmış ve hizmetler yeniden başladığında bu defa tüketiciler 135 £ 'dan fazla değere sahip mallar üzerindeki katma değer vergisi ile diğer tarifeler ve işlem ücretleri dahil olmak üzere ekstra maliyetlerle karşı karşıya kalmışlardır.

12.3. Kuzey İrlanda

1 Ocak'ta yürürlüğe giren ve Brexit çekilme anlaşmasında yer alan Kuzey İrlanda protokolündeki düzenlemeler dolayısıyla, gıda tedarikçilerinin İngiltere'den Kuzey İrlanda'ya mal sevkiyatında gecikmelerle karşılaşılmış; bazı ürün hatları askıya alınmış ve bu durum bir süre süpermarketlerde boş raflara sebep olmuştur.

Kuzey İrlandalı tüketiciler, bölgenin AB’nin tüm gümrük kurallarına uyacağına dair çekilme anlaşmasındaki protokol nedeniyle, tohum gibi bazı ürünleri Büyük Britanya'dan temin edemediklerinden şikâyetçilerdir.

Kuzey İrlanda Perakende Konsorsiyumu tedarik ve nakliye ile ilgili ilk sorunların çoğunun çözüldüğünü açıklarken diğer yandan hayvan ve bitki ürünlerine ilişkin evrak işlemlerinde ödemesiz üç aylık süre sona erdiğinde neyle karşılaşacaklarını bilemediklerini ve her iki tarafın da esnekliğine ihtiyaç duyacaklarını açıklamıştır.

12.4. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler

İngiltere'deki küçük ve orta ölçekli işletmeler, AB ile yeni ticaret ilişkilerine uyum sağlamak için en çok zorlanan kesimlerden biridir. Zira artan kargo ücretleri ve tarifeler de dahil olmak üzere maliyetler aniden yükselmiş ve AB’deki müşterilere satış yapmaya devam edilip edilmeyeceği sorgulanmaya başlamıştır.

İngiltere'ye getirilen ve daha sonra AB'ye ihraç edilen malların tarifelere tabi olması şirketleri, AB'de dağıtım depoları kurmaya teşvik etmiştir.

Birleşik Krallık'taki birçok küçük işletme, yeni ticaret düzenlemeleri kapsamındaki değişiklikler nedeniyle AB'ye ihracatı geçici olarak durdurduklarını bildirmişlerdir.

5.Hizmet sektörleri Birleşik Krallık-AB serbest ticaret anlaşması gereğince birçok endüstri AB’de faaliyet göstermek için vize ve çalışma izinleri almak zorunda kalacaklardır. Covid-19'un neden olduğu seyahat kısıtlamaları, İngiltere-AB ticaret anlaşmasının profesyonel hizmetler üzerindeki etkisinin anlaşılmasını şu an için engellemiştir.

Konferanslar ve moda dahil olmak üzere İngiltere'deki hizmet endüstrileri AB ülkelerindeki faaliyetlerine katılacak çalışanları için çalışma izni almak zorunda kalacaklardır. Özellikle müzik turnelerinde şarkıcılar için alınacak çalışma izni ile birlikte ekipmanların taşınması için ek bürokrasi yükü müzisyenlerin hükümeti anlaşmada kendilerini ihmal ettiği gerekçesi ile suçlamalarına neden olmuştur.

 

  1. Sonuç ve Değerlendirme

AB ile BK arasında yeni dönemdeki ilişkileri şekillendirecek yeni bir Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 24 Aralık 2020 tarihinde tamamlanmış ve ticarette tercihli muamele 1 Ocak 2021 tarihinde uygulamaya konmuştur.

AB-BK sürecine paralel olarak, ülkemizle BK arasında yürütülen STA müzakereleri de tamamlanmış ve 29.12.2020 tarihinde STA imzalanmıştır. Avrupa Birliği ile arasındaki geçiş döneminin 31.12.2020 tarihinde sona ermesi üzerine gerçekleşen Brexit olgusuna bağlı olarak, artık üçüncü ülke sayılan Birleşik Krallık (İngiltere) ile Türkiye arasındaki ticaretin de yeniden düzenlenmesi amacıyla imzalanan STA 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlanmıştır.

İngiltere ile serbest ticaret anlaşmamız 29 Aralık tarihinde imzalandı, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürütülmeye başlandı ve iş dünyamızın önündeki belirsizlikler ortadan kaldırılarak İngiltere ile olan ticaretimizin herhangi bir aksama olmadan devam edilmesi sağlanmış oldu. Bu süreçte gerek ihracatçılarımız gerekse ithalatçılarımızın bir mağduriyet yaşamaması için geçici uygulamalar ile tüm tedbirler alınmış, tüm senaryolar göz önünde bulundurularak anlaşmalı ayrılık durumu dahil olmak üzere hazırlıklar tamamlanmıştı.

Ticaret Bakanlığı yetkililerimiz bundan sonraki dönemde bu anlaşmanın, İngiltere ile gümrük birliğinden daha öte bir ticari ilişki kurma şansını vereceğini düşünmekte, serbest ticaret anlaşmasının yatırım ve hizmetler alanlarını da kapsaması, tarım sektöründe ise pazara giriş imkânlarının geliştirilmesi yönünde müzakerelere devam edeceklerini ifade etmektedir.

Ticaret Bakanlığımızca STA kapsamında tercihli ticarete konu olacak eşyanın menşeinin ispatı amacıyla kullanılacak belgenin, tüm ihracatçıların fatura veya ilgili bir ticari belge üzerinde kendi kendilerine bulunabilecekleri ve bir makam tarafından onaylanmayacak “menşe beyanı” olduğu, bu amaçla başka bir belge kullanılmayacağı; ayrıca, ilgili menşe kuralları ve işlemlerine ilişkin Yönetmeliğin, STA’nın yürürlüğe giriş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Resmî Gazete’de yayımlanacağı bildirilmiştir.

Ayrıca Bakanlıkça 1 Ocak 2021 tarihi ile söz konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih arasında STA kapsamından gerçekleştirilmek istenen ithalat işlemleri için geçerli bir menşe beyanı ibraz edilmesi halinde, eşyaya ilişkin olarak diğer ülkelere uygulanan kanuni vergi oranı üzerinden teminat alınması koşuluyla işlem tesis edilebileceği, Yönetmeliğin yayımlanması ile bu tür işlemlerin Yönetmeliğe uygunluğu denetlenerek uygun ise teminatın çözülmesi, uygun olmayan durumlarda ise teminatın irad kaydedilmesi yönünde işlem tesis edileceği açıklanmıştır.

STA’nın Türkçe nüshası başlıca 5 bölümden oluşmaktadır.

Bunlar ise; Anlaşma metni, Tarife Listeleri, Menşe işlemleri ve menşe kurallarına ilişkin protokol, menşe kurallarına ilişkin ortak bildiri ve Mutabakat Zaptından oluşmaktadır.

Anlaşma hükümlerinden yararlanacak taraf ülkeler menşeli eşyaya ilişkin temel düzenlemeler Anlaşma eki Menşe Kuralları ile Menşe Prosedürlerine İlişkin Protokol’de yer almaktadır.

Türkiye'den Birleşik Krallığa veya Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye ithalat yaparken tercihli tarifelerden yararlanmak için, ithalatçının eşyanın menşe kurallarına uygun olarak taraf menşeli olduğunu gösteren ve ihracatçı tarafından düzenlenmiş olan “Menşe Beyanı”nı ibraz etmesi gerekmektedir.

Protokolde, Menşe beyanının, menşeli ürünün tanımlanmasına olanak verecek kadar ayrıntılı olması ve fatura veya başka herhangi bir ticari belgede veya bu belgelere ekli olarak düzenlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca tarafların, bir menşe beyanının ihracatçıdan ithalatçıya doğrudan elektronik olarak gönderilmesine izin vereceği ve bu gibi durumlarda elektronik imza veya kimlik kodlarının kullanılacağı belirtilmiştir.

Usulüne uygun bir menşe beyanı, ithalatçı ülke daha uzun bir süre öngörmediği sürece, kural olarak düzenlendiği andan itibaren 12 ay süreyle geçerli olacaktır.

Taraflardan her biri, bir menşe beyanının;

  1. Menşeli eşyanın taraf ülkeye yapılan tek bir sevkiyatına ilişkin olarak, veya;
  2. 12 ayı geçmemek üzere, menşe beyanında belirtilen dönem içerisinde menşeli aynı eşyanın birden fazla sevkiyatına ilişkin olarak,

uygulanmasını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmalarında ilk kez, bir tercihli menşe ispat belgesinin belirli bir dönemde gerçekleştirilecek birden fazla sevkiyatı kapsayacak şekilde düzenlenebilmesine olanak sağlanmış olmaktadır.

Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 50 ila 63’nü fasıllarda yer alan tekstil ürünleri hariç olmak üzere, Avrupa Birliğine üye ülkeler, Norveç ve İzlanda’da yapılan işlem ve işçiliğin Türkiye veya Birleşik Krallık’ta yapılmış sayılmasına olanak sağlayacak hükümler Protokol’de yer almaktadır. “Tam Kümülasyon” olarak kabul edilen bu uygulama, eşyaya tercihli menşe statüsü kazandırmada ihracatçılara kolaylık sağlamaktadır.

03.02.2021 tarihli ve 31384 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7266 Sayılı Kanun ile “Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Serbest Ticaret Anlaşması” uygun bulunmuştur.

Türkiye İngiltere için çok önem arz etmektedir. STA Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır. Artık İngiltere AB nin bir parçası değildir. Dünyanın 5 nci büyük ekonomisidir. 13 ülke ile çok önemli ticari ilişkileri vardır. Bunlardan biri de Türkiye’dir. BK en büyük ikinci pazarımızdır.

İngiltere ile ilişkide bulunan 27 sektörümüz var. Beyaz eşya, otomotiv, elektronik, tekstil, hazır giyim İngiltere ile ticarette ön plandadır.

STA bir devamlılık anlaşması ve çıkarlarımızı koruma anlaşması niteliğindedir. Bu anlaşma sayesinde 10.7 milyar dolarlık vergiyi ödemekten kurtulduk. TR BK ile yaptığı STA ile çok büyük bir başarı örneği vermiştir.

İkili ticarette menşe esaslı ticarete geçilmiş durumdadır. Daha önce Singapur, Güney Kore anlaşmalarında “Menşe Belgesi” uygulamaları yapılmıştı.

Gümrük Tarife Cetvelinin 50-67’nci fasılları haricinde İngiltere’ye yapılacak ihracatlarımızda TEV uygulaması olmayacaktır.

“Sonradan Kontrol” mekanizması hem İngiltere hem de TR tarafında her zaman geçerli bir denetleme mekanizması olarak duruyor.

Anlaşmaya göre taraflar mümkün olan durumlarda kolaylaştırıcı düzenlemeler ve teknolojilerden yararlanan gümrük düzenlemelerini ortaya koyacaklar. Taraflar eşyanın ihracat, ithalat ve transiti ile ilgili gümrük yasaları ve diğer mevzuatın gerektirdiği tüm bilgilerin tek bir elektronik ortamda sunulmasını kolaylaştırma amacıyla Tek Pencere sistemleri geliştirecek.

Anlaşmada yer alan “..gerekli işlemlerin uygun olarak tüm bilgilerin sağlanması ve eşyanın fiziksel muayeneye tabi tutulmayacak olması gümrük idaresine sunulmasından itibaren 48 saat içinde hızlı bir şekilde tesliminin sağlanması..” hususu son derece etkili görülmektedir.

STA’nın en geç 2 yıl sonra yenilenip genişletilmek üzere gözden geçirileceği hükmü yer almaktadır. Ayrıca teknolojilerden yararlanan gümrük düzenlemeleri de yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Ülkemizden İngiltere’ye büyük miktarda ve değerde ihracat yapan ihracatçı firmalarımızın Sonradan Kontrol denetimlerinde sıkıntı yaşamaması adına çok titiz çalışmaları ve menşe beyanlarına azami dikkat etmeleri gerekmektedir. İngiltere menşeli malın AB üzerinden gelmesi halinde İGV alınması hususunda Ticaret Bakanlığımızın gecikmeden bir düzenleme yapması iyi olacaktır.

Birleşik Krallık’ın AB Tek Pazarından ve Gümrük Birliğinden Ayrılmasının Ardından Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Kamuoyunda Dile Getirilen Değerlendirmelerden; AB’den ayrılığın üzerinden geçen bir ay sonrasında önemli ölçüde devreye alınabilmiş olmakla beraber, birçok alanda sorunların bir süre daha devam edeceği görülmektedir.

Ticaret Bakanlığımızın Ülkemiz ile BK arasında yapılan STA’daki özverili çalışmalarını tebrik eder iken, önümüzdeki dönemde ülkemiz lehine olacak başka çalışmalara da imza atmalarını bekler ve dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

  • Ticaret Bakanlığı web sitesi
  • Dışişleri Bakanlığı web sitesi
  • TR-BK arasındaki STA
  • 12.2020 tarihli 3352 Sayılı Karar
  • Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.12.2020 tarihli yazısı
  • BK resmi internet sitesi
  • STA Kapsamı Ticarette Kullanılacak Menşe Beyanı Örneği
  • Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 31.12.2020 tarihli yazısı
  • 02.2021 tarihli 7266 Sayılı Kanun
  • Gümrük Müşaviri Deniz Koyunoğluna verilen cevap
  • https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/genel
  • İstanbul Gümrük Müşavirleri Dernek sitesi
  • C. Londra Büyükelçiliği

 

Savaş ÖZDOĞAN

Gümrük Müşaviri

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

Serbest Bölgelerin Mükelleflere Sunduğu İmkanlar

 

15.06.1985 tarih ve 18785 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1.Maddesinde “Bu Kanun; ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarıyla faaliyet konularının belirlenmesi, yönetimi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları kapsar.”

04.11.1999 tarih ve 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 152. Maddesinde “Serbest bölgeler, Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin uygulanması bakımından, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen; Serbest dolaşımdaki eşyanın, bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir.” Hükümleri yer almaktadır.

Kanun metninin dışında tanım yapmak gerekirse serbest bölgeler; ticari, mali ve ekonomik alanlarda geçerli olan hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için ülkenin diğer bölgelerine oranla daha geniş teşviklerin yer aldığı, ihracatı artırma amacı taşıyan ve ülkenin gümrük bölgesinin dışında sayılan bölgelerdir. Serbest bölgelerin ülkeler özelinde farklı uygulamaları bulunmaktadır. Serbest bölge, serbest liman, serbest ekonomik bölge, gümrüksüz bölge, dış ticaret bölgesi, serbest üretim bölgesi.

Ülkemizde 3218 sayılı “Serbest Bölgeler Kanunu” yürürlüğe girdikten sonra ilk olarak Mersin ve Antalya serbest bölgeleri 1985 yılında faaliyete başlamıştır. Türkiye’de 2021 itibariyle 18 adet serbest bölge bulunmaktadır. 18 adet serbest bölge de 2.734 adet firma faaliyet göstermekte ve 70.808 kişi istihdam  (veriler 31.12.2017 itibariyle) edilmektedir. Serbest bölgeler de yer alan firmalar 21 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yaratmakta ve 8 milyar dolar ihracat gerçekleşmektedirler.

Bölgelerin kurulacağı yerlere, sınırlarına, yerli veya yabancı gerçek tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanı tarafından karar verilir. Yerli-yabancı gerçek veya tüzel kişiler Ticaret Bakanlığı'ndan ruhsat almak kaydıyla serbest bölgede faaliyette bulunabilirler. Serbest bölgelerde, Yüksek Planlama Kurulu tarafından uygun görülen her türlü sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetler yapılabilir. Serbest bölgelerde yapılabilecek başlıca faaliyetler ise şunlardan oluşmaktadır: Üretim, alım-satım, depo işletmeciliği, işyeri kiralama, montaj-demontaj, bakım-onarım, bankacılık, sigortacılık, kıyı bankacılığı, finansal kiralama ve diğer konular.

Dış ticaret hacminin artırılması ve iktisadi katma değerin yaratılması amacıyla serbest bölgelerde faaliyette bulunan/bulunacak gerçek veya tüzel kişilere sağlanan başlıca imkanlar aşağıda sayılmıştır.

  • Vergisel avantajlar;

İmalat şirketleri için kurumlar vergisi istisnası,

Katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi istisnası,

Gümrük vergisi istisnası,

Düzenlenecek evraklar için damga vergisi istisnası,

Emlak vergisi istisnası,

Serbest bölgelerden yurt dışına verilecek belirli lojistik hizmetlerde gelir ve kurumlar vergisi istisnası,

Çalışanlar için gelir stopaj vergisi istisnası (serbest bölgelerde ürettiği ürünlerin FOB bedelinin en az %85’ini ihraç eden şirketler için),

Mülk alım-satımında tapu harcı istisnası,

Her türlü vergiden muaf hazır altyapı.

  • Diğer avantajlar,

Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen gelirler hiç bir izne tabi olmaksızın yurt dışına veya Türkiye'ye serbestçe transfer edilmesi.

AB ve Gümrük Birliği’nin gerektirdiği serbest dolaşım belgelerinin kolay temin edilmesi.

Ürünlerin süre sınırlaması olmaksızın serbest bölgelerde kalması.

İkinci el/kullanılmış makine ithalatı.

Yerli ve yabancı tüm pazarlara erişim ve pazar ihtiyaçlarına göre serbestçe belirlenecek ticari faaliyet imkanı.

AB ve orta doğu pazarlarının yakınında Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki büyük limanlara, uluslararası havaalanlarına, karayolu ağlarına, kültür, turizm ve eğlence merkezlerine yakın yerler faaliyette bulunma. Serbest bölgeler özellikle ihracata dönük üretim yapan firmalara, ara malı ve hammadde temininde kolay tedarik imkânları sunmaktadır.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan yada bulunacaklara tanınan başlıca imkanlar yukarıda sayılmıştır. Bölge de faaliyette bulunacak gerçek veya tüzel kişi mükellefler icra edecekleri faaliyetin belirlenmesinin ardından yararlanabilecekleri detaylı teşviklere erişebilirler.

Kaynak:

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu

4458 Sayılı Gümrük Kanunu

www.ticaret.gov.tr

www.hmb.gov.t

KKDF nedir?

KKDF Mevzuatı'nın Tarihçesi;

1980 öncesinde Türkiye'de ithal ikamesine dayalı bir ekonomi modeli uygulanırken, 1980 sonrasında dışa açılma ile birlikte ihracata dayalı sanayi stratejisi benimsenmiştir.

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu 1980'Ii yıllarla birlikte ortaya çıkan bu ekonomi modeli doğrultusunda ihracatın ve yatırımın arttırılması amacıyla kurulan fonlardan birisidir.

1211 Sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 3098 Sayılı yasayla değişik 40/II-b,c maddesi ile 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 37. ve 40. maddeleri uyarınca;

12 Mayıs 1988 tarihli ve 88/12944 Sayılı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ile "Kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi" amacıyla T.C. Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu" kurulmuştur.

3182 Sayılı Bankalar Kanunu'nun, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ile 23.06.1999 tarihinde yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte, bu Kanunun 20/1-b maddesiyle fon   uygulamasına  devam edilmiştir.

03.07.2011 tarihinde ise Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 4684 Sayılı Kanun ile 4389 Sayılı Bankalar Kanunu  yürürlükten kaldırılmıştır.

Ancak 4684 Sayılı Kanunun Geçici 3/a maddesiyle; kaynak kullanımı destekleme fonu kesintilerinin bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağına ve doğrudan genel bütçeye gelir.

kaydedilmek üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceğine, kesinti oranlarını O'a kadar indirmeye veya 15 puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olduğuna, kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığı'nca vergi gelirlerine ilişkin yetkiler kapsamında takip edileceğine ve  kesintilerin tahsilince 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağına karar verilmiştir.

KKDF uygulamalarına kaynaklık eden 12.05.1988 tarih ve 88/12944 Sayılı Kararnameye ilişkin olarak 26.08.1989 tarihli 20264 Sayılı Resmi Gazete'de Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu hakkında 6 sıra no'lu  tebliğ yayınlanmıştır.

12.05.1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Fonun Kaynakları" başlıklı 3. maddesinin (d) bendine ve 6 Sıra No'lu Tebliğin "Fona Yapılacak Kesintiler" başlıklı 2. maddesinin (d) bendine göre;

Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan  ithalatta  %6 oranında fon kesintisi uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Bedelin ithalattan önce ödendiği Uluslararası ticarette kullanılan ödeme şekillerinden peşin, akreditifli ve vesaik mukabili ödeme şekillerinde ithalat işlemleri üzerinden fon kesintisi yapılmamaktadır.

4684 Sayılı Kanunun Geçici 3/a maddesi gereğince Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu'nun takip ve tahsiline yetkili kurum  Maliye  Bakanlığı gösterilmiştir.

Burada Kanun koyucunun Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta %6 oranında fon kesintisi uygulanacağı hüküm altına alırken %6 oranında fon kesintisini ithalatın "ödeme şekline" bağladığı görülmektedir.

İthalatta "ödeme şekilleri" ise Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu'nun ithalata ilişkin hükümlerine göre Hazine Müsteşarlığı ve T.C. Merkez Bankası tarafından yapılan düzenlemeler ile belirlenmekte olup bu düzenlemeler ile belirlenen ödeme şekli "uluslararası kurallar" ile "bankacılık teamülleri"  çerçevesinde uygulanmaktadır.

Gümrük Vergileri teknik bazı özellikleri nedeniyle VUK'un kapsamı dışında bırakılmıştır.

Gümrük Vergileri 4458 Sayılı Gümrük Kanunu ve buna dayalı olarak çıkarılan Gümrük Yönetmeliği çerçevesinde tahsil edilmektedir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 9. fıkrasında "İthalat  Vergileri"  deyimi;  eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergileri ve eş etkili vergiler olarak tanımlanmış iken 07.07.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve yayımı tarihinden itibaren   3  ay  sonra  yürürlüğe   giren   5911 Sayılı

Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklikle "İthalat Vergileri" deyimi; eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükler olarak tanımlanmıştır.

Başka bir deyişle İthalat Vergileri tanımına mali yüklerde  dahil edilmiştir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nda yapılan bu tanımlama ile "Gümrük Vergileri"tanımı genişletilerek KKDF de mali yük tanımı içine sokulmuştur.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü 2013/39 sayılı 16.08.2013 tarihli Genelgesinde; Gümrük Vergilerinin bir listesinin Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği'nin 1 Numaralı ekinde yer aldığı belirtilerek, KKDF de Uzlaşmaya konu Gümrük Vergileri arasında gösterilmiştir.

11.04.2013 tarihine gelindiğinde ise aynı gün ve 28615 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair" 6455 Sayılı Kanun 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun para cezasına ilişkin 234 üncü maddesindeki "Gümrük Vergisi" ibaresini "İthalat Vergileri" şeklinde değiştirmiştir.

11.04.2013 tarihinden itibaren KKDF İthalat Vergileri kapsamında değerlendirilmiş ve 234 üncü maddede yer alan; noksanlığa isabet eden ithalat vergilerinden başka vergi farkının 3 katı para cezası müeyyidesine tabi tutulmaya başlanmıştır.

Örneğin; ödeme  şekli  vadeli  olmakla  beraber KKDF ödenmeden işelemleri tamamlanan bir Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesine ilişkin olarak hiç alınmamış  KKDF ve 3 katı para cezası alınmaktadır.

Hal böyle iken; KKDF hakkındaki 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Müeyyide Uygulanması" başlıklı 8/d maddesinde KKDF ye ilişkin cezai müeyyide zaten yer almaktadır.

Görüleceği üzere Merkez Bankası'nca ihdas edildiği zamanlardan günümüze değin temelde Kredili işlemlerden alınan bir fon olan ve  para  politikası aracı olarak kullanılmış olan KKDF; zaman içinde Kanunlarda  yapılan  değişiklik  ile,   mali  yük olarak sayılmış ve sonrasında "Gümrük Vergileri" içinde kabul edilmiş ve kendi dayanak Kararında müeyyidesi bulunmakta iken 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'ndaki ithal vergisi yanında 3 kat gibi ciddi miktarlar tutan para cezası söz konusu olmuştur.

KKDF takip ve tahsili konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı Özelge ve Özelge mahiyetinde olmayan yazıları değişik tarihlerde yayınlamıştır.

21.03.2012 tarihli 31047 sayılı  Özelge mahiyetinde      olmayan      Gümrük      ve    Ticaret

2014 yılına gelindiğinde; 16.10.2014 tarihli 29147       Bakanlığı'na muhatap yazısında;

Sayılı Resmi Gazete'de  yayınlanan  2014/6852  Sayılı

"Vadeli İthalatta Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintilerinin Takip  ve  Tahsili  Hakkında  Karar"ın 1 nci Maddesi ile vadeli ithalatda fon kesintilerinin takip ve tahsili münhasıran gümrük idarelerince yapılması ve tespit edilen fon kesintisi farklılıklarına ilişkin 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'ndaki esaslara göre para cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Kararın 3 ncü maddesi ise son derece önem arz etmektedir.

Bu maddeye göre;  Karar hükümlerini Gümrük ve

" ..KKDF kesintisi yapılmadan ithalatın gerçekleşebilmesi için mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde) ihracatçının yurtdışı hesabına transfer edildiğinin yukarıda sayılan belgelerden biri ile gümrük idaresine tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma/şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı..." görüşüne yer verilmiştir.

Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanının yürüteceği     belirtilmektedir.

müştereken  04.12.2014   tarihli   119126    sayılı    Özelge mahiyetinde olmayan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na muhatap ithalat bedeli transferinin ihracatçı dışında yurtdışında  başka  bir  firmaya  yapılması  durumunda Maliye   Bakanlığı'nın    KKDF konusunda   yapmış       KKDF  uygulaması   konusundaki   yazısında yukarıda olduğu düzenlemeler;           bulunan görüşe  tekrar yer verildiği görülmektedir.

06.04.2015      tarihli       709003105-165.01.02(20)­

E.33390 sayılı Genelge ile İran'a uygulanan uluslararası müeyyideler nedeniyle bankacılık sisteminin çalışmadığı İran'dan yapılan ithalatlar için satıcı fırmaların satış faturaları üzerinde transferin yapılacağı firmanın unvanı ve banka hesap bilgilerini ayrıntılı olarak göstermesi ve ithalat bedelini faturada yer alan ihracatçının gösterdiği yurtdışındaki hesaplara gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğini fatura ve ödemeye ilişkin belgelerin ibrazı suretiyle ilgili gümrük idaresine tevsik   edilmesi   kaydıyla   transferin   peşin ödeme

Bu yetki kapsamında 10.04.2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan KKDF Kesintileri Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca  Karar eki Listede yer alan malların kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında KKDF kesintisi oranı % O (Sıfır) olarak tesbit edilmiştir.

Söz konusu Kararname tıpkı Özel Tüketim Vergisinde olduğu gibi Türk Gümrük Tarife Cetveli esas alınarak ayrıntılı olarak hazırlandığı görülmektedir.

kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu             KKDF  kesinti  oranı  O  (Sıfır)  olarak  belirlenen hüküm altına alınmıştır.                                            ürünlerin   51  adet   Fasıl   kapsamı  ürünler olduğu

anlaşılmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 23.6.2015 tarihli ve E.59769 sayılı ithalat bedelinin transferinin ihracatçı yerine faktoring firmasına yapılması durumunda KKDF uygulaması konusundaki yazısında ise ithalat bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçı tarafından belirtilen yurtdışında yerleşik faktoring firmasına transfer edildiğinin gerekli belgeler ile gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmadığı görüşüne yer verilmiş olduğu görülmüştür.

12.08.2015 tarihli ve E.77903 sayılı KKDF'de Netting       (mahsuplaşma)  sistemi   uygulaması hakkındaki yazısında ise Türkiye'de yerleşik grup firmasının diğer ülkelerde yerleşik grup firmalarından gerçekleştireceği ithalata ilişkin ödemenin, NETTİNG sistemi üzerinden gerçekleştirilmesi durumunda, ithalat tutarının tamamının yurtdışına transfer edildiği hususu yazıda anılan gerekli belgeler ile ispat edilmiş olmayacağından gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transferi tevsik edilmeyen ithalat tutarı üzerinden KKDF kesintisi yapılmasının gerekeceği görüşüne yer verilmiştir.

Vadeli İthalatında KKDF Kesintisi Oranı O (Sıfır) Olarak  Belirlenen   Mallara   İlişkin  08.04.2015  tarihli ve  2015/7511 Sayılı Karar;

KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya  Bakanlar  Kurulu yetkilidir.

Bu Kararın 3 ncü maddesinde Karar hükümlerini Maliye  Bakanlığı'nın  yürüteceği belirtilmektedir.

16.10.2014 tarihli 29147 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2014/6852 Sayılı "Vadeli İthalatta Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintilerinin Takip ve Tahsili Hakkında Karar"ın 1 nci Maddesi ile Vadeli ithalatda fon kesintilerinin takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması hüküm altına alınmış ve Karar hükümlerini Gümrük  ve Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanının müştereken yürüteceği belirtilmekte iken, 2015/7511 Sayılı Kararda Karar hükümlerini Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.

Bu noktada vadeli ithalatta KKDF fon kesintilerinin takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması söz konusudur.

Ancak ödeme şeklinin peşin  ithalat  sayılması ya da peşin sayılmayarak vadeli ithalat sayılması gibi ödeme şekline ilişkin ve dolayısıyla KKDF fon kesintisine tabi olup olmaması yönünden nihai kararların verilmesinde yetkili merci  Maliye Bakanlığı olmaktadır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın KKDF konusunda yapmış  olduğu işlemler;

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21.03.2012 tarihli 31047 sayılı Özelge mahiyetinde olmayan Gümrük ve

Gümrükler Genel Müdürlüğü 2011/16 sayılı ve 18.03.2011 günlü Genelgesiyle KKDF kesintisi doğup doğmadığı hususunun gümrük idarelerince değerlendirilmesi için yükümlünün mal bedelini tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde bankaya yatırdığı transfer bildirim formu/banka yazısı ile gümrük idarelerine tevsik etmesinin yeterli olduğunu bildirmiştir.

Gümrükler  Genel  Müdürlüğü  2013/21  sayılı ve

Ticaret  Bakanlığı'na  muhatap  yazısındaki  " ..KKDF    28.06.2013 tarihli Genelgesiyle bankacılık sisteminin

kesintisi  yapılmadan  ithalatın  gerçekleşebilmesi  için   kullanılmadığı   veya   kullanılamadığı   durumlarla mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı sınırlı ve bu ilkelerle yapılan ticarete  mahsus  olmak tarihten önce (gümrük beyannamesinin  tescil  üzere,  ödeme  şeklinin  takas  olarak  beyan  edildiği tarihinden önce  veya  tescil  tarihinde)  ihracatçının  hallerde  Genelgede  belirtilen  şartların  yerine  getir­ yurt dışı hesabına transfer  edildiğinin  yukarıda  ilmesi durumunda  takas  işlemlerinde  KKDF kesintisi sayılan  belgelerden  biri  ile gümrük  idaresine  tevsik  yapılmayacağını bildirmiştir.

edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma ve şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı... "şeklindeki değerlendirilmesinin    göz     önünde   bulundurulması

Gümrükler Genel Müdürlüğü 2013/39 sayılı ve 16.08.2013 tarihli Genelgesiyle 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 6455 sayılı Kanunla değişik 234/1-a maddesinin değişmesi ile ilgili olarak yapılacak işlemler hakkındaki açıklamalara yer vermiştir.

hususunun   Gümrükler   Genel Müdürlüğü'nce  Bölge              Nakit Havuzu (Cash Pooling)I Genel Havuz Hesabı

Müdürlüklerine muhatap 01.10.2012 tarihli ve 20273       /   Dolaylı   Ödeme   ile   çalışan  Uluslararası  Grup sayılı yazıyla  bildirilmiş olduğu görülmektedir.         Sirketlerinin  KKDF kesintisi yönünden durumları;

Uluslararası grup şirketlerinin finansman ihtiyaçlarını öncelikle kendi kaynaklarından kullanarak karşılamaları doğal bir harekettir.

Grubun bir bölümünde ortaya çıkan nakit fazlası grubun diğer taraflarında kullanılabilmesi gerekli vergisel kurallara uyulması şartıyla mümkün bulunmaktadır.

28.02.2008 tarihinde yayınlanan 32 Sayılı Karara ilişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ ile Türkiye'de yerleşik kişilerce yurtdışında pay sahibi oldukları ortaklıklara, yurtdışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine döviz yada Türk Lirası kredi açma imkanı getirilmiştir.

Bu sağlanan imkan ile uluslararası çalışan grup şirketleri nakit havuzu (Cash Pooling)ya da başka bir değimle Genel Havuz Hesabı oluşturmuşlardır.

Ülkemizde faaliyet gösteren Uluslararası grup şirketlerinin başka ülkede bulunan finansman merkezlerince finansal işlemler ülke bazında yapılan Sözleşmeler  ile yürütülmektedir.

Bu noktada çok uluslu şirketin finans merkezince Genel Havuz Hesabı veya Dolaylı Ödeme Sistemi kullanılmaktadır.

Gruba bağlı bir şirketin başka ülkede bulunan diğer bir şirketten yaptığı ithalatın bedeli malı ihraç eden şirket yerine finans merkezine gönderilmektedir.

Finans merkezi ise ithalat beyannamesinin tescil tarihinden önce ya da aynı gün içinde ihracatçı grup şirketi hesabına alacak kaydetmektedir.

İşte bu noktada Maliye Bakanlığı'nca KKDF konusunda çıkarılan Özelge ve Özelge niteliği olmayan yazılar dahilinde uluslararası grup şirketlerinin finans merkezlerince yapılan bu uygulamada ithalat bedeli ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce yada aynı gün finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına alacak kaydedilmesine karşın transfer edilmemiş   kabul  edildiğinden   dolayı   ödeme şekli

peşin ödeme sayılmamakta, vadeli ithalat addolu­ narak % 6 KKDF fon kesintisi uygulanma durumu ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca KKDF Gümrük Vergisi kabul olunduğundan Gümrük Kanunu para cezası hükümleri devreye girmekte ve 234 ncü madde uyarınca asıl tutar yanında KKDF tutarının üç katı ceza uygulanması durumu  ortaya çıkmaktadır.

Ortaya çıkan bu tablo Genel Havuz Hesabı veya Dolaylı Ödeme sistemi kullanan uluslararası firmaların finansman işleyiş yapılarına ters düşmektedir.

Bu uygulama Ülkemizde  faaliyette bulunan dünya çapında tanınmış uluslararası firmaları finans yönetimi bakımından zora sokan  bir  uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaldı ki bu firmalar başka ülkelerde KKDF uygulaması bize has bir uygulama olduğundan bu  tür bir sıkıntı ile karşılaşmamaktadır.

Diğer taraftan; ithal aşamasında gümrük idare­ sine beyan yapılır iken giriş beyannamesinde "ticaretin yapıldığı ülke" ile "eşyanın geldiği ülke" ayırımı yapılmakta iken KKDF uygulamasında kanun koyucu bu defa ithalat bedeli tutarının beyannamenin tescilinden önce/aynı gün içinde ihracatçı firma hesaplarına çok uluslu firmanın başka ülkede bulunan ve finansı yöneten merkezce aktarılmasını ya da alacak kaydedilmesini kabul etmemekte ve bu nedenle genel havuz hesabını kullanan uluslararası firmalar ağır para cezaları ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

SONUÇ;

Aslolan Hazine Müsteşarlığı'nca mevzuatın çıkarılması iken uygulamada Hazine Müsteşarlığı devreden çıkmış, Maliye Bakanlığı GİB KKDF ye ilişkin bağlayıcı karar ve görüş verirken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'da bu  karar ve  görüşler dahilinde  hareket ederek olmuştur.

KKDF Kanunlarda yapılan değişikler ile önce mali yük olarak sayılmış ve sonrasında Gümrük Vergileri içinde kabul edilerek kendi dayanak Kararında müeyyidesi bulunmakta iken 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun para cezası ile ilgili 234 ncü maddesindeki asıl vergi yanında 3 misli cezası söz konusu olmuştur. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ınca KKDF takip ve tahsili konusunda 2012 yılı başından itibaren          konuya  ilişkin     Özelge   ve           Özelge

mahiyetinde olmayan yazılar yayınlanmıştır.

Gelir     İdaresi   Başkanlığı'nın".. KKDF  kesintisi yapılmadan ithalatın gerçekleşebilmesi için mal bedelinin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce veya tescil tarihinde) ihracatçının yurtdışı hesabına transfer edildiğinin yukarıda sayılan belgelerden biri ile gümrük idaresine tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ithalat bedellerinin yurtdışına göndermeksizin ihracatçının yurtiçindeki hesaplarına veya ihracatçı tarafından belirtilen firma/şahısların Türkiye'deki hesaplarına ödenmesinin ihracatçıya transfer olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı..." şeklindeki değerlendirilmesi KKDF uygulamasına yön vermiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ise yukarıdaki görüş/görüşler dahilinde hareket edilmesi hususunda

Gümrük idarelerini bilgilendirmiştir.

2014 yılında yayınlanan 6852 Sayılı Karar ile vadeli ithalatta fon kesintisi takip ve tahsilinin münhasıran gümrük idarelerince yapılması kararlaştırılmış ve Kararın Maliye Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca yürütüleceği kararlaştırıimıştır.

Bu arada 2015 yılında İranla yapılan işlemlerde ve takas yolu ile yapılan işlemlerde KKDF uygulaması konusunda istisnai düzenlemeler yapma gereği ortaya çıkmıştır.

Ayrıca ithalat bedelinin gümrük yükümlüğünün başladığı tarihten önce  ihracatçı  tarafından belirlenen yurtdışındaki faktoring firmasına yapılan transferin gerekli belgeler ile  gümrük  idaresine tevsik edilmesi halinde KKDF kesintisi yapılmasına gerek  bulunmadığı kararlaştırılmıştır

Ve en son 2015 yılınnın ortalarına doğru KKDF uygulamasında Bakanlar Kurulu'na tanınan yetki çercevesinde Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki 51 fasılda yer alan liste kapsamı malların KKDF kesinti oranı O (Sıfır) olarak belirlenmiş ve Karar hükümlerinin yürütülme  yetkisi   Maliye  Bakanlığı'na  verilmiştir.

Ülkemizde faaliyette bulunan dünya çapında tanınmış uluslararası firmaların finans merkezince Cash Pooling / Genel Havuz Hesabı / Dolaylı Ödeme Sistemi kullanılmaktadır.

Gruba bağlı bir şirketin başka ülkede bulunan diğer bir şirketten yaptığı ithalatın bedeli malı ihraç eden şirket yerine finans merkezine gönderilmektedir.

Maliye Bakanlığı'nca KKDF konusunda çıkarılan Özelge ve Özelge niteliği olmayan yazılar dahilinde uluslararası grup şirketlerinin finans merkezlerince yapılan bu uygulamada ithalat bedeli ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce yada aynı gün finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına alacak kaydedilmesine karşın transfer edilmemiş kabul edildiğinden dolayı ödeme şekli peşin ödeme sayılmamakta, vadeli ithalat addolunarak % 6 KKDF fon kesintisi uygulanma durumu  ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde       faaliyette        bulunan       uluslararası firmaların Cash Pooling/Genel Havuz Hesabı/Dolaylı Ödeme Sistemi kullanarak yapmakta olduğu KKDF uygulamasında; gruba dahil bir firmaca başka diğer bir grup firmasından yapılan ithalat bedeli tutarının ithalatçı firmaca beyannamenin tescil tarihinden önce başka ülkede bulunan finans merkezine gönderilerek ihracatçı firma hesabına aynı gün içinde alacak kaydedilmesi ya da transferinin yapılması ve bu durumun gümrük idaresine tevsik edici belgeler ile tevsik edilmesi halinde ithalatın peşin ödeme olarak kabul edilmesinin ve bu yönde KKDF'da gerekli mevzuat düzenlemesi yapılmasının ithalat bedelinden Fon tahsilatı yapma amacına ters düşmeyeceği         ve   böylece günümüz çağdaş uluslararası finans yöntemlerinin iç mevzuatımız ile uyumlu hale getirilmesini sağlayacağı düşünülmektedir.

Öte yandan; bütün bu anlatılanlardan görüleceği üzere halen ismi "Fon" olarak çağrılan ancak Gümrük    Vergisi    statüsü   verilen       KKDF  ve

Netting           (mahsuplaşma)           sistemi uygulamasında kabul görmemiştir.

KKDF uygulamaları      karmaşık  mevzuatı yanında giderek önemini daha da artıracaktır.

YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ SERTİFİKASI NEDİR?

Yetkilendirilmiş Yükümlü SERTİFİKASI, dış ticaret işlemlerinde güvenilebilir kişileri belirleyerek,  bu kişiler üzerindeki kontrolün azaltılması ve kontrol gerektiren diğer işlemlere gümrük idaresinin yoğunlaşmasını sağlamak üzere ortaya çıkmıştır.

Bu çerçevede Yetkilendirilmiş Yükümlü; gümrük yükümlülüklerini yerine getiren, kayıt sistemi düzenli ve izlenebilir olan, mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunan, kendi oto kontrolünü yapabilen  güvenilir  firmalara  gümrük  işlemlerinde bir takım kolaylık ve imtiyazlar tanıyan bir statüdür.

Önemli bir ayrıntıda Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü başvurusu ıçın olmazsa olmaz Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilmiş uygunluk değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenmiş olan 150 9001 ve 150 27001 sertifikalarına sahip olmaktır.

 Bilinmelidir ki;

Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü; ABD, AB, Arjantin, Çin, Japonya, Hong Kong, İsrail, Kanada, İsviçre, Meksika, Norveç vs. 64 ülkede uygulanmaktadır.

108  SORU / FORMU;

Soru formu hazırlanırken firmanın ilgili tüm birimlerinden personelinin katılımı ile, proje Mantığı çerçevesinde form hazırlanmalıdır.

Firmanın tüm birimleri/tesisleri yükümlü statüsü koşullarına uygun olması gerekmektedir.

Sorular yanıtlanırken konu ile ilgili fiili uygulama özet olarak anlatılmalı, anlatımda uygulamanın tali­ mata bağlandığı yazılı usule ilişkin belgelerden söz edilmeli, bu belgelere ekte yer verilmelidir. Sorunun yanıtında, ekli belgenin hangi sayfasının hangi bölümüne atıf yapıldığı açıkça belirtilmelidir. Sorunun "Uygulanamaz" olarak cevaplandırılabilmesi için firmanın kendi durumundan ötürü soruyu karşılayacak usul ve uygulamalara sahip olmasının imkansız olması gerekir. Örneğin, üretim sürecine ilişkin sorular taşımacılar için, eşyaya ilişkin hizmet veriyorsanız şeklindeki sorular ithalatçılar için uygulanamaz niteliktedir. Ayrıca sorular eşya ve kayıt güvenliğine ilişkin olduğundan, soru formunda insan güvenliğini tehlikeye sokacak acil durumlara ilişkin güvenlik kuralları anlatılmamalı,

iş kazalarına ve iş güvenliğine ilişkin hususlara yer verilmemelidir.

Diğer taraftan Tesis güvenliğine ilişkin sorularda firma tesislerinin kendine özgü durumlarına ilişkin bilgi verilerek bu doğrultuda yapılan risk analizi sonucunda ne tür güvenlik tedbirlerinin alındığının anlatılması beklenilmektedir. Firma tesislerinin dış sınırlarının nasıl korunacağına ilişkin kamera sayısı, çit uzunluğu, duvar kalınlığı vb. ile ilgili standart rakamlar yoktur. Firmanın ölçeğine ve risk durumuna göre güvenliğini nasıl sağlayabildiğini, tüm unsurları ile anlatması beklenilmektedir.

Soru Formunda yer alan soruların değerlendirilmesi ise "O", "1" veya "3"  puan üzerinden yapılmaktadır.

Herhangi bir sorudan "O" puan alınması durumunda , firmanın başvurusu RED edilecektir.

1 ila 13'üncü sorular da ise, firmanın  genel tanıtımı ile ilgili bilgiler talep edilmektedir. Firma Sektörü, İşlem Hacmi, İş Yaptığı kuruluşlar gibi. Bu sebepten 1 ila 13'üncü sorular puanlamaya tabi değildir.

YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ SERTİFİKASI AVANTAJ!;

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahipleri, OKSB sahibi firmalara göre, tesislerinde güvenli alan oluşturmaları halinde yüklemiş oldukları araçları Gümrük İdaresine sunmadan direk varış Gümrük İdaresine gönderebilirler. Ayrıca diğer yükümlülere nazaran daha az muayene ve belge kontrolüne tabidirler. Bu da daha hızlı gümrük işlemi yapılacak demektir.

YETKİLENDİRİLMİŞ YÜKÜMLÜ SERTİFİKASI

sahip firmalarda  gümrük kontrolü;

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahip firmalar zannediyorlar ki; artık gümrük kontrolleri ortadan kalkacak. Fakat bu Yönetmelik uygulaması halbuki firmalara daha büyük yükümlülük ve sorumluluklar getirmektedir. Gümrük fiziki olarak ortada görünmüyor olsa da süreçler kayıt altında olduğu için gümrük denetimleri daha etkin bir şekilde sondaj usulü ve sonradan kontrol şeklinde sıklıkla yapılacaktır.

2017 yılı itibariyle Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahibi 46 firma mevcuttur.